Türk Yazarlar

Konu sahibi son olarak 898 gün önce görüldü
Abdullah Feyzi Kocaer (d. 1962, Bolvadin), Türk din adamıdır.

İlk ve orta öğrenimini Bolvadin'de yaptı. Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden 1984 yılında mezun oldu. 1991-1993 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığı'nca, dil araştırmalarında bulunmak üzere Suriye'ye gönderildi ve iki yıl bu ülkede araştırmalar yaptı. Kur'an ve Hadis ile ilgili kitaplar yazmıştır.


Eserleri
Kur'anı Kerim'de Yeminler
Sahih-i Buhari'den Dersler
Cennetle Müjdelenen Hanımlar Çeviri
Kur'an-ı Kerim'de Hz.Nûh (a.s) Çeviri
Kur'an-ı Kerim'de Hz.İbrahim (a.s) Çeviri
Kur'an-ı Kerim'de Hz.Mûsa (a.s) Çeviri
Kur'an-ı Kerim'de Hz.Îsa (a.s) Çeviri
Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih, Çeviri, Notlar ve Tahriç
Sahih-i Müslim Muhtasarı Çeviri, notlar ve Tahriç
Müttefekun Aleyh Hadisler Çeviri, Notlar ve Tahriç
 
Abdülbaki Gölpınarlı
(d. 1900- ö. 1982) Asıl adı Mustafa İzzet Baki olan edebiyat tarihçisi ve çevirmendir.
Hayatı
Abdulbaki Gölpınarlı 12 Ocak 1900’de İstanbul’da doğdu. Lisenin son sınıfında babasını kaybedince Vezneciler'de kitapçılık, Çorum'un Alaca ilçesinde ilkokul öğretmenliği yaptı. 1922’de İstanbul’a döndü, sınavla son sınıfına girdiği İstanbul Erkek Muallim Mektebi’ni, ardından da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ni bitirdi. (1930). Konya, Kayseri, Balıkesir, Kastamonu liseleriyle İstanbul Haydarpaşa Lisesi’nde edebiyat öğretmenliği, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde Farsça okutmanlığı yaptı. Doktorasını verdikten sonra aynı fakültede Metinler Şerhi okuttu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde İslam-Türk Tasavvuf Tarihi ve Edebiyatı dersleri verdi. 1945’te Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesine aykırı davrandığı savıyla tutuklandı; 10 ay hapis yattıktan sonra aklandı ve yeniden görevine döndü. 1949’da kendi isteğiyle emekliye ayrıldı.

Adını 1931’de yayımladığı Melâmilik ve Melâmiler adlı yapıtıyla duyuran Gölpınarlı, Türkiyat Mecmuası, Şarkiyat Mecmuası, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Mecmuası’nın yanı sıra çeşitli dergi ve gazetelerde çok sayıda bilimsel makale yayımladı. İslam Ansiklopedisi ile Türk Ansiklopedisi’nin çeşitli maddelerini yazdı. Divan edebiyatını eleştirel bir yaklaşımla değerlendirdiği Divan Edebiyatı Beyanındadır (1945) adlı kitabıyla büyük tartışmalara yol açtı. Daha sonra yaklaşımını değiştirdi ve divan edebiyatı üzerine çalışmalarda bulundu.

Araştırmaları
Yunus Emre Divanı (1943-1948)
Fuzuli Divanı (1950)
Nedim Divanı (1951)
Mevlâna Celaleddin (1951)
Mevlânadan Sonra Mevlevilik (1953)
Menâkıb-ı Hacı Bektaş-ı Veli (1963)
Alevi Bektaşi Nefesleri (1963)
100 Soruda Türkiye’de Mezhepler ve Tarikatlar (1969)
100 Soruda Tsavvuf (1969)
Simavna Kadısıoğlu Şeyh Bedreddin (1966)
Hurufilik Metinleri Kataloğu (1973)
Hayyam ve Rubaileri (1973)
Tarih Boyunca İslam Mezhepleri ve Şiilik (1979)
Tasavvuftan Dilimize Geçen Deyimler ve Atasözleri (1978)
Kuran-ı Kerim ve Meali (1955)
 
Abdülhak Adnan Adıvar (d. 1882, Gelibolu – ö. 1 Temmuz1955) Türk siyasetçi, yazar, tarihçi ve hekim.

Cumhuriyet tarihinin ilk bilim tarihçisidir. Sağlık bakanlığı, meclis ikinci başkanlığı yapmıştır. Ünlü romancı Halide Edip’in eşidir.

Hayatı
1882’de Gelibolu’da doğdu. 1905’te Tıbbiye Mektebi'ni bitirdi. Abdülhamid baskısından dolayı Avrupa'ya gitti, Berlin Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde asistanlık yaptı. 1908'de yurda dönerek Tıbbiye Mektebi'nde profesör oldu, Hilaliahmer müfettişliğiyle I. Dünya Savaşı'nda cephede yer aldı. Son Osmanlı meclisinde İstanbul milletvekiliydi. Mütareke döneminde Milli Türk fıkrası kurucusuydu.

Eşi Halide Edip ile Ankara'ya geçerek Milli Mücadeleye katıldı. TBMM'nde milletvekili olarak Sıhhiye, Dahiliye bakanlıkları yaptı. 1923'de cumhuriyetin ilanından sonra Mustafa Kemal ile görüş ayrılığı sebebiyle 1924'de Terakkiperver Cumhuriyet fıkrası kuruculuğu yaptı. Partinin kapatılmasından sonra yurtdışına gitti. 17 Haziran 1926’da Atatürk’e karşı planlanan İzmir’deki suikast girişiminin sorumlularından biri olarak gıyaben İstiklal Mahkemesi’nde yargılanıp beraat etti. 1939'a kadar Avrupa'da yaşadı. Paris Doğu Dilleri Okulunda hocalık yaptı. Döndükten sonra İslam Ansiklopedisi yayınıyla uğraştı. 1950'de tekrar milletvekili seçildi, 1954'e kadar bağımsız millitevekili olarak mecliste yer aldı.

Çocuk Esirgeme Kurumu'nun kurucuları arasında yer aldı.

Adıvar, Bertrand Russell'ın The Problems of Philosophy (Londra 1911) adlı eserini Felsefe Meseleleri adıyla Türkçe'ye tercüme ederek 1935 yılında İstanbul’da yayımladı. Bu çalışma ile İngilizlerin kullandığı felsefe diline aşina olmaya çalışmıştır.

1940’ta İslam Ansiklopedisi yazı kurulu başkanlığına getirildi. Bu kurul, dört cilt ve 1 ek halinde, 193-1938 yılları arasında İngilizce olarak hazırlanmış bir ansiklopediyi çevirerek yayınlamayı üstlenmiş ancak yeni maddeler ekleme ve bazı maddeleri genişletme kararı alınınca on üç ciltlik bir ansiklopedi halini gelen İslam Ansiklopedisi ancak 1988 yılında tamamlanabilmiştir. İslam Ansiklopedisi’nin Yayın Kurulu Başkanı olarak Türk kültür hayatına büyük katkıda bulunmuş olan Adıvar’ın yazdığı ansiklopedi maddelerinden bazıları Ali Kuşçu, Ebu'l-Kâsım Zehrâvî, Fârâbî, Hârizmî, İbn Bâcce, İbn Haldûn ve Kınalızâde maddeleridir

Adnan Adıvar'ın bilim tarihimiz açısından önemli olan diğer bir eseri de 1944 yılında İstanbul'da yayımlanan Tarih Boyunca İlim ve Din'dir. Bu eserde din ve bilim ilişkilerini tarihi gelişimi içinde incelemiştir.


Bilim tarihi alanında ilk metin çalışması
Adnan Adıvar, bilim tarihi alanında ilk çalışmanın yapıldığı çalışmaya katılmıştır. Bu çalışmada, Molla Lütfi ait Sunak Taşının İki Katının Alınması Hakkında isimli kısa bir risalesi elde mevcut olan üç nüshayı karşılaştırarak Fransızca’ya çevrilmiştir. Çeviriyi Abdülhak Adnan Adıvar ile Henry Corbin gerçekleştirmiştir; çalışmayı Şerafettin Yaltkaya yürütmüştür.


Eserleri
Araştırma-İnceleme
Osmanlı Türklerinde İlim (1943) ISBN 975-14-0456-8
Tarih Boyunca İlim ve Din (1944)ISBN 975-14-0315-4
Denemeler : Bilimin sarp yolunda cüretkar adımlar

Eleştiri-Makale
Bilgi Cumhuriyet Haberleri (1945)
Dur Düşün (1950)
Hakikat Peşinde Emeklemeler (1954)

Çeviri
Bertrand Russel’den Felsefe Meseleleri (1935)
 
Abdülhak Hamit Tarhan (5 Şubat, 1852, İstanbul - 12 Nisan 1937, İstanbul), Türk şair ve oyun yazarı.

Eserleri
Şiirleri
Sahra (1879)
Makber (1885)
Ölü (1886)
Hacle (1886)
Bir Sefilenin Hasbihali (1886)
Bâlâ’dan Bir Ses (1911)
Validem (1913)
İlham-ı Vatan (1918)
Tayflar Geçidi (1919)
Ruhlar (1922)
Garâm (1923)
Arziler (1925)

Oyunları
İçli Kız (1874)
Sabr ü Sebat (1875)
Duhter-i Hindu (1875)
Nazife yahut Feda-yı Hamiyet (1876, 1919)
Tarık yahut Endülüs Fethi (1879, 1970)
Eşber (1880, 1945)
Zeynep (1908)
Macera-yı Aşk (1910)
İlhan (1913)
Tarhan (1916)
İbn-i Musa yahut Zatülcemal (1917)
Sardanapal (1917)
Abdullah-i Sagir (1917)
Finten (1918, 1964)
İbn Musa (1919, 1928)
Yadigar-ı Harb (1919)
Hakan (1935)
 
Abdülhak Şinasi Hisar Abdülhak Şinasi Hisar (İstanbul, 14 Mart 1887 - 3 Mayıs 1963) Çocukluğu, Rumelihisarı, Büyükada ve Çamlıca’da geçti. 1898’de Galatasaray Lisesi’ne girdi; 1905’te Fransa’ya kaçtı. Paris’te École Libre des Sciences Politiques’e devam etti. II. Meşrutiyet’in ilânından (1908) sonra Türkiye’ye döndü. Fransız ve Alman şirketlerinde, Osmanlı Bankası’nda, Reji İdaresi’nde, 1931’den sonra ise Ankara’ya yerleşerek Dışişleri Bakanlığı’nda çalıştı. 1948’de İstanbul’a döndü; Ayaspaşa’da Boğazı gören bir apartmana yerleşti. Bir süre Türk Yurdu dergisinin genel yayın müdürlüğünü üstlendi (1954-57). Cihangir’deki evinde beyin kanamasından öldü. Edebiyata, Mütareke yıllarında Dergâh ve Yarın dergilerindeki şiir, kitap tanıtma ve eleştiri yazılarıyla başladı. 1921’den itibaren İleri ve Medeniyet gazetelerindeki yazılarıyla tanındı; Ağaç, Varlık, Ülkü ve Türk Yurdu dergileri ile Milliyet, Hâkimiyet-i Milliye ve Dünya gazetelerinde yazdı. Cumhuriyet dönemi yazarı olmasına rağmen dil ve üslup açısından Meşrutiyet kuşağına bağlı kalan Hisar’ın bütün yapıtları esas olarak “hatıra”ya dayalıdır. Romanlarında Maurice Barrés, Anatole France ve Marcel Proust gibi yazarların edebiyat anlayışlarını benimsemiştir. 1942 CHP Hikâye ve Roman Mükâfatı’nda üçüncülük alan Fahim Bey ve Biz, Almancaya çevrildi (Unser Guter Fahim Bey, Çev.: Friedrich Von Rummel, 1956). Sermet Sami Uysal (Varlık Yayınları, 1961) ve Necmettin Türinay’ın (M.E.B., 1993) Abdülhak Şinasi Hisar adlı birer kitabı vardır. Ölümünden sonra Abdülhak Şinasi Hisar: Seçmeler (Haz.: S. İleri, YKY, 1992), Geçmiş Zaman Edipleri (Haz.: T. Yıldırım, Selis, 2005) ve Kelime Kavgası: “Edebiyata ve Romana Dair” (Selis, 2005) adlı üç kitabı daha çıkmıştır.


Eserleri
Fahim Bey ve Biz (1941; 1942 CHP Hikaye ve Roman Ödülü üçüncülüğü) Çamlıca’daki Eniştemiz (1944)
Ali Nizami Bey’in Alafrangalığı ve Şeyhliği (1952)
Boğaziçi Yalıları (1954)
Geçmiş Zaman Köşkleri (1956)
Yahya Kemal’e veda (1959)
Ahmet Haşim (1963)
İstanbul ve Pierre Loti
 
Adalet Ağaoğlu romanlarıyla ünlü Türk yazar.(Nallıhan 23 Ekim1929-*) Türk edebiyatının usta kalemlerinden birisidir. Türkiye'nin değişik dönemlerini ve bu dönemlerin insan hayatlarına etkisini inceleyen eserler vermiştir.


Yaşamı
Adalet Ağaoğlu, 1929 Nallıhan doğumludur. Ortaöğrenimini Ankara Kız Lisesi'nde tamamladıktan sonra 1950 yılında Ankara Üniversitesi Dil-Tarih-Coğrafya Fakültesi'nin Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olmuştur. 1951-1970 yılları arasında TRT’de çeşitli görevlerde bulundu. Kurumun özerkliğine el konulması gerekçesiyle TRT Radyo Dairesi Başkanlığı'ndan istifa getti ve 1970'den bu yana yazarlıktan başka bir işle uğraşmadı.

Edebiyat yaşamına şiirler başladı, kısa bir süre sonra oyun yazarlığına yöneldi. 1953 yılında yazdığı “Bir Piyes Yazalım” tiyatro oyunu 1953'te Ankara'da sahnelendi. İlk romanını yazana kadar oyun yazarlığını sürdürdü. Üstüstye yazdığı oyunlarla altmışı ve yetmişli yılların önde gelen oyun yazarlarından oldu.

İlk romanı Ölmeye Yatmak, 1973’te yayımlandı. Bu ilk romanından itibaren tüm eserleri yoğun tartışmalara konu oldu. Ölmeye Yatmak, daha sonra yazdığı Bir Düğün Gecesi ve Hayır adlı romanlarla bir üçleme oluşturdu ve birçok ödül kazandı. Öykü kitapları, denemeler, anı-roman türünde eserler de yayımlayan Ağaoğlu 1991 yılında Çok Uzak Çok Yakın'la oyun yazarlığına döndü. Ağaoğlu, halen yazmayı sürdürüyor.

Adalet Ağaoğlu'ile ilgili yazıları biraraya getiren arşiv eşi Halim Ağaoğlu' tarafından hazırlanmış ve 2003'te Adalet Ağaoğlu'nun yazarlığının 55. yılı anısına Herkes Kendi Kitabının İçini Tanır adı ile basıldı.

Can Yücel'in Adalet Ağaoğlu için söylediği "Sen Türkiye'nin En Güzel Kazasısın" sözü, Feridun Andaç'ın Adalet Ağaoğlu ile yaptığı nehir söyleşi tarzında bir kitabın adı oldu. Kitap, 2006'da basıldı.

Ağaoğlu, 1986'da kurulan İnsan Hakları Derneği'nin kurucuları arasında yer almış ancak 2005'de PKK'yı desteklediği gerekçesi ile dernekten ayrılması tartışmalara neden olmuştur


Ödülleri
1974- TDK Tiyatro Ödülü
1975- Sait Faik Hikaye Armağanı, Yüksek Gerilim ile
1979- Sedat Simavi Vakfı Ödülü, Bir Düğün Gecesi ile
1980- Orhan Kemal Roman Armağanı Bir Düğün Gecesi ile
1980- Madaralı Roman Ödülü, Bir Düğün Gecesi ile
1991- Türkiye İş Bankası Büyük Ödülü, Çok Uzak Çok Yakın ile
1997- Aydın Doğan Roman Ödülü, Romantik Bir Viyana Yazı ile
 
Adem Çevik 1973’te Zonguldak Ereğli’de doğan yazar, ilk ve ortaöğrenimini burada tamamladı. Gazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı’ndan 1995’te mezun oldu. Rusya Çilebinski Devlet Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde üç yıl okutmanlık yaptı. Bu arada Türk edebiyatı ve tarihi alanlarında sistemli okumalarına devam etti. 2005’te ilk kitabı olan Edebiyatçılarımızdan İtiraflar’ı yayınlayarak gençlere edebiyatı sevdirme hayaline başlangıç yapmış oldu. Ardından Edebiyatımızda Ramazan kitabıyla edebiyatçılarımızın pek de bilinmeyen ve gündeme getirilmeyen manevi yönünü yansıtmaya çalıştı. Daha sonra, yine edebiyatçılarımızın manevi yönünü yansıtacak olan Edebiyatçılarımızın Gözüyle Hazreti Muhammed kitabını hazırladı. Yazarın edebiyatla ilgili asıl amacı “temiz ve manevi değerlere saygılı” bir edebiyat ortamı oluşturmaktır.

Edebiyattan hiçbir zaman ayrı düşünülemeyecek olan tarih alanına da yönelen yazar, bu çalışmaların ürünü olarak Jön Türklerden Cumhuriyet'e II. Abdülhamid'de Yanılanlar adlı kitabı yayımladı. Bundaki asıl amacını da yanlış anlatılmış olan yakın tarihimizi insanlara objektif olarak okutturmak olarak belirtti. Hâlen edebiyat ve tarih alanında araştırmalarda bulunan yazar Malatya’da bir özel kurumda çalışmaktadır.
 
Adnan Binyazar 7 Mart 1934 tarihinde Diyarbakır’da doğdu. Ancak 14 yaşında başlayabildiği ilköğrenimi çeşitli illerde sürdürdü. Dicle Köy Enstitüsü'ne girerek köy enstitülerinin yetiştirdiği köylü aydınlar kuşağının bir parçası oldu. Eğitimini, Gazi Eğitim Enstitüsü'nde sürdürdü.

Türkiye’nin çeşitli öğretmen okullarında, Hacettepe Üniversitesi, Gazi Eğitim Enstitüsü, Devlet Konservatuarı, Basın Yayın Yüksek Okulu gibi birçok eğitim kurumunda ve Türk Tarih Kurumu'nda, Kültür Bakanlığı'nda, Türk Dil Kurumu'nda görev yaptı. Yurtdışında çeşitli öğretmen yetiştirme proejlerinde çalıştı. Halk kültürüne ilişkin araştırmalarda bulundu. Öğretmenliğini yazarlığı ile birleştirdi; deneme ve roman alanında eserler verdi.

Adnan Binyazar, Masalını Yitiren Dev adlı anı-romanında yoksulluk içinde geçen çocukluk dönemini, Orhan Kemal Roman Armağanı'nı kazanan Ölümün Gölgesi Yok adlı kitabında bir sevda öyküsü anlatıı.


Ödülleri
2005 Orhan Kemal Roman Armağanı (Ölümün Gölgesi Yok adlı romanıyla)


Eserleri
Ağıt Toplumu (Deneme)
Ay Bazen Mavidir Bütün Öyküleri
Ayna (Deneme)
Dede Korkut (Halk kültürü)
Duyguların Anakarası (Deneme)
Halk Anlatıları (Halk edebiyatı)
Kan Turalı (Halk Edebiyatı)
Masalını Yitiren Dev (Biyografi)
On Beş Türk Masalı (Halk edebiyatı)
Ozanlar / Yazarlar / Kitaplar (Roman)
Ölümün Gölgesi Yok (Roman)
Şairin Kedisi (Öykü)
Toplum ve Edebiyat (Deneme)
Yazma Öğretimi Yazma Sanatı (Eğitim)
 
Afif Yesari Elazığda doğdu. Yazar Mahmut Yesari'nin oğludur. Ortaokulu terk ederek okul yaşamına son verdi. Kendi kendini yetiştirdi. Tiyatro ve sinema oyunculuğu da içinde olmak üzere birçok iş yaptı. Yazılar yazdı, kitaplar hazırladı. Birçok çeviri yaptı. Bazılarını Muzaffer Ulukaya takma adıyla imzaladığı iki yüz kadar dedektif romanı (büyük bir bölümü sahte Mike Hammer romanları) yazdı. Tanin, Son Havadis, Hürvatan, Dünya gazetelerinde ve Hayat dergisinde gazeteci-yazar olarak çalıştı. Dergi ve gazetelerde magazin, sinema eleştiri yazıları yazdı. Gazetecilik dışında zaman zaman aktörlük yaptı; İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda, özel tiyatrolarda ve filmlerde rol aldı. Radyo oyunları ve skeçler kaleme aldı. İTÜ Televizyonu’nda yayımlanan ilk yerli TV oyununun senaryosunu yazdı. Düşünce Tiyatrosu adını verdiği tiyatroda diyalogu kaldırıp piyes kahramanının düşüncelerini spikerin ağzından aktaran bir tekniği ilk uygulayan oyun yazarı olarak ün kazandı. Bu tür tiyatro üzerine kurumsal yapıtlar da yayımladı.

Ağustos 1989'da yaşama gözlerini yumdu.


Kendi adıyla yazdığı bazı kitapları
Öyküleri
Tren Yolu (1949)
Hafta Tatili (1954)

Oyunları
Olduğu Gibi (1966)
Uzak (1966)
Soytarının Biri (1967)

Röportaj Kitabı
İşte Beyoğlu (1950)

Şiir Kitabı
Boşluk (1970)

Gülmece Romanları
Hengame (1979)
Şalter (1984)

Anı Kitapları
İstanbul Hatırası (1987)
Çay ve Simit (1989)
 
Ahmet Ağaoğlu Azerbaycan'da doğdu. Tiflis Lisesi, Paris Hukuk Fakültesi, Sorbonne Tarih ve Filoloji bölümlerinde okudu. Yazarlık ve öğretmenlik yaptı. İrşad, Terakki gazetelerini çıkardı.

Meşrutiyet'te Türkiye'ye geldi, Darülfünun'da hocalık yaptı. 1914'de İttihat ve Terakki'nin Afyon milletvekili olarak meclise girdi. Azeri bağımsızlığı için çalıştı. Malta'ya sürgün edildi. Türk Yurdu'nda yazdı.

Milli mücadelede yer aldı, Matbuat Umum Müdürlüğü yaptı. Serbest Fırka kurucularındandır. Parti kapatıldıktan sonra yazarlığa döndü. Akın gazetesini çıkardı, Hakimiyeti Milliye, Cumhuriyet'te ve Kültür Haftası'nda, İnsan'da yazdı. 1923-1927 yılları arasında Kars milletvekili olarak T.B.M.M.'de yer aldı.

Türkçülük akımının fikir öncülerinden olan Ahmet Ağaoğlu, Türk Derneği ve Türk Ocakları kurucusudur. En önemli yapıtı Üç Medeniyet'tir (1920). Türkçülük, İslamcılık, Sosyalizm, Liberalizm akımlarının eleştirisini yaptı, liberalizme yakın Kemalist ve Türkçü bir fikriyatı benimsedi.


Eserleri
Üç Medeniyet, 1920.
Hindistan ve İngiltere, 1927.
Serbest İnsanlar Ülkesinde, 1931.
Devlet ve Fert, 1933.
Ben Neyim, 1939.
Türk Hukuk Tarihi, 1941.
Gönülsüz Olmaz, İhtilal mi İnkılap mı, 1942.
Serbest Fırka Hatıraları, 1950.
 
Ahmed Resmî Efendi Ahmed Resmî Efendi Küçük Kaynarca Anlaşması'nın müzakere ve imzasında Osmanlı Devleti heyetine reislik gibi kadersiz bir vazife ile tarihe geçmiş, ancak öncesinde Viyana ve Berlin'de önemli sefaret görevlerinde bulunmuş Osmanlı devlet adamıdır. Devlet adamlığının yanısıra Sefaretname'si ve Osmanlı reisülküttabları ve kızlarağaları hakkındaki biyografik eserleri ile de tanınmış, önemli bir yazardır. Türkiye'nin ilk Berlin büyükelçisidir.

Sefaretnamesinin özellikle Berlin izlenimlerini ve yol güzergahını içeren kısımları, daha önce (1720) Paris'e gönderilen Türkiye'nin ilk Paris Büyükelçisi Yirmisekiz Mehmed Çelebi'nin tecrübeleriyle benzerlik taşımakta ve iki eser birbirlerini tamamlamaktadır. Her iki yazar da, tiyatroyu -"komedya denilen hayalhâneleri"- keşfederler, kadınlarla erkeklerin birlikte eğlendikleri bir ortama uyum sağlamakta güçlük çekerler. Tıpkı Paris halkı gibi Berlinliler de gördükleri ilk Türk olan Ahmed Efendi'yi, başında balkabağından büyükçe kavuğu, kaftanı ve maiyetinin şatafatıyla, pencerelerinden bir Şark tiyatrosunu izler gibi seyrederler.

Ahmed Resmî Efendi 1700 yılında Girit’te Resmo kentinde doğmuştur. Tahsilini tamamlamak üzere İstanbul’a gelmiş, reisülküttablardan Mustafa Efendinin yanında yetişmiş ve daha sonra onun damadı olmuştur. Öğrenimini tamamladıktan sonra devlet hizmetine girdi. Sırasıyla Selanik, İstanbul ve Gelibolu baruthanelerinde nezaret görevleri ile kethüdalıklarda ve dışişleriyle alakalı görevlerde bulundu. Sultan III. Mustafa’nın tahta çıkışını bildirmek üzere Avusturya’ya elçi olarak gönderildi (1757). Daha sonra maliye tezkirecisi ve Anadolu muhasebecisi olarak vazifelendirildi.

Prusya Kralı II. Frederik'in ülkesinde gerçekleştirdiği reformları duyan padişah tarafından, Prusya ile Rusya arasındaki yakınlaşmanın Osmanlı Devleti açısından getireceği riskleri incelemek, yolu üzerinde bulunan Osmanlı himayesindeki Lehlilere teminat vermek üzere elçi olarak Berlin’e gönderildi (1763). Böylece Türkiye'nin ilk Berlin Büyükelçisi oldu. Bu vazifesini büyük bir titizlik ve dikkatle yapan Ahmed Resmi Efendi, İstanbul’a döndüğünde, sadaret mektupçuluğuna tayin edildi. Arkasından çavuşbaşı, matbah ve tersane emini ve ruznameci oldu. 1769’da sadrazam kethüdalığına getirildi ise de kısa süre sonra sadaret değişikliği yüzünden eski vazifesine döndü. 1771’de tekrar sadaret kethüdalığına atandı. Bu görevde iken Küçük Kaynarca Anlaşması'nın müzakere ve imzasında Osmanlı heyeti reisi oldu. İstanbul’a dönüşünde matbah emaneti, şıkk-ı sani defterdarlığı, cizye muhasebeciliği ve ruznamecilik vazifelerinde bulundu. 1783 Ağustos sonlarında İstanbul’da vefat etti.
 
Ahmet Vefik Paşa Ahmet Vefik Paşa (d. 3 Temmuz 1823, İstanbul – ö. 2 Nisan 1891, İstanbul). Osmanlı devlet adamı, diplomatı ve oyun yazarı. Türkçülük hareketinin öncülerinden. İki defa Maarif Nazırlığı (Eğitim Bakanı) yaptı, 4 Şubat 1878 - 18 Nisan 1878 ve 1 Aralık 1882 - 3 Aralık 1882 tarihleri arasında iki defa Başvekillik (Sadrazamlık, Başbakanlık) görevine getirildi. Bursa valiliği sırasında bu kentte bir tiyatro yaptırmakla ün kazanmış ve ismi Bursa ile özdeşleşmiştir.

3 Temmuz 1823’de İstanbul’da doğdu. Hariciye Nezareti memurlarından Ruhittin Efendi’nin oğludur. 1831 yılında İstanbul’da başladığı eğitimini, babasının görevi nedeniyle gittiği Paris’te Saint Louis Lisesi’nde tamamladı. Paris’te bulunduğu süre içinde Fransızca’yı anadili gibi öğrendi ve 1837’de yurda döndüğünde tercüme odasında çalıştı. 1840’da elçilik katibi göreviyle Londra’ya gitti ve İngilizce öğrendi.

Sırbistan, İzmir, Eflak ve Boğdan’da görev yaptıktan sonra 1842'de İstanbul’a döndüğünde başmütercim olarak tercüme odasında görev aldı ve Devlet Salnamesi (Yıllığı) hazırlanmasında görevlendirildi. İlerleyen yıllarda çeşitli görevlerde bulunduktan sonra Tahran’a elçi olarak atanarak Fars dilini ve İran tarihinin kökenlerini öğrendi. Elçilik binalarına bayrak asma adetini getiren, Tahran’da elçi iken elçilik binasını Osmanlı Devleti toprağı olarak ilan edip bayrak çektiren Ahmet Vefik Paşa olmuştur.

1857’de kısa bir süre için Adalet Bakanlığı görevine getirildi. 1860’ta Paris büyükelçisi, 1861’de Bursa’da Evkaf Nazırı oldu. Halkın şikayetleri üzerine Bursa’daki görevinden alınarak yıllarca resmi bir görev verilmedi, bu süre içinde Türk tarih ve edebiyatına yeni eserler ve tercümeler kazandırdı. 1872’de birinci defa olarak Maarif Nazırı oldu ama 1873’de görevden alındı. Kısa bir süre Edirne Valiliği yaptı. 1878’de tekrar Maarif Nazırı, daha sonra da Başvekil oldu ama görevden alındı. 1879-1882 yılları arasında Bursa valisi olarak görev yaptı, tekrar başvekil atandı ama 3 gün sonra görevden alındı. Ölümüne kadar Rumelihisarı’ndaki evinde ilmi ve edebi çalışmalar yaptı. 2 Nisan 1891’de İstanbul’da ölmüştür, mezarı Rumelihisarı’ndadır.

İlk Türkçe sözlüklerden biri olan Lehçe-i Osmani'yi hazırlayan, Türk tarihinin Osmanlı ile başlamadığını gündeme getiren ve savunan Ahmet Vefik Paşa, bazılarına göre Osmanlı Türkleri’nin ilk Türkçüsüdür. Fezleke-i Tarih-i Osmani (Kısa Osmanlı Tarihi) ve Hikmet-i Tarih (Tarih Felsefesi) adlı tarih eserleri vardır. Şeçere-i Türki isimli eseri Çağatay Türkçesi'nden Osmanlı Türkçesi'ne çevirmiştir.

Bursa valiliği sırasında bugün kendi adıyla anılan bir tiyatro yaptırdı. Moliere’in 16 eserini uyarladı, Victor Hugo ve Voltaire’in eserlerini tercüme etti. Ahmet Vefik Paşa, tiyatroda, Tomas Fasulyacıyan Kumpanyasına kendi tercüme ve adaptasyonlarını oynattırır, her gün provalara gider, bir rejisör gibi oyunla ilgilenir ve memurları oyunu izlemeye mecbur tutardı. Bu tür hareketleri yüzünden tuhaf bir adam olarak tanındı.
 
Ahmet Altan Ahmet Altan (doğumu: 1950, Ankara), Türk yazar. Ünlü yazar ve eski milletvekili Çetin Altan'ın oğlu, yazar ve İstanbul Üniversitesi İktisat Profesörü olan Mehmet Altan'ın ağabeyidir.

Eserleri
Sudaki İz
Gece Yarısı Şarkıları
Dört Mevsim Sonbahar
Yalnızlığın Özel Tarihi
Aldatmak
İçimizde Bir Yer
İsyan Günlerinde Aşk
Karanlıkta Sabah Kuşları
Kılıç Yarası Gibi
Kristal Denizaltı
 
Ahmet Arslan Türk felsefe profesörü. Ankara Üniversitesi DTCF’de okudu, 1988’de profesör oldu. 1979’da Ege Üniversitesi Felsefe Bölümü’nü kurdu. Telif ve tercüme kitapları yayınlanmıştır. İlkçağ, Ortaçağ ve İslam felsefesi uzmanıdır.

Eserleri:

Kemalpaşazade’nin Tehafüt Haşiyesi, 1987
Haşiye Ala Tehafüt Tahlili, 1987
İbn Haldun, 2002
Felsefeye Giriş, 2005
İslam Felsefesi Üzerine, 1999
İslam, Demokrasi ve Türkiye, 1999
İlkçağ Felsefe Tarihi, 1995
Metafizik (Aristoteles’den çev.), 1996
Erken İslam’da Mizah (Rosenthal’den çev.), 1997
İdeal Devlet (Farabi’den çev.), 1997
Felsefe Ders Kitabı, 2004
İslam Hümanizmi (Goodman’dan çev.), 2006.
İlkçağ Felsefe Tarihi 2, 2006
 
Ahmet Emin Yalman Ahmet Emin Yalman (1888-19 Aralık 1972) gazeteci ve yazardı.

Cumhuriyet Öncesi Yaşamı
Ahmet Emin Yalman 1888 yılında Selanik'te doğdu. İstanbul Alman Lisesi'ni bitirdi. 1907 yılında İstanbul Hukuk Fakültesinde öğrenciyken Sabah gazetesinde çalışmağa başlayarak gazeteciliğe ilk adımını attı. 1910 yılında Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu ve ABD'ye giderek New York kentindeki Columbia Üniversitesi'nde gazetecilik ve felsefe dallarında doktora yaptı. 1914 yılında İstanbul'a dönerek İstanbul Üniversitesi'nde Ziya Gökalp'in yanında sosyoloji asistanlığı yaptı ve 1916-1920 yılları arasında Siyasal Bilgiler Fakültesinde ders verdi. 1917 yılında Mehmet Asım Us'la birlikte Vakit gazetesini çıkarmağa başladı. Ancak 1920 yılında İstanbul'u işgal eden İngilizler tarafından yazılarından dolayı Malta'ya sürüldü.


Cumhuriyet Dönemi
Cumhuriyet'in ilanından sonra 1923 yılında Vatan gazetesini çıkardı. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası yanlısı yazılarından dolayı 1925 yılında İstiklal Mahkemelerinde yargılandı. Vatan gazetesi kapatıldı. Yalman 1925-1935 yılları arasında diğer Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası yanlıları gibi siyasetten uzaklaştı. 1936 yılında Zekeriya Sertel'le birlikte Tan gazetesini satın alarak bir süre çalıştırdı. Diğer Tan gazetesi sahipleriyle olan görüş ayrılığından dolayı gazeteden ayrıldı. 1940 yılında tekrar Vatan gazetesini çıkarmağa başladı. II. Dünya Savaşı sırasında müttefikleri öven ve Nazileri yeren yazılar yazdı. Vatan'ın tirajı 100.000'e kadar ulaştı. Demokrat Parti'nin ilk yıllarında DP yanlısıydı. Ancak sonraki yıllarda DP'yi eleştiren yazılar yazmağa başladı. O yüzden 1959 yılında 15 ay hapse mahkum oldu. 27 Mayıs Devriminden sonra serbest bırakıldığında ABD'deki California ve Georgia Üniversitelerinden Great Courage Award (Büyük Cesaret) ödülü aldı. Devrimden Vatan'ın tirajı azaldı. 1961'de bir süre Hür Vatan gazetesini çıkarmayı denedi. Ama yeterince okuyucu bulamayınca 1 yıl sonra bu gazeteyi de kapattı. 1961'sonra çeşitli gazetelerde köşe yazıları yazmakla yetindi. 1967 yılında devlet kültür ödülünü aldı. Yaşamının son yıllarında hatıralarını 4 ciltlik bir kitapta toplayarak Yakın Tarihimizde Gördüklerim ve Geçirdiklerim adıyla yayınladı. 19 Aralık 1972 tarihinde İstanbul’da öldü.


Kitapları
Gerçekleşen Rüya (1938)
Havalarda 50.000 Kilometre (1943)
Yarının Türkiye'sine Seyahat (1944)
Sanfransisko'da Nefer Gördüm
Naziliğin İçyüzü (1943)
Turkey in My Time (1956)
Yakın Tarihimizde Gördüklerim ve Geçirdiklerim (1970-1971, 4 cilt)
 
Ahmet Koçak Ahmet Koçak 1975 doğumlu Türk yazardır.

1994 yılında girdiği Marmara Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden 1998 yılında mezun oldu. Yine aynı üniversitenin Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Türk Dili yüksek lisans programını 2006 yılında bitirdi.

Yazarın şiirleri ve yazıları Aykırı[1], Açağ, Müsvedde Gibi[2] ve bAŞKAyOL[3] dergilerinde yayınlandı.

1996-2006 yıllarını kapsayan yazıları, Ekim 2006'da "Ve Edebiyat Yayınları" tarafından "Küskün" adıyla kitaplaştırıldı. Yazar halen öğretmenlik yapmaktadır

Eserleri
Anlatı
Küskün

Şiir
Leyla İle Mecnun -Fuzuli- (Manzum Çeviri)
Leyla İle Mecnun -Hakiri-

Senaryo
kartallar ve Köpekler
 
Ahmet Köklügiller Ahmet Köklügiller, 1936 yılında Adana’da doğdu. Balıkesir Necati Eğitim Enstitüsü’nü bitirdi. Çeşitli il ve ilçelerde ortaokul öğretmenliği yaptı. Açıklamalarıyla Atasözlerimiz (1979), Atatürk İlkeleri (1981), Çocuklara fıkralar (1981) yapıtları arasında sayılabilir.
 
Ahmet Muhip Dıranas Ahmet Muhip Dıranas(d. 1909, Sinop; ö. 21 Haziran 1980, Ankara) Türk şair, yazar.

1909 yılında Sinop'un Salı köyünde dünyaya geldi. Ankara Erkek Lisesi'ni bitirdi. Ankara Hukuk Fakültesi'yle İstanbul Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'ne devam etti. Güzel Sanatlar Akademisi Kütüphane müdürlüğü yaptı. Anadolu Ajansı, Türkiye İş Bankası yönetim kurulu üyeliği, Devlet Tiyatroları Edebi Kurul başkanlığı yaptı. 21 Haziran 1980'de Ankara'da öldü. Vasiyeti üzerine Sinop'un Salı köyünde toprağa verildi. Bir kadına adını taşıyan ilk şiiri Muhip Atalay imzası ile 15 Eylül 1926'de Milli Mecmua'da yayımlandı. Bir süre aynı imza ile şiirleri çıktı. Sonra kendi imzası ile çeşitli dergilerde şiirler yayımladı. Ahmet Muhip Cahit Sıtkı Tarancı ile şiirde ahenge ve sese önem vermişlerdir. Örneğin Kar şiirinde Ahmet Muhip sesi ön plana çıkarırken Olvido adlı şiirinde ne sesi anlama ne de anlamı sese baskın kılmıştır. Çeşitli dergilerde yayımlanan şiirleri, 1974 yılında İş Bankası Kültür Yayınları arasında, "Şiirler" adı ile çıktı.

Şiirleri

1939
ADAMLAR
AĞIT.....
ATLIKARINCA
AYAKLAR
AYIŞIĞI
AYNALAR..
AYRILIŞ
BAHAR ŞARKISI..
BALAD...
BEN BİR YILDIZIM
BİR SOKAK
BÜYÜK OLSUN
DARAĞACI
ESENLİK SİZE
EVRENİ SEVMEK Kİ
FAHRİYE ABLA
GECE..
GERÇEK
HATIRA
HER GÜNKÜ ŞARKIM
HER ŞEY UZAKTADIR
KAR
KARA GÖZLERİN
KÖPÜK
MEKTUP...
OLVİDO
PARKTA SERENAD
PORTRE
RÜZGAR.....
SELAM
SEN VE GÖKYÜZÜ
SERÇELER
SERENAD..
SOKAKLAR
SON AŞK
SON BULUT SIYRILINCA
STEP
ŞEHRİN ÜSTÜNDEN GEÇEN BULUTLAR
TESTİ
TİTREK BİR DAMLADIR
ÜLKERİN GÖZLERİ
YAĞMUR GÜL VE ELLER
YAŞARKEN
YURT..
 
Ahmet Naim Çıladır Ahmet Naim Çıladır (d. 1904, İstanbul - ö. 1967, Zonguldak) Türk edebiyatında Zonguldak maden işçilerinin yaşamlarını öyküleştiren ilk yazardır. Öyküleri Yeni Adam, Yurt ve Dünya, Son Posta, Yedigün, vb. devrin dergi ve gazetelerinde yayınlanan Ahmet Naim, Zonguldak havzasının tarihini ilk kez kaleme alan yazar olarak da bilinmektedir. Yazarın radyo oyunları ile çevirileri de bulunmaktadır
 
Ahmet Reşit Rey Ahmet Reşit Rey (1870, Çankırı - ?), Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde üst düzey bürokratlık ve bakanlıklar yapmış bir devlet adamıdır. Türk Beşleri'nden besteci Cemal Reşit Rey'in ve tiyatro yazarı Ekrem Reşit Rey'in babasıdır.

1888'de Mülkiye Mektebi'ni bitirmiş, iki sene öğretmenlik yaptıktan sonra 1890'da Saray Mabeyn Katipliğine alınmış ve 14 yıl süreyle II. Abdülhamit'e sarayda katiplik hizmeti vermiştir. İttihat ve Teraki Cemiyeti'nin en şiddetli muhaliflerinden olarak tanınmış, özellikle İttihat ve Terakki içindeki mason mensubiyetli veya Yahudi kökenli kesimlere karşı sözünü sakınmamıştır.

1906'da Kudüs Mutasarrıflığı, 1907'de Manastır Valiliği, 1908'de Halep Valiliği yapmıştır. 18 Ağustos 1912 tarihinden 17 Ekim 1912 tarihine kadar İzmir Valiliği'nde bulunmuş, bu görevden ayrıldıktan sonra Mehmet Kamil Paşa kabinesinde Dahiliye Nazırlığı'na getirilmiştir. 1913'te Kamil Paşa Kabinesi düşünce, önce Mısır'a, sonra Fransa'ya gitmiş, Mahmut Şevket Paşa olayından dolayı gıyabında mahkum edilince bir süre Paris'te bir süre de Cenevre'de yaşamıştır.

1919'da yurda dönmüştür. Ahmet Tevfik Paşa ve Damat Mehmet Adil Ferit Paşa kabinelerinde tekrar Dahiliye Nazırlığına getirilmiştir. San Remo Konferansında alınan karar gereğince murahhas olarak Paris'e gitmiştir. Sevr Antlaşmasını imzalamayacağını bildirmiş, hem murahhaslık görevinden hem de Dahiliye Nazırlığından istifa etmiştir. Galatasaray Lisesi'nde Edebiyat Öğretmenliği'ne tayin edilmiştir.

İstifasından sonra edebi tercümelerde ve fikir hayatında da başarılı olmuştur. Yazarlık ve edebiyat hayatında H. Nazım takma adını kullanmıştır. Eserleri şunlardır; Nazariyat-ı Edebiye (2 cilt), Racine Külliyatı (5 cilt), Virgil'in tercümesi, Gördüklerim Yaptıklarım (1911-1922 arası hatıraları). Ayrıca Şehrak adı ile bir günlük gazete çıkarmış, bu gazetede Maziden Hale başlığı altında seri makaleler yayınlamıştır.
 
Geri