Tsm

  • Kullanıcı ne
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Forum Meydanı
🟢 Konu yazarı şu anda aktif
Akşam güneş yorgundur ve yol almaya başlamışken o kırmızı görsel oluşur ya, gün batımında bişeyler içerken seneler o şarkı aklıma gelir. Bir ihtimal daha var.. Çok seviyordur ve ancak ölümün ayıracagını düşünüyordur. Çok güzel değerlerde bulunmuşum, çok değerli insanlarda :)

:)
 
Son düzenleme:
Bayılırım.:) Betimleme de ne kadar hoş olmuş.
Ne yaşanmışlıklar vardır TSM hikâyelerinde.
Canlı müziği olan balık restaurantına gittiğimde mutlaka bu şarkı için istekte bulunurum.



 
Bayılırım.:) Betimleme de ne kadar hoş olmuş.
Ne yaşanmışlıklar vardır TSM hikâyelerinde.
Canlı müziği olan balık restaurantına gittiğimde mutlaka bu şarkı için istekte bulunurum.




Bu da çok ince bir şarkı öyle güzel nameler ki insan huzur ve hüznü bir arada yaşıyor. Teşk ederim Çavla n :)
 
Bu da çok ince bir şarkı öyle güzel nameler ki insan huzur ve hüznü bir arada yaşıyor. Teşk ederim Çavla n :)
Sevgiler Ss. :*

Bir Kızıl Goncaya Benzer Dudağın.
Bu şarkıyı da hep bir sevgiliye yazıldı sanırız çoğunlukla. Oysa hikâyesinde Hz. Muhammed için yazıldığı anlatılıyordu.





Nursel Tozkoporan'ın röportajı:
Amir Ateş, Üsküdar Musiki Cemiyeti Başkanı, Bestekâr, Mevlithan...

“BİR KIZIL GONCAYA BENZER DUDAĞIN” ŞARKISI RESULULLAH EFENDİMİZE İTHAFDI

> Amir ateş denilince eminim benim gibi birçok insanın aklına “Bir kızıl goncaya benzer dudağın” şarkısı gelir. Aynı şekilde bu parçayı dinleyenlerin de aklına ilk gelecek isim Amir Ateş’tir. Bu şarkının hikayesi nedir?


“Bu şarkı Resulullah Efendimize ithaftır. Şarkının sözlerini yazan Melek Hiç Hanım, şiirlerinde O’na olan aşkını, sevdasını, ona olan minnet ve şükranını dile getiren sözler yazardı. O başkasına değil Ya Yüce Mevla’ya, ya Cenab-ı Pir’e, ya da Resulullah Efendimize yazardı. Ama siz bir kıza ya da herhangi bir delikanlıya yazdığını zannedersiniz” dediler.

> Yani bu şarkı Peygamber Efendimiz için mi yazılmış?

> Evet O’na ithafen yazılmış. Ben de, “Elhamdülillah abdestsiz beste yapmadım” dedim. O benim 5 dakikada yaptığım bir şarkıdır. Böyle bir şey olacağını ummamıştım. Bunda bir esrar var ama nedir? diye düşündüm. Sonra bir gün televizyonda, “Amir Hocamızın o şarkıdan başka şarkı yapmasına gerek yok. Bu şarkı bin tane şarkıya bedel. Çünkü bunun Resulullah Efendimize ithaf bir şiir, güfte olduğunu biliyoruz” dediler.

MEHMET, ŞARKIYI BESTELEME VESİLE OLDU

Bu besteyi nasıl yaptınız?


Çok yakın bir ailenin yanında Kadıköy’de kalıyordum. Akşamları evime geldiğimde yemeğimi yer, çayımı, kahvemi içer, namazımı kılar ve bitişikteki daireme geçerdim. Yine bir akşam, yemek hazırlığı yapılırken, evin 7-8 yaşındaki oğlu Mehmet ile oyun oynuyordum. Işıklar söndü, Mehmet korkmasın diye kucağıma aldım ve pencerenin yanına götürdüm. Yoldan geçen arabaları, yolu göstererek oyalıyordum “Mehmet bak” falan derken hemen yan tarafta bir piyano vardı. Çocuk ağlamasın diye piyanonun başına gittim ve “dım, dım, dım” diye çaldım. O zaman hemen Mehmet’in hali gözümün önünde o güfte ile özdeşleşiverdi.

Bir kızıl goncaya benzer dudağın,
Açılan tek gülüsün sen bu bağın,
Kurulur kalplere sevda otağın,
Kim bilir hangi gönüldür durağın.

Her gören göğsüme taksam seni der,
Kimi ateş gibi yaktın beni der,
Kimi billur bakışından söz eder,
Kim bilir hangi gönüldür durağın.

Anlayacağınız Mehmet “Bir kızıl goncaya benzer dudağın” şarkısını bestelememe vesile oldu.

> Şarkının popüler olması nasıl oldu?

> Şarkıyı besteledikten kısa bir zaman geçtikten sonra TRT son yüzyılın şarkısı diye plaket verdi. Şaşırdım ve kendi kendime gülmeye başladım. Benim o kadar bestem, şarkım var ama bunun onlardan farkı ne ki? Oysa çok daha güzel bestelerim vardı. Sonra şarkı meşhur oldu. Tahtını yaptık ama bahtını başkalarına bıraktık.

> Bu sözler elinize nasıl ulaştı?


> Benim ilk tasavvufi ve musiki hocalarımdan Sabahattin Volkan’ın kızı tarafından yazılıp bana verildi.
 
Son düzenleme:
Çok ilginç ilk defa duyuyorum dogrusu :)
 
Türk Sanat Müziği Makamlarının Anlamları

Acemaşiran = Yaşam coşkusu
Sultaniyegah = Gece mutluluğu
Ferahfeza = Mutluluk veren lütuf
Şedaraban = Aşkla güzelleşmek
Kürdilihicazkar = Yakıcı hüzün
Hicazkar = Aşkta sebat
Nihavend = Aşk sevinci
Neveser = Gönül ferahlığı
Acemkürdi = Lütfedilen mutluluk
Muhayyrer = Ayrılık feryadı
Hisar = Sevgilinin nazı
Şehnaz = Sevgilinin güzelliği
Ferahnak = Bahar neşesi
Şevkefza = Hüzün içinde lütuf
Suzidil = Gönül yangını
Çargah = Aşkta yok olmak
Dügah = Derdin içindeki derman
Bestenigar = Sevgiliye hasret
Suzidilara = Ateş saçan aşk
Rast = Sevincin zirvesi
Mahur = Sevincin zirvesi
Acem = Ruh yüceliği
Isfahan = Aşka feda olmak
Buselik = Aşk sırlarını açmak
Hicaz = Aşktan yanmak
Segah = Sonsuzluğa çağrı
Müstear = Dünyaya susmak, ötelere konuşmak
Saba = Sonsuzluk esintisi
Eviç = Yücelik
Yegah = Aşk suskunluğu
Nikriz = Aşkın verdiği cesaret
Suzinak = Aşkın verdiği cesaret
Neva = Sevgiliye çağrı
Uşşak = Aşkın verdiği şevk
Beyati = Aşkın verdiği şevk
Karcığar = Mutluluğu arayış
Hüseyni = Aşk ağıtı
Gerdaniye = Aşk çilesinden şikayet
Hisarbuselik = Tatlı buseler
Hüzzam = Parlak hüzün




 
Duyguların nahif hali ezgilerle yaşatılır, sözlerle süslenirdi. Ama ille de içtendi.
Bu konuyu çok sevdim canım. Yüreğine sağlık. :emoji_heart_eyes:



Bende çok seviyorum naif ve derin şarkıları mesela şu da çok güzel sabah sabah tatlı bir gülümseme oluşturdu :)


Bir yangının külünü yeniden yakıp geçtin..
 



Yıldırım Gürses'i anmadan olmazdı:)

Yıllar sonra rastladım
Çocukluk sevgilime
O aşina bakışlar
İçimi deldi yine

O bakış ki götürür
Beni yıllarca geri
Hatıramda canlandı ah
İlk aşkımın günleri

Gelmez o günler
Dönmez o günler
Mazide kaldı hep

Verilen ilk mektuplar
İlk yeminler ilk sözler
Mazimde kanatlandı
İçimi yakan gözler​
Anladım gelmez geri
O çocukluk günleri
Bir bakış ki o kadar ah
Yaşadım mazim kadar​
 
tsm ne? ben hiç anlamadım.
 
Geri