Türk dünyasında mevcut durum

Konu sahibi son olarak 2618 gün önce görüldü
TÜRK DÜNYASINDA MEVCUT DURUM

Türk Dünyasi denildigi zaman sadece Orta Asya'da SSCB'nin dagilmasinin ardindan kurulan Türki devletleri düsünmek yanlis olur. Zira Türk Dünyasi "Adriyatik'ten Çin Seddi'ne" kavramiyla tasvir edilen çok daha genis bir alani kapsamaktadir. Bu genis cografyada yasayan farkli etnik kökenlere sahip olan topluluklar tarih boyunca hep Türk-Islam ahlakinin semsiyesi altinda toplanmistir. Özbekiyle, Kazakiyla, Uyguruyla, Tatariyla, Çerkeziyle, Abhaziyla, Bosnagiyla, Çeçeniyle tüm topluluklari tek bir ideal, tek bir ülküde toplayan, söz konusu topraklarda hala varligini devam ettiren Türk-Islam medeniyetinin mirasidir.

osmanlilar_06.jpg


Osmanli Devleti'nin ulasmis oldugu siyasi sinirlar içerisinde bugün onlarca bagimsiz devlet bulunmaktadir ve bunlarin her birinde Osmanli medeniyetinin izlerini tasiyan yüzlerce eser ve güçlü bir kültür mirasi vardir. Üç kitaya yayilan Osmanli nizami, 20. yüzyilda birtakim dis müdahalelerle siyasi varlik olarak ortadan kaldirilmistir. Ancak ne var ki Osmanli'nin tarihten silinmesiyle olusan boslugu, üzerinden geçen bir asirlik zamana ragmen, henüz herhangi bir güç doldurabilmis degildir. Bugüne kadar Fransa, Ingiltere, Amerika, Rusya gibi bölge disindan güçler tarafindan Osmanli hinterlandina türlü müdahaleler yapilmistir. Bu ülkeler Osmanli'nin izini silmek ve bu bölgede hakimiyet saglamak için yillar boyunca çok çetin mücadeleler vermislerdir. Ne var ki bu bölgelere yabanci olan dis güçlerin, eski Osmanli topraklarinda huzuru ve barisi saglamalari, güçlü bir devlet olusturmalari hiçbir dönem mümkün olmamistir.

Kukla yönetimler, masabasinda çizilen haritalar, suni çatismalar, ambargolar, hiçbir dönemde basarili olamamis, bu ülkeler adeta vücuda yabanci bir madde gibi her zaman disari atilmislar ve hiçbir dönemde arkalarinda bölge halklarinin destegini bulamamislardir.

Osmanli Imparatorlugu'nun siyaset sahnesinden silinmesiyle birlikte baslayan karmasa ve kaos, yaklasik bir asirdan bu yana devam etmektedir. Bölge halklari uzun yillardir savaslarin ve çatismalarin altinda ezilmektedir. Iki Dünya Savasi gören ve bu savaslarla birlikte açlik, göç ve salgin hastaliklarla karsi karsiya kalan halklarin büyük çogunlugu da savaslarin ardindan komünist yönetimlerin baskici ve siddet içeren idareleri altinda ezilmislerdir. Soguk Savas döneminin sona ermesiyle birlikte baslayan etnik çatismalar neticesinde ise çok daha derin ve siddetli acilarla karsi karsiya kalmislardir. 1990'larin basindan itibaren Balkanlar ve Kafkasya'da basta kadinlar, çocuklar ve yaslilar olmak üzere masum halk savaslarin ve sicak çatismalarin baskisi altinda ezilmektedir. Ortadogu'da ise isgalci Israil güçlerinin baslattigi isgal ve zulüm 50 yildan fazla bir zamandir, hiç kesintiye ugramadan hüküm sürmektedir.

Iste bu sorunlarin bir an önce çözülmesinin saglanmasi ve Osmanli cografyasinda yeniden istikrarin saglanmasinin ilk adimi bölgedeki mevcut durumun çok iyi kavranmasi olmalidir. Çünkü gerek Ortadogu, gerekse Kafkasya ve Balkanlar sahip olduklari cografi ve stratejik önem nedeniyle pek çok ülkenin ilgi alani içine girmektedir. Bu açidan siyasi ve ekonomik çikarlarin çok iyi degerlendirilmesi, çözüm yollarinin tespit edilmesi ve çok yönlü bir stratejinin belirlenmesi son derece önemlidir. Sorunlarin dogru bir sekilde tespit edilmesi çözüme ulasmadaki en önemli asama olacaktir. Bu nedenle de söz konusu bölgelerde son durumun genel bir tahlilini yapmak çok önemlidir.

 
Geri