Tiroitle ilgili soru ve cevaplar

Konu sahibi son olarak 2617 gün önce görüldü
Son derece sinsi ilerleyen, zayıflatan ya da kilo aldıran tiroit, insanı delirtiyor. Prof. Ahmet Sadi Gündoğdu, herhangi bir şikayeti olan herkesin tiroidine baktırması gerektiğini söylüyor..


Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Sadi Gündoğdu, tiroitle ilgili soruları yanıtladı:

* Tiroit deyince akla 'guatr' geliyor. İkisi aynı şey mi?
Bütün tiroit hastalıkları, halk arasında genel olarak 'guatr' olarak biliniyor. Ama tiroit hastalıkları guatrdan ibaret değildir. Nodüllü guatr, zehirli guatr, zehirsiz guatr gibi farklı nedenleri ve farklı tedavileri olan tiroit hastalıkları var. Guatr, bir iç salgı bezi olan tiroit bezinin büyümesine verilen addır. Tiroit bezinin büyümesinin ve fonksiyonlarının bozulmasının pek çok nedeni var. Ülkemiz açısından en temel neden ise iyot eksikliği! Türkiye tam bir tiroit ülkesi. Avrupa'nın pek çok ülkesinde ve Afrika'da da iyot eksikliği var. İyot, tiroit hormonu sentezinde kullanılıyor.

BELİRTİLERİ AKIL KARIŞTIRIR
* İyot nereden alınır?
İnsanlar iyodu deniz ürünlerinden, sebzelerden, farklı besinlerden ve sudan alıyor. Tiroit hormonlarının yapımının normal düzeyde olması için günlük iyot ihtiyacı kabaca 150 mikrogramdır ki; bunun günlük tüketilen besinlerle zaten alınması gerekir. Normalde İstanbul'da, hatta Türkiye'de iyot eksikliği yüzünden tiroit hastalıklarının bu boyutta olması inanılmaz. Özellikle Karadeniz Bölgesi'nde, bazı sarp dağlık bölgelerde sıkça görülebiliyor. İyot gıdalara ve suya karışmadan gidiyor. Bir de çok tüketilen karalahana, şalgam gibi besinlerin guatr yapıcı etkisi var. Psikiyatride kullanılan bazı ilaçlar, bazı kimyasal maddeler, bazı mikroplar da tiroit işlevlerini bozabiliyor.

TEŞHİSİ KOLAY!
* Tiroit başka hastalıklarla karıştırılıyor mu peki?
Belirtilerin ve komplikasyonlarının zenginliği; maalesef hastaların yanlış yönlenmesine neden olabiliyor. Adet düzensizliği varsa ve kısırlık sorunu yaşıyorsa hasta mutlaka endokrinoloğa da yönlendirilmelidir. Örneğin hasta; saçı dökülüyor cildiyeye gidiyor, terliyor botoks yaptırıyor, o yönde ilaçlar kullanıyor. Osteoporoz oluyor, nedeni araştırılmadan yanlış tedavi uygulanıyor. Bu tür şikayetler tiroit hastalığı belirtisi de olabileceğinden tiroit fonksiyonları da değerlendirilmelidir.

* Guatr riski taşıyıp taşımadığımızı nasıl anlayabiliriz?
Ailede guatr varsa, Türkiye'de guatr çok olan bölgeden geliyorsanız ve belirtiler varsa; bir endokrinoloğa mutlaka başvurmanız gerekir. Teşhisi de kolaydır; muayene ediyor, laboratuvar testleri yapıyor, tiroit hormonlarına bakıyor ve ulturasonografi çekiyoruz. İhmal edilmezse mutlaka yakalanır ve tedavi edilir.

* Tiroit hastalıkları, şişmanlık ya da zayıflık nedeni olarak gösterilebilir mi?
Olabilir. Az çalışan bir tiroit bezi hastada metabolizmayı yavaşlatır ve hastalar daha çabuk kilo alır. Obezlerin en azından 3'te 1'inde tiroit problemi vardır. Uygun tedavi ile bu hastaların metabolizmasını düzenlemek gerekir. Verilen sıradan diyetlerle hasta zayıflayamaz. Tıbbi değerlendirilmesi yapılmadan ve altında yatan nedenler araştırılmadan verilen diyetler her zaman başarısızdır. Tıbbi bilgiden yoksun kişilerin, "Haftada şu kadar kalori alırsan, şu kadar kilo verirsin" demesi hayal kırıklığı anlamına gelir. Diyabet, şeker, metabolik sendrom, böbrek üstü bezi hastalıkları, kortizon salgısı artışı ile seyreden Cushing hastalığı gibi diğer hormonal düzensizliklerin olması da muhtemeldir. Bu hastalıklar tedavi edilmeden kilo vermek olası değildir.

* Tiroit hastalarında psikolojik problemler görülebilir mi?
Endokrin hastalıklarının çoğunda psikolojik problemler görüyoruz. Ayrıca gerek önceden mevcut olan fakat tedavi edilmemiş psikiyatrik rahatsızlıklar, gerekse kullanılan ilaçlar nedeniyle tiroit fonksiyonları etkileniyor. Tiroit hastalıklarında, kişide mevcut olan ve gizli olarak bulunan psikolojik problemler ortaya çıkabiliyor. Depresyon, agresif davranış bozuklukları, sinirlilik hali gibi... Çok hormon üretimi ile birlikte olan hipertiroitlerde ani çıkışlar, bağırmalar, çağırmalar, saldırganlık hali olabilir. Hipotirotlerde içine kapanma ve depresyon hali oluyor. Hormonal durumu düzeltmek, yani tiroit hastalığını tedavi etmek zaten bu psikolojik durumu da olumlu etkiliyor.

*10 soruda tiroidi kolayca teşhis edin

Bu sorulardan en az dördüne 'evet' diyorsanız, guatr riskiniz olabilir...
1. Kalp atımlarınızın çok yüksek veya çok düşük olduğunu saptadınız mı? (60 altı veya 100 üstü)
2. Boynunuzda sıkışma ve gerilme hissi var mı?
3. Terleme ve saç dökülmesini sıklıkla yaşıyor musunuz?
4. Son zamanlarda aniden aşırı kilo aldınız ya da verdiniz mi?
5. Cildinizde dökülme, kuruma veya mat bir görünüm var mı?
6. Ani sinir atakları veya gün içinde uyuklama yaşıyor musunuz?
7. Bacaklarınızda şişlik oluyor mu?
8. Soğuğa veya sıcağa karşı tahammülsüzlüğünüz son zamanlarda arttı mı?
9. Kabızlık, ishal veya karında ağrı atakları yaşıyor musunuz?
10. Unutkanlık yaşıyor ya da kendinizi depresyona meyilli hissediyor musunuz?

Sizin tiroidiniz bunlardan hangisi?

Guatr: Tiroit bezinin büyümesidir, çok yaygındır ve ilaçla tedavi edilir.

* Nodüllü guatr: Soğuk, ılık ve sıcak nodüllü olarak çeşitleri vardır. Soğuk nodüllü guatr, kanser riski yüksek olan guatr çeşididir. Kanser şüphesi oluşursa cerrahi olarak alınır.

* Hipertiroit: Tiroit hormonu çok çalışır. Halk arasında 'zehirli guatr' olarak bilinir. En sık kadınlarda görülür.

* Hipotiroit: Tiroit hormonu az çalışır. Şişmanlık nedeni olabilir.

* Haşimoto: Kronik tiroit hastalığıdır. Kadınlar arasında çok sık görülür. Ağızdan alınan ilaçlarla çok kolay kontrol altına alınır.

* Tiroit hastalarının hepsi ömür boyu ilaç kullanmak zorunda mı?
Kronik tiroidi olanlar ve cerrahi operasyonla tiroidini aldıranlar ömür boyu ilaç kullanmak zorunda. Üç-altı ayda bir ya da yılda bir hastanın durumuna göre uygun tedavi dozu ayarlanır.

* Alınan doz önemli mi?
Tiroit hormonu dozları artık çok çeşitli. Ara dozları da var. Her hastanın ihtiyacı neyse, o dozda ilaç hekimi tarafından belirlenip veriliyor. 25, 50, 75, 100, 125, 150, 175, 200 mikrogram dozlarda ilaçlar var. Tansiyon ilacı ve kalp düzenleyici ilaçlar kullanan hastaların kullanacağı tiroit ilacının dozunun doğru ayarlanması da çok önemlidir.

Hipotiroit
Tiroit bezi çok çalışınca:
* Depresyon
* Zayıflık
* Kalp atışı hızında artış
* Terleme
* Ellerde titreme
* Fiziksel yorgunluk
* İshal
* Uyku bozukluğu



Hipertiroit
Tiroit bezi az çalışınca:
* Depresyon
* Şişmanlık
* Kalp hızında yavaşlama
* Üşüme
* Unutkanlık
* Zihinsel yorgunluk
* Kabızlık
* Uyku bozukluğu
* Adet düzensizliği, kanama miktarında artış
 
Doğan her bebeğe tiroit testi yaptırmanız şart!

Gebeliği sırasında tiroide yakalanan kadınlar, tedavi olmazlarsa, hastalığı bebeklerine de bulaştırıyorlar. Bu da bebekte, zeka geriliğine kadar giden birçok probleme neden oluyor..


Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Avrupa Tiroit Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Faik Erdoğan, tiroitle ilgili soruları yanıtladı:

* Doğuştan tiroit problemi olabilir mi?
Gebelikte, şeker gibi tiroit problemi de çıkabilir. Atlanmış tiroit problemi bebeğin bedensel ve zihinsel gelişimini direkt etkiler. Bu yüzden her yeni doğana bakmak lazım. Çünkü Türkiye guatr ülkesi. Doğuştan bir tiroit hormonu eksikliği varsa, bu çocuklar zihinsel özürlü olur. Çok basit bir testle bu tespit edilebilir. Topuktan TSH'ye bakılıyor. Bebekte; göbek fıtığı, kabızlık gibi şikayetler de olursa mutlaka dikkate alınmalı.

YAN ETKİSİ YOK
* Bebekte tiroit rahatsızlığı nelere yol açar?
Tiroit hormonlarındaki bozukluk, beraberinde birçok rahatsızlığa da yol açar. Bu test, bütün hastanelerde, rutin olarak yeni doğan bebeklere yapılır. Eğer tiroit az çalışıyorsa, bebeğin biberonuna veya mamasına ilaç takviye edilir. Bunun hiçbir yan etkisi ve sakıncası yoktur. Eğer ilk 6-8 ayda tedavi altına alınmamışsa, büyüme ve zeka geriliğine neden olur ve geri dönüşü olmaz.

* Tiroit hastalıkları gebelikte ortaya çıkabilir mi?
Çıkabilir. Bir kısmı, bağışıklık sisteminin antikor üretmesi sonucu ortaya çıkan tiroit hastalığı türleridir. Bir kısmı da fonksiyonel bozukluk nedeniyle ortaya çıkan hipotiroit veya hipertiroittir. Gebelik sürecinde mutlaka tedavi edilmesi gerekir. Gebelikte ilaç kullanmamak gibi yanlış bir kanı var. Tedavi etmezseniz hamilelik sağlıklı yürümez ve hem annede, hem de bebekte bir sürü komplikasyon çıkar. Tiroit şüphesi olan hamile kadının mutlaka endokrinoloğa yönlendirilmesi gerekir.

* Tiroit hastalıklarını nasıl teşhis ediyorsunuz ve nasıl bir tedavi uyguluyorsunuz?
Tiroit hastalıklarının tanı ve tedavileri oldukça kolay ve ucuzdur. Ancak bu konuda deneyimli uzman hekime ulaşmak; özellikle biyopsi, ultrason ve tedavi seçimi aşamasında son derecede önemlidir. Ülkemizde sadece 300 civarında endokrinoloji ve metabolizma uzmanı vardır. Özellikle tedavi seçimi aşamasında, radikal kararlar almadan önce, endokrinoloğun fikri mutlaka alınmalıdır. Tanıda elle muayene, ultrason, tiroit hormon ve antikorların ölçümü ve ince iğne biyopsisi gibi yöntemler kullanıyoruz. Tedavide de öncellikle ilaç tedavisi, gerekirse de radyo-iyot veya deneyimli cerrahlar tarafından yapılacak operasyonları öneriyoruz.

DOZ ÇOK ÖNEMLİ
* Sürekli ilaç kullanımında doz ayarı da sürekli değişiyor mu?
Sürekli ilaç kullanımı gereken hastalarda, hipotiroidi tedavisinde dozu oturtuncaya kadar hastayı iki ay arayla iki kez görmemiz genellikle yeterli oluyor. Daha sonra ben genellikle yıllık kontroller öneriyorum, burada hastanın uyumu, ilacını her sabah düzenli ve açken alması, 30 dakika kadar bir şey yememesi ve dozlarla hekiminin haberi dışında oynamaması da son derecede önemli tabii.

* Gebelikte tiroit problemi varsa, doğacak bebekte zeka geriliği olur mu?
Tiroit hormonlarına, dolayısıyla hormonun esas maddesi olan iyoda olan ihtiyaç, gebelikte artar. Bir iyot eksikliği bölgesi olan ülkemizde, sofra tuzları iyotlanarak, kişilere yeterli iyot ulaştırılmasına çalışılmaktadır. Bu aslen tiroit bezi hastalıklarından korunmanın en iyi yoludur ve aksi hekim tarafından belirtilmedikçe her kez iyotlu tuz kullanmalıdır. Ancak tuza eklenen iyot miktarı toplum geneli için ayarlandığından gebelikte artan ihtiyaçlara karşı yetersiz kalır. Ayrıca gebelikte tuz alımı çeşitli nedenlerle kısıtlanabilmektedir. Oysa bebeğin anne karnındaki gelişimi için yeterli iyot ve tiroit hormonu alabilmesi çok önemlidir. Annede derin bir hipotiroidi, doğacak bebeğin zeka katsayısının düşmesine neden olabilir. Ayrıca toplumdaki tüm bireyler gibi, her gebe ve süt veren kadın yeterli iyot takviyesi almalıdır. Türkiye'de birçok bölgede sadece iyotlu tuz kullanımı gebeler ve süt veren kadınlar için yeterli değildir.

Tanısı kolaydır mutlaka bir uzman hekim görmelidir
Tiroidin tanı ve tedavileri çok kolay ve ucuzdur. Deneyimli bir uzman hekime ulaşmak önemlidir. Tanıda; elle muayene, ultrason, tiroit hormon ve antikorların ölçümü ve ince iğne biyopsisi gibi yöntemler kullanılır.

* Tiroit bezi problemleri kadınlarda kısırlığa neden oluyor mu?
Tiroit bezi az veya çok çalıştığında, adet ve yumurtlama bozuklukları görülebilir. Gebe kalmada sorunlar yaşanabilir. Bu sorunlar giderildiğinde, gebelik temin edilebilir. Hiçbir tiroit bezi hastalığı kalıcı kısırlık nedeni değildir. Gebelik planlandığında; tiroit fonksiyonları ve antikorları ölçülmeli ve özellikle iyot eksikliği bölgelerinde gebelik adayına iyot ve folik asit desteğine başlanmalı. Tiroit hormonları normal düzeylerde iken gebe kalmak önemlidir.

* Annede ya da babada tiroit varsa çocukları hangi yaşta kontrol edilmeli?
Çocuk doğar doğmaz kontrolden geçirilmeli. Bu ailelerin sofralarında iki tane tuzluk olmalı. Çocukları iyotlu tuz, tiroidi bulunan anne ya da babaları da iyotsuz tuz kullanmalılar.

* En çok rastlanan 'Haşimoto' tiroidi midir?
Haşimato, ilginç ismi ve sık görülmesi nedeniyle olsa gerek, hastalarımız arasında çok ilgi çeken bir tiroit hastalığıdır. Tiroit bezinin kendi kendini yavaş yavaş harap etmesiyle oluşur. Hastalığı ilk tarif eden Japon hekimin ismi ile anılmaktadır. Diğer ismi 'kronik tiroit'tir. Toplumda özellikle kadınlar arasında çok sık görülür, yaş arttıkça sıklığı da artar. Ailede, özellikle kadınlar arasında genetik geçişler sıkça görülür. Korkulanın aksine oldukça iyi seyirli bir hastalıktır. Birçok hastaya sadece gözlem altında tutmak yeterlidir. Tiroit hormon yetersizliği gelişirse, eksik olan tiroit hormonu ağızdan tabletlerle yerine konur. Tabletler sabah aç olarak alınmalı ve kan kontrolleri ile hormon düzeyleri Endokrinoloji ve Metabolizma Uzmanları veya İç Hastalıkları Uzmanları tarafından ayarlanmalıdır.
 
Hafta sonu ameliyat pazartesi işbaşı

Eskiden gerdanlığa benzetilen ameliyat izinin, artık 'kedi tırmığı' şeklinde bir çizik olarak kaldığını söyleyen Dr. Mete Düren: Hastalar ameliyattan iki gün sonra işbaşı yapabiliyor..


Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı, Endokrin Cerrahi Servisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mete Düren, tiroit hastalarının ne zaman ameliyat olması gerektiğine dair soruları yanıtladı:

PİNPON TOPU GİBİ...
* Hangi tiroit hastalarını ameliyat ediyorsunuz?
Tiroit nodüllerinin teşhisinde kullanılan 'ince iğne aspirasyon biyopsisi' sonucu şüpheli gelen hastaları ve kanser teşhisi konmuş hastaları ameliyat ediyoruz. Takip sırasında, selim huylu olduğu bilinen nodülü boynunda rahatsızlık verecek kadar büyüyen hastalara ameliyat öneriyoruz. Bu boy 3-3.5 cm'den itibaren şikayet vermeye başlar, yani yaklaşık pinpon topu boyutuna ulaşır... Kişinin bunu fark etmesi zordur. Nodül selimse 3-3.5 sntime kadar beklenebiliyor.

* Hipertiroidi hastaları da ameliyat olabiliyor, değil mi?
Evet, hipertiroidi hastalarına da ameliyat önerebiliyoruz. Bu hastaların çoğu her ne kadar radyoaktif iyot veya ilaç tedavisi ile tedavi ediliyor ise de, bazılarında bu tedavilerin sonuç vermediği görülüyor Sonuç olarak iğne biyopsisinin sonucu olumsuz olunca, cerrahiye düşüyor.

* Tiroit kanserlerinde beş kat artış olduğu haberleri doğru mu?
Arttı evet. Amerika'da en hızlı artan kanser türü. 14. sıradan 7. sıraya yükseldi. Kadınlarda görülme sıklığı en hızlı artan kanser. Erkeklerde de, ölümcül kanserler içinde yaşam süresi uzatılamayan tek kanser.

* Tiroiddeki kitlenin iyi huylu mu, kötü huylu mu olduğu nasıl anlaşılır peki?
Kitleye hiçbir yan etkisi olmayan iğne biyopsisi yapıyoruz. Bunu patalog yorumluyor. İyi huylu dediği zaman yüzde 95 doğrudur. Kötü huylu dediği zaman yüzde 99 doğrudur. O nedenle iğne biyopsisi yapılmadan ameliyat yapılmasını önermem. Ameliyat sonunda deneyimsiz bir cerrah kötü sürprizlerle karşılaşabilir.

* Ameliyattan ne kadar sonra hastalar işbaşı yapabilir?
Bir gün sonra evlerine dönebiliyorlar. Daha sonraki gün ise işbaşı yapabilir hale geliyorlar.

* Tiroit çok zorlu ameliyatlar arasında mı?
Türkiye'nin her yöresinde en modern teknolojiler kullanılarak en güncel tiroit ameliyatları başarı ile yapılıyor. İğne biyopsisi sonuçlarına göre, temiz gelen bir hastanın kanser riski yüzde 1, şüpheli olanın yüzde 50, sonucu kanser olanın ise kanser çıkma olasılığı yüzde 99'dur. Bir de yüzde 10'luk bir gri alan var ki; iğne biyopsisi ile yeterince net konuşmak mümkün olmadığı için, bu hastaların ameliyat edilmeden teşhislerini koymak mümkün değil. Bu hastalarda da kanser ihtimali yüzde 10'dur.

ŞİKAYETLER GEÇİCİ
* Tiroit kanseri teşhisi konduktan sonra tedavi nasıl yapılıyor?
Tiroit kanseri teşhisi konduktan sonra tiroit bezinin tamamı ya da tamamına yakını cerrahi olarak çıkartılır. Endoskopik olarak 2.5 cm'lik kesiyle tirodin tamamını çıkarabiliyoruz.

* Teşhis edildiğinin ertesi günü ameliyat olmak gerekiyor mu?
Mutlaka ertesi günü ameliyata gerek yok. Tiroit kanserlerine 'patlamış apandist' muamelesi yapmaya gerek yok. Ama 3-4 hafta içerisinde mutlaka ameliyatı öneriyoruz.

* Her nodül kanser midir ya da zamanla kansere dönüşür mü?
Soğuk nodüller kansere daha yakındır. Sıcak nodüllerde bu oran 10 binde 1 iken, soğuk nodüllerde ise yüzde 5-10 arasında değişiyor.

40 yaş kadını dikkat!

Türkiye'de halkın yüzde 40'ında, kadınların ise yüzde 60'ında değişik boyutlarda tiroit nodülleri bulunuyor. Bu nodüllerin yüzde 95'i genellikle iyi huylu, yüzde 5'i ise tiroit kanseri. Bu nodüller adeta gizleniyor. Hipertiroitiye göre daha sık görülen hipotiroit iltihaplanması son yıllarda hızla arttı. 40 yaşındaki kadınların yüzde 20'sinde var.

Tiroit ünlüleri de vuruyor

* Müjde Ar, tiroit operasyonu geçiren ünlülerden biri. Geçirdiği tiroit ameliyatına karşın Müjde Ar'ın boynunda hiçbir iz bulunmuyor.

* İş adamları arasında da tiroit son derece yaygın. Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Adnan Polat da 18 Ekim 2007 tarihinde tiroidi için ameliyat masasına yattı. Ameliyattan iki gün sonra da işine gitti. Onun da boynunda, ameliyattan kalma bir iz bulunmuyor.

* Ayşe Arman da geçtiğimiz yıl tiroit ameliyatı geçirdi. Onda da bu operasyonun izi görülmüyor.

Ameliyattan sonra boyunda iz kalmıyor

Ameliyat sırasında, ses tellerine giden sinirlerin zedelenmemesine ve vücudun kalsiyum dengesini ayarlayan bezlerinin zarar görmemesine dikkat edilmeli. Ameliyatın ardından yüzde 1-2 arasında geçici şikayetler olabiliyor ise de, bunların büyük çoğunluğu ameliyattan birkaç hafta sonra kendiliğinden düzeliyor. Doktorun bu konuda hastaya bilgi vermesi gerekli. Çünkü hasta gereksiz yere bu süre içinde paniğe kapılabilir. Ameliyat izi ise artık 'kedi tırmığı' izi gibi... Eskiden 'gerdanlık gibi' diyorduk ama artık cerrahi teknik çok estetik olduğu için iz fark edilmeyecek kadar küçük ve belirsiz.

Yüz kişiden onunda tekrarlayabilir

Tirodin tamamı alınmışsa veya bir lobun tamamı alınmışsa durum farklıdır. Tamamı alınmışsa tekrarlama ihtimali yoktur ama vak'a bir kanser vak'ası ise, yaklaşık yüzde 10 oranında lenf bezlerinde tekrarlama riski vardır. Hatta bu risk, lenf bezlerinin tamamı alınmış olsa bile devam eder. İyi huylu nodül vakalarında, hastalık bir lobta ise, hekim olarak karşı lobun alınmasını önermiyoruz. Bu hastalığın 15-20 yıl sonra tekrarlaması durumunda, bu her ne kadar yeni bir ameliyat demek ise de, hastanın en azından bu süre içerisinde gereksiz yere ilaç kullanımı engellenmiş oluyor. Ayrıca kaldı ki böyle bir olasılık yüzde 10 civarındadır.

* Gereğinden fazla mı ameliyat yapılıyor?
Dünyanın ileri gelen tiroit merkezlerinde; yaptıkları ameliyat sayısından çok, yakaladıkları kanser hastası oranı önemlidir ve başarılarını buna göre değerlendirirler. Yani bin ameliyat yapıp da içinde 100 kanser hastası yakalamak yerine, 500 ameliyatta 250 kanser vakası yakalamak daha değerlidir. Cerrah için bu oran daha önemlidir. Türkiye'de ise yılda yaklaşık 100 bin ameliyat yapıldığı ve 5 bin tiroit kanseri yakalanıyor. Bu, hastaların 50 bin tanesinin güvenilir şekilde takip edileceğini gösterir. Bu, yanlış ameliyat yapıldığı anlamına da gelmiyor. Bu hastaların güvenli bir şekilde takip edilebilmeleri olasılığı da var anlamına geliyor. Ama bu rakam gereğinden biraz fazla.
 
Yemekler tuzsuz pişmeli herkesin tuzu ayrı olmalı

Tiroit hastalarının beslenmeleri çok önemli. Bu hastaların, özellikle iyotlu besinlerden uzak durmaları gerekiyor. Doç. Dr. Alptekin Gürsoy, tiroit hastalarının iyotsuz, ailenin diğer fertlerinin ise iyotlu tuz kullanmaları gerektiğini söylüyor..


Ankara Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Alptekin Gürsoy, tiroit hastaları için en uygun mönüyü verdi:

* Hipotiroit ve hipertiroit hastaları nasıl beslenmeli?
Hipotiroit hastalarının günlük beslenmesi normal bireylerden farklı değildir. Hipertiroit hastalarının ise iyotlu tuzdan kaçmaları gerekir. Piyasada, kendiliğinden tuzluklu iyotsuz tuzlar satılıyor. Ailedeki diğer kişilerin iyot almalarını sağlamak için yemekler tuzsuz yapılmalı. Hasta kendi tabağında iyotsuz tuz, ailedeki diğer kişiler ise iyotlu tuz kullanmalıdır.

* Herkes iyotsuz tuz mu tüketmeli?
Hipertiroidi olanlar dışındaki tüm tiroit hastaları iyotlu tuz tüketebilir. Daha önceki yıllarda, nodüler guatrı veya Hashimoto hastalığı gibi tiroit hastalığı olanlarda iyotlu tuz tüketimi yasaklanıyordu. Fakat yapılan bilimsel çalışmalarda bu tür bir kısıtlamanın hiçbir önemi olmadığı görüldü. Hatta iyot eksikliğinin, özellikle doğurganlık çağındaki kadınlarda ve çocuklarda ciddi sorunlara yol açabileceği öne sürüldü.

İLAÇLARA DİKKAT
* Tiroit hastaları iyottan uzak mı durmalı peki?
Mümkünse iyot içeren ilaçlardan, öksürük şurupları, bazı vitaminler, kalp ritmini düzenleyen bazı ilaçlar, radyolojik görüntüleme için kullanılan boyar maddelerden kaçınılmalıdır. Özellikle şişmanlık için kullanılan, bilimsel hiçbir geçerliliği olmayan tedavilerde yoğun iyot içeriği olabiliyor. Bu nedenle özellikle tiroit hastalarının bu tür tedavilerden uzak durması gerekir.

RİSK ÇOK DEĞİL
* Karalahana tiroit hastalığına yol açar mı?
Ülkemiz gibi iyodu yetersiz bölgelerde guatr oluşumu için en önemli risk faktörü iyot eksikliğidir. İyot eksikliğinin dışında, nodüler guatrda rol oynayan önemli bir faktör de; besinlerle alınan guatrojenlerdir. Doğal guatrojenler, ilk olarak turpgiller grubu bitkilerdeki tioglikozidlerde gösterilmiştir. Bu maddeler iyot gibi tiroit bezi tarafından tutulmakta ve bu şekilde guatrojenik etkileri ortaya çıkmaktadır.

* Başka hangi besinler doğal guatrojendir?
Tatlı patates, akdarı, manyok otu gibi yer bitkileri de doğal guatrojenlerdir. Fakat bu tür besinlerin guatra yol açabilmesi için çok yüksek miktarlarda tüketilmesi gerekir. Ülkemizdeki günlük beslenme alışkanlığı çerçevesinde karalahana ve benzeri bitkilerin guatr oluşumuna yol açması pek mümkün değil.

* Tiroit hastalarına yasaklı yiyecekler var mı?
Yiyecekler için özel bir önlem gerekmez. Tüm besin türleri rahatlıkla tüketilebilir. Her ne kadar bir kısım besin türlerinin guatrojen olabileceği bilinse bile, Türkiye'de günlük kullanımda tiroit hastalığına sebebiyet vermesi mümkün değildir. Ama zehirli guatr, tiroit hormonlarının yükselerek kontrolden çıkması ile tehlikeli bir hale gelebilir. Zehirli guatrı olan hastalar, özellikle iyotlu tuzdan uzak durmalıdır. Zehirli guatr, görme kaybına kadar gidebilir...

Kimler iyotsuz gıda tüketsin
Nodüler guatrı, hipertiroidi olanların iyotsuz tuz yemeleri gerekiyor. Aşırı iyot alımında 'Hashimoto tiroidi' oluştuğu için bu gibi durumlarda iyotlu besinlerin tüketimi sınırlandırılıyor. Ayrıca düzenli egzersiz yapın. Egzersiz, troit bezinin salgısının ve salgılanan tiroit hormonuna karşı doku duyarlılığının artmasını sağlar. Metabolizma yavaş çalışıyorsa, egzersizle metabolizma hızı artırılabilir.

Tiroit hastası olan kişilerin dikkat etmesi gerekenler

* Kelp gibi yosunların tüketiminde dikkatli olmalısınız.
* Sarmısak, su teresi ve yumurta sarısı gibi besinleri fazla tüketmemelisiniz.
* Troit hormonlarının çalışmasını azaltan yiyecekleri (guatrojenik besinler) aşırı almamalısınız. Brokoli, turp, brüksel lahanası, lahana, karnabahar, hardal otu, kırmızı turp ve şalgam guatrojenik besinlerdir.
* Mantar ve bira mayası aşırı tüketilmemelidir.
* Yer fıstığı, çam fıstığı ve darı tüketimlerinde de dikkatli olmalısınız. Bu besinleri pişirerek tüketmeniz daha uygun olabilir.
* Diyetinizle; ihtiyacınıza uygun, yeterli düzeylerde iyot (iyotlu tuz, deniz ürünleri ve sarmısak) aldığınızdan emin olmalısınız.
* Selenyum seviyesini dengede tutmak için mercimek, mantar, ayçekirdeği ve susam tüketmelisiniz.
* Çinko bakımından zengin badem, tofu, istiridye, yengeç, tavuk ve hindi gibi gıdalar yeme alışkanlıklarınız arasında olmalı.
* E, A ve C Vitamini'ni yeterli miktarlarda aldığınıza emin olun.

Her yaşa ayrı miktar
Günlük iyot ihtiyacı, 100 ile 300 mikrogram (mcg) arasında değişiyor. 0-6 ay arasında iyot eksikliğinde; guatr, hipotroidi, mental gerilik görülebilir. 7-12 ay arası günde 130 mcg iyot tüketilmeli. Bu miktarda iyot almayan bebeklerde; guatr, hipotiroit, beyinsel fonksiyon bozukluğu ve büyüme geriliği görülebilir. 1-8 yaş günde 90 mcg, 9-13 yaş 120 mcg, 14 yaş üstü ise 150 mcg iyot tüketmeli. Gebelikte ise bu miktar günde 220 mcg olmalı.

Besinlerin iyot içeriği

* Balık ve deniz ürünleri: 30 mcg
* Bakliyat: 3.33 mcg
* Beyaz peynir: 8.5 mcg
* Ekmek: 0.54 mcg
* Yumurta: 3.8 mcg
* Süt: 2.5 mcg
* Su: 0.24 mcg
* Tavuk: 9.52 mcg Aşağıda, bazı besinlerin 100 gramındaki iyot miktarını bulabilirsiniz.

Tiroit ilaçları kilo aldırır mı?

Hipertiroidi durumunda, metabolizmanın hızlanmasına bağlı olarak iştahın artmasına rağmen hastada kilo azalması olur. Tedavi ile tiroit hormon seviyeleri normale geldiği zaman kilo verilmesi durur, hasta kaybettiği kiloları geri alır. Çoğu hasta kilo vermekten memnun olsa da, bu durumun patolojik olduğunun bilinmesi gerekir. Tedavi ile tekrar kilo almaya başlayan hasta bu durumu sıklıkla alınan tedavi ile ilişkilendirir. "Bu ilaçlar bana kilo aldırdı" gibi ifadeler çok sık söylenir. Ama bu durum, tedavi ile değil, metabolizmanın normale dönmesi ile ilgilidir.

İyotsuz tuz bulamayan kaya tuzu da kullanabilir

* Eğer yeteri kadar iyot alınmazsa tiroit hastalığı oluşur. Hastalığı önlemek için; önceden bilinen bir tiroit hastalığı olmayan çocuklar, erişkinler ve gebe kadınlar iyotlu tuz yemelidir.

* Nodüler guatrı, hipertiroidisi (tiroit bezi çok çalışanlar veya zehirli guatrı olanlar), hipotiroidisi (tiroit bezi az çalışanlar) olan hastalar özellikle İyotsuz Tuz yemeliler. Bu tür hastalar iyotlu tuz yedikleri takdirde hastalıkları şiddetlenmektedir. Nodüler guatrlı bir hastada alınan iyot, nodülün fazla çalışmasına neden olur. Tiroit bezinin aşırı çalışmasıyla terleme, çarpıntı, zayıflama, sinirlilik ve ellerde titreme olur.

* Anti-TPO antikoru kanlarında yüksek olan hastalar, iyotlu tuz yediklerinde tiroit bezinin az çalışmasına neden olur. Hastalığı olanlar da iyotsuz tuz yemelidir.

* İyotsuz tuz, süpermarketlerde veya bakkallarda satılmaktadır. Bu tuzları bulamayanlar ise kaya tuzu yiyebilirler. Ailede bir kişi iyotsuz tuz yiyecekse, yemekler tuzsuz pişirilmeli ve herkes kendi tuzunu kullanmalıdır.
 
Herhangi bir şikayeti olan herkes tiroidine baktırmalı.

Son derece sinsi ilerleyen, zayıflatan ya da kilo aldıran tiroit, insanı delirtiyor. Prof. Ahmet Sadi Gündoğdu, herhangi bir şikayeti olan herkesin tiroidine baktırması gerektiğini söylüyor


* Tiroit deyince akla 'guatr' geliyor. İkisi aynı şey mi?
Bütün tiroit hastalıkları, halk arasında genel olarak 'guatr' olarak biliniyor. Ama tiroit hastalıkları guatrdan ibaret değildir. Nodüllü guatr, zehirli guatr, zehirsiz guatr gibi farklı nedenleri ve farklı tedavileri olan tiroit hastalıkları var. Guatr, bir iç salgı bezi olan tiroit bezinin büyümesine verilen addır. Tiroit bezinin büyümesinin ve fonksiyonlarının bozulmasının pek çok nedeni var. Ülkemiz açısından en temel neden ise iyot eksikliği! Türkiye tam bir tiroit ülkesi. Avrupa'nın pek çok ülkesinde ve Afrika'da da iyot eksikliği var. İyot, tiroit hormonu sentezinde kullanılıyor.

BELİRTİLERİ AKIL KARIŞTIRIR
* İyot nereden alınır?
İnsanlar iyodu deniz ürünlerinden, sebzelerden, farklı besinlerden ve sudan alıyor. Tiroit hormonlarının yapımının normal düzeyde olması için günlük iyot ihtiyacı kabaca 150 mikrogramdır ki; bunun günlük tüketilen besinlerle zaten alınması gerekir. Normalde İstanbul'da, hatta Türkiye'de iyot eksikliği yüzünden tiroit hastalıklarının bu boyutta olması inanılmaz. Özellikle Karadeniz Bölgesi'nde, bazı sarp dağlık bölgelerde sıkça görülebiliyor. İyot gıdalara ve suya karışmadan gidiyor. Bir de çok tüketilen karalahana, şalgam gibi besinlerin guatr yapıcı etkisi var. Psikiyatride kullanılan bazı ilaçlar, bazı kimyasal maddeler, bazı mikroplar da tiroit işlevlerini bozabiliyor.

TEŞHİSİ KOLAY!
* Tiroit başka hastalıklarla karıştırılıyor mu peki?
Belirtilerin ve komplikasyonlarının zenginliği; maalesef hastaların yanlış yönlenmesine neden olabiliyor. Adet düzensizliği varsa ve kısırlık sorunu yaşıyorsa hasta mutlaka endokrinoloğa da yönlendirilmelidir. Örneğin hasta; saçı dökülüyor cildiyeye gidiyor, terliyor botoks yaptırıyor, o yönde ilaçlar kullanıyor. Osteoporoz oluyor, nedeni araştırılmadan yanlış tedavi uygulanıyor. Bu tür şikayetler tiroit hastalığı belirtisi de olabileceğinden tiroit fonksiyonları da değerlendirilmelidir.

* Guatr riski taşıyıp taşımadığımızı nasıl anlayabiliriz?
Ailede guatr varsa, Türkiye'de guatr çok olan bölgeden geliyorsanız ve belirtiler varsa; bir endokrinoloğa mutlaka başvurmanız gerekir. Teşhisi de kolaydır; muayene ediyor, laboratuvar testleri yapıyor, tiroit hormonlarına bakıyor ve ulturasonografi çekiyoruz. İhmal edilmezse mutlaka yakalanır ve tedavi edilir.

TİROİT OBEZLERİNİ DİYET ZAYIFLATAMAZ
* Tiroit hastalıkları, şişmanlık ya da zayıflık nedeni olarak gösterilebilir mi?
Olabilir. Az çalışan bir tiroit bezi hastada metabolizmayı yavaşlatır ve hastalar daha çabuk kilo alır. Obezlerin en azından 3'te 1'inde tiroit problemi vardır. Uygun tedavi ile bu hastaların metabolizmasını düzenlemek gerekir. Verilen sıradan diyetlerle hasta zayıflayamaz. Tıbbi değerlendirilmesi yapılmadan ve altında yatan nedenler araştırılmadan verilen diyetler her zaman başarısızdır. Tıbbi bilgiden yoksun kişilerin, "Haftada şu kadar kalori alırsan, şu kadar kilo verirsin" demesi hayal kırıklığı anlamına gelir. Diyabet, şeker, metabolik sendrom, böbrek üstü bezi hastalıkları, kortizon salgısı artışı ile seyreden Cushing hastalığı gibi diğer hormonal düzensizliklerin olması da muhtemeldir. Bu hastalıklar tedavi edilmeden kilo vermek olası değildir.

* Tiroit hastalarında psikolojik problemler görülebilir mi?
Endokrin hastalıklarının çoğunda psikolojik problemler görüyoruz. Ayrıca gerek önceden mevcut olan fakat tedavi edilmemiş psikiyatrik rahatsızlıklar, gerekse kullanılan ilaçlar nedeniyle tiroit fonksiyonları etkileniyor. Tiroit hastalıklarında, kişide mevcut olan ve gizli olarak bulunan psikolojik problemler ortaya çıkabiliyor. Depresyon, agresif davranış bozuklukları, sinirlilik hali gibi... Çok hormon üretimi ile birlikte olan hipertiroitlerde ani çıkışlar, bağırmalar, çağırmalar, saldırganlık hali olabilir. Hipotirotlerde içine kapanma ve depresyon hali oluyor. Hormonal durumu düzeltmek, yani tiroit hastalığını tedavi etmek zaten bu psikolojik durumu da olumlu etkiliyor.
 
Geri