Mitolojik sistemlerde geniş yer tutan unsurlardan biri de kötü ruh anlayışıdır. Tüm kültürlerin mitolojik görüşlerinde kötü ruhlarla ilgili çeşitli tasarımlar bulunmaktadır.
Bu tasarımlar kültürden kültüre dolayısıyla bir mitolojik görüşten diğerine farklılıklar gösterdiği gibi mitolojik sistemlerde çeşitli ortak tasarımlar ve düşünce ürünleri de söz konusudur.
Kötü ruh, mitolojiler açısından baktığımızda genel anlamda insanlara kötülük eden ve doğaüstü bir varlık şeklinde düşünülen bir tasarımdır.
[1] Kötü ruh anlayışıyla ilgili olarak inanç sistemlerinde duyularla algılanamayan ve göze görünmeyen varlıklarla ilgili temel tasarımlardan biri cindir. Cin anlayışı hemen hemen tüm kültürlerde ve mitolojik sistemlerde görülmektedir.
Yunan, İskandinav ve Asur – Babil gibi mitolojik düşünce sistemlerinin yanında Yahudilik, Hristiyanlık ve Müslümanlık gibi semavi dinler de bu anlayışlara sahiptir.[2]
Türk kültürü ve Türk mitolojisinde de kötü ruh anlayışı ve buna bağlı olarak cin türünden tasarımlar görülmektedir. Hem tarihi anlamda hem de sözlü kültür ürünlerinde izlerini görebileceğimiz düşünce yapısı bağlamında bu tür varlıklar Türk mitolojisinde yer almaktadır.
Divanü Lugati’t-Türk’te yer alan ve şeytan anlamına gelen yek ifadesiyle yine aynı sözlükte yer alıp cin anlamına gelen yel ifadesi vardır.[3]
W. Radloff’un Altay Türklerinden derlediği Yaratılış Destanı’nda, kötü varlıkların ilki kabul edilen ve şeytana denk tutulan Erlik’in, kötü ruhların veya varlıkların ilk yaratılanları olarak kabul edebileceğimiz kötü ruhun saçlısı Albıs ve kötülük saçan Şulmus adlı varlıkları yarattığını görürüz.[4]
Türk düşünce ve tasavvurlarındaki kötü ruh tasarımlarında genel anlamda şamanist düşüncedeki kötü ruh anlayışıyla İslamiyette yer alan cin anlayışı görülmektedir.
Şamanist düşüncelerde kötü ruhlar kara neme adıyla bilinmektedir. Bu ruhların başında da Altay Türklerine göre Erlik, Yakut Türklerine göre de Arsan Duolay bulunmaktadır.[5]
Altay Türklerinin mitik düşünce ve tasavvurlarında kara tös ve kara neme şeklinde adlandırılan kötü ruhların veya ölmüş günahkar insanların ruhları olarak düşünülen körmöslerin kötü olanlarının başında bulunan Erlik insanlar ve hayvanlar için en ağır hastalıklar, korkunç felaketler ve cezalandırılmaların sebebidir.
Ölüm getiren olarak tasarımlanan ve yeraltında yaşadığı düşünülen Erlik hem yeraltında bulunan hem de yeryüzüne yayılmış kötü ruhlar avanesinin başındadır. Kötü ruhlar da insanlara, Erlik’in yaptığı gibi, çeşitli kötülükler yaparlar.[6]
Yakut Türklerinin mitolojik görüşlerinde Erlik’in karşılığı olarak düşünebileceğimiz Arsan Duolay da, Erlik’e benzer şekilde düşünülmektedir. Yeraltı dünyasındaki kötü ruhların başı olarak kabul edilen Arsan Duolay insanlara kötülükler gönderir.
[7]Abaahı adı verilen kötü ruhlar zümresi de yeryüzünün tüm katlarında bulunan, hem insanlara hem de hayvanlara zarar verebilen ve tasviri anlamda çirkin olduğu ifade edilen kötü ruhlardır.[8]
Türk mitolojik sisteminin İslamiyet ile birlikte oluşan tasarımlarına baktığımızda insanlarla çeşitli şekillerde uğraşıp, onlara zarar veren ve düşman olan kötü ruh tasarımı olarak cin adlı varlıkları görürüz.[9]
Cinler, Türk halk geleneğinde varlığına inanılan ve bazı olağanüstü görünümler veya eylemler ile açıklanan varlıklardır.
Çeşitli tabiat unsurları ve mekanlara bağlı olarak tasarımlanan bu varlıklar insanlara karşı çarpmak, sakatlamak hatta öldürmek gibi çeşitli eylemlerde bulunurlar.
İnsanlara karşı kedi, oğlak, teke ve başta olmak üzere birçok şekilde göründükleri gibi insan şeklinde veya insana benzeyen ve görüntü bozukluğuna sahip iri yarı bir yaratık olarak da görünebilirler.
Bunun yanında insanların karşısına hamamlarda, değirmenlerde, mezarlıklarda ve bulaşık sularının bulunduğu yerler veya çeşitli terk edilmiş mekanlarda çıkarlar.[10] Bu varlıklarla ilgili düşüncelerin kökeninde şamanist mitolojik görüşlerin olduğunu söylemek mümkündür.[11]
Cin adlandırması aslen kötü ruh olarak düşünülebilecek varlıkların içerisinde özel bir sınıfın adıyken gelenekte yayılıp gelişerek bu tür varlıkarın genel bir adı haline gelmiştir.[12]
Cinlerin yanı sıra Türkiye sahası inançlarında ve mitik düşünce ve tasavvurlarında genel bir yayılma gösteren Al Karısı / Albastı ve Karabasan da bulunmaktadır. Al Karısı / Albastı, tüm Türk boylarının mitik tasavvurlarında görülen bir kötü ruh türüdür. Bu kötü ruh özellikle gece vakitleri atlara musallat olarak onları yorar ve terletir.
Bunun yanında lohusalara ve yeni doğmuş çocuklara zarar verir. Lohusanın üzerine bir ağırlık olarak çöken ya da ciğerini çekmek suretiyle lohusayı öldüren Al Karısı yeni doğmuş çocukları da çarparak öldürebilir.
İnsanlara gür saçlı, çirkin ve iri yarı bir kadın olarak göründüğü düşünülmektedir. Genelde Albastı adıyla bilinen bu varlık Türkiye sahasında birçok bölgede Al Karısı adıyla yayılma göstermiştir.[13]Karabasan ise insanlara geceleri uyurken gelen bir varlıktır.
İnsanları gece uykusunda boğmaya çalışan bu kötü ruh Türkiye sahası halk inançlarında görülmektedir.
Gece uykusunda insanlara zarar veren Karabasan kötü ruh türünden Albastı gibi varlıklarla da ilişkili düşünülmektedir. Mitik tasavvurlarda net bir tasviri ve görüntüsü belirtilmeyen bu varlık bazı varyantlarda küçük ama çok ağır bir erkek olarak tasvir edilebilmektedir.[14]
Burada genel anlamda verdiğimiz bilgi kötü ruhların Türk mitik düşünce ve tasavvurlarındaki durumuyla ilgili genel bilgidir.
Bu kısımda ele aldığımız Erlik ve ona bağlı kötü ruhlar zümresi, cin, Al Karısı ve Karabasan ile ilgili bilgi Türk mitolojisinin tamamından, halk inançları ve sözlü kültür ürünlerinden elde edilen bilgidir.
Bu varlıklar Türk mitolojisinde “iyi-kötü” karşıtlığında kötü olarak kabul edilen varlıklardır.
Buna bağlı olarak bu varlıklardan çeşitli kötülükler beklenir. Bu kötülükler kişinin doğrudan kendisine yapılan ve sonu psikolojik rahatsızlık, sakatlanma ya da ölüme varabilecek çeşitli eylemlerdir.
Bunun yanısıra kişinin çeşitli mallarına zarar verme, yoldan çevirme suretiyle niyet ettiği işine engel olma veya kişinin ailesinden birine zarar verme gibi sonuçlar doğuran eylemler de bu varlıklarla ilişkili düşünülmüştür.
Buna bağlı olarak bu varlıklardan gelebilecek herhangi bir kötülüğe karşı bir kaygı mevcuttur denilebilir.[15]
Bu da kötü ruhları bir korku sembolü haline getirmiştir. Türk mitolojisinde kötü ruhların, dünyadaki diğer halkların mitolojik görüşlerine benzer bir şekilde korkunun ifadesi veya kişileştirmesi haline geldikleri düşünülebilir.
Bu bağlamda insanın herhangi bir tehlike karşısında zarar göreceği duygusundan kaynaklanan ve bir nesneye bağlı olarak ortaya çıkan yani var olan bir nesneden kaynaklanan korku[16] duygusunun Türk mitolojisindeki nesnelerinden birinin de kötü ruhlar olduğunu ifade edebiliriz.
Türk mitolojisinde tam olarak belirlenemeyen yapılarından dolayı kötü ruhların yarattığı bilinenden bilinmeyene yönelen hareketin ortaya çıkardığı duygu korku duygusudur.[17]
Türk halk kültüründe, genelde cin olarak düşünülen kötü ruhlar insanlara karşı çeşitli eylemler sergilerler. Bu eylemlerin başında insanlara karşı çeşitli oyunlar oynayıp insanları korkutmak yer almaktadır.[18]
Bu bağlamda , Türkiye sahasında gelenek çerçevesinin yayılması sonucu cin olarak düşünülen kötü ruhların, birçok kültürde olduğu gibi, ilk başlarda mitik tasavvurlarda belirgin bir yer tutarken zamanla kökenleri ve geçmişteki işlevlerinin unutulduğu görülmektedir.
Bu durum da bu kötü ruhların birer korku ögesine dönüşmesine sebep olmuştur.[19]
Türk mitolojisinde eskiden beri var olan, geçirilen kültürel süreçler ve yaşanan inanç sistemi değişiklikleri ile yüklü bir birikim oluşturan, oluştuğu dönemlerde ifade ettiği anlamların izlerini taşımakla birlikte değişikliklere uğramış olan kötü ruhlar Türk halk kültüründe çeşitli korkuların ifadesi veya tam tersi bir okumayla korkuyu yaratan nesneler olarak görülmektedir.
Kötü ruhlar, kökeninde Türk şamanizmine ait mitolojik görüşleri barındırarak Türkiye sahasında, hem İslamiyet’in kabul ettiği bilgiler hem de geleneksel halk görüşlerinin iç içe geçmesi ile düşünce sisteminde oluşan, tehlikeli ve korkulan varlıklar olarak kabul edilmektedir.
Kötü ruhlar hakkında verdiğimiz genel bilgi, gerek anlatının kurgusu açısından gerekse işlevsel manada Türk halk anlatmalarında çokça yer alan bu olağanüstü varlıkların çok yönlü olarak incelenmesi gerekliliğini ortaya koyar.
Böylesi bir inceleme bir makale boyutunu aşacağı için bu makalede Türkiye sahası efsanelerinde yer alan ve özel adlara sahip kötü ruhları ele alacağız.
Makalemizde bu kötü ruhları alfabetik olarak sıralayacağız.
Yayınlanmış efsane metinlerindeki örneklerin inceleneceği bu makalede efsanelerde tespit ettiğimiz özel adlı on altı kötü ruhun hangi adla anıldığı, başka bir kötü ruh veya varlıkla benzerliği, metinlerde verilen fiziksel tasviri, bulunduğu mekan, metinlerde yer alan eylemleri ve bu kötü ruhlardan korunma ya da kurtulma yöntemleriyle ilgili tespitler yer alacaktır.
Sonuç olarak da incelemede tespit ettiğimiz ve özelliklerine yer verdiğimiz özel adlı bu kötü ruhların eylemleri bakımından ve tasvirleri bağlamında genel özelliklerini tespit etmeye çalışacağız ve giriş kısmında hakkında bilgi verdiğimiz cin, Al Karısı/Albastı ve Karabasan gibi geniş yayılım alanı gösteren varlıklarla ortak noktalarını karşılaştırmalı olarak açıklamaya çalışacağız.
Türkiye sahası efsanelerinde özel adlarla yer alan kötü ruhlar
Kötü ruhlar, Türkiye sahasının geleneksel görüşlerinde yaygın bir kabul şeklinde cin olarak adlandırılsa da kimi bölgelerde bu varlıklarla ilgili farklı adlarla anılan tasarımlar da bulunmaktadır.
Bu kötü ruhlar, bu ruhlara dair genel görüşlere benzer şekilde ya da bu görüşlerden bazı farklılıklar ile tasarlanarak bölgeye özel bir adla anılabilir.
Bu durum çeşitli sebeplere bağlanabilmektedir.
Burada birkaç örnekten hareket edecek olursak Birobiro, Kamos ve ilerleyen bölümlerde efsanelerden tespit ettiğimiz örneklerle de inceleyeceğimiz Mekir’den bahsedebiliriz.
Burada yer verdiğimiz bu bu örneklerden Birobiro ve Kamos efsane metinlerinde karşımıza çıkmamıştır. Bu kötü ruhları sadece Türkiye sahası mitik tasavvurlarındaki özel adlı kötü ruhlara örnek teşkil etmeleri açısından seçtik.
Birobiro, Anadolu’nun güney bölgelerinde yaşayan Türkmenlerin geleneksel görüşlerinde yer alan bir tür kötü ruhtur. Bu görüşlere göre Birobiro; insana benzeyen, tek ayaklı, tek kollu ve tek göze sahip korkunç, şeytani bir varlıktır.[20]
Kamos ise Harput’ta varlığına inanılan ve tek başına uyumak üzere olan kişilerin üstüne ağırlığı ile çökerek onları korkutup çarpan; bazen iri yarı veya kısa bir insan şeklinde bazen de bir kara kedi kılığında tasvir edilen bir kötü ruhtur.[21]
Efsane metinlerinden tespit ettiğimiz ve hakkında ilerleyen bölümlerde bilgi vereceğimiz Mekir de ismini andığımız bu iki kötü ruhla benzer bir adlandırma özelliği göstermektedir. Bu kötü ruh özellik olarak cin ile benzemektedir.
Fakat adlandırmada görülen bu değişim veya farklılık birtakım yerel değişikliklere, kötü ruhun içinde geçtiği efsane ve olaya veya sadece inanç olarak bulunduğu bölgenin kelime haznesine bağlı olabilir.[22]
Bu örneklerin dışında da kötü ruhlar yaptıkları işlere, görünüşlerine veya cinsiyetlerine göre hem bölgesel hem de genel anlamda çeşitli özel adlar alabilmektedir.[23]
Bu tür bir özellik Altay Türklerinin şamanist görüşlerinde de görülmektedir.
Bazı ruhların adlandırmalarında boylar arasında hatta boy ve kabile içinde değişiklikler görülmektedir. [24]