Trabzon - Kahramanmaraş Dostluğunun Tarihi Kökeni.

Konu sahibi son olarak 2624 gün önce görüldü
Geçmişte “arslanlar şehri” olarak adlandırılan Maraş’ımızın tarihi Hititlere kadar uzanmaktadır Romalılar Bizanslılar’ın yönetiminden sonra bu topraklar Hazret-i Ömer’in halîfeliği zamânında (637 senesinde) Hâlid İbnu’l-Velîd emrindeki İslâm ordusu tarafından fethedilerek İslâm topraklarına katılmıştır Bu tarihten sonra Maraş birçok kez Bizanslılar ya da Haçlı Ordularınca işgal edilse de 1071 Malazgirt Zaferinden sonra Anadolu Fâtihi ve Türkiye Selçukluları Devletinin kurucusu Birinci Süleymân Şah başkumandanlığındaki Selçuklu ordusu Maraş’ı fethetmiştir 14 yüzyılda Dulkadir Beyliği 200 yıl kadar Maraş ve çevresine hakim olmuştur Bu Beyliğin hakimiyetinden sonra Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlı Devletine bağlanmıştır

Trabzon'umuzun kuruluşu MÖ2000 yıllarına inmektedir Erzurum'dan geçen ve İran sınırına varan Avrupa ile Asya'yı birbirine bağlayan tarihi İpek Yolunun başlangıcında kurulan Trabzon şehrinin ilk kurucularının Ortaasya ve Kafkaslardan bölgeye gelen Turani Kavimlerden Marlar olduğu bilinmektedir 1071 Malazgirt zaferinden sonra Anadolu kapıları Müslüman Türklere kesin olarak açıldığında Trabzon ve civarının Türkleşmesi ve Müslümanlaşması başlamıştır Selçuklular 400 yıl boyunca Trabzon'u birçok kez kuşatmışlardır Tarihte Romalılar ve Bizans hakimiyetinde kaldıktan sonra Trabzon ve ahalisi Fatih Sultan Mehmet tarafından 1461 yılında fethedilmiştir Buna rağmen bu bölge uzun süre Müslüman Türk ahalisinin yerleşmesine sahip olmamıştır Kahramanmaraş-Trabzon’un tarihteki dostluğu ve irtibatı işte bu büyük Fetih’ten sonra başlar

Bu büyük Fetih’ten sonra hem bölgede Müslüman Türk nüfusunu artırmak hem de irşad faaliyeti için Maraş’tan birçok hoca ve alim Trabzon’a yerleştirilmiştir Trabzon Tarihi adlı kitapta Şakir Şevket adlı Yazarın belirttiğine göre “Fetihten 200 sene sonra yani 1661 yılına kadar bölgede Müslümanlaşma sağlanamadığı hâlde Maraş ulemasından bir zat Bayburt yoluyla Trabzon civarına gelerek yörenin en saygın Papazlarını bile hidayete erdirme başarısı göstermiştir Bu Maraşlı Âlim zat ve halka ve papazlara İslam dinini kabul ettirmiştir Bu tarihi bilgiye karşı bazı kaynaklarda Trabzon ve çevresinin İslamiyet ile hidayete ermesi yani Maraşlı ulemaların bu bölgeye gelme tarihinin 1550’li yıllar olduğu belirtilmektedir Hanefi Bostan adlı Yazarın araştırmalarına göre Trabzon ve civarının nüfus yapısının 1681’de yüzde 98 civarında Müslüman Türk varlığına ulaştığı kaydedilmektedir

Netice itibariyle Maraşlı bazı büyük Âlimler Trabzon ve Çevresine bundan 600 yıl öncesine uzanan bir tarih diliminde bizzat ve irşad faaliyeti amacıyla vasıl olmuşlardır Allah (cc) O Zatlardan ebeden memnun ve razı olsun (Bu yazı vesilesiyle ruhlarına Fatiha okumaya çağırıyorum)

Bu yazı vesilesiyle şunu da belirtmeliyim Bu Hoca ve Âlim Zatların torunlarıyla bizzat karşılaşıp tanışmış bir Kahramanmaraşlıyım Bu kişiler kendilerinin kökenlerinin Maraş olduğunu açıkça söylemektedir Kahramanmaraş’ta ikamet eden bazı hemşehrilerimiz ile Trabzon Of’ta ikamet eden bazı hemşehrilerimiz aynı kökten geldiklerini bilmektedir Bu kapsamda Kahramanmaraş’taki Saçaklızadeler ile Of’taki Fındıkoğulları ailelerin aynı kökten geldikleri örnek olarak söylenebilir

Kahramanmaraş-Trabzon Dostluğunun tarihi kökenine ilişkin bir başka gerçek olarak Trabzon’da Şehzadelik yapan Yavuz Sultan Selim’in eşinin Maraş’taki Dulkadiroğlu Beyi’nin kızı olması verilebilir Kısacası Trabzon’daki büyük Şehzadeye geleceğin büyük Padişah’ına telli duvaklı bir gelin vermiş Kahramanmaraş

Tarihten gelen bu dostluk Cumhuriyet döneminde de pekişmiş ve devam etmiştir Bunun en büyük delili her iki şehrin en işlek ve en merkezi caddelerinin adının birbirlerinin ismini taşımasıdır Trabzon’un en merkezi ve en işlek caddesinin adının Maraş ve Kahramanmaraş’taki en işlek ve en merkezi caddenin adının Trabzon Caddesi olması elbet bir tesadüf değildir Bu isimlendirmenin iki şehir arasındaki köklü dostluğa ve tarihten gelen irtibata dayandığı açıktır

Bu arada bu dostluğun pekişmesine büyük katkısı ve hizmetleri olan Kahramanmaraş eski Valisi ve bir dönem TBMM Başkanlığı da yapan aslen Trabzonlu olan Sayın Necmettin KARADUMAN Beyi de teşekkür ve takdirle anıyorum

Evet Kahramanmaraş-Trabzon Dostluğu ve iki şehrin insanları arasındaki bir mânâda hemşehrilik tarihen sabittir Zaten tarihen sabit olan bu dostluğu ve hemşehriliği Trabzonlu arkadaşlarla ve çeşitli vesilelerle karşılaştığım birçok Trabzonlu ile de bizzat yaşamış ve müşahede etmiş bulunmaktayım Kısacası Kahramanmaraş-Trabzon dosttur kardeştir ve birbiriyle hemşehridir


KAHRAMANMARAŞ VE TRABZON’UN BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI SONRASINDAKİ ZOR GÜNLERİ

Kahramanmaraş ve Trabzon 1 Dünya Savaşı’ndan sonra işgale uğramış iki şehirdir Osmanlı Devleti müttefiklerinin yenilmesi üzerine Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru (30 Ekim 1918'de) Mondros Mütarekesini imzalamak zorunda kalmış ve bu anlaşma uyarınca Anadolu'nun birçok yeri gibi Maraş da işgale uğramıştır Maraş önce İngiliz kuvvetleri tarafından 23 Şubat 1919’da işgal edilmiş 85 ay süren İngiliz işgali sırasında kayda değer bir olay cereyan etmemiştir 29 Ekim 1919'da İngiliz işgali sona ermiş Maraş bu defa da Fransız kuvvetlerinin işgali altına girmiştir Fransız kuvvetlerinin şehre girişleri Ermeniler tarafından büyük bir coşku ve taşkınlıkla karşılanmış bu durum Maraş halkını çok rahatsız etmiştir Fransızlar'ın şehrin kalesindeki Türk Bayrağını indirmeleri suçsuz kişileri öldürmeleri Maraş ileri gelenlerini tutuklamaları tepkileri artırmış ve Ulu Camii İmamı Rıdvan Hoca'nın "Kalesinde bayrağı dalgalanmayan ülkede cuma namazı kılınmaz" sözü halkı Fransızlar'a karşı harekete geçirmiştir 22 gün ve gece süren bir Mücadeleden sonra Maraş’lılar 7 den 70'e silaha sarılarak tek yürek tek bilek halinde canlarını ve mallarını ortaya koymuş ve Şehirlerini 11 Şubat 1920 günü kurtarmışlardır
Maraş’ımızın düşman işgalinden kurtulmasında büyük yararlılık gösteren ve bu uğurda canlarını ortaya koyan tüm Maraşlıları Sütçü İmam’dan başlayarak Rıdvan Hoca Arslan Bey Mıllış Nuri Evliya Efendi ve ismini sayamadığım diğer Kahramanları rahmet ve minnetle anarım

Birinci Dünya Savaşının ardından işgale uğrayan illerimizden biri de Trabzon'dur Ruslar Osmanlı Devletine savaş ilan ederek 1 Kasım 1914'den itibaren doğu sınırını aşarak Türk topraklarında ilerlemeye başlamıştır 18 Nisan 1916'da azınlıkların alçakça çılgınlıkları ve karşılama törenleriyle Erzurum Caddesinden Belediye Meydanına giren düşman kuvvetleri Trabzon’u işgal etmiştir Bu tarihten sonra Trabzon'un acı dolu sıkıntılı günleri başlamıştır 1917'de Rusya'da Bolşevik ihtilali olunca Rus ordusunda büyük bir panik başlamıştır Geri çekilmek zorunda kalan Ruslarla 18 Aralık 1917'de Erzincan Antlaşması yapılmış ancak Trabzon ve ahalisinde sıkıntılar bitmemiştir Çünkü bölgedeki Ermeniler Müslüman Halka yönelik katliamlarda bulunmuşlardır Trabzon'lu Albay Hamdi Bey (Pirselimoğlu) komutasındaki 37 Tümenin 24 Şubat 1918 tarihinde Trabzon'a girmesiyle sıkıntı ve çileler bitmiştir Kurtuluş Savaşı sırasında ise Ülkenin genel olarak içine düştüğü durumdan kurtulmak üzere yurdun dört bir yanında "Müdafa-i Hukuk" cemiyetleri kurulmuştur ki bunların en güçlülerinden biri de Trabzon Müdafa-i Hukuk Cemiyeti’dir Trabzon’un düşman işgalinden kurtulmasında ve Kurtuluş Savaşı sırasında Vatan Savunması noktasında canla başla çalışan tüm Trabzonluları rahmet ve minnetle yadederim

Görüldüğü üzere her iki şehir halkı da 1 Dünya Savaşı sonrasında zor günler geçirmiştir O zor günlerde yaşanan sıkıntı ve çileler genç nesillere anlatıldıkça bu iki şehir halkında vatana daha kuvvetle sarılma noktasında büyük bir bilinç ve duyarlılık meydana gelmiştir Bu bilinç ve duyarlılık Ülkemizin diğer şehirlerinde de aynen mevcuttur

KAHRAMANMARAŞ’TA VE TRABZON’DA YETİŞMİŞ DEĞERLİ ŞAHSİYETLER

Ülkemizin diğer şehirlerinde olduğu gibi Kahramanmaraş ve Trabzon’da da birçok değerli şair yazar âlim ve sporcu yetişmiştir Bu şahsiyetlerin hepsini burada yazmak ve isimlerini anmak mümkün olmadığı için bir kısmının isimlerini burada belirmek istedim Hepsine eğer yaşamakta iseler uzun ömür ve sağlık mutluluk dilerim Vefat etmişler ise de Yüce Allah(cc)tan rahmet niyaz ederim

A - Kahramanmaraş âlim hoca şair yazar ve güreşçi yetiştirmesiyle ünlüdür Bu ünlülerin bir kısmını aşağıda ismen belirtmek isterim

a) Kahramanmaraşlı Ünlü Âlim ve Hocalardan Bazıları:

Saçaklızade Osman Efendi Hafız Ali Efendi Şakir Efendi Sandal Hoca (Hafız Osman Sandal) Osman Şevket Yardımedici Cemal Nar Mustafa Ramazanoğlu

b) Kahramanmaraşlı Ünlü Şair ve Yazarlardan Bazıları:

Karacaoğlan Derdiçok Sünbülzade Vehbî Necip Fazıl Kısakürek Abdurrahim Karakoç Rasim Özdenören Nuri Pakdil Erdem Beyazıt Cahit Zarifoğlu Ahmet Taşgetiren Vehbi Vakkasoğlu Bahattin Karakoç Aşık Mahsuni Alaattin Özdenören Rahmi Eray Hayati Vasfi Taşyürek Ali Akbaş Hilmi Şahballı

c) Kahramanmaraşlı Ünlü Güreşçilerden Bazıları:

Bekir Büke İsmet Alparslan Avni Tarhan Ahmet Ak Şeref Eroğlu Metin Kaplan Harun Doğan Bilal Kılıçaslan

B- Trabzon deyince ünlüler kapsamında benim aklıma öncelikle iki rahmetli kişi gelmektedir Her ikisi de Ülkemize büyük hizmetler yapmakta iken ilginç bir tevafuk olarak üzücü bir şekilde trafik kazalarında vefat etmişlerdir Bu iki kişi Rahmetli Adnan Kahveci ve Rahmetli Recep Yazıcıoğlu’dur Trabzon’dan yetişmiş bu iki değerli şahsiyeti rahmet ve minnetle anarım Bununla birlikte Trabzon futbolcu yetiştirmesiyle de meşhurdur Aşağıda Trabzonlu bazı şair yazar ve futbolcuları ismen belirtmek isterim

a) Trabzonlu Ünlü Şair ve Yazarlardan Bazıları:

Oktay Rıfat Horozcu Sabahattin Eyüboğlu Ahmet Özer Sadık Albayrak İbrahim Karagül Yaşar Miraç Nuray Mert Sunay Akın Nihat Genç

b) Trabzonlu Ünlü Futbolculardan Bazıları:

Ahmet Suat Özyazıcı Şenol Güneş Özkan Sümer Hami Mandıralı Soner Boz Fatih Tekke Tuncay Soyak Hamdi Aslan Güngör Şahinkaya Lemi Çelik

SONUÇ:

Gurbette yaşarken hele özellikle de İstanbul Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde yaşarken diğer memleketin insanlarıyla dostluk ve arkadaşlık kurmak durumunda kaldığında insanın öncelikle ön plana çıkan vasfı doğduğu ve yetiştiği memleketi yani kökeni oluyor Hele biz Türklerin en büyük vasfıdır ki ilk tanıştığına “memleket nere hemşehrim” diye sorarız Bu nokta itibariyle gurbette insan bir tanışma vesilesiyle ya da başka nedenlerle memleketini çokça dillendirmek durumunda kalıyor

Konunun bir diğer önemli noktası da şudur ki bir şehre ait olmak duygu ve düşüncesi o şehrin gurbette ikamet eden hemşehrilerinde daha fazla gelişmiştir Neden diye sorarsanız cevabım şudur: “Ol mahiler ki derya içredir deryayı bilmezler” şeklindeki sözde de belirtildiği üzere bir değerin içinde yaşayan çoğu zaman o değerin o kıymetin farkında değildir Balık denizin farkına ne zaman varır? Ancak denizin dışına atıldığı zaman o değeri anlar Bunun gibi biz gurbette ikamet edenler “memleketimizin değerini çok daha iyi biliyoruz” diye düşünüyorum

Gurbette ikamet eden bir Kahramanmaraşlı olarak bir gözlemim de şu: Bazı memleketlerin insanı bazı memleketlerin insanıyla daha iyi anlaşıyor Aralarında daha farklı bir dostluk meydana geliyor İşte Kahramanmaraş-Trabzon Dostluğu bu örneklerden biridir Bu dostluğu gurbette yaşarken çok sık müşahede ettim hatta bizzat yaşadım İşte bundan dolayı İstanbul Sarıyer Belgrat Ormanlarında 1 Haziran 2008 Pazar günü gerçekleştirilecek olan Kahramanmaraş ve Trabzon Kardeş Şehirler Pikniği vesilesiyle bu makaleyi kaleme almak istedim Bilmiyorum anlatmak istediklerimi tam anlatabildim mi? Kusurum olduysa affola Önemli olan maksattır Maksadım Ülkemizdeki tüm şehirlerde yaşayanlar arasındaki kardeşlik ve dostluk bağlarının artması ve kuvvetlenmesidir

Sözkonusu pikniği tertip eden Değerli Hemşehrimiz Bilal Ardıç ve Kentmaraş Ekibini (başta Değerli Ömer Arıkan Bey olmak üzere) tebrik ederim Bu pikniğe katılmak isterdim (o tarihte başka bir yerde bir programım olduğu için) maalesef katılma imkânım olamayacak

Kahramanmaraş-Trabzon dostluğuna inanan ve bu dostluğu pekiştiren destekleyen tüm Kahramanmaraşlılara ve Trabzonlulara selam ve saygılarımı sunarım

Yazımı başladığım gibi Yunus Emre’miz ile bitiriyorum:

Gelin tanış olalım işin kolayın tutalım
Sevelim sevilelim dünya kimseye kalmaz
Yunus sözün anlar isen mani'sini dinler isen
Sana iyi dirlik gerek bunda kimseler kalmaz

Sayın Ahmet Sandala Sonsuz Teşekkürler Bu Araştırma yazısı İçin​
 
Geri