Türbeden şifa beklemek

Konu sahibi son olarak 2790 gün önce görüldü
Türbeden şifa beklemek
Sual: Türbelerden şifa beklemek, şirk olan bir hurafe midir?
CEVAP
Şifayı veren Allahü teâlâdır. Türbeden şifa beklenmez; ancak orada yatan evliya vasıtasıyla dua etmek ve onlardan yardım istemek gerektiğini Peygamber efendimiz bildirdi. Buna hurafe veya şirk demek, çok tehlikelidir. İbni Mace’nin bildirdiği hadis-i şerifte, kendisi de, (Ya Rabbi, senden isteyip de verdiğin zatların hatırı için, senden istiyorum) diye dua ederdi. Gazalarda ve sıkıntılı anlarda da, muhacirlerin fakirleri hürmetine dua ederdi. (Taberani, Ebu Nuaym)

İki hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Çölde yalnız kalan kimse, bir şey kaybederse, “Ey Allah’ın kulları bana yardım edin!” desin; çünkü Allahü teâlânın, sizin göremediğiniz kulları vardır.) [Taberani]

(Hayvanı kaçan, “Ey Allah’ın kulları bana yardım edin, Allah da size acısın” desin!) [Hısn-ül hasin]

Evliya, enbiya yaratıcı değildir. Allahü teâlâ istenilen şeyi, onların hürmetine yaratır. Yani onlar vesiledir. Cenab-ı Hak, her şeyi yoktan yarattığı halde, yaratmasına bazı şeyleri sebep kıldı. Abdülgani Nablusi hazretleri buyuruyor ki:
Ölülerden bir şey isterken, yani sebeplere yapışırken; bu işleri sebeplerin değil, Allahü teâlânın yaptığına inanmalıdır. (Hadika)

Türbeye gitmenin faydası
Müfti-yüs-sekaleyn olan, şeyhülislam Ahmed bin Kemal Paşa hazretleri buyuruyor ki:
İnsanın ruhu, bedenine âşıktır. Ölüp, ruh bedenden ayrılınca bu sevgisi yok olmaz. Ruhun bedene olan bağlılığı ve çekmesi, öldükten sonra yok olmaz. Ölünün kemiğini kırmak ve kabir üzerine basmak, hadis-i şerifle, bunun için yasak edilmiştir. Bir kimse, bir Velinin kabrini ziyaret edince, ikisinin ruhu buluşurlar. Çok fayda hâsıl olur. Kabir ziyaretine izin verilmiş olması, bu faydanın hâsıl olması içindir. Kabirdekinin ruhu ile ziyaretçinin ruhu, birer ayna gibidir. Işıkları birbirlerine akseder. Ziyaret eden, kabre bakıp, Allahü teâlânın kazasına razı olup, ruhu bunu duyunca, ilmi ve ahlakı feyzlenir. Bu feyz, kabirdekinin ruhuna akseder. Meyyitin ruhuna, Cenab-ı Hak’tan gelmiş olan ilim ve feyzler de, ziyaret edenin ruhuna akseder. (Şerh-ı hadis-i erbain)

İbni Abidin hazretleri buyurdu ki:
İmam-ı Şafii, İmam-ı a’zam Ebu Hanife’ye karşı çok edepli, saygılıydı. Onun hakkında, (Ebu Hanife’yle bereketleniyorum. Kabrine gidiyorum. Güç bir sual karşısında kaldığım zaman, kabri yanında iki rekât namaz kılıp, Allahü teâlâya dua ediyorum. Cevabı hemen hatırıma geliyor) buyurmuştur. (Redd-ül-muhtar)
 
Sahihliği tartışılır hadisler .. Oysa Kuran'da ALLAH'ın ifadesi çok açık " Yalnız Benden isteyin "
 
Şu yazdığınız hadislerin sayfa numaralarını kitaplarını ravilerini sayın bakalım. Sayabilecek misiniz?
İddia sahibi sizsiniz sonuçta..

“De ki, baksanıza, Allah’ın yakınından neyi çağırıyorsunuz? Gösterin bana, onların yer- yüzünde yaratmış oldukları ne vardır? Yoksa onların göklerde bir payı mı bulunuyor? Bu ko- nuda bana, bundan önce gelmiş bir kitap veya bir bilgi kalıntısı getirin bakalım. Eğer doğru sözlü kimseler iseniz.
Allah’ın yakınından kıyâmet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek kimseleri çağı- randan daha sapık kimdir? Oysaki bunlar onların çağrısının farkında değillerdir.
O insanlar bir araya getirildiği gün, bunlar onlara düşman olacak, onlara kulluk ettiklerini ka- bul etmeyeceklerdir.”(Ahkaf 46/4,5,6)

Bir de dünyada müşrik olup da müşrikliğini reddetmeyen bir tek insan yoktur.

“Rabbımız Allah’a and olsun ki bizler müşrik değildik.”
Bak işte, kendilerini nasıl da yalanladılar. Allah’a karşı eş koştukları şeyler kendilerinden nasıl da uzaklaştı. (En’am 6/22-24)
 
Dini yalnız Allah'a has kılacaksın.

İslam'a göre zaten türbede yapamazsın. Mezarlık kutsama gibi bir adet yoktur. Mezarlıklara yalnız ölümü hatırlamak için gidilir.
 
Geri