Türk ordusu AKP'nin ordusu haline getirilmeye çalışılıyor.
Türkiye’de siyasi parti liderleri birikimsizdir. İdeolojisizdirler. Çünkü öyle olmaları gerekmektedir. Karakterleri kıvırmaya, zihinleri ise okyanus ötesi talimatlara açık olmalıdır. Peynir gibi kalıba girecek bir doğaları vardır. Söylemleri sığdır.
Amaçları halka yol göstermek değil, halkın yolunu kaybetmesini sağlamaktır.
Böylelikle yolunu kaybeden, kamplara bölünen Türk halkı herhangi “karizmatik” liderden birinin peşine takılabilir. ABD de bu çobanlarla Türkiye’yi yönetir.
Türk milleti ve vatanı yok edilmek istenmektedir. Bu tehlikeyi hemen her Türk sezmektedir. Ancak kimse direnişin doğru yolunu bulamamaktadır.
Bunun nedeni basittir. Türk milleti tarihinden koparılmıştır.
ABD Büyük Ortadoğu Projesi için yeni bir harita istemektedir. Bu haritada Türkiye parçalanacak, “Büyük Kürdistan” kurulacaktır. Harita çizmek kolaydır ancak uygulamak için savaşmak gerekir. Karşılarında da dünyanın en güçlü ordularından biri Türk Silahlı Kuvvetleri vardır.
İşte Türk Ordusu bunun için savaşmadan içeriden tasfiye edilmektedir. Çünkü Ordu yok edilirse devlet ve millet ayakta kalamaz. Türk Ordusu’nun komuta kademesinin üçte birinin hapse atılması bir rastlantı değildir.
Bir zamanlar dünyanın 8. büyük ordusu olan Türk ordusu, güney sınırımızda kurulmaya çalışılan bir Kürt devletine karşı antlaşmalardan doğan haklarımızı dahi koruyamamakta, Irak ordusuna ait 30 askerle sınırda gösteri yapmaktadır.
Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül’ün “hocamız ve üstadımız” diye nitelendirdiği azılı Amerikancı ve mürteci Necip Fazıl bir Ordu düşmanıdır:
” – Türk ordusu, sadece Türk’ü ruhta ve maddede harap etmeye memur eşkıya sürüsü? – Allah bu imansız ve vicdansız asker bozuntusunu kahretsin! – Bu, Türk ordusu mudur yoksa Türklüğe düşman bütün işgal ordularına pes dedirtecek alçaklar sürüsü mü? – Ordu isimli katiller ve çapulcular sürüsü?”
Bu sözler Necip Fazıl’ın 27 Mayıs’tan sonra TSK’ya saldırmak için yazdığı “Yeniçeri” kitabındandır.
Tayyip Erdoğan “üstadının” başka bir Türklük düşmanı kitabını kürsüden gösteriyor. Türklerin Dersim’de Kürtleri katlettiğine delil olarak bu kitabı öne sürüyor.
Dış düşman onlar için önemli değil. Çünkü vatanı değil iktidarlarını tehlikede görüyorlar. Tehlikenin kaynağı da kendi Orduları oluyor.
Türkiye Cumhuriyeti’ni parçalamak isteyen, “Büyük Kürdistan”, “Büyük Yunanistan”, “Büyük Ermenistan” kurmayı hedefleyen emperyalizm Osmanlı’daki taktiklerini birebir bugün de uygulamaktadır.
Türk ordusu Ergenekon-Balyoz davaları ile çökertilmiştir.
Türk ordusu AKP'nin ordusu haline getirilmeye çalışılıyor.
Türkiye'yi parti ordusu ile savunmak mümkün değildir. Ancak milli bir ordu tarafından savunulabilir.
Tarih, ordusuz devlet, ordusuz toplum ve ordusuz millet görmemiştir.
Türkiye’de siyasi parti liderleri birikimsizdir. İdeolojisizdirler. Çünkü öyle olmaları gerekmektedir. Karakterleri kıvırmaya, zihinleri ise okyanus ötesi talimatlara açık olmalıdır. Peynir gibi kalıba girecek bir doğaları vardır. Söylemleri sığdır.
Amaçları halka yol göstermek değil, halkın yolunu kaybetmesini sağlamaktır.
Böylelikle yolunu kaybeden, kamplara bölünen Türk halkı herhangi “karizmatik” liderden birinin peşine takılabilir. ABD de bu çobanlarla Türkiye’yi yönetir.
Türk milleti ve vatanı yok edilmek istenmektedir. Bu tehlikeyi hemen her Türk sezmektedir. Ancak kimse direnişin doğru yolunu bulamamaktadır.
Bunun nedeni basittir. Türk milleti tarihinden koparılmıştır.
ABD Büyük Ortadoğu Projesi için yeni bir harita istemektedir. Bu haritada Türkiye parçalanacak, “Büyük Kürdistan” kurulacaktır. Harita çizmek kolaydır ancak uygulamak için savaşmak gerekir. Karşılarında da dünyanın en güçlü ordularından biri Türk Silahlı Kuvvetleri vardır.
İşte Türk Ordusu bunun için savaşmadan içeriden tasfiye edilmektedir. Çünkü Ordu yok edilirse devlet ve millet ayakta kalamaz. Türk Ordusu’nun komuta kademesinin üçte birinin hapse atılması bir rastlantı değildir.
Bir zamanlar dünyanın 8. büyük ordusu olan Türk ordusu, güney sınırımızda kurulmaya çalışılan bir Kürt devletine karşı antlaşmalardan doğan haklarımızı dahi koruyamamakta, Irak ordusuna ait 30 askerle sınırda gösteri yapmaktadır.
Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül’ün “hocamız ve üstadımız” diye nitelendirdiği azılı Amerikancı ve mürteci Necip Fazıl bir Ordu düşmanıdır:
” – Türk ordusu, sadece Türk’ü ruhta ve maddede harap etmeye memur eşkıya sürüsü? – Allah bu imansız ve vicdansız asker bozuntusunu kahretsin! – Bu, Türk ordusu mudur yoksa Türklüğe düşman bütün işgal ordularına pes dedirtecek alçaklar sürüsü mü? – Ordu isimli katiller ve çapulcular sürüsü?”
Bu sözler Necip Fazıl’ın 27 Mayıs’tan sonra TSK’ya saldırmak için yazdığı “Yeniçeri” kitabındandır.
Tayyip Erdoğan “üstadının” başka bir Türklük düşmanı kitabını kürsüden gösteriyor. Türklerin Dersim’de Kürtleri katlettiğine delil olarak bu kitabı öne sürüyor.
Dış düşman onlar için önemli değil. Çünkü vatanı değil iktidarlarını tehlikede görüyorlar. Tehlikenin kaynağı da kendi Orduları oluyor.
Türkiye Cumhuriyeti’ni parçalamak isteyen, “Büyük Kürdistan”, “Büyük Yunanistan”, “Büyük Ermenistan” kurmayı hedefleyen emperyalizm Osmanlı’daki taktiklerini birebir bugün de uygulamaktadır.
Türk ordusu Ergenekon-Balyoz davaları ile çökertilmiştir.
Türk ordusu AKP'nin ordusu haline getirilmeye çalışılıyor.
Türkiye'yi parti ordusu ile savunmak mümkün değildir. Ancak milli bir ordu tarafından savunulabilir.
Tarih, ordusuz devlet, ordusuz toplum ve ordusuz millet görmemiştir.