Bir dönem motosiklet sürücüsüydüm. Trafikte dört teker ve iki teker kavgası varsa yüksek ihtimalle dört tekerli sürücü kabahatlidir. İki tekerli kabahatliyse yüksek ihtimalle kuryedir. Kuryeler de artık eskisi gibi degil. Sipariş yetiştirme kaygısıyla sağdan soldan fişek gibi geçmeler eski yıllara göre azaldı. Kurye sürücüler artık tecrübe sahibi oldular. Kurye haricinde motosiklet sürücüleri ise genellikle kurallara dikkat ederler. Kurallara dikkat etmek zorundalar. Çünkü hataya yer yok, kolay ölüm yakın. İstisnalar kaideyi bozmaz. Fakat dört tekerlilerde şöyle bir ezber var. Trafiğe çıkıyorum, dört tekerli bir aracım var, bütün trafik dört tekerli araçlardan oluşuyor. Bu ezberden ötürü motosikletleri çoğu zaman görmüyorlar ve sıkıştırabiliyorlar. Motosiklet kullanıcıların içerisinde elbette sorunlular oluyor ama ne kadar sorunlu olursa olsun, hareket halindeyken dört tekerlilerin daha çok olgun hareket etmeleri ve dikkat etmeleri gerekir. Çünkü üç beş serseriden ötürü düzgün motosiklet kullanıcıları da trafikte ön yargı ile karşılanıyor. Motosiklette kaporta sürücünün kendisidir. Hafif bir virajda tekerin altına giren küçücük bir taşla bile ölümlü kazalar gerçekleşebiliyor. O sebeple her iki tarafın da birbirine sabır ve anlayışla yaklaşması gerekir. Bir de anlamadan etmeden motorcularla hemen kavgaya tutuşmamak gerekir. Özellikle İstanbul için söylüyorum. En ufak bir durumda, trafikte mevzuya rastlayan bütün motorcular birlik oluyorlar. Haklı haksız demeden direk toplanıyorlar. Olayı sormuyorlar bile. Çünkü motosiklet sürücüleri trafikte dört tekerliler tarafından öyle baskılara maruz kalıyorlar ki, bir anda toplanmaları tümden bir hikayenin ürünü oluyor. Motosikleti taşıttan saymamak ve bütün motorculara serseri ve kural tanımaz gözüyle bakmak sadece bu ülkeye has bir durum.