Turabdin Kokulu Yârim

Konu sahibi son olarak 1683 gün önce görüldü
Bir eşkıya gibi,
Gece yarısı odanı basıp merhaba desem
Ben geldim havro.
Bet Nahrin kadar uzak düşler ülkesinden.
Sonra pencerenden içeriye essem efil, efil
Sersem yatağına, Turabdin'nin kokusunu.
Bir Süryani Şarabı esliğinde,
Altı binlik yıllık hasretleri yudumlasak
Sen ve ben
İstermiydin? Turabdin kokulu yârim.

Bir bilsen kaç ömür harcadım,
Kaç aşkı hançerledim içimde.
Sana gelmek için loooo.
Kaç binlik yaralarımdan sonra,
Sen çıktın karşıma Turabdin kokulu yârim.
Yüreğimin en ağır konuğu,
Geldin, girdin yuvalandın şimdi
Kimsesiz ve yetim aşk ocağıma.
Gel, otur şöyle yanı başıma,
Yüreğinin dağlarında sakladığın,
Kekik kokusunu çekeyim içime.
Helen çiçeklerini sereyim göğsüne
Karışsın gülüm karışsın kokularımız birbirine.
Ah! Turabdin kokulu yârim.
Bir gün batımında,
Tamda güneşin suları öptüğü vakit Egede,
Girit çiçekleri kadar kederli bir sevdayı
İzin ver,
Avuçlarına bırakayım.
Barışa dair türküler söyleyelim
Turabdin'nin rüzgârlarına.
Belkide,
Sesimiz uçar Bet Nahrin'de yankılanır
Egeye, Girit'e, mezopotamyaya düşer.
Sevdamız Barış olur halklara kimbilir?


Zeynep Tozduman
 
Geri