-
- Katılım
- Mart 27, 2013
-
- Mesajlar
- 16,478
-
- Tepkime puanı
- 17,820
-
- Puanları
- 354
-
- Konum
- Asgard
Batı medyası ve kuruluşlarının "Arap Baharı" adıyla adlandırdıkları sürecin kıvılcımını yakan kişi. Bazı kimseler tarafından "kendini yakan simitçi" olarak anılır.
Muhammed Buazizi seyyar satıcılık yaparak geçimini sağlayan 26 yaşında Tunuslu bir gençtir. 17 Aralık 2010 günü sabahın erken saatlerinde zabıta ile karşılaşır. Genel itibariyle Tunus'ta seyyar satıcılık yapan biri eğer zabıta ile karşılaşıyorsa önünde üç seçeneği vardır.
Birincisi eğer zaman bulabildiyse kaçmak,
İkincisi rüşvet vermek,
Üçüncüsü 14 dolarlık cezayı ödemek.
Muhammed, üçünü de yapmaya fırsat bulamadı. Kaçamadı, parası yoktu ve dahası tezgahındaki malları bir arkadaşından aldığı borçla almıştı. Zabıta memuresi Fayde Hamide isimli bir kadın belgesini sordu, fakat belgesi yoktu. Bunun üzerine mallarına el konmak istedi ve tartışma başladı. Çıkan tartışma sonucu Muhammed, Fayde Hamide'den tokat yer ve beraberindeki iki zabıta memuru da Muhammed'i darp eder, mallarına ve elektronik tartısına el koyar.
Muhammed öfkeden deliye döner. Soluğu valilikte alır. "Vali benimle görüşmezse kendimi yakacağım" der. Kendisine "vali toplantıda" denir ve bunun anlamını, diğer bir deyişle valinin kendisiyle görüşmeyeceğini iyi biliyordu. Oradan çıkar. Koşup iki şişe tiner alır ve "nasıl yaşamamı bekliyorsunuz?" diye bağırır. Tineri üzerine boşaltır ve kendini ateşi verir.
Bu yangın, Ortadoğu halklarının yolsuzluğa, yoksulluğa, haksızlığa karşı bir başkaldırısıydı. Her ne kadar emperyalizm bu haklı tepkiyi kendi çıkarları doğrultusunda manipüle etse de işin kökeninde yatan yokluk, yoksulluk ve siyasi adaletsizlikdi. Yoksa Muhammed belki ömründe o dayağın kat be kat fazlasını yemişti. Fakat bu son noktaydı. Bu nokta Tunus Başbakanı Zeynel Abidin Bin Ali'nin istafasından başlayıp Mısır'a ve diğer Ortadoğu halklarına sıçrayacak noktayı oluşturuyordu.
No Pasaran
-----
Kullandığım Kaynaklar:
"Arap Baharı" Aldatmacası - Alper Birdal - Yiğit Günay - Yazılama Yayınevi
Muhammed Buazizi seyyar satıcılık yaparak geçimini sağlayan 26 yaşında Tunuslu bir gençtir. 17 Aralık 2010 günü sabahın erken saatlerinde zabıta ile karşılaşır. Genel itibariyle Tunus'ta seyyar satıcılık yapan biri eğer zabıta ile karşılaşıyorsa önünde üç seçeneği vardır.
Birincisi eğer zaman bulabildiyse kaçmak,
İkincisi rüşvet vermek,
Üçüncüsü 14 dolarlık cezayı ödemek.
Muhammed, üçünü de yapmaya fırsat bulamadı. Kaçamadı, parası yoktu ve dahası tezgahındaki malları bir arkadaşından aldığı borçla almıştı. Zabıta memuresi Fayde Hamide isimli bir kadın belgesini sordu, fakat belgesi yoktu. Bunun üzerine mallarına el konmak istedi ve tartışma başladı. Çıkan tartışma sonucu Muhammed, Fayde Hamide'den tokat yer ve beraberindeki iki zabıta memuru da Muhammed'i darp eder, mallarına ve elektronik tartısına el koyar.
Muhammed öfkeden deliye döner. Soluğu valilikte alır. "Vali benimle görüşmezse kendimi yakacağım" der. Kendisine "vali toplantıda" denir ve bunun anlamını, diğer bir deyişle valinin kendisiyle görüşmeyeceğini iyi biliyordu. Oradan çıkar. Koşup iki şişe tiner alır ve "nasıl yaşamamı bekliyorsunuz?" diye bağırır. Tineri üzerine boşaltır ve kendini ateşi verir.
Bu yangın, Ortadoğu halklarının yolsuzluğa, yoksulluğa, haksızlığa karşı bir başkaldırısıydı. Her ne kadar emperyalizm bu haklı tepkiyi kendi çıkarları doğrultusunda manipüle etse de işin kökeninde yatan yokluk, yoksulluk ve siyasi adaletsizlikdi. Yoksa Muhammed belki ömründe o dayağın kat be kat fazlasını yemişti. Fakat bu son noktaydı. Bu nokta Tunus Başbakanı Zeynel Abidin Bin Ali'nin istafasından başlayıp Mısır'a ve diğer Ortadoğu halklarına sıçrayacak noktayı oluşturuyordu.
No Pasaran
-----
Kullandığım Kaynaklar:
"Arap Baharı" Aldatmacası - Alper Birdal - Yiğit Günay - Yazılama Yayınevi