Türk Yazarlar

Konu sahibi son olarak 890 gün önce görüldü
Aslı Erdoğan, Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünü bitirdi. Türkiye'de fizik doktorası yaptı ve yurtdışında bu alanda çalıştı. 1994'te ilk kitabı yayımlandı.

1997'de Deutsche Welle'in düzenlediği yarışmada Tahta Kuşlar öyküsüyle birincilik ödülü aldı. Radiakal gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. "Tahta kuşlar" dokuz dile çevrildi. "Mucizevi Mandarin" Fransa'da Actes Sud tarafından basıldı. "Kırmızı Pelerinli Kent" romanı. Norveç; Gyldendal Yayınları'nın Marg -omurilik- Serisi'ne seçildi. Kitabın Fransızca baskısı yine Actes Sud tarafından yapıldı. Romanın bulgarca, almanca, ingiizce, yunanca baskıları hazırlanıyor. Uluslararsı basında pek çok övgüyle adını duyuran yazar; Lire Dergisince "geleceğin 50 yazarı" arasında gösterildi. "Hayatın Sessizliğinde" adlı şiirsel- düzyazı metni 2005 yılında yayınladı. Kitap, Dünya Yayınlarınca düzenlenen yılın kitabı ödülünü kazandı. Hayatın Sessizliğinde metninin bir bölümü Piccolo tiyatrosunda sahnelendi. Ayrıca kitaptan bölümler, dans tiyatrosuna dönüştü. Gazete yazıları ve çeşitli dergilerde çıkan öykülerinin toplandığı iki seçki; "Bir Kez Daha" ve "Bir Delinin Güncesi" adı altında 2006 yılında yayınlandı. Meet bursunu kazanarak, St.Nazere davet edildi. Yurtiçi ve yurt dışı pek çok sergide metinleri yer aldı.

Kitapları
Kabuk Adam 1994
Mucizevi Mandarin 1996
Kırmızı Pelerinli Kent 1998
Hayatın Sessizliğinde 2005
Bir Yolculuk Ne Zaman Biter 2000 (Gazete Yazıları)
Bir Delinin Güncesi 2006 (Denemeler - I)
Bir Kez Daha 2006 (Denemeler - II)
 
Atilla Atalay Atilla Atalay, (doğum 1963 İstanbul)
İTÜ İnşaat Fakültesi İnşaat Mühendisliği mezunu olan Atilla Atalay, 1979 Yılından başlayarak profesyönel mizah yazarı olarak çeşitli dergilerde yazılar yazdı. Gırgır, Fırt, Hıbır Mizah dergileriyle birlikte bir süre haftalık olarak yayınlanan Gazete Pazar'da ve Milliyet Gazetesi Kültür Sanat Eki'nde köşe yazıları yazdı. Mizah dergilerindeki köşeleri Eray ve Sıdıka büyük ilgi çekti. Yazıları halen Leman ve Lemanyak Dergileri'nde sürmektedir.

"Sıdıka" adlı tiplemesi Atıf Yılmaz ve Mahinur Ergun'un yönetiminde Show TV için televizyon dizisi olarak çekildi. Haluk Bilginer ve Zuhal Olcay için yazdığı "Gelecekte İnecek Var" adlı mini tv dizisi ise ATV'de yayınlandı.


Kitapları
1990 Usulcacık
1993 Ebekulak
1994 Sıdıka (Öpücük Balığı/Fabrıga)
1995 Civciv Kutusu
1996 Uyuyamadığım / Düşkovalayan
1996 Menekşe İstasyonu
1997 Yalnızlık Aletleri
1999 Dup Dup Çedene
1999 Eray
2001 Hayaller Kahyası
2003 Ağlama Dolabı
2006 Kişi Başına Bir Yalnız
 
Attila İlhan Hayatı
İlk Gençlik Yılları
15 Haziran 1925'te Menemen'de doğdu. İlk ve orta eğitiminin büyük bir bölümünü İzmir'de, kalanını ise babasının mesleği dolayısıyla gittikleri farklı bölgelerde tamamladı. İzmir Atatürk Lisesi birinci sınıfındayken mektuplaştığı bir kıza yazdığı Nazım Hikmet şiirleriyle yakalanmasıyla 1941 Şubat'ında, 16 yaşındayken tutuklandı ve okuldan uzaklaştırıldı. Üç hafta gözaltında kaldı, iki ay hapis yattı. Türkiye'nin hiçbir yerinde okuyamayacağına dair bir belge verilince, eğitim hayatına ara vermek zorunda kaldı. Danıştay kararıyla, 1944 yılında okuma hakkını tekrar kazandı ve İstanbul Işık Lisesi'ne yazıldı. Lise son sınıftayken amcasının kendisinden habersiz katıldığı CHP Şiir Armağanı'nda Cebbaroğlu Mehemmed şiiriyle pek çok ünlü şairi geride bırakarak ikincilik ödülünü aldı. 1946'ta mezun oldu. İstanbul Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu. Üniversite hayatının başarılı geçen yıllarında Yığın ve Gün gibi dergilerde ilk şiirleri yayımlanmaya başladı. Hukuk Fakültesi’ndeki yüksek öğrenimini yarıda bıraktı. 1948'de ilk şiir kitabı Duvar'ı kendi imkânlarıyla çıkardı.


Paris Yılları
1948 yılında, üniversite ikinci sınıftayken Nâzım Hikmet'i kurtarma hareketine katılmak üzere ilk kez Paris'e gitti. Bu harekette aktif rol oynadı. Fransız toplumu ve orada bulunduğu çevreye ilişkin gözlemleri daha sonraki eserlerinde yer alan birçok karakter ve olaya temel oluşturmuştur. Türkiye'ye geri dönüşünde başı sık sık polisle derde girdi. Sansaryan Han'daki sorgulamalar ölüm, tehlike, gerilim temalarının işlendiği eserlerinde önemli rol oynamıştır. Bir kaç kez gözaltına alındı....


İstanbul - Paris - İzmir Üçgeni
1951 yılında Gerçek gazetesinde bir yazısından dolayı kovuşturmaya uğrayınca Paris'e tekrar gitti. Fransa'daki bu dönem, Attilâ İlhan'ın Fransızcayı ve Marksizmi öğrendiği yıllardır. 1950'li yılları İstanbul - İzmir - Paris üçgeni içerisinde geçiren Attilâ İlhan, bu dönemde ismini yavaş yavaş Türkiye çapında duyurmaya başladı. Yurda döndükten sonra, Hukuk Fakültesi'ne devam etti. Ancak son sınıfta gazeteciliğe başlamasıyla beraber öğrenimini yarıda bıraktı. Sinemayla olan ilişkisi, yine bu dönemde, 1953'te Vatan gazetesinde sinema eleştirileri yazmasıyla başlar.


Sanatta Çok Yönlülük
1957'de gittiği Erzincan'da askerliğini yaptıktan sonra, tekrar İstanbul'a dönüş yapan Attilâ İlhan sinema çalışmalarına ağırlık verdi. Onbeşe yakın senaryoya Ali Kaptanoğlu adıyla imza attı. Sinemada aradığını bulamayınca, 1960'ta Paris'e geri döndü. Sosyalizmin geldiği aşamaları ve televizyonculuğu incelediği bu dönem, babasının ölmesiyle birlikte yazarın İzmir dönemini başlattı. Sekiz yıl İzmir'de kaldığı dönemde, Demokrat İzmir gazetesinin başyazarlığını ve genel yayın yönetmenliğini yürüttü. Aynı yıllarda, şiir kitabı olarak Yasak Sevişmek ve Aynanın İçindekiler dizisinden Bıçağın Ucu yayımlandı. 1968'de evlendi, 15 yıl evli kaldı.


İstanbul'a Dönüş
1973'te Bilgi Yayınevi'nin danışmanlığını üstlenerek Ankara'ya taşındı. Sırtlan Payı ve Yaraya Tuz Basmak'ı Ankara'da yazdı. 1981'e kadar Ankara'da kalan yazar Fena Halde Leman adlı romanını tamamladıktan sonra İstanbul'a yerleşti. İstanbul'da gazetecilik serüveni Milliyet (2 Mart 1982 - 15 Kasım 1987) ve Gelişim Yayınları ile devam etti. Bir süre Güneş gazetesinde yazan Attilâ İlhan, 1993-1996 yılları arasında Meydan gazetesinde yazmaya devam etti. 1996 yılından 2005 yılına kadar köşe yazılarını Cumhuriyet gazetesi'nde sürdürdü. 1970'lerde Türkiye'de tv sinin yayınlarının başlaması ve geniş kitlelere ulaşmasıyla beraber Attilâ İlhan da senaryo yazmaya geri dönüş yaptı. Sekiz Sütuna Manşet, Kartallar Yüksek Uçar ve Yarın Artık Bugündür halk tarafından beğeniyle izlenilen diziler oldu.

İlk romanı Sokaktaki Adam yayımlandığında 10 roman yazmıştı. Bunlar hiç gün ışığına çıkmadı. Attilâ İlhan bunun sebebini bir söyleşide şöyle açıklıyor: "... birçok roman yazdım daha önceden. Ama neden yayınlamadım? Çok akıllıca bir sebebi vardı. Çünkü biliyorum ki yazarlar ilk romanlarında kendilerini anlatırlar. O da romancılık değildir. Günlük tutmaktır." (Düşün, Haziran 1996).

Roman serüvenine başladığında döneminin diğer yazarları daha çok yerel ve kırsal olayları, kişileri işlerken Attilâ İlhan şehir insanını Türkiye'nin yakın dönem tarihini siyasal, ekonomik ve sosyal yanlarıyla ele alan bir yapı içerisinde işliyordu. Sadece İstanbul, İzmir gibi Türkiye'nin büyük şehirlerini, işlediği dönemin yaşam tarzını, ekonomik ve sosyal sorunlarını kahramanlarının gözüyle yansıtmakla yetinmiyor; aynı zamanda, batı kültürünün Türkiye'ye ne şekilde yansıdığını, olumlu ve olumsuz etkilerini, çizdiği karakterlerle ve Avrupa'daki şehirlerle örtüşen bir yapı içerisinde irdeliyordu.


Hazırlık ve Arayış Dönemi
Romanda 'hazırlık ve arayış dönemi' diye nitelendirilebilecek dönemde, yayımladığı Sokaktaki Adam ve Zenciler Birbirine Benzemez'de yazarın Paris'te yaşadığı yıllara ait deneyimlerinin ve gözlemlerinin karakterlere yansıdığı görülür. Yazıldığı yıllarda Türkiye'deki batılılaşma uğruna toplumdan kopan kişilerin bocalamaları Sokaktaki Adam'da ele alınırken, Zenciler Birbirine Benzemez'de Avrupa'da komünist ve anti-komünist mültecilerle karşılaşan, hayal kırıklığına uğramış bir devrimci anlatılır. Her bölümün farklı bir karakterin ağzından aktarıldığı Sokaktaki Adam, Attilâ İlhan'ın edebiyatımıza getirdiği yeni bir söylem olarak alınabilir. Daha sonraki romanlarında da görüleceği gibi, diyalektik bir yaklaşımla işlenen olaylarda kahramanlar güçlü ve zayıf yanlarıyla okura ulaşır; birbirlerini suçlamaz ve okuyucuda önyargı oluşturmazlar. Attilâ İlhan, Zenciler Birbirine Benzemez için bakın neler diyor:" Kitap 'soğuk savaş'ın en belalı döneminde yazıldı, yayınlandı. Çok ikircikli bir sorunu tartışıyordum. Romanın kahramanı, İstanbul'daki ve Paris'teki 'solcu' çevrelerle düşüp kalkıyor, bunlarla ilişkilerini ve tartışmalarını anlatıyordu, her şeyi olduğu gibi yazmak, romanın yayımlanmasından vazgeçmekle eşitti. Bu bakımdan, içeriğine hafif flu bir hava verdim."

Romanın dilinin farklılığını ise yazıldığı dönem içerisinde yoğun Fransızca çalışmasına bağlayan yazar, bazı cümleleri Fransızca düşünüp Türkçe yazmıştır.


Olgunluk Dönemi
Yazarın "olgunluk dönemi" diye tanımlanabilecek edebiyat süreci Kurtlar Sofrası ile başlar. Sokaktaki Adam'da ne istediğini değil, ne istemediğini bilen biri anlatılırken; Zenciler Birbirine Benzemez'de Mehmed-Ali istedikleri ile istemedikleri arasında mütereddit bir karakteri yansıtmaktadır. Oysa Kurtlar Sofrası'nda Mahmud ne istediğini çok iyi bilen bir karakteri çizer. Bu üç romanıyla Attilâ İlhan Türk aydınına farklı açılardan bakar, fikirlerini diyalektik-materyalist bir sentez içinde derleyerek Türkiye için bir sentez önerir- ki sonradan yazdığı beş kitaplık Aynanın İçindekiler serisi de bu zemine oturmuştur-. Bıçağın Ucu, Sırtlan Payı, Yaraya Tuz Basmak, Dersaadet'te Sabah Ezanları ve O Karanlıkta Biz bu seriyi oluşturan romanlar. Her romanda yer alan karakterler, Türkiye'nin tarihinde köşebaşlarını oluşturmuş dönemlere ayna tutan aydınlardır. Tarihi olaylar, politik ve sosyal dengelerle ele alınır. Birbirleriyle bağlantısı olan karakterlerden herbiri bir romanda ön plana çıkar ve olaylar onun gözlemleriyle aktarılır. Bu serinin bütünü irdelendiğinde yine, yazarın Türk aydınına yakın tarihimize bir bakma şansı tanıdığını ve kendi toplumcu-gerçekçi bakış açısıyla önergeler sunduğu görülür.


Politik Araştırma ve Düşünceleri
Attilâ İlhan, vefatından önceki son yıllarını tarih araştırmalarına vermişti. Kendisine, Atatürk'ün eşsiz bulduğu dehasını herkesle paylaşma misyonunu edinmiş, Türkiye'nin yakın tarihi hakkında düşündüklerini çoğunlukla belgelere dayandırarak televizyon ekranından topluma seslenme gereği duymuştu. Milli Mücadele yıllarının hangi şartlarda kazanıldığından ve o dönemin olağanüstü ruh halinden devamlı bahseder, Türkiye'nin olası bir Avrupa Birliği (AB) üyeliğinde egemenliğini AB Devletleri ile paylaşacak olmasına ise şiddetle karşı çıkardı. Batılı devletlerin dostları değil, sadece çıkarları olabileceğini söyler, onların sömürgecilik anlayışlarını hemen her platformda tarih ve belgeleri ile vererek eleştirmekten çekinmezdi. Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılmasına giden süreçte Tanzimat Fermanı'nın çok büyük bir darbe olduğunu düşünür, bu tarihten sonra Osmanlı'nın çözülmesinin hızlandığını söylerdi. Mustafa Kemal'in bilgisi, dehası, yaptığı hareketlerde toplumu hep arkasına alması (teşkilatçılığı) ve yaptığı devrimlere olan hayranlığını her platformda vurgulayan Attilâ İlhan; onun, yaptığı devrimlerde Fransa'yı örnek almasına rağmen Avrupa devletleri ile kurduğu mesafeli ilişkileri her zaman övmekten geri durmadı. Gâzi'nin ölümünden sonra İsmet İnönü'nün batı yanlısı kararlarını ise her zaman eleştirdi. Günümüz aydınlarının çoğunun batı yanlı duruşları olduğunu söyleyip onları halkı tanımamakla eleştirir, eski halkla bütünleşmiş ve millet çıkarları için hareket eden aydın tiplerinin artık yok olma aşamasına geldiğini söylerdi. Üniversite öğrencilerince yapılan eylemlerin bir hedefe varamayacağını, çünkü öğrencilerin iktisadiî üretimde rol almadıklarını söyler, Fransız Devrimi'nin işçi sınıfı tarafından yapıldığından dem vururdu. Türkiye'de işçi sınıfını temsil eden bir siyasî partinin bulunmadığını, bunun gerçek demokrasinin önünde engel olduğunu söyler ama böyle bir partinin bir gün kurulacağını düşünürdü. Halka rağmen yapılacak olan hiçbir şeyin uzun süreli olamayacağını ise her zaman tekrarlamaktan geri durmadı. Anlattığı veya yazdığı olaylara hakim olması, kimsenin kişiliğine saldırmamaya özen göstermesi, onun, her kesimden insan tarafından takdir kazanmasını sağlamıştır.


Ölümü
Attilâ İlhan ilk kalp krizini 1985 yılında geçirdi. Bu tarihten sonra kardiyolojik sorunları devam eden İlhan'ın 2004'ten itibaren sağlık durumu daha da bozuldu. 10 Ekim 2005'te İstanbul'daki evinde geçirdiği ikinci kalp krizi sonucu hayata veda ettiğinde 80 yaşındaydı.


Tüm Eserleri
Müzik Albümleri
An Gelir / Kendi Sesinden Şiirleri (2006)

Şiir kitapları
Duvar (1948)
Sisler Bulvarı (1954)
Yağmur Kaçağı (1955)
Ben Sana Mecburum (1960)
Bela Çiçeği (1961)
Yasak Sevişmek (1968)
Tutuklunun Günlüğü (1973)
Böyle Bir Sevmek (1977)
Elde Var Hüzün (1982)
Korkunun Krallığı (1987)
Ayrılık Sevdaya Dahil (1993)
Kimi Sevsem Sensin (2002)

Romanları
Sokaktaki Adam (1953)
Zenciler Birbirine Benzemez (1957)
Kurtlar Sofrası (1963)
Bıçağın Ucu (1973)
Sırtlan Payı (1974) Yunus Nadi Roman Armağanı
Yaraya Tuz Basmak (1978)
Dersaadet'te Sabah Ezanları (1981)
O Karanlıkta Biz (1988)
Fena Halde Leman (1980)
Haco Hanim Vay (1984)
Allah`ın Süngüleri-Reis Paşa (2002)
Allah`ın Süngüleri-Gazi Paşa (2006) ISBN 975-458-426-5

Öykü
Yengecin Kıskacı (1999)

Deneme-Anı
Abbas Yolcu (1957)
Yanlış Kadınlar Yanlış Erkekler (1985)

Anılar ve Acılar
Hangi Sol (1970)
Hangi Batı (1972)
Hangi **** (1976)
Hangi Sağ (1980)
Hangi Atatürk (1981)
Hangi Edebiyat (1991)
Hangi Laiklik (1995)
Hangi Küreselleşme (1997)

Cumhuriyet Söyleşileri
Bir Sap Kırmızı Karanfil (1998)
Ufkun Arkasını Görebilmek (1999)
Sultan Galiyef - Avrasya`da Dolaşan Hayalet (2000)
Dönek Bereketi (2002)
Yıldız, Hilâl ve Kalpak (2004)
 
Avram Galanti Avram Galanti (4 Ocak 1873, Bodrum - 1961, İstanbul), Yahudi asıllı Türk eğitimci, siyaset adamı ve Türk milliyetçisi. Soyadı Kanunu ile Bodrumlu soyadını almıştır.

1915 ile 1933 yılları arasında Darülfünun'da eğitimci ve profesör olarak çalıştı. 1939 yılında Cumhuriyet Halk Partisi listesinden Niğde Milletvekili seçildi. T.B.M.M. 7. Dönem'de (1943-1946) Atatürk'ün azınlıklar için Mecliste ayırma kararı aldığı kontenjandan bağımsız Ankara milletvekilliği yapmış Yahudi asıllı Türk siyasetçi, gazeteci ve yazardır. Cumhuriyet döneminde milletvekilliği, Kurucu Meclis üyeliği veya senatörlük yapmış 20 azınlıklar mensubu parlamenterden biridir.

Rodos Rüşdiyesi ve İzmir Sultani İdadisi'nden mezun oldu. Rodos'ta öğretmenlik ve adalardaki yahudi ve türk okullarında maarif müfettişliği yapti. Daha sonra İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne katıldı ve cemiyetin aktif ve ileri gelen elemanlarından biri oldu. Akademisyenlik yaptı. Cumhuriyetle birlikte kültürel devamlılığı savunduğu ve Harf ve Dil Devrimlerine karşı çıktığı için üniversite kadrosunun dışında kaldı. 1943 yılında Niğde'den 7. Dönem milletvekili seçildi. 1961 yılında ölmüştür.

Galanti, aynı zamanda yabancı dilde eğitime karşı çıkanların da öncüsüdür. Galanti, bu konuda yazdıkları bağlamında yabancı dilde eğitimi ilk eleştiren ve karşı çıkan kişi olarak bilinir.


Kitapları
Türkçede Arabi ve Latin harfleri ve imla meseleleri (İstanbul, 1925)
Küçük Türk tetebbuları (İstanbul, 1925)
Hamurabi Kanunu (İstanbul, 1925)
Arabi harfleri terakkimize mani değildir (İstanbul, 1927)
Vatandaş, Türkçe konuş! (İstanbul, 19258)
Hitit kanunu (İstanbul, 1931)
Asur kanunları (İstanbul, 1933)
Türkler ve Yahudiler (Gözlem Gazetecilik Basın ve Yayın A.Ş., 1995)
Bodrum tarihi (BOSAV Yayınları, 1996)
Sabetay Sevi ve Sabetaycıların gelenekleri (Zvi-Geyik Yayınları, Ağustos 2000)
Üç Sami kanun koyucu (Anka Yayınları, 2002)
Türklük incelemeleri (Yeditepe Yayınevi, Mayıs 2005)
 
Aydoğan Vatandaş Aydoğan Vatandaş (1974-...) Türk yazar.

1974 yılında İstanbul'da doğdu. İlk ve orta tahsilini İstanbul'da tamamladı. 1988 yılında Deniz Lisesi'ne giren Aydoğan Vatandaş, 1995 yılında Deniz Harp Okulu'ndan ayrıldı. 1995 yılında Aksiyon Dergisi'nde gazeteciliğe başlayan Vatandaş, 1997 yılında TİMAŞ yayınları arasında yayımlanan ve kısa süre sonra toplanan ilk kitabı "Armagedon/Türkiye İsrail Gizli Savaşı" ile dikkatleri çekti. Halen yazarlığa devam etmektedir.


Kitapları
"Armagedon / Türkiye-İsrail Gizli Savaşı"; Aydoğan Vatandaş
"Kod Adı: Kılıçbalığı '11 Eylül Senaryosu'"
"Agharta / Elektromanyetik Savaş Başladı"
"Apokalipse / Kıyametin Gizli Tarihi"
"Asala Operasyonları Aslında Ne Oldu?"
"Kuru Kafa ve Kemik Tarikatının Gizli Tarihi"
"HAARP Kıyamet Teknolojisi"; Aydoğan Vatandaş
"Ezoterika Gizli Cemiyetler"; Aydoğan Vatandaş
"Kızıl Tarikat Tokyo - Moskova - Washington Üçgeninde Kıyamet Silahları"; Aydoğan Vatandaş
 
Ayhan Hünalp Ayhan Hünalp, Türk şair, yazar ve gazeteci. 1927 yılında Bitlis 'te doğdu. Babası Cihangirli süvari subayı Nurettin Bey, annesi Kadıköylü Hayriye Hanım'dır. Babasının dürüstlüğünü "Atının mahmuzlarını bile demirbaştır diye, eli yanar bahanesiyle oğluna elletmeyen Cihangirli mülâzım-ı evvel Nurettin Efendi" diye anlatır. 1953 yılında Ankara Üniversitesi "Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi" Türkoloji bölümünden mezun olmuştur.


Sanat ve Edebiyat Hayatı
1943-1947 yılları arasında İstanbul Ekspres Gazetesi'nin Ankara muhabirliğini yaptı. Aynı dönemde Ankara Radyosu'nun ünlü Ayşe Abla Çocuk Kulübü'nün temsillerinde rol aldı. Bunlardan en ünlüleri; üçer kez rol aldığı "Vatan Fedaileri" ve "Çalışan Kazanır" adlı radyofonik oyunlardı. 1947-1950 yılları arasında Ulus Gazetesi ve Akşam Haberleri'nde çalıştı. 1950-1953 yıllarında Kaynak Dergisi'nde yazı işleri müdürlüğü, 1955-1960 yıllarında o devrin ünlü Tercüman Gazetesi 'nde siyasi muhabirlik, röportaj yazarlığı, köşe yazarlığı, sanat sekreterliği, istihbarat şefliği gibi görevlerde bulundu. 1960-62 arasında İstanbul Radyosu ile Kıbrıs Radyosu'nda "Türk Yazarlardan Örnekler" programını hazırladı. 1963-1965 yıllarında Hürriyet Gazetesi'nde istihbarat şefliği yaptı. Son Saat Gazetesi'nde çalıştı. Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu'nun basın sekreterliğini yaptı. 1966-1990 yılları arasında Şişecam Genel Müdürlüğü basın müşavirliği ve Şişecam Dergisi Yazı işleri müdürlüğü yaptı. Uzel Makina Sanayii ve Türkiye Gemi Mühendisleri Odası'nda basın, yayın, dizayn müşaviri görevlerinde bulundu. İstanbul Gazeteciler Cemiyeti'nin 1960 yılındaki yarışmasında "Tanrı'yı Dolandıran Dindarlar" adındaki fıkrayla ikincilik ve 1962'de Varlık Dergisi'nin yarışmasında "Tutsakların İhtilâli" ile ikincilik kazandı. Bunların dışında yine mesleğiyle ilgili çeşitli yarışmalarda yedi kez birinci oldu. 1968 yılında 25 yılını tamamlayarak Basın Şeref Kartı aldı. Denizaltı ile dalan ilk Türk Gazetecisi ünvanını aldı. Şiirleri; İngilizce, Romence, Arapça ve Sırpça'ya çevrildi. 1955'te yazdığı ünlü "Teğmenim" şiiri Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nın müzelerine kondu. Anne tarafından; "Ah! O Eski Yıllar", "Almilâ'ya", "Af", "Yedi Gibiydi Yaşım, Sekize Girmiş miydim?" gibi ünlü şiirlerin şairi yazar Günay Tulun ile akraba olan Ayhan Hünalp hâlen İstanbul Gazeteciler Cemiyeti'nin Bizim Gazetesi'nde köşe yazarlığı görevini yürütmektedir.


Eserleri
Üç Otuz Para (Şiirler-1950), Küçük Istasyonlar (Sineroman-1953), Vapur Düdükleri (Sineroman-1962), Bir Martı Öttü (Şiirler-1963), Üç Otuz Para (Şiirler-İkinci baskı-1968), Dağlara Giden Yollar (Anılar-1974), Uzak Maviler (Şiirler-1973), Şarkısız Dünyaların Orkinosları (Sineroman-1977), Islak Kanatlı Kuşlar (Sineroman)...
 
Ayten Durmuş Ayten Durmuş (1966, Nevşehir), Türk kadın yazardır.

Nevşehir'de ilk ve orta öğrenimi gören yazar, Selçuk Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde eğitim gördü. 7 yıl (1992-1997 arası) Nevşehir'de öğretmenlik yaptı. Bu süre içinde çeşitli makaleleri yayınlandı. İstifa etti ve ilk kitabı "Eşiniz Sİzden Ne İster?" 2000 yılında Nesil Yayınları tarafından yayınlandı. Daha sonra sırayla Geçimsizliğin Çözümü Var, Hayatın Önsözü, Çocuklarınız Sizden Ne ister, Çocuğumun Mutluluğu İçin ve Ergenlik Dönemi kitapları yayınlandı
 
Ayşe Kulin Eserleri
Güneşe Dön Yüzünü, (öykü kitabı), 1984.
Bir Tatlı Huzur, (biyografi), 1996.
Adı: Aylin, (biyografik roman), 1997.
Geniş Zamanlar, (öykü kitabı), 1998.
Foto Sabah Resimleri, (öykü kitabı), 1998.
Sevdalinka, (roman), 1999.
Füreya, (biyografik roman), 2000.
Güneşe Dön Yüzünü, (öykü kitabı), 2000.
Köprü, (roman), 2001.
Nefes Nefese, (roman), 2002.
İçimde Kızıl Bir Gül Gibi, (deneme), 2002.
Babama, (şiir kitabı), 2002.
Kardelenler, (araştırma), 2004.
Gece Sesleri, (roman), 2004.
Bir Gün, (roman), 2005.
 
Azad Ziya Eren Azad Ziya Eren, 27 Ekim 1976, Diyarbakır'ın eski adıyla Pasur şimdiki adıyla Kulp kasabası doğumlu şair ve yazardır. Dicle Üniversitesi, Biyoloji bölümü mezunudur. Mezun olduktan sonra öğretmenlik yapmış ve çeşitli dergi, gazete ve eklerde şiir ve yazıları yayınlanmıştır.

Şair, yazar, Azad Ziya Eren, 27 Ekim 1976'da Diyarbakır'da doğdu. Öğretmen olan anne ve babasının görevleri nedeniyle, İlkokulu Çorum’da, ortaokulu Antep’te, liseyi Diyarbakır’da tamamladı. Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi Biyoloji Bölümü’nü bitirdi(1997-2001). Mardin’in Mazıdağı ilçesi Sakızlı dağ köyünde ilkokul öğretmenliği yaptı (2002-2003). 1997’den bu yana, edebiyat ve sanat dergilerinde (Kitap-lık, P Dergisi, Yasak Meyve, E Kültür Edebiyat, Yaratım, Evrensel Kültür, Üç Nokta, vs), gazete ve kitap eklerinde (Radikal Kitap, Cumhuriyet Kitap, Evrensel Kitap, Akşam-lık,) şiir, deneme, araştırma, anlatı ve şiir-resim eleştirileri yayımlanmıştır. 1999 Aralık ayında “Karen” adlı şiir kitabı, 2004 Şubat ayında “Sakızköy Günceleri” adlı anı-yaşantı kitabı yayımlandı. Ulusal yayımlanan “Pitoresk” Sanat Dergisi’nin genel yayın yönetmeni ve Diyarbakır’da öğretmen.


Le poète et écrivain Azad Ziya Eren est né le 27 octobre 1976, à Diyarbakir. Grâce aux fonctions de ses parents qui étaient enseignants, il a étudié l’école primaire à Corum, l’école secondaire à Antep et a achevé le lycée à Diyarbakir. Il a terminé la section de biologie de la faculté pédagogique de Dicle (1997-2001). Il a travaillé comme enseignant à l’école primaire du village de la montagne de Sakizli, qui se trouve lié à la sous-préfecture de Mazidagi-Mardin (2002-2003). Depuis 1997 jusqu’ à nos jours, ses critiques sur les dessins et poèmes et ses récits, recherches, esquisses, poèmes ont été publiés dans les revues de littérature et d’art (Kitap-lık(bibliothèque), Yasak Meyve (fruit interdit) E Kültür Edebiyat ( E culture et littérature), Yaratım (investissement), Evrensel Kültür (Culture universelle), P dergisi (la revue P), Uc Nokta( le point extrême), etc.), les annexes de livres et de journaux (Radikal Kitap (Livre Radikal), Cumhuriyet Kitap (Livre Républicain), Evrensel Kitap (Livre universel), Akşam-lık (pour le soir). Au mois de décembre de l’année 1999, a été publié son livre de poème intitulé “Karen” et au mois de février 2004, son livre sur sa vie et ses souvenirs, intitulé “Sakızköy Günceleri (Les quotidiens du village de Sakiz)”. Il est enseignant à Diyarbakir et directeur de l’édition générale de la revue d’art “Pitoresk (Pittoresque)” publiée à l’échelle nationale.


Auther and poet, Azad Ziya Eren, was born in 27 October 1976 in Diyarbakır. Because his parents were teachers at that time, he finished primary school in Çorum, then secondary school in Antep and then high school in Diyarbakır. He graduated from biology section in Dicle University(1997-2001). He worked as a teacher in a primary school in Sakızlı, a mountain village in Mazıdağı, Mardin(2002-2003). Since 1997 up to know, his critics about poetry, essay, poem and art has been published in literature and art magazines(Kitap-lık, Yasak Meyve, E Kültür Edebiyat, Yaratım, Evrensel Kültür, P Dergisi, Üç Nokta…) in newspapers and book brochures(Radikal Kitap, Cumhuriyet Kitap, Akşam-lık,…). In 1999 December, his first poetry book “Karen” and in 2004 February his another book, “Sakızköy Günceleri” memory and life were published. He is now Senior director of the national art magazine “Pitoresk”. He is a teacher in Diyarbakır at the moment.





Kitapları
Karen - Şiir, 1999
Sakızköy Günceleri - Anı, 2004
Isoléopard/Les Poemes/Libre Entreprise - Şiirler, 2007
Odelon Redon üstüne /Deneme/Libre Entreprise - Deneme, 2007
Fernando Pessoa üstüne/Çözümleme/Libre Entreprise - Çözümleme, 2007
 
Aziz Nesin Aziz Nesin (asıl adı Mehmet Nusret) (d. 20 Aralık 1915 - ö. 5 Temmuz 1995) Türk mizah, kısa öykü, tiyatro oyunu ve şiir dallarında pek çok yapıtı bulunan mizah yazarı.

Öğrenim hayatı
1925'te İstanbul Süleymaniye'deki adı daha sonra İstanbul 7. İlkokul olarak değiştirilecek olan "Kanuni Sultan Süleyman İptidai Mektebi'nin 3. sınıfına girdi. İki yıl Darüşşafaka Lisesi'nde okuduktan sonra, 1935'de Kuleli Askeri Lisesi'ni, 1937'de Ankara'da Harp Okulu'nu bitirip asteğmen oldu. Son olarak 1939'da Askeri Fen Okulu'nu bitirdi. Bu dönemde bir yandan da Güzel Sanatlar Akademisi Süsleme Bölümü’ne devam etti. Bir röportajında ona bu eğitim hayatının ‘Fikri takip’ dedikleri şeyi getirdiğini belirtmiştir. Yaşamı boyunca sürdürdüğü ciddiyet ve iş disiplinini aldığı askeri eğitime borçludur.


Çalışma hayatı
Çalışma hayatı aslen Ankara Harp Okulu'nu bitirmesinin ardından asteğmen rütbesiyle orduya katılmasıyla başlamıştır Nesin'in. Ardından da subay olarak Anadolu ve Trakya’nın çeşitli yerlerinde görev yapacaktı.

1941'den başlayarak 2. Dünya Savaşı yıllarında 2 yıl Trakya'da çadırlı ordugahta görev yaptığı bilinir. 1942'de Erzurum Müstahkem Mevkii İstihkam Taburu Bölük Komutanlığı'na atandı ve bir bomba kazasında yaralandı. Erzincan'da depremde yıkılmış bir cephaneliğin boşaltılmasıyla görevlendirildi. 1944'de Ankara'da Harp Okulu'nda açılan ilk tank kursuna katıldı. Aynı yıl Zonguldak'ta uçaksavar top mevzileri yaptırmakla da görevlendirilecek ve üsteğmen rütbesindeyken “görev ve yetkisini kötüye kullandığı” suçlamasıyla askerlikten uzaklaştırıldı.

Askerlikten ayrılmasının ardından bir süre bakkallık, muhasiplik gibi işler yaptı. 1945 yılında ise gazeteciliğe başladı. Önceleri Sedat Simavi’nin çıkardığı “Yedigün” dergisine girdi; daha sonra Karagöz gazetesinde de yapacağı gibi redaktörlük ve yazarlık yaptı. Aynı yıllarda profesyonel olarak oyun yazarlığı yaptı ve Tan gazetesinde köşe yazarlığına başladı. 4 Aralık 1946'da bir grup üniversite gencinin Tan gazetesini yakması üzerine, sekiz sayı süren, “Cumartesi” adlı haftalık magazin dergisini çıkaraya girişti. Bu dergi denemesi de sonlanınca, “Vatan” gazetesinde çalışmaya başladı. Aynı yıl, ilk bağımsız yapıtı olan "Parti Kurmak Parti Vurmak" adlı 16 sayfalık broşürü de yayımlanmıştı.

1946'da Sabahattin Ali’yle birlikte “Markopaşa” mizah gazetesini çıkardı ve büyük ses getirdi. Dergi dönemin politikacılarını ve tiplemelerini sözünü esirgemeden eleştirmeyi bilmiş, tüm baskıların ve defalarca kapatılmasının getirdiği zor koşullara karşın ulaştığı satış rakamlarına ulaşmıştır. Ancak davalar ve suçlamalar dergi yazarlarına epeyi zor dönemler yaşatmıştır. Nitekim yeni adlarla sürdürmeye çalıştıkları "Markopaşa" ekolünün hararetle eleştirdiği Amerikan yardımının Türkiye üzerindeki emellerine değindiği henüz yayınlanmamış olan “Nereye Gidiyoruz?” adlı yazısı nedeniyle; 12 Ağustos 1947’de on ay ağır hapis ve üç ay on gün de Bursa’da “emniyet-i umumiye nezareti” altında bulundurulma cezasına çarptırıldı.

İkinci kitabı Azizname’yi 1948’de çıkardı. Taşlamalardan oluşan bu kitap için İstanbul 2.Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldı. 4 ay tutuklu olarak süren dava sonunda mahkumiyet almadı; ancak 1949 yılında İngiltere Prensesi Elizabeth, İran Şahı Rıza Pehlevi, Mısır Kralı Faruk birlikte Ankara’daki elçilikleri aracılığıyla Türkiye Dışişleri Bakanlığı’na resmen başvurarak, bir yazısında kendilerini aşağıladığı iddiasıyla aleyhine dava açınca 6 ay hapse mahkum edildi.

1952'de İstanbul'da Levent'te bir dükkan kiraladı ve Oluş Kitabevi'ni açtı; Levent sakinlerine gazete dağıtma işini sürdürmekle beraber, iki küçük çocuğunun geçimini sağlayamayınca, 1953'de Beyoğlu'nda bir ortağıyla "Paradi Fotoğraf Stüdyosu"'nu kurdu. 1954'te Akbaba dergisinde takma adlarla öyküler yazmaya başladı. Zira edebiyat hayatında iki yüze yakın takma ad kullanmıştır.

1955'de 6-7 Eylül faciası olarak tarihimize gelen İstanbul'daki azınlıkların ev ve dükkanlarının korkunç yıkımına suçlu aranmaya başlanmıştı. Aziz Nesin de suçlu olarak Sıkıyönetimce tutuklandı.

Dolmuş”, (1955); “Yeni Gazete” (1957), “Akşam” (1958), “Tanin” (1960), “Günaydın” (1969), “Aydınlık” (1993) gibi dergi ve gazetelerde yayımlanan gülmece öyküleri, röportajlar ve fıkralarla Çağdaş Türk edebiyatının tanınmış ve en verimli kalemlerinden biri durumuna geldi.

1956'da Kemal Tahir’le birlikte Düşün Yayınevi’ni kurdu. 1958’de “Dolmuş-Karikatür” dergisi ile birleşerek 1963'e dek yayıncılığı tek başına sürdürdü. Bir yandan da Yeni Gazete, Akşam ve Tanin'de günlük köşe yazıları yazdı. 1962'de 42 sayı yaşayacak olan “Zübük” adlı mizah dergisini çıkardı.

1956 yılında İtalya’da (Bordighera’da) yapılan ve 22 ülkenin katıldığı Uluslararası Gülmece Yarışmasında ilk ödülü olan Altın Palmiye’yi ‘Kazan Töreni’ adlı öyküsüyle kazandı. Ertesi yıl aynı ödülü ‘Fil Hamdi’ adlı Öyküsüyle ikinci kez kazandı. İlk ödülünü 1960 yılında devlet hazinesine bağışladı.

Yayınevinin Şubat 1963’te yanması üzerine, yazarlığı tek uğraş edindi. İlk kez 1965 yılında -ancak elli yaşındayken bu hakkı elde edebilmişti- bir pasaport alabildi. Berlin ve Weimar'daki Antifaşist Yazarlar Toplantısı'na davetli olarak katıldı. Altı ay süren bu ilk yurtdışı gezisinde, Polonya, Sovyetler Birliği, Romanya ve Bulgaristan'a gitti.

Nesin, 1966'da Bulgaristan'da yapılan uluslararası gülmece yarışmasında birincilik ödülü olan Altın Kirpi'yi "Vatani Vazife" adlı öyküsüyle kazandı. 1968'de Milliyet Gazetesi'nin açtığı Karagöz oyunu yarışmasında "Üç Karagöz" oyunuyla birincilik ödülü aldı.

1969'da Moskova'da yapılan uluslararası gülmece yarışmasında "İnsanlar Uyanıyor" adlı öyküsüyle Krokodil birincilik ödülü, 1970'de de Türk Dil Kurumu'nun oyun ödülünü "Çiçu" adlı oyunuyla kazandı

1972’de Nesin Vakfı’nı kurdu. Vakıf’ta, her yıl belirli sayıda alınan kimsesiz ve yoksul çocukların bakım ve eğitimlerini üstlendi.Kitaplarının tüm gelirini vakfa bıraktı.

1976-1980 arasında her yılın edebiyat ürünlerinden seçmelerin bulunduğu "Nesin Vakfı Edebiyat Yıllığı"'nı çıkardı. 1974'de Asya-Afrika Yazarlar Birliği'nin Lotus ödülünü kazanan Nesin, 1975 Lotus ödülünü almak için Filipinler'in başkenti Manila'da yapılan törene katıldı. 1976'da Bulgaristan'da Gabrovo kentinde düzenlenen gülmece kitabı uluslararası yarışmasında birinciliği elde ederek Hitar Petar ödülünü kazandı. 1977'de Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanı seçilen Nesin, bu göreve uzun yıllar devam etti.

1978'de "Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz" adlı romanıyla Madaralı roman ödülünü kazanırken, 1982'de Vietnam'daki Asya-Afrika Yazarlar Birliği toplantısından dönüşte Moskova'da kalp hastalığından hastaneye kaldırılan Nesin, "Kalp Hastalıkları Araştırma Merkezi"nde bir ay kalarak tedavi gördü.

1983'de Amerika Birleşik Devletleri'nde Indiana Üniversitesi'nin düzenlediği uluslararası toplantıya çağrılan Nesin, pasaportu geri alındığı için bu toplantıya katılamadı.

20 Aralık 1984'de Şan Sinema Salonu'nda 70. doğum günü töreni yapıldı. 1984'de Aydınlar Dilekçesi girişiminde bulundu. 1985'de Ekin A.Ş'nin kurulması girişiminde bulundu. Aynı yıl, İngitere'de PEN Kulüp onur üyeliğine seçildi ve TÜYAP'ın düzenlediği "Halkın Seçtiği Yılın Yazarı" ödülünü kazandı.

Nesin, 1989'da "Demokrasi Kurultayı"nın toplanmasında etkin görev aldı ve oluşturulan "Demokrasi İzleme Komitesi"nin iki başkanından biri oldu. Aynı yıl, Sovyet Çocuk Fonu'nun ilk kez verilen "Tolstoy Altın Madalyası"na değer görüldü.

19 Mart 1990'da Ankara Sanat Kurumu'nda 75. yaşını kutlayan Nesin, 2 Temmuz 1993'de Pir Sultan Abdal etkinliklerine katılmak üzere Sivas'a gitti. 37 aydının yaşamını yitirdiği Madımak Oteli katliamından sağ kurtuldu.

Yazar, söyleşi ve imza günü için gittiği Çeşme Alaçatı’da, (Sivas Katliamı"nın 3. yıldönümünden 3 gün sonra) 5 Temmuz’u 6 Temmuz’a bağlayan gece sabaha karşı geçirdiği kalp kriziyle yaşama veda etti. Cenazesi Çeşme Cumhuriyet Savcısı’nın isteğiyle otopsi yapılmak üzere 6 Temmuz’da İstanbul Çapa Tıp Fakültesi’ne getirildi. 7 Temmuz 1995’de vasiyeti gereği hiçbir tören yapılmaksızın ve yeri belli olmayacak şekilde Çatalca’daki Nesin Vakfı’nın bahçesine gömüldü. Ardında 80 yıllık mücadele, sayısız başarı ve "Nesin Vakfı"'nı bıraktı.


Başlıca yazım biçimleri
Aşağıda, Aziz Nesin'e özgü başlıca yazım biçimleri verilmiştir.

-beri, -buçuk, aradabir, arasıra, arayer, azbiraz, azçok, azkaldı, azkalsın, başüstüne, beribenzer, bibakıma, bibaşına, biçok, bidolu, bigün, bikaç, bikez, birara, birarada, birdenbire, biriki, bisüre, bisürü, bişey, bitakım, bitane, bitek, bitürlü, biyana, biyer, buyüzden, candarma, cıgara, çokaz, enaz, ençok, epiy, fotograf, gülegüle, hangibir, herhangibiri, herneyse, herşey, hertürlü, heryan, heryer, herzaman, hiçbişey, hiçkimse, hoşgeldin, hoşbulduk, Istanbul, ikidebir, işgören, kıravat, kimbilir, nağra, pekaz, pekçok, sağol, Sıvas, tiren, yada ve yazıyla gösterilen her sayı bitişik.


Eserleri

Hikayeleri
Geriye Kalan (1948)
İt Kuyruğu (1955)
Yedek Parça (1955)
Fil Hamdi (1955)
Damda Deli Var (1956)
Koltuk (1957)
Kazan Töreni (1957)
Toros Canavarı (1957)
Deliler Boşandı (1957)
Mahallenin Kısmeti (1957)
Ölmüş Eşek (1957)
Hangi Parti Kazanacak? (1957)
Havadan Sudan (1958)
Bay Düdük (1958)
Nazik Alet (1958)
Gıdıgıdı (1959)
Aferin (1959)
Kördöğüşü (1959)
Mahmut ile Nigar (1959)
Gözüne Gözlük (1960)
Ah Biz Eşekler (1960)
Yüz Liraya Bir Deli (1961)
Bir Koltuk Nasıl Devrilir (1961)
Biz Adam Olmayız (1962)
Sosyalizm Geliyor Savulun (1965)
İhtilali Nasıl Yaptık (1965)
Rıfat Bey Neden Kaçınıyor (1965)
Yeşil Renkli Namus Gazı (1965)
Bülbül Yuvası Evler (1968)
Vatan Sağolsun (1968)
Yaşasın Memleket (1969)
Büyük Grev (1978)
Hayvan Deyip Geçme (1980)
70 Yaşım Merhaba (1984)
Kalpazanlık Bile Yapılamıyor (1984)
Maçinli Kız için Ev (1987)
Nah Kalkınırsın (1988)
Anıtı Dikilen Sinek Mahmut İle Nigar


Romanları
Kadın Olan Erkek (1955)
Gol Kralı Sait Hopsait (1957)
Erkek Sabahat (1957)
Saçkıran (1959)
Zübük (1961)
Şimdiki Çocuklar Harika (1967)
Tatlı Betüş (1974)
Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz (1977)
Surname (1976)
Tek Yol (1978)

Anıları
Bir Sürgünün Hatıraları (1957)
Böyle Gelmiş Böyle Gitmez (1. bölüm 1966, 2. bölüm 1976)
Poliste (1967)
Salkım Salkım Asılacak Adamlar (1987)
Rüyalarım Ziyan Olmasın (1990)

Masalları
Memleketin Birinde (1953)
Hoptirinam (1960)
Uyusana Tosunum (1971)
Aziz Dededen Masallar
La Fontaine'nin Yazamadığı Masal

Taşlamaları
Azizname (1970)

Fıkra kitapları
Nutuk Makinası (1958)
Az Gittik Uz Gittik (1959)
Merhaba (1971)
Suçlanan ve Aklanan Yazılar (1982)
Ah Biz Ödlek Aydınlar (1985)
Korkudan Korkmak (1988)

Gezi notları
Duyduk Duymadık Demeyin (1976)
Dünya Kazan Ben Kepçe (1977)

Oyunları
Biraz Gelir misiniz (1958)
Bir Şey Yap Met (1959)
Toros Canavarı (1963)
Düdükçülerle Fırçacıların Savaşı (1968)
Çiçu (1970)
Tut Elimden Rovni (1970)
Hadi Öldürsene Canikom (1970)
Beş Kısa Oyun (1979)
Bütün Oyunları (Adam Yayınları) (1982)

Şiirleri
Sondan Başa (1984)
Bağışla (1986)
Kendini Yakalamak (1988)
Hoşçakalın (1990)
Sivas Acısı (1995)
En Uzun Maraton
Kimin Var ki

Konuşmaları
İnsanlar Konuşa Konuşa (1988)
Çuvala Doldurulmuş Kediler (1995)
 
Aşkın Güngör 1972 yılında İstanbul'da doğan Aşkın Güngör'ün yayıncılık yaşamı 1990 yılında Alfa Yayınları'nda başladı. 1994 yılında Necattin Sinanç tarafından kurulan Galaksi Yayınları'nda devam etti. Bu kurumlarda editörlük, redaktörlük, kaligraflık, karikatüristlik, çizgi roman ressamlığı, metin ve öykü yazarlığı yaptı.

İlk şiir kitabı Ben Bir Kediyim 1993 yılında yayımlandı. Aynı yıl, SHP'nin düzenlediği İnsan Hakları konulu öykü yarışmasında Ve İp Gerildi adlı eseri birincilik ödülüne değer bulundu.

1994 - 99 yılları arasında Darkwood Sakinleri Çizgi Roman Kültürü ile Atılgan Bilimkurgu adlı dergilerde yazar - çizerlik görevlerine devam eden Güngör, BU Yayınevi 1996 yılı Çocuk Edebiyatı Roman Yarışması'nda Düşler Diyarı adlı eseriyle Jüri Teşvik Ödülü aldı. Adı geçen kitap 2006 yılına dek 44 baskı yaptı. Bilimkurgu romanları olan Gohor Cam Kent' ile Gohor Kurtlar Yolu 2003'de, Aykolik adlı romanı 2005'te aynı yayınevi tarafından yayımlandı.

2002'de yayımlanan İM Yayınları'na ait Türk Bilimkurgu Öyküleri serisinin 1. kitabında Gökkuşağı Uzayı adlı öyküsüyle yer aldı.

Tudem Kültür Yayınları'ının 2004 Masal Yarışması'nda Sevgiyi Arayan Kardan Adam adlı çalışmasıyla 3.'lük ödülüne değer bulundu.

Türkiye Bilişim Derneği'nin düzenlediği, Zühtü Bayar, Bülent Akkoç, Sönmez Güven, Levent Karadağ ve Unsal Oskay’ın seçici kurulunu oluşturduğu, Bilişim Dergisi 2004 Yılı Bilimkurgu Öykü Yarışması'nda Sevgilim Dans Edelim mi? adlı çalışması 1.'lik ödülü aldı. Öykü Remzi Kitabevi'nin Bilimkurgu Öyküleri kitabında yayımlandı.

25 Mayıs 2005 tarihinde Anita hanımla evlendi.
 
Babanzade İsmail Hakkı Babanzade İsmail Hakkı, 1908-1912 ve Nisan-Ağustos 1912 Osmanlı Meclisi Mebusanı'nda Bağdat mebusluğu yapmış bir Osmanlı siyasetçisidir. 1806 Babanzadeler İsyanı'nı çıkaran Kürt asıllı ünlü bey hanedanı Babanzade ailesine mensuptur.

1908'de Irak gezi izlenimlerini aktardığı ve Tanin Gazetesi'nde yayınlanan Irak Mektupları 2002 yılında yeniden yayınlanmış olup, Irak hakkında çok değerli bir bilgi kaynağıdır.
 
Başar Başarır Başar Başarır (1970), Türk yazar, eğitimci ve Tv programı yapımcısı.

1970 yılında İstanbul’da doğdu. Boğaziçi Üniversitesi Makine Mühendisliği'ni bitirdi ve ardından yüksek lisansını Londra’da City University’de iletişim alanında yaptı. Bir dönem CNNTürk’te program müdürlüğü yaptı. İstanbul Bilgi ve Galatasaray üniversitelerinde "siyasal iletişim" başlığı altında dersler vermektedir.


Başarır, 2003 Sait Faik Hikâye Armağanı ödülünü Getirin O Günleri Yakalım Bu Öyküleri adlı eseriyle almıştır.

Eserleri:
Bozuk Para 1 Lira, Yıllar Sonra Geri Dönen Sevgili (mart 2005)
Çıktığınız Hevesle İniniz (ekim 2004)
Getirin O Günleri Yakalım Bu Öyküleri (ekim 2003)
Nedir Hayat" (2000)
Eski Şehrin Ayazı (1996)
Kent Kitabı (1992)
 
Bedii Faik Akın 1921`de Bandırma’da doğdu. İstanbul Kabataş Lisesi’nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne girdi. Okulu bitirmeden ayrıldı. Bir süre ticaret yaptı.

Tasvir gazetesinde başladığı fıkra yazarlığını Tan, Milliyet, Yeni İstanbul, Ulus gazetelerinde sürdürdü. Çeşitli gazetelerde uzun yıllar yazarlık yaptı. 1952`de Falih Rıfkı Atay`la birlikte Dünya Gazetesi`ni kurdu.

Demokrat Parti iktidarına karşı sürdürdüğü sert muhalefetiyle tanındı. 1965 seçimlerinin ardından Adalet Partisi yanlısı bir tutum izledi. 1975`te gazeteyi sattı ama fıkra yazarlığına devam etti. Ardından Hürriyet ve Son Havadis gazetelerinde yazdı.

Eserleri
Fıkra:
Efendime Söyleyeyim (1953)
Rüzgar Eken (1969)
Gezi Notları:

Sam Amca’nın Evinde (1954)
Bir Garip Ada (1957)
Rusya’dan (1968)

Röportaj:
İhtilalciler Arasında Bir Gazeteci (1967)

Anı:
O Biçim (1958)
 
Behçet Necatigil Behçet Necatigil, 16 Nisan 1916 tarihinde İstanbul'da doğdu. İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu ve Edebiyat Bölümünden mezun oldu. Kars, Zonguldak ve Kabataş Erkek Lisesi'nde, İstanbul Eğitim Fakültesi'nde edebiyat öğretmenliği yaptı. Kabataş Erkek Lisesi'nde Demir Özlü, Hilmi Yavuz gibi yazar ve şairlerin öğretmeni oldu.

13 Aralık 1979 tarihinde de İstanbul'da öldü.

İlk şiiri, lise öğrencisi olduğu yıllarda Varlık dergisinde çıktı. O tarihten, ölümüne kadar hep şiirinin ve edebiyatının içinde oldu. Şiirlerinde evler, aile, çevre, aşklar, bunalımlar, hastalıklar, yalnızlıklar ve ölüm onun kendine has anlatımı ile çok defa kısa mısralar haline gelir. Eski ve yeni kelimeleri ustaca şiirine yerleştirir. Sağlam ve tutarlı bir şiir dünyası vardır.

Şiir kitapları dışında, düz yazılarını içinde topladığı Bile/Yazdı adlı eseri de bulunmaktadır.

Almanca'dan çevirileri de olan Necatigil, radyo oyunları da yazmıştır. Bu alandaki çalışmalarını Yıldızlara Bakmak(1965), Gece Alevi(1967), Üç Turunçlar(1970), Pencere(1975) kitaplarında topladı.

Ailesi ölümünden sonra, Necatigil Şiir Ödülü oluşturdu, ödül her yıl verilmektedir.

Kabataş Erkek Lisesi 3 Fen-F sınıfına Behçet Necatigil Dersliği adı verilmiştir.


ÖDÜLLERİ

Yedi Tepe Şiir Armağanı (1957)
Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü (1964)
 
Behçet Çelik Behçet Çelik, (1968, Adana) modern Türk yazar.

Adana Anadolu Lisesi'nden 1986'da, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 1990 yılında mezun oldu.

İlk öyküsü 1987'de Varlık Dergisi'nde yayımlandı. Çeşitli dergi ve gazetelerde öykü, deneme ve çevirileri yayımlandı. Halen Virgül Dergisi'nde editördür.
 
Besim Atalay Besim Atalay (d. 1882, Uşak - ö. 1965, Ankara), Türk dilbilimci, yazar ve politikacı.

Özellikle dilbilimi alanındaki çalışmaları ile tanınmış olan Besim Atalay, Uşak Rüştiyesi’ni bitirdikten sonra Uşak’ta medrese eğitimi gördü. 1905'te İstanbul’a giderek Şehzadebaşı Camii'nin ünlü hocası Hacı Ahmet Efendi'nin derslerini izledi, 1909'da medrese diploması (icazet) aldı. 1912'de Yüksek Öğretmen Okulu'nu bitirdi. Konya Öğretmen Okulu’nda öğretmenlik; Trabzon, Ankara Öğretmen okullarında müdürlük; İstanbul Darüşşafaka Lisesi’nde öğretmenlik yaptıktan sonra Konya Öğretmen Okulu Müdürü oldu. Maraş, İçel ve Niğde’de milli eğitim müdürlüğü yaptı.

Silifke’de Müdafaayi Hukuk Cemiyeti’ni kuranlar arasındaydı; Kurtuluş Savaşı’nı destekleme çalışmalarını Uşak’ta sürdürdü.

1920'de Kütahya bağımsız milletvekili olarak TBMM’ne girdi ve milletvekilliğini yedi dönem sürdürdü.

Milli Eğitim Bakanlığı’nda Kültür Müdürlüğü görevi yaptı ve bu görev sırasında halk ağzından söz derleme çalışmaları yürüttü.

Türk Dil Kurumu’nda 19 yıl yönetici olarak çalıştı (1932-1951). Aynı zamanda Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nde ve Polis Enstitüsü’nde Farsça dersleri verdi (1937-1942).


Eserleri
Türkçenin biçimbilgisiyle (morfoloji) ilgili incelemeler yayımladı: Türk dili kuralları (1931), Türkçemizde –men, -man (1940), Türk dilinde ekler ve kökler üzerine bir deneme (1942), Türkçede kelime yapma yolları (1946).

Türk dilinin tarihsel dönemleriyle ilgili bazı dil yapıtlarını günümüz Türkçesine çevirerek bilimsel yayınlarını yaptı: Divani lügat it-türk (5 cilt, 1939-1943), Et-Tuhfet üz-zekiyye fi’l lügat it-Türkiyye (1946), Müyessiret ül-ulum (1946).

Tarikat (Bektaşilik ve edebiyatı, 1921) ve Din (Müslümanlara öğütler, 1923) konuları üzerinde de durmuş, bir Kuran tefsiri yapmıştır (Tanrı kitabı, 1962).

Destan ve öyküler de yazmıştır: Tan Destanı (1925), Onuncu Yıl Destanı (1933), Suna ile Çoban (1938). Ayrıca Baş belaları adlı 3 perdelik bir tiyatro oyunu vardır.

Besim Atalay, 7 Kasım 1965'te Ankara'da vefat etti
 
Besim Rasim Abdullah Besim Rasim Abdullah (d. 1935 Karağlar, Kırcali), Bulgaristan Türkü yazar ve tıp doktorudur.

İlk okulu köyünde, orta okulu bölge okulu Göklemezler'de, liseyi Mestanlı kız erkek karma Türk lisesini bitirince üç yıl Karaatlar ve Göklemezler köylerinde öğretmenlik yapmıştır. Öğretmenlik yıllarında yerli ve merkezi gazetelere makale ve şiir denemeleri yazmıştır.

1966 yılında Filibe Akademisi'nden mezun olup Kırcali sancağının köy ve şehirlerinde doktor olarak çalışmıştır. Lise eğitimi yıllarında milliyetçilikle suçlanıp adım adım takip edilen doktor 1984 yılında Bulgarların eritme ve sindirme politikasına daima karşı çıktığından isim değiştirme kampanyasında "Belene" kampına yollanmıştır. Orada bir buçuk yıl kaldıktan sonra evine getirilmeden Kuzey Bulgaristan'ın Türk yaşamayan Lehçevo köyüne sürgün edilip iki buçuk yıl sürgünde kalmıştır. Daha sonra serbest bırakılıp Stremtsi Göklemezler köyüne döndüğünde gözaltı mahpusu olarak 1989 yılında Türkiye Devletine sınır dışı edilene kadar akşam sabah belediye makamlarında imza atmak mecburiyetinde bırakılmıştır.

1989 yılında sınır dışı edilerek Türkiye'ye yolculuğu esnasında evrakları Türk isminde olduğundan dolayı doktor diplomasına el konulup gözü önünde yırtılarak çöpe atılmıştır. Nihayet küçüklüğünden beri özlemiyle yaşadığı Türkiye'ye iltica ederek özgürlüğüne kavuşmuştur. Halen Gebze, Kocaeli'de oturmaktadır.
 
Beşir Ayvazoğlu Beşir Ayvazoğlu (1953 Zara, Sivas), yazar ve şair.

1975'te Bursa Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümünü bitirdi. Çeşitli liselerde Türkçe ve edebiyat öğretmenliği yaptı. TRT’de uzman olarak çalıştı. Askerlik görevini tamamladıktan sonra, lise yıllarında mahallî gazetelerde amatör olarak yürüttüğü gazetecilik mesleğine döndü.

1985-1991 yılları arasında Tercüman gazetesinin “Kültür-Sanat” sayfasını yönetti. Türkiye Gazetesinde Kültür-Sanat yönetmenliği ve köşe yazarlığı yaptı. Yeni Ufuk gazetesinin genel yönetmeni oldu. İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Repertuar kurulu üyeliğine seçildi.

Aşk Estetiği adlı incelemesiyle dikkati çeken Ayvazoğlu, şiir, deneme, biyografi, inceleme, röportaj, oyun dallarında eserler verdi.


Eserleri
Aşk Estetiği (İnceleme, 1982)
Gülname (şiir, 1983)
Yahya Kemal-Eve Dönen Adam (İnceleme, 1985)
Geçmişi Yeniden Kurmak (Denemeler, 1987)
İslâm Estetiği ve İnsan (İnceleme, 1989)
Aslanlar, Tilkiler ve Eşekler (Fabl, 1990)
Türkün Kültür Coğrafyasında Bir Gezinti (Gezi, deneme, röportaj, 1990)
Halk Şiirinden Tarihe (Denemeler, 1991)
Kaknus (Şiir, 1991)
Güller Kitabı (İnceleme, 1992)
Şehir Fotoğrafları (Denemeler, 1995)
Tarık Buğra - Güneş Rengi Bir Yığın Yaprak (Biyografi, 1995)
Şiirler (Toplu şiirleri, 1996)
Geleneğin Direnişi (Denemeler, 1996)
Fuzulî Kitabı (1996)
Defterimde 40 Suret (Biyografi, 1996)
Altı Çizili Satırlar (1997)
Dede Efendi (Flamanca tercümesiyle, Hollanda, 1997)
Peyami, Hayatı Sanatı Felsefesi Dramı (Biyografi-Deneme, 1999)
Sîretler ve Sûretler (Biyografi-Deneme 1999)
Yaza Yaza Yaşamak (Deneme, 1999)
Yazarın çeşitli radyo ve televizyon programları da bulunmaktadır.
 
Bilge Karasu Bilge Karasu (1930, İstanbul - 13 Temmuz, 1995), Türk filozof ve yazardır.

Öykücü, romancı ve denemeci Bilge Karasu 1930'da İstanbul'da dünyaya geldi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nde öğrenim gördü. Ankara radyosu dış yayınlar servisinde çalıştı. 1963 yılında, Rockfeller bursuyla gittiği Avrupa'dan dönerek çevirmenliğe başladı. Ölümüne kadar Hacettepe Üniversitesi' nde araştırma görevlisi olarak çalıştı. 14 Temmuz 1995'de pankreas kanseri tedavisi sürerken Hacettepe Üniversitesi'nde yaşama veda etti.

Bilge Karasu, bireyin sorunlarına ağırlık veren, onun günlük hayatındaki açmazlarını işleyen bir yazardır. Her insanın hayatında en az birkaç kere kafasından geçirdiği ya da yaşadığı (sevgi, dostluk, yalnızlık, tutku, inanç/inançsızlık, korku ve ölüm gibi) kavramları imgesel bir dille anlatır. Yazar günlük hayattan bahsettiği için, okuyucu hikayedeki kahramanda ya da kişilerde kendinden parçalar bulur. Böylece kullanılan imgeleri de rahatlıkla bilinçaltında kendi yaşamına göre şekillendirip yorumlar, hikayeyle okur arasında bir bağ oluşur. Çünkü Karasu, insanla/insanüstüyü, olağanla/olağanüstüyü yapaylığa düşmeden, metnin doğal akışı/hayatın da kurgusal akışı içinde verir1 Doğan Hızlan 'Bilge Karasu'da İnsan İlişki(siz)likleri' Okurun hayal gücünü bir noktaya kadar özgür bırakır. Karasu kelimelerini özenle seçer. Dili işlenmiş, üzerinde çok çalışılmış, oynanmış bir dildir. Kullandığı arı Türkçe başka yazarlarda yapay ve zorlama dururken, onun metinlerinde hoş bir tat bırakır. Çünkü ritm düşünülerek, ses düşünülerek, görsellik düşünülerek kurulmuş, kurgulanmış, kusursuz olması istenmiş bir dille yazılmıştır.

Türkçe edebiyatın en özgün kalemlerinden biri olan Karasu "Gece" adlı kitabıyla 10 yılda bir verilen "Pegasus Ödülü"nü kazanan tek Türk Yazar'dır.Aynı zamanda felsefeci yanı olan Karasu, metinlerinde felsefi sorunları işlemiş, ya da onun metinleri felsefi incelemenin konusu olarak görülmüştür.Postmodern romanın Türkiye'deki önemli isimleri arasında değerlendirilmektedir.

Eserleri

Öykü
Troya’da Ölüm Vardı (1963)
Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı (1970)
Göçmüş Kediler Bahçesi (1980)
Kısmet Büfesi (1982)
Kılavuz (1990)

Roman
Gece (1985)

Deneme
Ne Kitapsız Ne Kedisiz (1994)
Narla İncire Gazel (1995)

Ödülleri
1963 Türk Dil Kurumu Çeviri Ödülü, D. H. Lawrence’den çevirdiği Ölen Adam’la
1970 Sait Faik Hikaye Armağanı, Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı ile
1991 Pegasus Ödülü, Gece ile
1994 Sedat Simavi Edebiyat Ödülü, Ne Kitapsız Ne Kedisiz ile

Hakkında Yazılmış Kitaplar
Bilge Karasu Aramızda (1997) (Hazırlayanlar: Füsun Akatlı, Müge Gürsoy Sökmen)
 
Geri