Türk Lirası'nın 84 Yıllık Hikayesi
Para icat edilmeden önce deniz kabuğundan kıymetli metallere kadar çeşitli malların değişim aracı olarak kullanıldığı tarihi kayıtlara göre M.Ö 118 yılında Çinlilerin deri para kullandığı ilk kağıt paranın M.S 806 yılında yine Çin'de ortaya çıktığı para tarihinde Türkiye Cumhuriyeti kağıt paraları 84 yıllık tarihi geçmişe sahip.
Basıldığı dönemin sosyo-ekonomik yapısının izlerine de sahip olan para tarihi aynı zamanda bir iktisadi analiz özelliği ile sosyo-ekonomik tarihin yansıması özelliği de taşıyor. Bu bağlamda Cumhuriyet dönemi kağıt paraları da üzerlerinde bulunan resimlerden dolayı çıkarıldığı zaman için önemli izleri ve mesajları üzerinde barındırıyor.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk olarak 1927 yılında piyasaya sürülen kağıt paralar artık günlük hayatımızın değişmez unsuru olurken Türkçe Latin harfli olarak tasarlanan ilk kağıt para 5 liralık kupür olarak 15 Ekim 1937'de basıldı. Dolayısıyla Türkçe harflerle basılan kağıt paraların hayatımızda 84 yıllık bir geçmişi var. Medine Taşdelen Yıldırım / A.A
Türk Nümismatik Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Güçlü Kayral'ın hazırladığı çalışmaya göre; Cumhuriyetin ilk kağıt parası 5 Aralık 1927 tarihinde piyasaya sürüldü. Eski harfli birinci emisyon kağıt paraların planlandığı gibi çıkarıldıktan 10 sene sonra 1937 yılında değiştirilmesi gerekiyordu.
02 İkinci emisyon kağıt paralar sadece Türkçe Latin harfli olarak tasarlandı. 15 Ekim 1937 tarihinde ilk olarak 5 liralık kupürün piyasaya verilmesiyle eski harfli 1. emisyon paraların yerine 2. emisyon paralar geçmeye başladı.
2. emisyonun kupürleri 1 2½ 5 10 50 100 500 ve 1.000 olarak tasarlanmıştı. Bu defa 1. emisyondan farklı olarak 2½ liralık kupür de kullanıma alınacaktı. Bu arada madeni paralar da 1 5 10 25 ve 50 kuruş olarak tedavüldeydi. 1937 yılında alınan karar doğrultusunda 1 liralık kupür kağıt paradan madeni paraya çevrilmiş ve tedavüle 1 liralık gümüş sikkeler çıkarılmıştı. Numunesi hazırlanan 1 liralık kağıt paralar ise hiç bastırılmadı.
1937 ve 1938 yıllarında yeni emisyonun 5 10 50 ve 100 liralıkları tedavüle verildikten sonra Atatürk'ün ölümü ve yerine İsmet İnönü'nün geçmesi üzerine 2. emisyona geçiş işi değişikliğe uğradı. 1939 senesinde tedavüle verilen 500 ve bin liralıkların planlanan miktarının bir kısmı aynı klişe ve renklerde olmasına rağmen Cumhurbaşkanı olarak İnönü'nün resimleri ile yeniden bastırılıp piyasaya verildi.
1939 senesi Eylül ayında Avrupa'da patlak veren savaşın genişlemesi ve daha ileri boyutlara varması ihtimalinin uzak olmadığını değerlendiren Merkez Bankası hükümete başvurarak banknot mevcutları ve ihtiyatları üzerinde hazırlık yapılması ve bozuk para ihtiyacını gidermek için ufak kupür basılması için izin istedi. Gelen olumlu cevap üzerine tedavülde bulunan banknotları basmış olan Thomas De La Rue'dan telgrafla bir teklif istendi ve matbaaya sipariş verildi.
Bu matbaanın tercih edilmesindeki sebep para kalıplarının matbaanın elinde hazır olduğu düşüncesiydi. Ancak Cumhurbaşkanı resim ve filigranının değişimi için mevcut kalıplar üzerinde değişiklik yapılması gerekmekteydi. Ufaklık ihtiyacını gidermek için yeni tasarlanan 50 kuruşun kalıplarının da sıfırdan hazırlanması gerekiyordu. Bu 50 kuruşların siparişi de yine İngiltere'deki Bradbury Wilkinson firmasına verilmişti. Bu gecikmelerden ötürü siparişlerin teslimi 1941 senesi başına uzatılıyordu.
Bu sırada Fransa ve İtalya savaşa girmiş Akdeniz deniz taşımacılığına uygun olmayan bir hale gelmişti. Paraların sevkıyatı için Kap ve Kızıldeniz yolu tek güvenli seçenek olarak görülüyordu. Paraların basılacağı matbaalar artık savaş bölgesi içindeydi. Kısa bir süre sonra Londra'nın Almanlar tarafından bombalanması sonucunda Thomas de la Rue matbaası da isabet aldı ve düzeni bozuldu.
Bu şartlar altında muhtelif kıymetteki banknotlardan öncelikle 100 milyon lira değerinde İnönü resimli 500 ve bin liralık kupürlerin hazırlanmasına karar verildi. Basımı tamamlanan paralar 30 Temmuz 1940 tarihinde vapura yüklenerek Süveyş yolu ile 35 ayda İstanbul'a getirildi. Bunun ardından 5 milyonluk 1 liralık 200 milyonluk 100 liralık ve 25 milyon kupür 50 kuruşluk kağıt para üretilerek Ekim 1940'da iki gemiyle yüklenerek yola çıkarıldı.
Yeni 1 liralık kupürleri taşıyan Fabian adlı gemi yola çıkar çıkmaz İnönü resimli eski 100 liralık ve yeni 50 kuruşluk kupürleri taşıyan City of Roubaix gemisi ise 5 ay yollarda kaldıktan sonra Yunanistan'ın Pire limanında kazaya uğrayarak battı.
Bunun arkasından Fabian gemisinde zayi olanların yerine tekrar basılan 7 milyon liralık 1 liralık yeni 50 kuruşlukların bakiyesi 15 milyon kupür ve 194 milyon liralık İnönü resimli eski 50 liralık kupür İstanbul'a sevk edildi.
Ancak bu partide gelen 50 liralık ve 50 kuruşluk kupürler hiç bir zaman tedavüle verilemedi. Çünkü 50 liraların 126 bin kupürü matbaanın bombalanması sonucu çıkan yangında zayi olmuş ve kalanlarının eksik şekilde kullanılması mümkün değildi.
50 kuruşlar da tedavüle verilemedi. Çünkü Pire'deki kaza sonrasında paralar yerli halkın eline geçti. Haber Ankara'ya telgrafla ulaştığında Başbakanlık hemen konuyu ele alarak yaptığı acil bir açıklama ile bu banknotların tedavülünden vazgeçtiğini duyurdu. Konu aynı zamanda Yunan makamlarına da bildirildi. Batıktan çıkarılıp Yunan makamların eline geçebilen paralar Türk hükümetine teslim edildi.
Kağıt paraların basım ve tedarikinin yarattığı sorunlar ve dışa bağımlılık hükümeti paraların ülke içinde basılması imkanlarının araştırılmasına yönlendirirken kağıt paraların Türkiye'de basımı her ne kadar arzu edilse de savaş sebebiyle bir yandan bankalardan yüklü miktarda para çekilirken yerli basım paraların piyasaya verilmesinin paranın itibarını sarsacağı endişesi vardı. Hangi emniyet tedbiri alınırsa alınsın içeride olmasa da dışarıdan sahte para gelebileceği düşünüldüğünden basım işinden vazgeçildi.
Bu sırada tüm dünyayı sarsan savaş şartları altında Türkiye zor günler geçirmekteydi ve paraya her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardı. Bu defa deniz aşırı ülkeler yerine Almanya'daki matbaalarda para basılması değerlendirildi. Berlin'deki Reichsdruckerei matbaasına önce 10 ve 100 liralıklar ardından da 50 kuruşluk kupürler bastırıldı.
Bu süreçte ilginç bir olay yaşandı. Berlin'de bastırılan 100 liralıklar A B C D şeklinde dört seride ve 9 milyon adet olarak sipariş edildi. Teslim edilen banknotlar 15 Ağustos 1942 tarihinde tedavüle verildi. Birkaç sene sonra Merkez Bankası'nın bilgisi dışında E F G H J serileri piyasada görülmeye başladı. Merkez Bankası ani bir müdahale ile 25 Nisan 1946 tarihinde bu paraları tedavülden kaldırdı.
Olayın ardından Almanya matbaasıyla bir daha çalışılmadı ve 1946-1948 arasında piyasaya sürülen 3. emisyon paraların büyük kısmı ve 4. emisyon paraların tamamı Amerika'da American Banknote Company matbaasında bastırıldı.
2 3 ve 4. emisyon İnönü resimli paralar savaş ve sonrası ekonomik şartlar gereği diğer emisyonlardan farklı bir tedavül işlemiyle piyasaya verildi.
14 Mart 1947 tarihinde hükümet bir karar alarak geçerlilikleri devam eden Osmanlı Bankası banknotlarının 1 Nisan 1947 tarihinden itibaren 1 sene içinde altın karşılığı ödeneceğini duyurdu. Bu kararla Cumhuriyetin Osmanlı'dan devraldığı son kağıt paralar da kuruluşunun 25. senesinde tedavülden alınmış oldu.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde 84 yıllık geçmişe sahip kağıt paralardan 1 milyonluk banknotla Türkiye 1995 yılında tanışırken 1928 yılına kadar kullanılan Osmanlı evrak-ı nakdiyeleri ve 1948 yılına kadar kullanılan Osmanlı Bankası banknotları dışında 9 emisyonda 24 farklı kupürde ve 126 tertipte kağıt Türk Lirası kullanıldı.
Türk Nümismatik Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Güçlü Kayral'ın hazırladığı çalışmaya göre; 1950'li yıllarda Türkiye'deki iktidar değişikliğinin sonucu tüm sosyal ve ekonomik hayata yansıdı. İktidar paralardan cumhurbaşkanı resimlerinin kaldırılmasına ve Atatürk'ün resminin kullanılmasına karar verdi. 1 Aralık 1951 tarihinde ilk olarak 50 liralık kupürün tedavüle verilmesiyle başlayan 5. emisyon yeniden Atatürk resimli ve filigranlı olarak üretildi.
1950'li yıllarda yavaş yavaş dışa açılım ve sanayideki ilerlemeler sonucunda kağıt paraların Türkiye'de basılması fikri yeniden gündeme geldi. 1951 yılında yeniden başlatılan Banknot Matbaası kurma işi ancak 1958 yılında tamamlandı ve aynı yıl banknot basımına başlandı. 5. emisyonun 3. tertip 100 lirası ilk basılan kağıt para olurken bu tarihten sonra piyasaya verilen kağıt paraların basımı Ankara'daki Banknot Matbaasında gerçekleştirilmeye çalışıldı. 1960'lı yılların ortalarına kadar matbaada İsviçreli Alman ve Avusturyalı teknisyenler Meclis'ten alınan özel izinlerle çalıştırılıyordu. Ayrıca 1967'de özel banknot kağıdı fabrikası çalışmaları yapılmış ve 1968'de Pakistan'da ortak bir fabrika bile kurulmuştu.
Türk lirasından 6 sıfır atılmasıyla 1 Ocak 2005 tarihinden itibaren Yeni Türk Lirası'na geçiş gerçekleşti. Ekonomik istikrarın kalıcı olması yönünde bir kararlılık ifadesi bir simge olarak kabul edilen bu karar ulusal nitelikli bir proje olarak tanımlandı.
Projenin iletişim kampanyası kapsamında çok sayıda bilgilendirici nitelikte afiş broşür ve kitapçık basılarak dağıtıldı aynı zamanda televizyon ve radyo tanıtımları yapıldı.
3. emisyonda binalardan vazgeçilerek köylü figürleri en önemli ihraç kalemlerinden biri olan üzüm sanayileşmeyi anlatan sanat okulunda makina başında çalışan öğrenciler ve cumhuriyetin ilk yıllarında oldukça faal olan izciliği özendiren figürler yer aldı.
Takip eden emisyonlarda tarihi yerler devlet binaları ve Türk büyüklerinin resimleri kullanıldı. Bunlardan farklı olarak sadece üç kupürde Cumhuriyet döneminin en önemli yatırımları resmedildi. 6. emisyonun son parası olan bin lirada Boğaziçi Köprüsü 7. emisyon 5 bin liralarda Afşin-Elbistan Termik Santrali 7. emisyon 1 milyon lira ve 8. emisyon 1 YTL'lerde Şanlıurfa Atatürk Barajı resimleri kullanıldı.
Para icat edilmeden önce deniz kabuğundan kıymetli metallere kadar çeşitli malların değişim aracı olarak kullanıldığı tarihi kayıtlara göre M.Ö 118 yılında Çinlilerin deri para kullandığı ilk kağıt paranın M.S 806 yılında yine Çin'de ortaya çıktığı para tarihinde Türkiye Cumhuriyeti kağıt paraları 84 yıllık tarihi geçmişe sahip.
Basıldığı dönemin sosyo-ekonomik yapısının izlerine de sahip olan para tarihi aynı zamanda bir iktisadi analiz özelliği ile sosyo-ekonomik tarihin yansıması özelliği de taşıyor. Bu bağlamda Cumhuriyet dönemi kağıt paraları da üzerlerinde bulunan resimlerden dolayı çıkarıldığı zaman için önemli izleri ve mesajları üzerinde barındırıyor.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk olarak 1927 yılında piyasaya sürülen kağıt paralar artık günlük hayatımızın değişmez unsuru olurken Türkçe Latin harfli olarak tasarlanan ilk kağıt para 5 liralık kupür olarak 15 Ekim 1937'de basıldı. Dolayısıyla Türkçe harflerle basılan kağıt paraların hayatımızda 84 yıllık bir geçmişi var. Medine Taşdelen Yıldırım / A.A
Türk Nümismatik Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Güçlü Kayral'ın hazırladığı çalışmaya göre; Cumhuriyetin ilk kağıt parası 5 Aralık 1927 tarihinde piyasaya sürüldü. Eski harfli birinci emisyon kağıt paraların planlandığı gibi çıkarıldıktan 10 sene sonra 1937 yılında değiştirilmesi gerekiyordu.
02 İkinci emisyon kağıt paralar sadece Türkçe Latin harfli olarak tasarlandı. 15 Ekim 1937 tarihinde ilk olarak 5 liralık kupürün piyasaya verilmesiyle eski harfli 1. emisyon paraların yerine 2. emisyon paralar geçmeye başladı.
2. emisyonun kupürleri 1 2½ 5 10 50 100 500 ve 1.000 olarak tasarlanmıştı. Bu defa 1. emisyondan farklı olarak 2½ liralık kupür de kullanıma alınacaktı. Bu arada madeni paralar da 1 5 10 25 ve 50 kuruş olarak tedavüldeydi. 1937 yılında alınan karar doğrultusunda 1 liralık kupür kağıt paradan madeni paraya çevrilmiş ve tedavüle 1 liralık gümüş sikkeler çıkarılmıştı. Numunesi hazırlanan 1 liralık kağıt paralar ise hiç bastırılmadı.
1937 ve 1938 yıllarında yeni emisyonun 5 10 50 ve 100 liralıkları tedavüle verildikten sonra Atatürk'ün ölümü ve yerine İsmet İnönü'nün geçmesi üzerine 2. emisyona geçiş işi değişikliğe uğradı. 1939 senesinde tedavüle verilen 500 ve bin liralıkların planlanan miktarının bir kısmı aynı klişe ve renklerde olmasına rağmen Cumhurbaşkanı olarak İnönü'nün resimleri ile yeniden bastırılıp piyasaya verildi.
1939 senesi Eylül ayında Avrupa'da patlak veren savaşın genişlemesi ve daha ileri boyutlara varması ihtimalinin uzak olmadığını değerlendiren Merkez Bankası hükümete başvurarak banknot mevcutları ve ihtiyatları üzerinde hazırlık yapılması ve bozuk para ihtiyacını gidermek için ufak kupür basılması için izin istedi. Gelen olumlu cevap üzerine tedavülde bulunan banknotları basmış olan Thomas De La Rue'dan telgrafla bir teklif istendi ve matbaaya sipariş verildi.
Bu matbaanın tercih edilmesindeki sebep para kalıplarının matbaanın elinde hazır olduğu düşüncesiydi. Ancak Cumhurbaşkanı resim ve filigranının değişimi için mevcut kalıplar üzerinde değişiklik yapılması gerekmekteydi. Ufaklık ihtiyacını gidermek için yeni tasarlanan 50 kuruşun kalıplarının da sıfırdan hazırlanması gerekiyordu. Bu 50 kuruşların siparişi de yine İngiltere'deki Bradbury Wilkinson firmasına verilmişti. Bu gecikmelerden ötürü siparişlerin teslimi 1941 senesi başına uzatılıyordu.
Bu sırada Fransa ve İtalya savaşa girmiş Akdeniz deniz taşımacılığına uygun olmayan bir hale gelmişti. Paraların sevkıyatı için Kap ve Kızıldeniz yolu tek güvenli seçenek olarak görülüyordu. Paraların basılacağı matbaalar artık savaş bölgesi içindeydi. Kısa bir süre sonra Londra'nın Almanlar tarafından bombalanması sonucunda Thomas de la Rue matbaası da isabet aldı ve düzeni bozuldu.
Bu şartlar altında muhtelif kıymetteki banknotlardan öncelikle 100 milyon lira değerinde İnönü resimli 500 ve bin liralık kupürlerin hazırlanmasına karar verildi. Basımı tamamlanan paralar 30 Temmuz 1940 tarihinde vapura yüklenerek Süveyş yolu ile 35 ayda İstanbul'a getirildi. Bunun ardından 5 milyonluk 1 liralık 200 milyonluk 100 liralık ve 25 milyon kupür 50 kuruşluk kağıt para üretilerek Ekim 1940'da iki gemiyle yüklenerek yola çıkarıldı.
Yeni 1 liralık kupürleri taşıyan Fabian adlı gemi yola çıkar çıkmaz İnönü resimli eski 100 liralık ve yeni 50 kuruşluk kupürleri taşıyan City of Roubaix gemisi ise 5 ay yollarda kaldıktan sonra Yunanistan'ın Pire limanında kazaya uğrayarak battı.
Bunun arkasından Fabian gemisinde zayi olanların yerine tekrar basılan 7 milyon liralık 1 liralık yeni 50 kuruşlukların bakiyesi 15 milyon kupür ve 194 milyon liralık İnönü resimli eski 50 liralık kupür İstanbul'a sevk edildi.
Ancak bu partide gelen 50 liralık ve 50 kuruşluk kupürler hiç bir zaman tedavüle verilemedi. Çünkü 50 liraların 126 bin kupürü matbaanın bombalanması sonucu çıkan yangında zayi olmuş ve kalanlarının eksik şekilde kullanılması mümkün değildi.
50 kuruşlar da tedavüle verilemedi. Çünkü Pire'deki kaza sonrasında paralar yerli halkın eline geçti. Haber Ankara'ya telgrafla ulaştığında Başbakanlık hemen konuyu ele alarak yaptığı acil bir açıklama ile bu banknotların tedavülünden vazgeçtiğini duyurdu. Konu aynı zamanda Yunan makamlarına da bildirildi. Batıktan çıkarılıp Yunan makamların eline geçebilen paralar Türk hükümetine teslim edildi.
Kağıt paraların basım ve tedarikinin yarattığı sorunlar ve dışa bağımlılık hükümeti paraların ülke içinde basılması imkanlarının araştırılmasına yönlendirirken kağıt paraların Türkiye'de basımı her ne kadar arzu edilse de savaş sebebiyle bir yandan bankalardan yüklü miktarda para çekilirken yerli basım paraların piyasaya verilmesinin paranın itibarını sarsacağı endişesi vardı. Hangi emniyet tedbiri alınırsa alınsın içeride olmasa da dışarıdan sahte para gelebileceği düşünüldüğünden basım işinden vazgeçildi.
Bu sırada tüm dünyayı sarsan savaş şartları altında Türkiye zor günler geçirmekteydi ve paraya her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardı. Bu defa deniz aşırı ülkeler yerine Almanya'daki matbaalarda para basılması değerlendirildi. Berlin'deki Reichsdruckerei matbaasına önce 10 ve 100 liralıklar ardından da 50 kuruşluk kupürler bastırıldı.
Bu süreçte ilginç bir olay yaşandı. Berlin'de bastırılan 100 liralıklar A B C D şeklinde dört seride ve 9 milyon adet olarak sipariş edildi. Teslim edilen banknotlar 15 Ağustos 1942 tarihinde tedavüle verildi. Birkaç sene sonra Merkez Bankası'nın bilgisi dışında E F G H J serileri piyasada görülmeye başladı. Merkez Bankası ani bir müdahale ile 25 Nisan 1946 tarihinde bu paraları tedavülden kaldırdı.
Olayın ardından Almanya matbaasıyla bir daha çalışılmadı ve 1946-1948 arasında piyasaya sürülen 3. emisyon paraların büyük kısmı ve 4. emisyon paraların tamamı Amerika'da American Banknote Company matbaasında bastırıldı.
2 3 ve 4. emisyon İnönü resimli paralar savaş ve sonrası ekonomik şartlar gereği diğer emisyonlardan farklı bir tedavül işlemiyle piyasaya verildi.
14 Mart 1947 tarihinde hükümet bir karar alarak geçerlilikleri devam eden Osmanlı Bankası banknotlarının 1 Nisan 1947 tarihinden itibaren 1 sene içinde altın karşılığı ödeneceğini duyurdu. Bu kararla Cumhuriyetin Osmanlı'dan devraldığı son kağıt paralar da kuruluşunun 25. senesinde tedavülden alınmış oldu.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde 84 yıllık geçmişe sahip kağıt paralardan 1 milyonluk banknotla Türkiye 1995 yılında tanışırken 1928 yılına kadar kullanılan Osmanlı evrak-ı nakdiyeleri ve 1948 yılına kadar kullanılan Osmanlı Bankası banknotları dışında 9 emisyonda 24 farklı kupürde ve 126 tertipte kağıt Türk Lirası kullanıldı.
Türk Nümismatik Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Güçlü Kayral'ın hazırladığı çalışmaya göre; 1950'li yıllarda Türkiye'deki iktidar değişikliğinin sonucu tüm sosyal ve ekonomik hayata yansıdı. İktidar paralardan cumhurbaşkanı resimlerinin kaldırılmasına ve Atatürk'ün resminin kullanılmasına karar verdi. 1 Aralık 1951 tarihinde ilk olarak 50 liralık kupürün tedavüle verilmesiyle başlayan 5. emisyon yeniden Atatürk resimli ve filigranlı olarak üretildi.
1950'li yıllarda yavaş yavaş dışa açılım ve sanayideki ilerlemeler sonucunda kağıt paraların Türkiye'de basılması fikri yeniden gündeme geldi. 1951 yılında yeniden başlatılan Banknot Matbaası kurma işi ancak 1958 yılında tamamlandı ve aynı yıl banknot basımına başlandı. 5. emisyonun 3. tertip 100 lirası ilk basılan kağıt para olurken bu tarihten sonra piyasaya verilen kağıt paraların basımı Ankara'daki Banknot Matbaasında gerçekleştirilmeye çalışıldı. 1960'lı yılların ortalarına kadar matbaada İsviçreli Alman ve Avusturyalı teknisyenler Meclis'ten alınan özel izinlerle çalıştırılıyordu. Ayrıca 1967'de özel banknot kağıdı fabrikası çalışmaları yapılmış ve 1968'de Pakistan'da ortak bir fabrika bile kurulmuştu.
Türk lirasından 6 sıfır atılmasıyla 1 Ocak 2005 tarihinden itibaren Yeni Türk Lirası'na geçiş gerçekleşti. Ekonomik istikrarın kalıcı olması yönünde bir kararlılık ifadesi bir simge olarak kabul edilen bu karar ulusal nitelikli bir proje olarak tanımlandı.
Projenin iletişim kampanyası kapsamında çok sayıda bilgilendirici nitelikte afiş broşür ve kitapçık basılarak dağıtıldı aynı zamanda televizyon ve radyo tanıtımları yapıldı.
3. emisyonda binalardan vazgeçilerek köylü figürleri en önemli ihraç kalemlerinden biri olan üzüm sanayileşmeyi anlatan sanat okulunda makina başında çalışan öğrenciler ve cumhuriyetin ilk yıllarında oldukça faal olan izciliği özendiren figürler yer aldı.
Takip eden emisyonlarda tarihi yerler devlet binaları ve Türk büyüklerinin resimleri kullanıldı. Bunlardan farklı olarak sadece üç kupürde Cumhuriyet döneminin en önemli yatırımları resmedildi. 6. emisyonun son parası olan bin lirada Boğaziçi Köprüsü 7. emisyon 5 bin liralarda Afşin-Elbistan Termik Santrali 7. emisyon 1 milyon lira ve 8. emisyon 1 YTL'lerde Şanlıurfa Atatürk Barajı resimleri kullanıldı.