Futbolun kitleler üzerindeki etkisinin sonucu olan bir durum.
Herhangi bir olaya tanıklık eden bir kimsenin, kendince bir değerlendirme yapması ve yorumda bulunması elbette olağandır.
Türkiye'de de futbol takipçisi olan, izleyen milyonlarca yurttaşımızın bulunması ve takipçilerinin de çoğunun erkekler tarafından oluşması nedeniyle, her erkek takipçinin kendine göre bir yorumu oluşabilmektedir.
Yüzbinlerce kişinin, her birinin izlediği bir futbol maçı ile ilgili birer fikir beyan ettiğini düşünsenize?
Haliyle ortaya hiç bitmeyen çeşit çeşit yorumlar, tartışmalar çıkabilmekte.
Futbol, kitlelere kendisini sadece sporuyla yada saha şovuyla değil, iddia ve benzeri oyunlarla, insanların kendi geleceklerine yönelik umutlarını ve hayallerini de kendisine bağlayabilen ve bu nedenle de haddinden fazla rağbet gören endüstriyel bir alandır. Dolayısıyla bu, işi takipten öteye götürüp, hayatın bir parçası haline gelebilmesine sebep olabiliyor.
Ama burada aslolan kitlelerin lümpenleşmesi, düzenin devamlılığı ve bu sektörün kendisini finanse edebilmesidir.
İspanya diktatörü Franco'ya sormuşlar : “Yahu ülkenin yapısı bozuk!.. Ekonomi kötü, halk perişan!.. Herkes adaletsizlikten yakınıyor... Ama, hiç isyan yok!.. Bunu nasıl sağlıyorsun?”
Diktatörün verdiği cevap : Onları yüzbinlik beşiklerde uyutuyorum. Yani stadyumlarda...