-
- Katılım
- Kasım 9, 2013
-
- Mesajlar
- 14,698
-
- Tepkime puanı
- 4,487
-
- Puanları
- 354
-
- Konum
- el castillo del diablo
Titanic battıktan sonra tüm dünyada şok etkisi yaratmıştır. Özellikle insanların teknolojiye olan güvenleri derinden sarsılmıştır. Yıllarca aranan Titanic enkazı sonunda bir deniz bilimci Robert Ballard tarafından 1985 yani kazadan 73 sene sonra keşfedildi. Titanic 3.657 metre derinlikte yatıyordu. Yani, normal bir deniz altının bu derinliğe inmesi olanaksızdı, çünkü, bu derinlikte basınç maksimum derecededir. Bu noktaya inebilen deniz altı araçlarının ise Titanic'e ulaşması 2.5 saat sürmektedir.
İlk yüzeysel araştırma sonucu ortaya çıkan şaşırtıcı gerçek Titanic'in kıç kısmının pruva kısmından oldukça uzakta, birkaç kilometre ötede, farklı yöne bakıyor olduğuydu. Bu görgü tanıklarının geminin su üzerinde ikiye ayrıldığı ifadelerini doğruluyordu. Görgü tanıkları kazadan sonra, geminin büyük bir gürültü ile son iki bacasından ikiye ayrıldığını ifade etmişlerdir, fakat bunun imkansız olduğuna inanılmıştır. Kıç kısım adeta patlamış gibi etrafa saçılmıştı. Araştırmalara göre kıç kısımda kalan hava su basıncına dayanamayıp patlamıştır.
Titaniğin ön tarafı (2004)
Ballard geminin ilk fotoğraflarını çekmeyi başardı. Böylece tarihçilerin ve bilim adamlarının ilgisini bu dev enkaz yeniden çekmeyi başardı. Titanic'in ilk yayınlanan görüntüleri bütün bilinenleri değiştirdi. Daha sonraki yıllarda geminin iç kısmında araştırmalar başladı ve böylece bilinmeyenler açığa çıkacaktı. Ballard, Titanic'e en ünlü bölümü olan grand staircase yani görkemli merdivenlerinin tepe lombozundan girmeyi başardı. Eskiden geminin en görkemli kısmı olan bu yer, en alt kamaralara kadar çökmüştür. Ballard gemiden yolculara duyduğu saygı nedeniyle hiç bir şey çıkartmamıştır. Fakat araştırma yapmak için demir parçaları ve tartışma konusu olan perçin çivilerini gün yüzüne çıkarmıştır. Perçin çivileri üzerinde yapılan araştırmada bu demirlerin sağlam olmadığı ortaya çıkmıştır. Demirler üzerinde yapılan araştırma ise geminin neden ikiye kırıldığını açıklar nitelikte idi. Bu demirlerin esneme özelliği yoktu.
Geminin kamaralarındaki birçok eşya ilk günkü gibi duruyordu. (Daha sonraki yıllarda eşyalar çıkarılacak ve sergilenecektir.) Yıllar sonra, Titanic'e gelen ziyaretçi sayısı artmaya başladı. Ballard aralarında film yapımcıları bile olan birçok ziyaretçilerin yasal olarak getirildiğini biliyordu. Hatta gemiye çarptıklarını rapor ediyordu. Araların da bu geminin pruvasında evlenmek isteyenler bile vardı. Hatta gelen birçok deniz altı kaza yaparak Titanic'i yaralıyordu. Ballard bu konuda şöyle söylüyordu; "Korktuğum başıma gelmişti. Titanic'in kalıntılarına saygı gösterilmesi gerektiğini ısrarla vurgulamıştım. Aksine, gemiyi panayırlarda sergilenen hilkat garibelerine çevirmişlerdi." Böylece ABD ve İngiltere Titanic'e ziyaretlerin denetlenmesi hakkında bir anlaşma imzalamıştır.
Titanic çanı. Gözcü Frederic Fleet buz dağı uyarısını bu çan ile yapmıştı...
Sonraki yıllarda yeniden çıkarılan enkaz kalıntıları korkunç bir gerçeği gün yüzüne çıkardı. Gemi bakteriler sonucunda yavaşça adeta eriyordu. Uzmanlara göre, Atlas Okyanusu’nun dibinde yatan enkaz da 15 ila 20 yıl içinde bir bakteri yüzünden yok olup gidecek. Yeni keşfedilen ve pasla beslenen bir tür bakterinin geminin yapımında kullanılan 50 bin ton demiri yavaş yavaş tükettiği ortaya çıktı. Uzmanlar artık saldırgan mikroorganizma gruplarının eninde sonunda gemi enkazının tamamen yok olmasına neden olacağını düşünüyor. DNA teknolojisi kullanılarak tespit edilen bakteri, Titanik’in demir gövdesini kaplayan pas tabakalarının üzerinde bulundu. Halomonas titanicae adlı bakterinin, demiri ve pası tüketerek yaşadığı belirtiliyor.
Sonuç olarak, bilim insanları iki ayrı bölümdeki enkazdan geriye 20 yıl içinde dev bir pas lekesinden başka bir şey kalmayacağına inanıyor. Titanic’teki mikro organizmalara dair Kanada’daki Dalhousie Üniversitesi’nden Dr Henrietta Mann ve Bhavleen Kaur ile İspanya’daki Sevilla Üniversitesi’nden araştırmacıların ortak çalışmasıyla 20 yıllık bir araştırma sonucunda ortaya çıkan sonuç, 1991 yılında alınan örneklerden elde edildi. Uzmanlar Titanic’in metal yüzeyinin çok sayıda mikro organizmaya ev sahipliği yaptığını, bunlar arasında 27 bakteri türünün yer aldığını kaydediyor. Halomonas titanicae adlı bakterinin özellikle demire düşkün olduğu belirlendi.
Titanic’in enkazının korunması şu an için mümkün görünmüyor. Enkaz çıkarma projesi 1986 yılında başlatıldı. Fakat hiçbir teknoloji aracı Titanic'i olduğu gibi su yüzüne çıkartmayı mümkün kılmıyor. Zira gemi çapasına kadar çamura gömülmüş ve baş kısım tek başına 44.000 ton çekiyor. Aynı zamanda geminin en iç kısımlarına işleyen su bu ağırlığın artmasına sebep olmuştur. Titanic enkazı şu anda su altında bulunan en büyük enkaz. Fakat bakteriler yüzünden yakında yok olacağı tahmin ediliyor.
İlk yüzeysel araştırma sonucu ortaya çıkan şaşırtıcı gerçek Titanic'in kıç kısmının pruva kısmından oldukça uzakta, birkaç kilometre ötede, farklı yöne bakıyor olduğuydu. Bu görgü tanıklarının geminin su üzerinde ikiye ayrıldığı ifadelerini doğruluyordu. Görgü tanıkları kazadan sonra, geminin büyük bir gürültü ile son iki bacasından ikiye ayrıldığını ifade etmişlerdir, fakat bunun imkansız olduğuna inanılmıştır. Kıç kısım adeta patlamış gibi etrafa saçılmıştı. Araştırmalara göre kıç kısımda kalan hava su basıncına dayanamayıp patlamıştır.
Titaniğin ön tarafı (2004)
Ballard geminin ilk fotoğraflarını çekmeyi başardı. Böylece tarihçilerin ve bilim adamlarının ilgisini bu dev enkaz yeniden çekmeyi başardı. Titanic'in ilk yayınlanan görüntüleri bütün bilinenleri değiştirdi. Daha sonraki yıllarda geminin iç kısmında araştırmalar başladı ve böylece bilinmeyenler açığa çıkacaktı. Ballard, Titanic'e en ünlü bölümü olan grand staircase yani görkemli merdivenlerinin tepe lombozundan girmeyi başardı. Eskiden geminin en görkemli kısmı olan bu yer, en alt kamaralara kadar çökmüştür. Ballard gemiden yolculara duyduğu saygı nedeniyle hiç bir şey çıkartmamıştır. Fakat araştırma yapmak için demir parçaları ve tartışma konusu olan perçin çivilerini gün yüzüne çıkarmıştır. Perçin çivileri üzerinde yapılan araştırmada bu demirlerin sağlam olmadığı ortaya çıkmıştır. Demirler üzerinde yapılan araştırma ise geminin neden ikiye kırıldığını açıklar nitelikte idi. Bu demirlerin esneme özelliği yoktu.
Geminin kamaralarındaki birçok eşya ilk günkü gibi duruyordu. (Daha sonraki yıllarda eşyalar çıkarılacak ve sergilenecektir.) Yıllar sonra, Titanic'e gelen ziyaretçi sayısı artmaya başladı. Ballard aralarında film yapımcıları bile olan birçok ziyaretçilerin yasal olarak getirildiğini biliyordu. Hatta gemiye çarptıklarını rapor ediyordu. Araların da bu geminin pruvasında evlenmek isteyenler bile vardı. Hatta gelen birçok deniz altı kaza yaparak Titanic'i yaralıyordu. Ballard bu konuda şöyle söylüyordu; "Korktuğum başıma gelmişti. Titanic'in kalıntılarına saygı gösterilmesi gerektiğini ısrarla vurgulamıştım. Aksine, gemiyi panayırlarda sergilenen hilkat garibelerine çevirmişlerdi." Böylece ABD ve İngiltere Titanic'e ziyaretlerin denetlenmesi hakkında bir anlaşma imzalamıştır.
Titanic çanı. Gözcü Frederic Fleet buz dağı uyarısını bu çan ile yapmıştı...
Sonraki yıllarda yeniden çıkarılan enkaz kalıntıları korkunç bir gerçeği gün yüzüne çıkardı. Gemi bakteriler sonucunda yavaşça adeta eriyordu. Uzmanlara göre, Atlas Okyanusu’nun dibinde yatan enkaz da 15 ila 20 yıl içinde bir bakteri yüzünden yok olup gidecek. Yeni keşfedilen ve pasla beslenen bir tür bakterinin geminin yapımında kullanılan 50 bin ton demiri yavaş yavaş tükettiği ortaya çıktı. Uzmanlar artık saldırgan mikroorganizma gruplarının eninde sonunda gemi enkazının tamamen yok olmasına neden olacağını düşünüyor. DNA teknolojisi kullanılarak tespit edilen bakteri, Titanik’in demir gövdesini kaplayan pas tabakalarının üzerinde bulundu. Halomonas titanicae adlı bakterinin, demiri ve pası tüketerek yaşadığı belirtiliyor.
Sonuç olarak, bilim insanları iki ayrı bölümdeki enkazdan geriye 20 yıl içinde dev bir pas lekesinden başka bir şey kalmayacağına inanıyor. Titanic’teki mikro organizmalara dair Kanada’daki Dalhousie Üniversitesi’nden Dr Henrietta Mann ve Bhavleen Kaur ile İspanya’daki Sevilla Üniversitesi’nden araştırmacıların ortak çalışmasıyla 20 yıllık bir araştırma sonucunda ortaya çıkan sonuç, 1991 yılında alınan örneklerden elde edildi. Uzmanlar Titanic’in metal yüzeyinin çok sayıda mikro organizmaya ev sahipliği yaptığını, bunlar arasında 27 bakteri türünün yer aldığını kaydediyor. Halomonas titanicae adlı bakterinin özellikle demire düşkün olduğu belirlendi.
Titanic’in enkazının korunması şu an için mümkün görünmüyor. Enkaz çıkarma projesi 1986 yılında başlatıldı. Fakat hiçbir teknoloji aracı Titanic'i olduğu gibi su yüzüne çıkartmayı mümkün kılmıyor. Zira gemi çapasına kadar çamura gömülmüş ve baş kısım tek başına 44.000 ton çekiyor. Aynı zamanda geminin en iç kısımlarına işleyen su bu ağırlığın artmasına sebep olmuştur. Titanic enkazı şu anda su altında bulunan en büyük enkaz. Fakat bakteriler yüzünden yakında yok olacağı tahmin ediliyor.