E
Elif
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Devletleri
temsil eden renk ve sekli özellestirilmis millî alamet. Arapça raye ve
liva kelimelerinin karsiligi olan bayrak ve sancak, umumiyetle
dikdörtgen biçiminde ve kumastan yapilir. Bayrak bir milletin varliginin
ve bagimsizliginin sembolü, tarihinin hatirasidir. Degeri; pamuk, atlas
ve ipekten yapilmasina bagli olmayip, temsil ettigi milletin kiymeti
ile ölçülür. Devletin hakimiyetini, bagimsizligini ve serefini temsil
ettigi için bayraga saygi gösterilir. Çok eski zamanlarda kurulan
devletler ve kavimler, bayrak veya bayraga benzeyen semboller
kullandilar. Islam tarihinde ise hicretin birinci yilindan itibaren
bayrak kullanilmaya baslandi. Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve
sellem hicretin birinci senesinde Sam'dan dönmekte olan Kureys kervanina
karsi gönderdigi hazret-i Hamza komutasindaki otuz kisilik kuvvete
bayrak seklindeki sembolü ilk defa kendi elleriyle bir mizragin ucuna
beyaz bir bez baglayarak askerlerden Ebü Mersed'in eline verdi.
Liva-ül-Beyda ismiyle anilan bu bayrak, Hayber gazasina kadar
kullanildi. Hayber'den sonra Raye denilen siyah bir bayrak kullanildi.
Dört halîfe devri, Emevîler, Abbasîler, Endülüs Emevîleri zamanlarinda
da çesitli renk ve sekilde bayraklar kullanildi.
Türklerin ilk kullandiklari bayragin rengi ve sekli hakkinda kesin bir
malumat yoktur. Ancak Orta Asya tarihi hakkindaki bilgilere dayanarak
Islamiyet'ten önceki Türklerde Tug adi verilen bayrak veya sembollerin
kullanildigi bir gerçektir. Siyahtan kirmiziya kadar; mavi, sari, yesit,
beyaz gibi çesitli renklerde semboller kullanmis olan eski Türkler, bir
mizragin ucuna bagladiklari, umumiyetle ipekten yapilmis bu alametlere
batrak, badruk, bayrak gibi isimler verdiler. Dokuzuncu asirdan Itibaren
kitleler halinde müslümanligi kabul eden Türkler de çesitli bayraklar
kullandilar. Bu bayraktaki en büyük özellik, Islamî motif ve unsurlarin
ön plana geçmesiyle birlikte, millî motif ve sembollere de yer verilmesi
idi. Ilk müslüman Türk devletlerinden olan Gaznelilerin bayraklarinda,
yesil zemin üzerinde beyaz hilal ve kus resimleri vardi. Karahanlilarin
bayraklarinda al renk üzerinde dokuz tug resmi bulunuyordu. Diger
müslüman Türk devletleri de çesitli renk ve sekilde bayraklar
kullandilar. Büyük Selçuklu Devleti'nin ilk yillarinda mavi zemin üstüne
beyaz çift kartal sembolü ve siyah çizgili gerilmis yay ve ok resimleri
varken, daha sonra siyah renkli bayrak kullandilar. Bu bayrak Anadolu
Selçuklulari tarafindan da benimsenmisti. Selçuklularda hanedan rengi
olarak kabul edilen al renkti bayraklar da vardi. Haçli seferlerine
kahramanca gögüs geren Selahaddîn-I Eyyübî'nin bayragi san renkli olup,
üzerinde hilal bulunuyordu. Bu sekil hem bu devletin bayragi, hem de
Avrupalilar tarafindan Islamiyetin sembolü olarak kabul edilmistir.
Osmanlilar zamaninda da çesitli renk ve sekillerde bayraklar kullanildi.
Osmanlilarda bayrak; padisahi, dolayisiyle devleti temsil ederdi. Zira
padisah, devleti temsil etmekteydi Padisah bayrak ve sancaklarim, Emîr-i
Alem denilen pasa Ile bunun maiyyetindeki saltanat sancaklanyla
mehterhane takimim ihtiva eden bölükler tasirdi. Ayrica her ocagin, her
birligin hatta her ortanin (taburun) ayri sancagi vardi. Sancaklar da
çesitli renklerde kullanilmistir. Yesil ve kirmizi renklerin hakim
oldugu bayrak ve sancaklarda, Osmanogullarinin hanedan rengi kirmizi
daha dogrusu al idi. Al renk, dogrudan dogruya Osmanogullarini Isaret
ederdi. Sultanlar yani padisah kizlari bile beyaz renkte degil al renkte
gelinlik giyerlerdi. Padisahin yorgani, çarsafi, yastigi al renkteydi.
Al renk esasinda Selçuklularda da hanedan rengi olarak kabul ediliyordu.
Osmanogullari, Selçukogullarinin mesru varisleri olarak bu rengi
devralmislardir. Bu husus al renge tamamen bir millî karakter vermistir
ki, bugün de devam etmektedir. Selçuklular da bu rengi selefleri olan
Karahanlilardan almislardi. Kirmiziyi süsleyen ayin mensei ise destanlar
dönemine kadar dayanir. Yildiz ise daha sonraki devirlerde konulmustur.
Osmanlilarin ilk bayragi, Anadolu Selçuklu hükümdari Giyaseddîn Mes'üd
tarafindan Osman Bey'e gönderilen hediyeler arasindaki beyaz renkli
bayrak idi. On dördüncü asirdan itibaren çesitli renk ve sekilde
bayraklar kullanildi. Kamüs-ül-a'lam'da bildirildigine göre, Osmanli
sancaginin rengini ve (bugünkü ayyildizli Türk bayraginin) seklini tayin
eden, sultan birinci Murad ve Yildirim Bayezîd Handevirlerinde yasayan
Tîmürtas Pasa'dir. Bu asirda Osmanli donanmasinda ve azap Kit'alarinda
kirmizi; yeniçeri kit'alarinda beyaz bayraklar kullanildigi, Fatih
Sultan Mehmed Han' in muasiri olan tarihçi Türsün Bey'in ifadelerinden
anlasilmaktadir. On besinci asirda Osmanlilarin kirmizi bayraklar
kullandiklari, A***pasazade'nin Alasehir'de dokunan bir nevî al kumastan
bayrak ve hil'at yapildigi hakkindaki kaydinda yer almaktadir. Muhtelif
kaynaklarin incelenmesinden anlasildigina göre, Osmanlilar kurulustan
Itibaren diger islam ve Türk devletlerinde oldugu gibi, çesitli
bayraklar kullandilar. On besinci asirda padisaha aid sancaklardan baska
çesitli askerî birliklere ve büyük devlet adamlarina, beylerbeyi,
sancakbeyi, donanma kumandani ve reisleriyle azap ocaklari na ve ticaret
gemilerine mahsus türlü renklerde bayrak ve sancaklar vardi. Bu
bayraklarin ve sancaklarin üzerinde muhtelif sekil ve yazilar bulunurdu.
Yeniçeri ocaginin muhtelif ortalarinin (tabur) kendileri ne mahsus
nisanlari vardi. Kislalarin kapilarina asilan ortalarin bayraklarina bu
alametler naksedilirdi. Bu asirda yeniçerilere ak, sipahîlere kirmizi,
silahdar bölügüne san, orta ve asagi bölüklere alaca renkli olarak
verilen bayraklar bu birliklere verilen sancak mahiyetinde idi. Çünkü
Osman Gazi'den Itibaren Kanunî devri de dahil olmak üzere padisahlara
mahsus olan bayrak beyaz renkli idi. Yavuz Sultan Selîm Han'in Çaldiran
ve Misir seferlerinde, otaginin önüne hakimiyet alameti olan beyaz ve
kirmizi renkli bayraklar dikilmisdi. Ayrica Yavuz Sultan Selim Han
zamaninda, bugün Topkapi Sarayi mukaddes emanetler dairesinde bulunan,
Peygamber efendimize satlallahü aleyhi ve sellem aid olan Sancak-i serîf
Osmanlilara geçti. Çok büyük hürmet ve ihtimam gösterilerek asirlardir
muhafaza edilen Sancak-i serif kilif içinde bulundurulur, asla
açilmazdi. Sefer-i hümayunlarda padisahlar beraberlerinde ***ürürlerdi.
Halifelik alametlerinden biri olan Sancak-i serif, devleti son derece
tehdîd eden hallerde ve isyanlarda padisahin emriyle çikarilir, millet,
asilere karsi Sancak-i serifin altinda toplanmaya çagrilirdi. Bu suretle
millet birlik içinde hareket ederek isyani bastirirdi.
Yavuz Sultan Selim zamaninda Çaldiran seferinde ilk defa olarak
kullanilan yesil renkli bayrak, bu devirden sonra da hemen her zaman ***
*** kutlanilmistir. Osmanlilarin, hilafeti de haiz olduklarini
göstermek ve Peygamber efendimizin mesru halefleri olduklarini belli
etmek için kullandiklari yesil renkli sancak, Barbaros Hayreddîn Pasa ve
Utuç Ali Reis'in donanmalarinda da kullanildi. Peygamber efendimizin
sallallahü aleyhi ve sellem mensüb oldugu Hasimîlere aid olan yesil
renkli sancak, sultan birinci Mahmüd Han devrinde donanmanin bayragi
kabul edildi.
Kanunî Sultan Süleyman Han devrinde de beyaz, alaca, kirmizi ve san
bayraklara siyah ve yesil renkliler de ilave edildi. Dogrudan dogruya
padisahin hassa kuvvetini teskil eden kapikulu ocaklarinin tasidiklari
bayraklar, umumiyetle saltanat sancaklari sayilirdi. Macaristan seferine
çikan ve orduya kumandan tayin edilen sadrazam Ibrahim Pasa' ya; beyaz,
yesil ve sari renkte üç sancakla iki kirmizi, iki de alaca bayrak
verilmesi bu hususu isbat etmektedir. Toprakli süvarinin yukansi yesil,
asagisi kirmizi renkte olmak üzere iki renkli bayragi vardi.
Osmanli ordusunda oldugu gibi, donanmasinda da türlü renk ve sekillerde
bayraklar kullanildi. On besinci asirda genellikle kirmizi renkli
bayraklar kullanildigi halde on altinci asirda kumandana mahsus bayragin
yesil, derya beylerinin ise beyaz, kirmizi, sari, sarikirmizi, ufkî
çizgili alaca bayraklar kullandiklari görülmektedir. Bu asirda ticaret
gemilerinin beyaz bayraklar tasidiklari da bazi kaynaklardan
anlasilmaktadir. Daha sonraki asirlarda da kapdan pasalara mahsus olan
bayrak yesil idi. Gemi sancaklarinda en ziyade kirmizi (al) renk
kullanilmakla beraber, yesil bayraklar da çöktü. Bunlarin kimlere aid
oldugu üzerlerindeki sekillerden anlasilirdi. Sultan birinci Mahmüd Han
devrinden sonra donanmada daha çok yesil sancaklar kullanilmaya
baslandi.
Kalyonlarin kiç sancaklari yesil oldugu gibi, amirallere mahsus forslar
da yesil zemin üzerinde zülfikar ve hilal sekillerini ihtiva ederdi.
Sultan üçüncü Selîm Han zamaninda ordu ve donanmada yapilan yeni
düzenlemeler esnasinda bayraklar üzerindeki hilal sekline, sekiz köseli
yildiz ilave edildi. Bayrak mes'elesinin muayyen esaslara baglandigi bu
devirde, büyük gemilerin muhtelif direklerine çekilecek bayraklar tesbit
edildi. Padisaha mahsus gemiye (taht gemisi) çekilecek kirmizi sancagin
üstünde sultan üçüncü Selim Han'in tugrasi vardi. Ticaret gemilerinin
tasidigi bayraklarin renk ve sekillerinin tesbit edildigi bu dönemde,
Cezayir beylerbey inin, üst kösesinde beyaz renkte sarikli bir insan
basi bulunan kirmizi bayragi vardi. Bu dönemde kumandan forslari yesit
olup, beylerbeylige aid ticaret gemilerinin bayragi; yesil, beyaz,
kirmizi üç ufkî parçadan meydana gelmisdi. Tunus ve Cezayir ticaret
gemileri ortasi yesil olmak üzere iki mavi, iki kirmizi, bes ufkî
parçadan meydana gelen bayraklar tasiyordu, Trablus beylerbeyi île
istanbul limanina mahsus sancak, üç hilalli olup yesildi. Sultan üçüncü
Selîm Han devrinde kurulan Nizam-i cedîd ordusu kit'alari için ihdas
edilen, ortasina sari. sirma ile bir hilal, yahut ortadaki hilalden
baska dört kösesine de hilaller islenmis kirmizi veya fes rengi
bayraklar kullanildi.
Sultan ikinci Mahmod Han zamaninda da bayrak sekilleri hemen hemen
ayniyle devam etti. Ancak bu devirde kalelere ve hükümet binalarina
ayyildizli al sancak çekildigi görülmektedir. Yeniçeri ocaginin
kaldirîlmasi üzerine bunlara aid hususî bayraklarin kullanilmasina son
verildi. Yeniçeriler arasinda çok yayilmis olan yeniçeriligi ve
bektasiligi hatirlatan bir takim kelimelerle birlikte bayrak kelimesinin
kullanilmasi da yasak edildi. Bunun yerine sancak kelimesinin
kullanilmasi için her tarafa emirler verildi.
Yeniçerilerin son zamanlarinda daha ziyade kirmizi renkte, üzerinde
beyaz bir pençe, bir zülfikar ve bir daire sekli bulunan çatal uçlu
bayraktar kullanildi.
Sultan ikinci Mahmüd Han tarafindan kurulan Asakir-i Mansüre-i
Muhammediyye'ye mahsus olarak üzerinde kelime-i sehadet veya fetih
ayetleri bulunan siyah bayraklar yapildi. Siyah rengin tercihi Peygamber
efendimizin Ukab adli meshur siyah sancaginin rengini taklid etmek
maksadiyladir.
Ikinci mesrutiyetin îlanina kadar orduda üzerinde ayetler yazili ve
hükümdarlarin ortasi tugrali armalarini tasiyan sirma saçakli çesitli
alay sancaktan kullanildi ve ondan sonra da bu adet devam etti. Bu
sancaklarin rengi umumiyetle kirmizi idi.
Kirmizi zemin üzerine hilal ve yildiz bulunan bayrak, Osmanlilarda Ilk
defa 1793'de devletin resmî bayragi olarak kabul edildi. Ancak bu
bayraktaki yildiz, sekiz köseli idi. Bu bayrak Osmanli Devleti'nin resmi
ve umumî sembolü olarak kullanildi Sultan birinci Abdülmecîd Han
zamaninda 1842'de yildizin bes köseli olmasi kararlastirildi ve Osmanli
bayraginin sekli kesinlesti. Bu devirde padisaha aid tugrali sancaktan
baska hükümdarin gemileri ziyaretinde kullanilan, ortasinda günes ve
dört kösesinde de sualar bulunan bir sancak daha vardi. Kapdan pasaya
mahsus sancakta; bir hilal ile sekiz köseli yildiz mevcutlu. Osmanli
hakimiyetinde bulunan, Tunus, Eflak, Bogdan beyleri île Sirp
prensliginin özet bayraklarinda, Osmanli bayraginin kirmizi rengiyle
birlikte mavi, beyaz, san gibi mahallî renkler de kullanilirdi. Tunus
beyinin sancaginin, ortasinda kirmizi zemin üzerindeki bir beyaz daire
içinde kirmizi hilal ve yildiz sekli mevcuddu. Sirp, Eflak ve Bogdan
beylerbeyleriyle Sisam adasina aid hususî bayraklarin üst köselerinde,
Osmanli hakimiyetinin sembolü olmak üzere, kirmizi zemin üzerinde beyaz
üç yildiz bulunan sari Eflak bayragi Ile mavi Bogdan bayraginda,
birincisinde çifte kartal, ikincisinde de bir **** baci mevcuddu.
Sultan Abdülazîz Han zamanindan baslayarak, padisahlara mahsus kirmizi
renkli bayraklarin ortasindaki tugralarin beyaz renkte sekiz suali bir
günes içinde alinmasi adet oldu. Sonradan bu bayragin rengi visne çürügü
olarak degistirildi ve saltanat sancagi kabul edilen bu bayrak,
saltanatin kaldinîmasina kadar devam etti.
Sultan ikinci Abdülhamîd Han zamaninda Cuma namazi münasebetiyle yapilan
selamlik resminde hilafete mahsus bir bayrak kullanilirdi. Bu, kirmizi
atlas zemin üzerine etrafi beyaz kitapdan ile islenmis dört köse bir
çerçeve içinde; bir tarafinda Fetih süresi, diger tarafta ise günes
resmi bulunan sirma saçakli ve ucu hilalli bir sancakli.
1922'de Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti tarafindan saltanatin
kaldirilarak, hilafet makami ihdas edilmesi üzerine halîfeye mahsus
olarak, yesil zemin ortasinda sekiz suali beyaz bir günes içindeki
kirmizi zeminde beyaz ay yildizi ihtiva eden bir sancak kabul edildi ve
saltanata mahsus bayrak kaldirildi. Lakin daha önceki millî bayrak
muhafaza edildi. Cumhuriyet idaresinin kurulmasindan ve halifeligin
kaldirilmasindan sonra 25 Tesrin-i Evvel 1925'de bir sancak
talimatnamesi çikari larak, harb ve ticaret gemileri hakkinda muayyen
esaslar kabul olundu. Bu talimatname millî bayragin seklini tesbit
etmekle beraber, daha ziyade donanmanin ihtiyaçlarina göre
yapildigindan, az çok hususî bir mahiyet arz ediyordu Bunun üzerine 29
Mayis 1936 tarih ve 2994 sayili kanunla Türk bayraginin sekli ve
ölçüleri kesin bir sekilde tesbit edildi. 28 Temmuz 1937 tarih ve 2/7175
sayili kararnameye ili*** 45 maddelik bir tüzük (Türk bayragi
nizamnamesi) ile de Türk bayraginin kullanilisi nizam altina alindi.
Osmanlilar döneminde, devleti, hanedani, milletin hükümranligim temsil
eden bayrak kesin olarak kutsal sayilirdi. Yere düsürmemek, düsmana
birakmamak, manevi haysiyetine dokunacak bir duruma sokmamak için ölüm
dahil her türlü fedakarlik göze alinirdi. Bayrak ve sancagina hakaret
ettirmek en büyük milli ********lik olarak kabul edilirdi. Bayraga
hakaret, padisaha hakaret suçu ile ayni derecede tutulurdu. Bayragin
kutsalligi muharebe meydaninda en yüksek mertebesini bulur, bayragi
düsürmemek için nice vezirlerin en küçük bir tereddüd göstermeden
sehîdligi göze aldiklari ve ard arda sehîd olduklari görülürdü. Zîra
bayragin düsmesi hezîmete ugrama ve maglüb olma alameti idi.
temsil eden renk ve sekli özellestirilmis millî alamet. Arapça raye ve
liva kelimelerinin karsiligi olan bayrak ve sancak, umumiyetle
dikdörtgen biçiminde ve kumastan yapilir. Bayrak bir milletin varliginin
ve bagimsizliginin sembolü, tarihinin hatirasidir. Degeri; pamuk, atlas
ve ipekten yapilmasina bagli olmayip, temsil ettigi milletin kiymeti
ile ölçülür. Devletin hakimiyetini, bagimsizligini ve serefini temsil
ettigi için bayraga saygi gösterilir. Çok eski zamanlarda kurulan
devletler ve kavimler, bayrak veya bayraga benzeyen semboller
kullandilar. Islam tarihinde ise hicretin birinci yilindan itibaren
bayrak kullanilmaya baslandi. Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve
sellem hicretin birinci senesinde Sam'dan dönmekte olan Kureys kervanina
karsi gönderdigi hazret-i Hamza komutasindaki otuz kisilik kuvvete
bayrak seklindeki sembolü ilk defa kendi elleriyle bir mizragin ucuna
beyaz bir bez baglayarak askerlerden Ebü Mersed'in eline verdi.
Liva-ül-Beyda ismiyle anilan bu bayrak, Hayber gazasina kadar
kullanildi. Hayber'den sonra Raye denilen siyah bir bayrak kullanildi.
Dört halîfe devri, Emevîler, Abbasîler, Endülüs Emevîleri zamanlarinda
da çesitli renk ve sekilde bayraklar kullanildi.
Türklerin ilk kullandiklari bayragin rengi ve sekli hakkinda kesin bir
malumat yoktur. Ancak Orta Asya tarihi hakkindaki bilgilere dayanarak
Islamiyet'ten önceki Türklerde Tug adi verilen bayrak veya sembollerin
kullanildigi bir gerçektir. Siyahtan kirmiziya kadar; mavi, sari, yesit,
beyaz gibi çesitli renklerde semboller kullanmis olan eski Türkler, bir
mizragin ucuna bagladiklari, umumiyetle ipekten yapilmis bu alametlere
batrak, badruk, bayrak gibi isimler verdiler. Dokuzuncu asirdan Itibaren
kitleler halinde müslümanligi kabul eden Türkler de çesitli bayraklar
kullandilar. Bu bayraktaki en büyük özellik, Islamî motif ve unsurlarin
ön plana geçmesiyle birlikte, millî motif ve sembollere de yer verilmesi
idi. Ilk müslüman Türk devletlerinden olan Gaznelilerin bayraklarinda,
yesil zemin üzerinde beyaz hilal ve kus resimleri vardi. Karahanlilarin
bayraklarinda al renk üzerinde dokuz tug resmi bulunuyordu. Diger
müslüman Türk devletleri de çesitli renk ve sekilde bayraklar
kullandilar. Büyük Selçuklu Devleti'nin ilk yillarinda mavi zemin üstüne
beyaz çift kartal sembolü ve siyah çizgili gerilmis yay ve ok resimleri
varken, daha sonra siyah renkli bayrak kullandilar. Bu bayrak Anadolu
Selçuklulari tarafindan da benimsenmisti. Selçuklularda hanedan rengi
olarak kabul edilen al renkti bayraklar da vardi. Haçli seferlerine
kahramanca gögüs geren Selahaddîn-I Eyyübî'nin bayragi san renkli olup,
üzerinde hilal bulunuyordu. Bu sekil hem bu devletin bayragi, hem de
Avrupalilar tarafindan Islamiyetin sembolü olarak kabul edilmistir.
Osmanlilar zamaninda da çesitli renk ve sekillerde bayraklar kullanildi.
Osmanlilarda bayrak; padisahi, dolayisiyle devleti temsil ederdi. Zira
padisah, devleti temsil etmekteydi Padisah bayrak ve sancaklarim, Emîr-i
Alem denilen pasa Ile bunun maiyyetindeki saltanat sancaklanyla
mehterhane takimim ihtiva eden bölükler tasirdi. Ayrica her ocagin, her
birligin hatta her ortanin (taburun) ayri sancagi vardi. Sancaklar da
çesitli renklerde kullanilmistir. Yesil ve kirmizi renklerin hakim
oldugu bayrak ve sancaklarda, Osmanogullarinin hanedan rengi kirmizi
daha dogrusu al idi. Al renk, dogrudan dogruya Osmanogullarini Isaret
ederdi. Sultanlar yani padisah kizlari bile beyaz renkte degil al renkte
gelinlik giyerlerdi. Padisahin yorgani, çarsafi, yastigi al renkteydi.
Al renk esasinda Selçuklularda da hanedan rengi olarak kabul ediliyordu.
Osmanogullari, Selçukogullarinin mesru varisleri olarak bu rengi
devralmislardir. Bu husus al renge tamamen bir millî karakter vermistir
ki, bugün de devam etmektedir. Selçuklular da bu rengi selefleri olan
Karahanlilardan almislardi. Kirmiziyi süsleyen ayin mensei ise destanlar
dönemine kadar dayanir. Yildiz ise daha sonraki devirlerde konulmustur.
Osmanlilarin ilk bayragi, Anadolu Selçuklu hükümdari Giyaseddîn Mes'üd
tarafindan Osman Bey'e gönderilen hediyeler arasindaki beyaz renkli
bayrak idi. On dördüncü asirdan itibaren çesitli renk ve sekilde
bayraklar kullanildi. Kamüs-ül-a'lam'da bildirildigine göre, Osmanli
sancaginin rengini ve (bugünkü ayyildizli Türk bayraginin) seklini tayin
eden, sultan birinci Murad ve Yildirim Bayezîd Handevirlerinde yasayan
Tîmürtas Pasa'dir. Bu asirda Osmanli donanmasinda ve azap Kit'alarinda
kirmizi; yeniçeri kit'alarinda beyaz bayraklar kullanildigi, Fatih
Sultan Mehmed Han' in muasiri olan tarihçi Türsün Bey'in ifadelerinden
anlasilmaktadir. On besinci asirda Osmanlilarin kirmizi bayraklar
kullandiklari, A***pasazade'nin Alasehir'de dokunan bir nevî al kumastan
bayrak ve hil'at yapildigi hakkindaki kaydinda yer almaktadir. Muhtelif
kaynaklarin incelenmesinden anlasildigina göre, Osmanlilar kurulustan
Itibaren diger islam ve Türk devletlerinde oldugu gibi, çesitli
bayraklar kullandilar. On besinci asirda padisaha aid sancaklardan baska
çesitli askerî birliklere ve büyük devlet adamlarina, beylerbeyi,
sancakbeyi, donanma kumandani ve reisleriyle azap ocaklari na ve ticaret
gemilerine mahsus türlü renklerde bayrak ve sancaklar vardi. Bu
bayraklarin ve sancaklarin üzerinde muhtelif sekil ve yazilar bulunurdu.
Yeniçeri ocaginin muhtelif ortalarinin (tabur) kendileri ne mahsus
nisanlari vardi. Kislalarin kapilarina asilan ortalarin bayraklarina bu
alametler naksedilirdi. Bu asirda yeniçerilere ak, sipahîlere kirmizi,
silahdar bölügüne san, orta ve asagi bölüklere alaca renkli olarak
verilen bayraklar bu birliklere verilen sancak mahiyetinde idi. Çünkü
Osman Gazi'den Itibaren Kanunî devri de dahil olmak üzere padisahlara
mahsus olan bayrak beyaz renkli idi. Yavuz Sultan Selîm Han'in Çaldiran
ve Misir seferlerinde, otaginin önüne hakimiyet alameti olan beyaz ve
kirmizi renkli bayraklar dikilmisdi. Ayrica Yavuz Sultan Selim Han
zamaninda, bugün Topkapi Sarayi mukaddes emanetler dairesinde bulunan,
Peygamber efendimize satlallahü aleyhi ve sellem aid olan Sancak-i serîf
Osmanlilara geçti. Çok büyük hürmet ve ihtimam gösterilerek asirlardir
muhafaza edilen Sancak-i serif kilif içinde bulundurulur, asla
açilmazdi. Sefer-i hümayunlarda padisahlar beraberlerinde ***ürürlerdi.
Halifelik alametlerinden biri olan Sancak-i serif, devleti son derece
tehdîd eden hallerde ve isyanlarda padisahin emriyle çikarilir, millet,
asilere karsi Sancak-i serifin altinda toplanmaya çagrilirdi. Bu suretle
millet birlik içinde hareket ederek isyani bastirirdi.
Yavuz Sultan Selim zamaninda Çaldiran seferinde ilk defa olarak
kullanilan yesil renkli bayrak, bu devirden sonra da hemen her zaman ***
*** kutlanilmistir. Osmanlilarin, hilafeti de haiz olduklarini
göstermek ve Peygamber efendimizin mesru halefleri olduklarini belli
etmek için kullandiklari yesil renkli sancak, Barbaros Hayreddîn Pasa ve
Utuç Ali Reis'in donanmalarinda da kullanildi. Peygamber efendimizin
sallallahü aleyhi ve sellem mensüb oldugu Hasimîlere aid olan yesil
renkli sancak, sultan birinci Mahmüd Han devrinde donanmanin bayragi
kabul edildi.
Kanunî Sultan Süleyman Han devrinde de beyaz, alaca, kirmizi ve san
bayraklara siyah ve yesil renkliler de ilave edildi. Dogrudan dogruya
padisahin hassa kuvvetini teskil eden kapikulu ocaklarinin tasidiklari
bayraklar, umumiyetle saltanat sancaklari sayilirdi. Macaristan seferine
çikan ve orduya kumandan tayin edilen sadrazam Ibrahim Pasa' ya; beyaz,
yesil ve sari renkte üç sancakla iki kirmizi, iki de alaca bayrak
verilmesi bu hususu isbat etmektedir. Toprakli süvarinin yukansi yesil,
asagisi kirmizi renkte olmak üzere iki renkli bayragi vardi.
Osmanli ordusunda oldugu gibi, donanmasinda da türlü renk ve sekillerde
bayraklar kullanildi. On besinci asirda genellikle kirmizi renkli
bayraklar kullanildigi halde on altinci asirda kumandana mahsus bayragin
yesil, derya beylerinin ise beyaz, kirmizi, sari, sarikirmizi, ufkî
çizgili alaca bayraklar kullandiklari görülmektedir. Bu asirda ticaret
gemilerinin beyaz bayraklar tasidiklari da bazi kaynaklardan
anlasilmaktadir. Daha sonraki asirlarda da kapdan pasalara mahsus olan
bayrak yesil idi. Gemi sancaklarinda en ziyade kirmizi (al) renk
kullanilmakla beraber, yesil bayraklar da çöktü. Bunlarin kimlere aid
oldugu üzerlerindeki sekillerden anlasilirdi. Sultan birinci Mahmüd Han
devrinden sonra donanmada daha çok yesil sancaklar kullanilmaya
baslandi.
Kalyonlarin kiç sancaklari yesil oldugu gibi, amirallere mahsus forslar
da yesil zemin üzerinde zülfikar ve hilal sekillerini ihtiva ederdi.
Sultan üçüncü Selîm Han zamaninda ordu ve donanmada yapilan yeni
düzenlemeler esnasinda bayraklar üzerindeki hilal sekline, sekiz köseli
yildiz ilave edildi. Bayrak mes'elesinin muayyen esaslara baglandigi bu
devirde, büyük gemilerin muhtelif direklerine çekilecek bayraklar tesbit
edildi. Padisaha mahsus gemiye (taht gemisi) çekilecek kirmizi sancagin
üstünde sultan üçüncü Selim Han'in tugrasi vardi. Ticaret gemilerinin
tasidigi bayraklarin renk ve sekillerinin tesbit edildigi bu dönemde,
Cezayir beylerbey inin, üst kösesinde beyaz renkte sarikli bir insan
basi bulunan kirmizi bayragi vardi. Bu dönemde kumandan forslari yesit
olup, beylerbeylige aid ticaret gemilerinin bayragi; yesil, beyaz,
kirmizi üç ufkî parçadan meydana gelmisdi. Tunus ve Cezayir ticaret
gemileri ortasi yesil olmak üzere iki mavi, iki kirmizi, bes ufkî
parçadan meydana gelen bayraklar tasiyordu, Trablus beylerbeyi île
istanbul limanina mahsus sancak, üç hilalli olup yesildi. Sultan üçüncü
Selîm Han devrinde kurulan Nizam-i cedîd ordusu kit'alari için ihdas
edilen, ortasina sari. sirma ile bir hilal, yahut ortadaki hilalden
baska dört kösesine de hilaller islenmis kirmizi veya fes rengi
bayraklar kullanildi.
Sultan ikinci Mahmod Han zamaninda da bayrak sekilleri hemen hemen
ayniyle devam etti. Ancak bu devirde kalelere ve hükümet binalarina
ayyildizli al sancak çekildigi görülmektedir. Yeniçeri ocaginin
kaldirîlmasi üzerine bunlara aid hususî bayraklarin kullanilmasina son
verildi. Yeniçeriler arasinda çok yayilmis olan yeniçeriligi ve
bektasiligi hatirlatan bir takim kelimelerle birlikte bayrak kelimesinin
kullanilmasi da yasak edildi. Bunun yerine sancak kelimesinin
kullanilmasi için her tarafa emirler verildi.
Yeniçerilerin son zamanlarinda daha ziyade kirmizi renkte, üzerinde
beyaz bir pençe, bir zülfikar ve bir daire sekli bulunan çatal uçlu
bayraktar kullanildi.
Sultan ikinci Mahmüd Han tarafindan kurulan Asakir-i Mansüre-i
Muhammediyye'ye mahsus olarak üzerinde kelime-i sehadet veya fetih
ayetleri bulunan siyah bayraklar yapildi. Siyah rengin tercihi Peygamber
efendimizin Ukab adli meshur siyah sancaginin rengini taklid etmek
maksadiyladir.
Ikinci mesrutiyetin îlanina kadar orduda üzerinde ayetler yazili ve
hükümdarlarin ortasi tugrali armalarini tasiyan sirma saçakli çesitli
alay sancaktan kullanildi ve ondan sonra da bu adet devam etti. Bu
sancaklarin rengi umumiyetle kirmizi idi.
Kirmizi zemin üzerine hilal ve yildiz bulunan bayrak, Osmanlilarda Ilk
defa 1793'de devletin resmî bayragi olarak kabul edildi. Ancak bu
bayraktaki yildiz, sekiz köseli idi. Bu bayrak Osmanli Devleti'nin resmi
ve umumî sembolü olarak kullanildi Sultan birinci Abdülmecîd Han
zamaninda 1842'de yildizin bes köseli olmasi kararlastirildi ve Osmanli
bayraginin sekli kesinlesti. Bu devirde padisaha aid tugrali sancaktan
baska hükümdarin gemileri ziyaretinde kullanilan, ortasinda günes ve
dört kösesinde de sualar bulunan bir sancak daha vardi. Kapdan pasaya
mahsus sancakta; bir hilal ile sekiz köseli yildiz mevcutlu. Osmanli
hakimiyetinde bulunan, Tunus, Eflak, Bogdan beyleri île Sirp
prensliginin özet bayraklarinda, Osmanli bayraginin kirmizi rengiyle
birlikte mavi, beyaz, san gibi mahallî renkler de kullanilirdi. Tunus
beyinin sancaginin, ortasinda kirmizi zemin üzerindeki bir beyaz daire
içinde kirmizi hilal ve yildiz sekli mevcuddu. Sirp, Eflak ve Bogdan
beylerbeyleriyle Sisam adasina aid hususî bayraklarin üst köselerinde,
Osmanli hakimiyetinin sembolü olmak üzere, kirmizi zemin üzerinde beyaz
üç yildiz bulunan sari Eflak bayragi Ile mavi Bogdan bayraginda,
birincisinde çifte kartal, ikincisinde de bir **** baci mevcuddu.
Sultan Abdülazîz Han zamanindan baslayarak, padisahlara mahsus kirmizi
renkli bayraklarin ortasindaki tugralarin beyaz renkte sekiz suali bir
günes içinde alinmasi adet oldu. Sonradan bu bayragin rengi visne çürügü
olarak degistirildi ve saltanat sancagi kabul edilen bu bayrak,
saltanatin kaldinîmasina kadar devam etti.
Sultan ikinci Abdülhamîd Han zamaninda Cuma namazi münasebetiyle yapilan
selamlik resminde hilafete mahsus bir bayrak kullanilirdi. Bu, kirmizi
atlas zemin üzerine etrafi beyaz kitapdan ile islenmis dört köse bir
çerçeve içinde; bir tarafinda Fetih süresi, diger tarafta ise günes
resmi bulunan sirma saçakli ve ucu hilalli bir sancakli.
1922'de Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti tarafindan saltanatin
kaldirilarak, hilafet makami ihdas edilmesi üzerine halîfeye mahsus
olarak, yesil zemin ortasinda sekiz suali beyaz bir günes içindeki
kirmizi zeminde beyaz ay yildizi ihtiva eden bir sancak kabul edildi ve
saltanata mahsus bayrak kaldirildi. Lakin daha önceki millî bayrak
muhafaza edildi. Cumhuriyet idaresinin kurulmasindan ve halifeligin
kaldirilmasindan sonra 25 Tesrin-i Evvel 1925'de bir sancak
talimatnamesi çikari larak, harb ve ticaret gemileri hakkinda muayyen
esaslar kabul olundu. Bu talimatname millî bayragin seklini tesbit
etmekle beraber, daha ziyade donanmanin ihtiyaçlarina göre
yapildigindan, az çok hususî bir mahiyet arz ediyordu Bunun üzerine 29
Mayis 1936 tarih ve 2994 sayili kanunla Türk bayraginin sekli ve
ölçüleri kesin bir sekilde tesbit edildi. 28 Temmuz 1937 tarih ve 2/7175
sayili kararnameye ili*** 45 maddelik bir tüzük (Türk bayragi
nizamnamesi) ile de Türk bayraginin kullanilisi nizam altina alindi.
Osmanlilar döneminde, devleti, hanedani, milletin hükümranligim temsil
eden bayrak kesin olarak kutsal sayilirdi. Yere düsürmemek, düsmana
birakmamak, manevi haysiyetine dokunacak bir duruma sokmamak için ölüm
dahil her türlü fedakarlik göze alinirdi. Bayrak ve sancagina hakaret
ettirmek en büyük milli ********lik olarak kabul edilirdi. Bayraga
hakaret, padisaha hakaret suçu ile ayni derecede tutulurdu. Bayragin
kutsalligi muharebe meydaninda en yüksek mertebesini bulur, bayragi
düsürmemek için nice vezirlerin en küçük bir tereddüd göstermeden
sehîdligi göze aldiklari ve ard arda sehîd olduklari görülürdü. Zîra
bayragin düsmesi hezîmete ugrama ve maglüb olma alameti idi.