BirDevrinSonu
Üye
-
- Katılım
- Ocak 10, 2010
-
- Mesajlar
- 38,600
-
- Tepkime puanı
- 3,180
-
- Puanları
- 354
-
- Konum
- Napıcan ?
9.sınıfdin kültürü ve ahlak bilgisi dersleri - ahlak kültürü - toplum ahlakı - ahlaklı toplum - örf ve adetler
İnsan, sosyal bir varlıktır Tarih boyunca insanlar, bireysel hayatları da dahil olmak üzere, tüm ihtiyaçlarını giderebilmek, yaşantılarını düzenleyebilmek için toplu olarak yaşamışlar, birbirleri ile iş birliği yapmışlardır.
Toplu halde yaşayış, insanlara birtakım görev ve sorumluluklar yüklem ektedir. Ahlak kuralları, toplu yaşayışın zorunlu kıldığı görev ve sorumlulukları belirleyen, intanların birbirlerine karşı davranış biçimlerini, mutlu ve güvenli bir hayat sürme yollarını gösteren esaslardan oluşur Bu esaslar, insanlara doğruyu ve yanlışı, iyiyi ve kötüyü bildirir Din de insanların toplum hayatım ilgilendiren, onların karşılıklı ilişkilerini düzenleyen hükümler koyar.
Koyduğu bu hükümlerle toplumsal hayatta huzur ve güveni sağlamayı amaç edinen din, toplumun huzurunu bozan, insanlar arasında kavga ve geçimsizliğe yol açan cana kıymak, yalan söylemek, insanların hak ve özgürlüklerine müdahalede bulunmak, kusurlarını, gizli hallerini araştırmak gibi ahlaka aykırı davranışları yasaklamış veya hoş görmemiştir. Buna karşılık; yoksulları, kimsesizleri, yetim ve öksüzleri koruyup gözetmek, onlara yardımda bulunmak, insanların hak ve özgürlüklerine saygılı olmak; düşünce, söz ve hareketlerde doğruluğu esas almak gibi ahlaka uygun davranışları ya emir ya da tavsiye etmiştir.
Dinin bu emir ve yasaklarına, ahlakın da prensiplerine önem vererek hareket eden kimselerin oluşturduğu toplumda huzur, mutluluk, güven, yardımlaşma ve dayanışma vardır. Çünkü böyle bir toplumun bireyleri, birbirlerine karşı görevlerini yerine getirirler. Birbirlerinin haklarına saygı gösterip önem verirler,
insandaki din duygusu, insanı kendi kendisini kontrol etmeye yönlendirir.Bir şeyi yapmaya karar verirken yapacağı o işin dinine, imanına, ahlaki prensiplere uygun olup olmadığına dikkat eden ve ona göre karar veren insan, böylece kendi kendisini kontrol altında tutmuş olur. Bu insan, dinine aykırı düşen, ahlakın da kötü ve çirkin gördüğü. hareketleri yapmaktan kaçınır. Dine ve ahlaka önem veren insan, hak ve adaleli gözetir, zulüm ve haksızlıktan kaçınır, irfanlara iyilik ve güzellikle davranır. Vatan, millet gibi kutsal değerler uğruna da fedakarlık yapmaya çalışır.
Toplumda her fert, dinin hükümlerini ve ahlakın prensiplerini esas aldığı zaman hem din ve ahlak bütünleşmesi, hem de toplumsal bütünleşme sağlanır. Birbirini .seven ve sayan, aynı değerleri paylaşan, sevincinde ve kederinde birbirinin yanında yer alan bir toplum oluşur. Böyle bir toplumda haksızlık, anarşi, saygısızlık, yalancılık, haset, dedikodu, düşmanlık gibi kötülükler meydana gelmez.
ÖRF VE ADETLERİN AHLAKLA İLİŞKİLERİ
Örf, kelime olarak; iyilik, bilmek, tanımak, iyi ve güzel günden şey demektir.'1' Terim olarak örf, bir toplumun benimsediği ve nesilden nesile aktardığı, toplumun benliğini ve şahsiyetini koruyan sosyal değerlerdir. Ör/ karşılığında gelenek, töre ve an'ane kelimeleri de kullanılmaktadır. Adet ise bir toplumda tekrar edile edile yerleşen ve alışkanlık hal ine gelen davranışlardır
Adetler, toplumun inancına, ahlakına aykırı olmamalıdır Dine ve ahlaka aykırı olan adetler, dini duyguları kuvvetli olup ahlaka önem veren fertlerin yaşadığı toplumda kabul görmez Dine ve ahlaka uygun olan adetler ise toplumda süreklilik kazanır ve zamanla örf haline gelir.
Örf ve adet ile ahlak arasında sıkı bir bağ; vardır. Bir işin, bir davranışın. insanlar tarafından kabul görüp uygulanmasında ve toplumda yaygın hale gelip yerleşmesinde toplumun dini inançları ile birlikte ahlakı da belirleyici rol oynar.
Ahlakın da örfün de amacı, insanları mutlu kılmak, birlik ve beraberlik şuuru içinde yaşatmaktır. Ahlak, insanlar arasında birlik ve beraberliği sağlayan sevgi, saygı, yardımlaşma ve dayanışma gibi davranışlara da önem verir. Örflerin devam ettirilmesi de ahlaki davranışların yaygınlık kazanmasında etkili olmaktadır. Örneğin; bayramlarda, düğünlerde bir araya gelen, birbirleriyle hediyeleşen insanlar arasındaki sevgi ve saygı bağları güçlenmektedir. Karşılıklı ziyaretler, hediyeleşmeler de toplumda birlik ve beraberliğin devamına olumlu katkıda bulunmaktadır.
İnsan, sosyal bir varlıktır Tarih boyunca insanlar, bireysel hayatları da dahil olmak üzere, tüm ihtiyaçlarını giderebilmek, yaşantılarını düzenleyebilmek için toplu olarak yaşamışlar, birbirleri ile iş birliği yapmışlardır.
Toplu halde yaşayış, insanlara birtakım görev ve sorumluluklar yüklem ektedir. Ahlak kuralları, toplu yaşayışın zorunlu kıldığı görev ve sorumlulukları belirleyen, intanların birbirlerine karşı davranış biçimlerini, mutlu ve güvenli bir hayat sürme yollarını gösteren esaslardan oluşur Bu esaslar, insanlara doğruyu ve yanlışı, iyiyi ve kötüyü bildirir Din de insanların toplum hayatım ilgilendiren, onların karşılıklı ilişkilerini düzenleyen hükümler koyar.
Koyduğu bu hükümlerle toplumsal hayatta huzur ve güveni sağlamayı amaç edinen din, toplumun huzurunu bozan, insanlar arasında kavga ve geçimsizliğe yol açan cana kıymak, yalan söylemek, insanların hak ve özgürlüklerine müdahalede bulunmak, kusurlarını, gizli hallerini araştırmak gibi ahlaka aykırı davranışları yasaklamış veya hoş görmemiştir. Buna karşılık; yoksulları, kimsesizleri, yetim ve öksüzleri koruyup gözetmek, onlara yardımda bulunmak, insanların hak ve özgürlüklerine saygılı olmak; düşünce, söz ve hareketlerde doğruluğu esas almak gibi ahlaka uygun davranışları ya emir ya da tavsiye etmiştir.
Dinin bu emir ve yasaklarına, ahlakın da prensiplerine önem vererek hareket eden kimselerin oluşturduğu toplumda huzur, mutluluk, güven, yardımlaşma ve dayanışma vardır. Çünkü böyle bir toplumun bireyleri, birbirlerine karşı görevlerini yerine getirirler. Birbirlerinin haklarına saygı gösterip önem verirler,
insandaki din duygusu, insanı kendi kendisini kontrol etmeye yönlendirir.Bir şeyi yapmaya karar verirken yapacağı o işin dinine, imanına, ahlaki prensiplere uygun olup olmadığına dikkat eden ve ona göre karar veren insan, böylece kendi kendisini kontrol altında tutmuş olur. Bu insan, dinine aykırı düşen, ahlakın da kötü ve çirkin gördüğü. hareketleri yapmaktan kaçınır. Dine ve ahlaka önem veren insan, hak ve adaleli gözetir, zulüm ve haksızlıktan kaçınır, irfanlara iyilik ve güzellikle davranır. Vatan, millet gibi kutsal değerler uğruna da fedakarlık yapmaya çalışır.
Toplumda her fert, dinin hükümlerini ve ahlakın prensiplerini esas aldığı zaman hem din ve ahlak bütünleşmesi, hem de toplumsal bütünleşme sağlanır. Birbirini .seven ve sayan, aynı değerleri paylaşan, sevincinde ve kederinde birbirinin yanında yer alan bir toplum oluşur. Böyle bir toplumda haksızlık, anarşi, saygısızlık, yalancılık, haset, dedikodu, düşmanlık gibi kötülükler meydana gelmez.
ÖRF VE ADETLERİN AHLAKLA İLİŞKİLERİ
Örf, kelime olarak; iyilik, bilmek, tanımak, iyi ve güzel günden şey demektir.'1' Terim olarak örf, bir toplumun benimsediği ve nesilden nesile aktardığı, toplumun benliğini ve şahsiyetini koruyan sosyal değerlerdir. Ör/ karşılığında gelenek, töre ve an'ane kelimeleri de kullanılmaktadır. Adet ise bir toplumda tekrar edile edile yerleşen ve alışkanlık hal ine gelen davranışlardır
Adetler, toplumun inancına, ahlakına aykırı olmamalıdır Dine ve ahlaka aykırı olan adetler, dini duyguları kuvvetli olup ahlaka önem veren fertlerin yaşadığı toplumda kabul görmez Dine ve ahlaka uygun olan adetler ise toplumda süreklilik kazanır ve zamanla örf haline gelir.
Örf ve adet ile ahlak arasında sıkı bir bağ; vardır. Bir işin, bir davranışın. insanlar tarafından kabul görüp uygulanmasında ve toplumda yaygın hale gelip yerleşmesinde toplumun dini inançları ile birlikte ahlakı da belirleyici rol oynar.
Ahlakın da örfün de amacı, insanları mutlu kılmak, birlik ve beraberlik şuuru içinde yaşatmaktır. Ahlak, insanlar arasında birlik ve beraberliği sağlayan sevgi, saygı, yardımlaşma ve dayanışma gibi davranışlara da önem verir. Örflerin devam ettirilmesi de ahlaki davranışların yaygınlık kazanmasında etkili olmaktadır. Örneğin; bayramlarda, düğünlerde bir araya gelen, birbirleriyle hediyeleşen insanlar arasındaki sevgi ve saygı bağları güçlenmektedir. Karşılıklı ziyaretler, hediyeleşmeler de toplumda birlik ve beraberliğin devamına olumlu katkıda bulunmaktadır.