-
- Katılım
- Ocak 5, 2015
-
- Mesajlar
- 21,047
-
- Tepkime puanı
- 8,596
-
- Puanları
- 369
-
- Konum
- .
Sigaramı söndürdüm ve yattım. Ama yetmedi en azından yatak da 10 dakika dönüp durdum ve kalkıp tekrar bir sigara yaktım. İçimden bir ses “balkona gidiyim soğuk ama en azından üşürsem uykum gelir” dedi. Ben de onayladım ,ufak bir oylamadan sonra kazanan taraf olup balkona gittim. Hava karanlık ancak karşı taraf da duran parkın ışıkları sokağı belli belirsiz aydınlatıyordu.
Hafif bir yağmur çiselemekteydi. En sevdiğim kısım ise; yağan yağmuru kaldırıma vuran sokak lambasının aydınlattığı su birikintisinden izlemekti. Öyle ki yağmurun düştüğü damlaları görmek harika hissettiriyordu. Bu ufak romantizm resitalinden sonra yatağa döndüm ve yattım.
Hatırlamıyorum ama 1 dakika içerisinde uyuya kaldım sanırım. Rüyam da neresi olduğunu bilmediğim bir bölge de buldum kendimi. Bol ağaç ve yüksek duvarlar ile 2 yandan çevrelenmiş dümdüz uzun bir yol vardı önümde. Kaldırımdan yürümeyi seçtim ve yürüdüm. Hayır hiç araba geçmiyor ama tedirgin olduğumdan yine de kaldırımdan yürüdüm işin ilginç tarafı içimde hep ileri gitmek gibi bir his oluşmuştu. Baya bir yürüdükten sonra yol birden keskin bir şekilde sola dönüyordu , tabi duvarlarda. Sanki domino taşları ile oluşturulmuş çocuk oyununun içinde ki bir şeritte ilerliyordum.
Yani tepeden bakıldığında nasıl hayal ederim diye düşündüğümde zihnim de bu beliriyordu. Yürüdüm ve yürüdüm sol , sol ve tekrar sağ yaptıktan sonra acaba ne kadar yürüdüm diye arkama baktım ama ilk yürümeye başladığım yeri gördüm ve şaşırdım sanki yalnızca 10 adım yürümüş gibiydim. İyi de “neden böyle bir şey oldu”. “Sorun ne” sorularını sorarken 100 metre ileri de bir insan topluluğu farkettim , tek sıra halinde dizilmişlerdi. Erkek , kadın karışık ve kalabalık bir sıraydı. Yürüdükçe insanlar ilerliyordu sıra. Yine keskin bir sola dönüş vardı ve beton duvarlar devam ediyordu. Aramda sıra ile 10 adım kala bir ses duydum ve uyandım bir den. Sabah olmuştu ve sokağımızda bulunan parkın ağaçlarından birini kesmekteydi bir adam. Duyduğum ise elektrikli testerenin sesiydi. Ancak hala titriyordum. Uykumdan uyanmamışım gibi hala rüyamda aynı o duyduğum son sesi duyuyordum sanki.
Kafamdan belirsiz düşünceleri ve korkuyu atmak için gözlerimi tabakamı aradı. Tabi ki sigaramı arıyordum ve bulduğumda çok sevindim. Evet aç karnına içilmez ama tadı da en iyi böyle anlaşılıyor.
Yatağıma oturdum ve kültablası aradım birazdan anneme seslenicektim fakat hala rüyadamıyım yoksa uyandım mı ? Ayrımını yapamıyordum. Odamın kapısını açtım ve koridora çıktım aşağı inmem gerekiyordu inip birşeyler yedikten sonra biraz dışarı çıkarım diye düşünmüştüm hava güzeldi.
Koridor da iken annem seslendi “Luigi kahvaltı hazır” inmeden önce tuvalete gitmek gerektiğini düşündüm ve odama geri döndüm. Dublex olmasından ötürü odam da banyom , mutfağım ve tuvaletim de mevcut elbette. Öyle ki ************ yapmak için sabun sesini saklamamı gerektiricek bir durumu absorbe edebiliyordum. Tuvalette sırlarımızı icra ederken hep aynı tedirginlikte olmayız mı zaten. Tuvalete girdim işimi hallettim , hayır işedim tabi ki.
Koridora çıkıp aşağı inmek için merdivenlere yöneldim kulağıma televizyonun sesi geliyordu. Denver broncos vs oakland riders`ın efsane maçını anlatıyordu televizyon. Aşağı inerken annem tekrar seslendi “hadi ama akşama kadar kahvaltı yapmanı bekleyemem lui”.
Annem hep böyleydi , bana laf sokmaktan kaçınmazdı işte bu yüzden o annemdi. Onu sevmemin bir diğer nedeni de diğer insanların ismimi telaffuz etmesi gibi değildi onun bana seslenmesi. Bu sesi duymak huzur veriyordu.
-“Tanrı aşkına gelmeyi düşünmüyor musun” ?
+ “Geliyorum tamam”
Merdiveni bitirdikten sonra mutfaga doğru gittim , kahrolası ev gerçekten büyük ve tam bir zaman kaybıydı. Mutfağa ulaşmak için kilerin olduğu koridordan geçerken bir anda kilerin kapısı açıldı ve bir el beni içeri çekti. Ağzıma sıkıca sarılı bir vaziyette “hişşşşt ,sessiz ol ben de duydum ” dedi annem.
Hafif bir yağmur çiselemekteydi. En sevdiğim kısım ise; yağan yağmuru kaldırıma vuran sokak lambasının aydınlattığı su birikintisinden izlemekti. Öyle ki yağmurun düştüğü damlaları görmek harika hissettiriyordu. Bu ufak romantizm resitalinden sonra yatağa döndüm ve yattım.
Hatırlamıyorum ama 1 dakika içerisinde uyuya kaldım sanırım. Rüyam da neresi olduğunu bilmediğim bir bölge de buldum kendimi. Bol ağaç ve yüksek duvarlar ile 2 yandan çevrelenmiş dümdüz uzun bir yol vardı önümde. Kaldırımdan yürümeyi seçtim ve yürüdüm. Hayır hiç araba geçmiyor ama tedirgin olduğumdan yine de kaldırımdan yürüdüm işin ilginç tarafı içimde hep ileri gitmek gibi bir his oluşmuştu. Baya bir yürüdükten sonra yol birden keskin bir şekilde sola dönüyordu , tabi duvarlarda. Sanki domino taşları ile oluşturulmuş çocuk oyununun içinde ki bir şeritte ilerliyordum.
Yani tepeden bakıldığında nasıl hayal ederim diye düşündüğümde zihnim de bu beliriyordu. Yürüdüm ve yürüdüm sol , sol ve tekrar sağ yaptıktan sonra acaba ne kadar yürüdüm diye arkama baktım ama ilk yürümeye başladığım yeri gördüm ve şaşırdım sanki yalnızca 10 adım yürümüş gibiydim. İyi de “neden böyle bir şey oldu”. “Sorun ne” sorularını sorarken 100 metre ileri de bir insan topluluğu farkettim , tek sıra halinde dizilmişlerdi. Erkek , kadın karışık ve kalabalık bir sıraydı. Yürüdükçe insanlar ilerliyordu sıra. Yine keskin bir sola dönüş vardı ve beton duvarlar devam ediyordu. Aramda sıra ile 10 adım kala bir ses duydum ve uyandım bir den. Sabah olmuştu ve sokağımızda bulunan parkın ağaçlarından birini kesmekteydi bir adam. Duyduğum ise elektrikli testerenin sesiydi. Ancak hala titriyordum. Uykumdan uyanmamışım gibi hala rüyamda aynı o duyduğum son sesi duyuyordum sanki.
Kafamdan belirsiz düşünceleri ve korkuyu atmak için gözlerimi tabakamı aradı. Tabi ki sigaramı arıyordum ve bulduğumda çok sevindim. Evet aç karnına içilmez ama tadı da en iyi böyle anlaşılıyor.
Yatağıma oturdum ve kültablası aradım birazdan anneme seslenicektim fakat hala rüyadamıyım yoksa uyandım mı ? Ayrımını yapamıyordum. Odamın kapısını açtım ve koridora çıktım aşağı inmem gerekiyordu inip birşeyler yedikten sonra biraz dışarı çıkarım diye düşünmüştüm hava güzeldi.
Koridor da iken annem seslendi “Luigi kahvaltı hazır” inmeden önce tuvalete gitmek gerektiğini düşündüm ve odama geri döndüm. Dublex olmasından ötürü odam da banyom , mutfağım ve tuvaletim de mevcut elbette. Öyle ki ************ yapmak için sabun sesini saklamamı gerektiricek bir durumu absorbe edebiliyordum. Tuvalette sırlarımızı icra ederken hep aynı tedirginlikte olmayız mı zaten. Tuvalete girdim işimi hallettim , hayır işedim tabi ki.
Koridora çıkıp aşağı inmek için merdivenlere yöneldim kulağıma televizyonun sesi geliyordu. Denver broncos vs oakland riders`ın efsane maçını anlatıyordu televizyon. Aşağı inerken annem tekrar seslendi “hadi ama akşama kadar kahvaltı yapmanı bekleyemem lui”.
Annem hep böyleydi , bana laf sokmaktan kaçınmazdı işte bu yüzden o annemdi. Onu sevmemin bir diğer nedeni de diğer insanların ismimi telaffuz etmesi gibi değildi onun bana seslenmesi. Bu sesi duymak huzur veriyordu.
-“Tanrı aşkına gelmeyi düşünmüyor musun” ?
+ “Geliyorum tamam”
Merdiveni bitirdikten sonra mutfaga doğru gittim , kahrolası ev gerçekten büyük ve tam bir zaman kaybıydı. Mutfağa ulaşmak için kilerin olduğu koridordan geçerken bir anda kilerin kapısı açıldı ve bir el beni içeri çekti. Ağzıma sıkıca sarılı bir vaziyette “hişşşşt ,sessiz ol ben de duydum ” dedi annem.