Türk Kılıcı : Yatağan Kılıcı

  • Kullanıcı aRMiNa
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Kültür ve Sanat Etkinlikleri
Konu sahibi son olarak 2623 gün önce görüldü
Türk Kılıcı : Yatağan Kılıcı

Hp5rDcE.jpg


Standart boy Yatağan kılıcı.

WfphFS9.jpg


Topkapı Sarayı Müzesi'nde Yatağan kılıçları.

Av0XX8B.jpg


Topkapı Sarayı Müzesi Yatağanlar.

PV8knl7.jpg


Topkapı Sarayı Müzesi, Yatağan ve çeşitli kılıçlar.

OmgSsfn.png


Çeşitli büyüklükte Yatağan kılıçları.


Yatağan, 16. yüzyılda yaygınlaşan bir Türk kılıcı. Bilinen ilk yatağanlardan biri Ahmet Tekelû ustanın Kanuni Sultan Süleyman için yaptığı işlemeli yatağandır. New York Metropolitan Müzesi'nde sergilenmektedir.Yatağan, saldırma (tek ağzı yalman) türünde bir Türk kılıcıdır.

Kökenbilim

Genel kanı, bu kılıçlar çoğunlukla Denizli'nin Yatağan köyünde yapıldığından ötürü, kılıcın da buranın ismiyle anıldığı şeklindedir. Ayrıca köye de ismini veren Bektaşi Yatağan Baba'nın etkisi de göz önünde bulundurulmalıdır. Bir rivayet ise, kuşağa sıkıştırılan yatağanın, yan durmasından ötürü bu ismi aldığıdır. Hacı Bektaşi Veli Hazretlerinin tavsiyesi üzerine Türkmen ustalar tarafından yapılan Kılıcın en önemli özelliği sadece tek tarafının keskin olması ve aman diyen, teslim olan düşmana yaşama şansı vermesidir.

Özellikleri

Yatağan, pek çok doğu kılıcı gibi kavislidir, ancak (geleneksel kılıçların aksine) keskin ağzı içe gelecek biçimde, ters kavislidir. Çarpışma anında yüksek strese maruz kalan yatağanların ağızları çelikten, sırtları ise esneklik kazanması için demirden yapılırdı. Sapındaki kulaklar, bileği kavrayarak, içe doğru kavislenmesi nedeniyle savrulması zor olan yatağanın kullanımını kolaylaştırır. Bu kulaklar yüzünden, halk arasında "kulaklı" diye de bilinir. Genelde sapından sırtına doğru uzanan bir kemer, darbe anında kırılması muhtemel olan bu bölgeyi destekler. Yatağanların çoğu, sapında ve kabzasında işlemeler taşır. Kabzaya sedef kakma, inci ve değerli taşlarla süslemeler yapılır. Yanaklara ise ustanın adı, "Allah", "Muhammed", "Ali" gibi kakmalar yapılır, veya Kur'an'dan ayetler yazılırdı. Ancak kullanımının yaygınlaşmasıyla, siviller tarafından kullanılan oldukça basit yatağanlar da yapılmıştır.,

Kullanımı


Yatağan'ın bıçak eğimi, İspanyol "falcata"sı, Mısır "kopesh"i ve Yunan "kopis"iyle benzerlik göstermektedir. Yarımay biçimide bir gövdenin, iç kısmı keskin, dış kısmı ise küttür. Yatağan, görünüş itibariyle doğu esintileri taşısa da, kullanımı daha ziyade Romalıların "gladius"larına benzer. Zira, pala, şimşir gibi kılıçlar, darbe enerjisini bıçağa yayarak, kesme üzerine odaklanırken, düz kılıçlar daha çok enerjiyi kılıcın ucuna yakın odaklayarak, daha sert darbeler vurma eğilimindedir. Yatağanda ise, kılıcın ucu keskin kenar üzerine yatırılarak, uç kısımın açısı değiştirilmiş, kılıç daha çok baş-boyun bölgesine vurulması için geliştirilmiştir. Boyna inen sert bir darbe, bu bölgede zaten zayıf olan ortaçağ zırhlarından pek etkilenmeden hasmı öldürebilir. Avrupalılar bu kullanım tarzına istinaden, bir çift yatağana "kelle makası" demişlerdir.

Kısa bir kılıç olması dolayısıyla, hem sivil kullanımına uygun, hem de askerlerin yan silah olarak taşıyabileceği bir silahtı. Birçok hançer ve kısa kılıca göre daha ölümcül olması da yatağana olan ilgiyi arttırdı. Yatağan, yeniçerilerin olduğu gibi, 18 ve 19. yüzyıllarda pek çok balkan ordusunun sembolüydü. Yeniçeriler, öncelikli kullandıkları tüfek ve kılıçların yanında, kuşaklarında birer yatağan da taşıyorlardı.

Siviller arasında da oldukça yaygın olan yatağan, Kullanımı hançerden daha zor olmasına ve ustalık gerektirmesine karşın, kulaklarının azameti ve şeklinin güzel olması dolayısıyla, oldukça popüler bir silahtı. Kavgalarda, açıkça üstün olan tarafın, zayıf olan tarafa yatağanın keskin ağzıyla değil de, sırtıyla müdahale etmesi bir görgü kuralıydı.

 
Türk Kılıcı: YATAĞAN

Birkaç gün önce okuduğum bir blogda çok güzel bir yazıyla karşılaştım. Aslında haksızlık etmemekle beraber şunu söylemek isterim ki, internet ortamında artık bu tip faydalı ve dikkat çekici bilgileri bulmak pek kolay değil Neredeyse faydalı bir çöplük haline gelmiş durumda internet ağı… Faydalı, çünkü; aradığın iyi veya kötü herşeyi bulabiliyorsun, zar zor olsada.

Çöplük, çünkü; o kadar çok gereksiz ve birbirinin aynı bilgi var ki aradığın ve gerçek manada faydalı olan bilgiye ulaşmak biraz zaman alıyor.

Bu mevzuu derin ve ayrı bir konu zaten Şimdi gelelim şu dikkat çeken makalemize: Hepinizin bildiğini tahmin ettiğim şu Japon’ların kılıcı olarak ün salmış, “Katana” isimli kılıcın özellikleri çok dikkat çekici. Belki araştıranlarınız olmuştur.

Japon Kılıcı KATANA Ucu küt gibi duran ve hafif bir eğriliğe sahip olduğundan dümdüz gibi görünen şu samuray filmlerinden aşina olduğumuz kılıç.

Yazıda da okuduğum üzere “9mm’lik bir mermiyi bile 2′ye bölebiliyormuş” evet bu doğru! Videoları da varmış.

Bu mükemmel özellikleriyle beraber Japonların da geleneklerine olan bağlılıkları sayesinde tüm dünyada tanınmış. Hakkıda var:) Tabii ki şu var ki el elden üstündür. Malesef ki empoze edildiği gibi, dünyanın en iyisi değilmiş bizim Katana…!

Fakat bir çok Türk‘ün bile hiç bilmediği duymadığı, şahsen benimde bu yazıdan sonra aklımda netleşen Türk Kılıcı “YATAĞAN” ın özellikleri dahada dikkat çekiciymiş!!! Zaten kılıcın ayrodinamiği ayrı bir yazı konusu Bu mükemmel tasarım ve ince hesaplar şaheseri YATAĞAN, bizlere büyük zaferler kazandıran bir etkendir belkide??

Türk Kılıcı Yatağan

YATAĞAN; Osmanlının kullandığı çok estetik ve güçlü bir savaş silahıydı. Asil Türk soyunun zamanındaki en büyük temsilcisi olan Osmanlı İmparatorluğu her alanda olduğu gibi savaş alanında da kendini belli etmiş ve zekasını en güzel şekilde kullanarak bu kılıçla yıllar boyu savaşmış.

Kullanımı; Katana‘ya göre nispeten biraz daha zor gibi. Fakat tahrip gücü yazının başında övdüğümüz o Japon harikasından kat kat daha fazla YATAĞAN, bildiğimiz diğer tüm kılıçlardan daha farklıdır.

Kılıcın keskin kısmı iç bükey kısımda kalan tarafıdır, ağırlık merkezi Katana‘nın aksine ucuna yakındır.

Ağırlık merkezinin uca yakın olmasını şöyle bir hayalinizde canlandırıp ne gibi faydalar sağlayacağını anlayabilirsiniz. Hedefe çok daha fazla yük bindirebilir ve kaldırıp sallayana kadar zorlasada hedefe ilerlerken büyük kolaylık sağlar…

Ayrodinamiği; kesme, delme ve kemik kırmaya çok uygundur. Katana ise bildiğiniz ya da anladığınız üzere saplamakdan ziyade kesmeye daha yatkındır.

Kemik, fildişi ya da boynuzdan yapılan kabzanın(Elle tutulan kısım) baş kısmı iki geniş kulak şeklinde sağa ve sola ayrılır. Bu kulaklar

YATAĞAN‘ın savaş

Yatağan’ın Kabzası


esnasında elden çıkmasını önlemekde büyük yarar sağlar, ayrıca hoş bir estetik verir. Bu görünüm nedeniyle halk arasında “Kulaklı” diye adlandırılır.

Dışbükey kenarda genellikle demir, keskin olan iç kenarda ise çelik kullanılır. Üzerlerinde çoğunlukla Katana’daki gibi bir kan oluğu da bulunur.

Türklerin Anadolu topraklarında kendine özgü kılıçlarından biridir YATAĞAN. Hem biçimi hem çeliğinin zenginliği ile YATAĞAN bir Katana ile çarpıştığında “Katana’yı 2′ye bölebilecek kadar sağlam bir yapıya sahiptir…!!!” Anlayan anladı

Artık Türk Klıcını Biliyoruz; YATAĞAN…!

ALINTIDIR

 
Geri