Tiplemeler

Konu sahibi son olarak 5 gün önce görüldü
Yanlış Numara Adamları


Bi takım adamlar aradıkları numaradan o kadar emindirler ki, alo der demez buyurgan bir sesle "Hasanı ver!" derler. Ya da soru dolu bir tonlamayla "Hatice?". Bu takım adamlara, helada, yeni öldü, gömdük vs. demek de para etmez. Israrla tekrar ararlar. Hasan'ı vermediğin veya Hatice olmadığın için fena bir düşman kazanırsın. Bazıları iyice şüphecidir, "Mimarlar Odası değil mi orası?" diye hayretle sorarlar. "Değil", dersin, "cık cık" yaparlar. Telefonu bir gecede mimarlar odasından nasıl söküp kendi evine bağladığına şaşarlar. Ama onlar kül yutmaz. Onun için bir daha ararlar. Ebediyete kadar ararlar. Bıkmazlar, yorulmazlar. Allah onların müstehakını versin, ne diyeyim?


Yazıların bir kısmı Zuxxi.com'dan alıntıdır. Tamamen mizah amaçlıdır. Kimseyi rencide edecek bir durum yoktur. Üzerine alınmak isteyen de, alınabilir elbette. Sadece internet üzerinden beslendiğim şeyleri paylaşma amaçlıdır. Belki sizlere de bir şeyler, efendime söyleyeyim küçük bi ufuk? açar. (açmadı)
 
Son düzenleme:
Duyar Gibi Olanlar

Bir kısım medyada aktif olarak yer alan kişilerin arasından çıkarlar. Yazar, sunucu, dj, vj ve halka seslenme şansına sahip olmuş her türlü insan bu gruba dahil olabilir. Bu kişiler "Ah ah ah, nerede o eski şarkılar dediğinizi duyar gibiyim", yok "Ne olacak bu memleketin hali dediğinizi duyar gibiyim" gibi bir çok cümle ile aslında hiç demediğimiz, demeye bile yeltenmediğimiz cümleleri duyar gibi olurlar.

Bu yazıyı okurken "Hakkaten böyle şeyler yapan adamlar vardır yahu" dediğinizi duyar gibiyim. Kılım çünkü ben.
 
Ben de yaparım adamı


Ben de yaparım adamı seni tanımlayamıyorum. Çünkü sen her şeysin. Sen hem bir makine mühendisi, aynı zamanda gol kralı, üstüne üstlük oscar'a aday bir aktörsün. Her şey o kadar kolay ki senin için.

Bir marka, son teknoloji buzdolabı üretir; "lan oğlum, motorun arkasına tüpü koyarsın, o ara ara gaz verir, yağını da eksik etmedin mi tamamdır. Malzeme de var bizim depoda. ben de yaparım lan, ne var ki?" Doğrudur abi yaparsın.

Topçunun atana kadar g*tünden kan gelir, sezona 30 gol sığdırır, bizimki sazını cebinden çıkarır; "Lan oğlum, türkiye ligi'nde adamı çok boş bırakıyolar. Koy beni oraya, koy, koy beni. Ben de atarım, ne var ki, hı? Ne var ki? Şşş". Bişey yok abicim, cevap vermiyorum, dürtme de beni.

Film izlersin, başrol oyuncusu hemi kendi ağlar, hemi seni ağlatır, bizim g*vat suratına bakaar, bakar, kalkar açar ışıkları; "Lan oğlum, bunun özel ilacı var, sıkıyon gözüne yaş getiriyo. Ver bana o fırsatı, götür beni holivud'a, götür. Rolün kralını kesmezsem şanım i*ne olsun. Elimizden tutan olmadı ki. Ne var ki oğlum di mi, ne var yani?"

Madem her boku layıkıyla bi tek sen yapabiliyorsun, cevap ver bana hele, niye hala berbersin oğlum?

Nasıl bir nefismiş bu, nasıl bir gururmuş, nasıl bir allahlık taslamaymış arkadaş?
 
Çarpan Kadınlar


Bu kadınlar ortalama 150 santim boyunda ve 150 kilo ağırlığında olurlar. Kaldırımda yürürken, ileriye doğru yürümekle kalmaz, aynı zamanda sağa ve sola da sallanırlar. Karşı karşıya gelirseniz başınız dertte demektir. Sağından geçmeye çalışırsınız, olmaz...Solundan da geçit vermez. Çarpmamak için kaldırımın kenarından yürürsünüz, binbir dikkatle. Kurtulamazsınız.. çarparlar... Hep çarparlar...
 
Sanal Süs Meraklıları

Çoğunlukla takma isimlerini, bazen de yazılarını çeşitli figürlerle süsleyen tuhaf kişiler yaşar güzel internetimizde. Bu insanlar büyük harfleri, küçük harfleri, ters soru işaretlerini ve klavyeden nasıl çıkartıldığını bile bilmediğim bir dolu karakteri kullanarak yazılarını süslerler. Bu insanların, ^KiN@_0F_tHe_UnIversE^ filan gibi takma isimleri vardır. Televizyonu dantel örtüyle süsleme geleneğinin dijital ortama yansımasından başka bir şey olmayan bu davranış biçimini sergileyen kişilerin fazla üzerine gidilmemelidir; çünkü onlar bizim velinimetimizdir. Ama siz istediğiniz kadar üzerlerine gidebilirsiniz.
 
Uzun Anlatanlar

Hikayeyi dallandırmalarıyla ve başladıkları yeri unutmalarıyla bu sıfatı kazanmışlardır. Geçen gün makarna yaparken tencerenin nasıl yere düştüğünü anlatacakken, eltisinin oğlunun makarna yerken boğulma tehlikesi geçirmesine, oradan çocuğun okulda pek başarılı olamamasına, oradan kendi çocuğunun okul başarısına zıplayarak, her hikayenin cıcığını çıkaran, ancak hiçbirisini sonlandırmayan, üstelik başladıktan yarım saat sonra lan ben ne anlatıyorum, diye birden irkilen, ama bozuntuya vermeyerek "işte böyle" diyen mükemmel insanlardırlar.
 
Sırada öne geçenler


Bu grup Türkiye'de yaşadığını ve sık sık sıraya girmesi gerekeceğini eşşek kadar olduğu halde anlayamayanlardan oluşur. Siz kuzu kuzu sıranızı beklerken amca gelir, önünüze dikilir. Önceleri ses etmez, du bakalım planı ne, diye beklersiniz. Amcanın sırayı iplemediğine kanaat getirince, "Sıra var birader" diyerek kendisini uyarırsınız. Sanki sırayı görmemiş gibi, "Aaa öyle mi?" diyerek ve homurdanarak arkaya geçenler olduğu gibi; "İşim kısa" diyen pişkinlere de rastlayabilirsiniz. Amca dediğime bakmayın, teyzeler de bu konuda çok başarılıdır
 
Çok uzunmuş üşeniyrum, öyleyse yarın.
 
Konuşurken Tükürenler

Bu tip kişilere 60 santimden fazla yaklaşılmamalıdır çünkü alfabemizin sert ünsüzleri (p,ç,t,s) bizi roket gibi vurmaya hazırlanan birer silahtır aslında. Tükürük üzerinize geldimi de ne yapacağınızı bilemezsiniz, peçeteye silsen ayıp kaçar, oradan kaçsan cabası. Bi' daha olmasın diye umarsın sadece.
 
Ölüsünü Öptürenler

Dünya üzerinde bunlardan gördüğünüz anda Türkiye'de olduğunuzu anlayabileceğiniz insanlardır. Kibarlıklarını göstermek, pardon göze batırmaya çok meraklı olan bu kişiler, özellikle para ödeme ve tabağa yemek koyma konusunu asla ıskalamazlar. Beraber dolaştığı arkadaşının da üç liralık dolmuş parasını ödemek için envai çeşit şaklabanlıktan kaçınmaz, tartışmaya başlar, bu tartışmayı da son kozu olan "ölümü öp" yeminiyle noktalarlar, haz duyarlar. Kazanmışlardır. Onlar yine kibar, özverili, fedakar insandırlar. Düşünmezler hiç ölüm bu kadar ucuz mu diye...
Saçı açık kumrala boyanmış, kilolu, elli yaşını geçmiş, makyajlı, ojeli hanımlar bu kategoride önemli bir yer kaplarlar.
 
Ben Anlamam'cılar

"Ben anlamamcılar" yurdumuzda sıkça görülen bir endemik türdür. "Ben onu bunu anlamam arkadaş ya gelir adam gibi alır eşyalarını ya da vururum kıçına tekmeyi" gibi cümleler duyarsınız ağızlarından. Temalar konular değişir ama cümleler hep "ben onu anlamam arkadaş"la başlar. Kimi alttürleri "ben bilmem, n'aparsan yap bul o karıyı bana" gibi ben bilmem'le başlayan cümleler kurarlar.

Bunlar inatçılıklarıyla, anlamamalarıyla kişilikli ve prensip sahibi olmayı eş tutup bu noktadan hareket ederler. Böylece ne kadar harbi tipler olduklarını cümlealeme duyururlar. Serttir, kaya gibi, bildiğini bütün dünya ona karşı olsa bile yapar, çok konuşmaz, siter atar şerefsizim.
 
Güzel Kardeşim'ciler

Bir kişinin güzel kardeşimci biri olup olmadığını ancak tartışma esnasında anlayabilirsiniz. Tartışmanın başlarında sakin sakin konuşan bu insanlar karşı tarafı ikna edemediklerini anladıkları vakit cümlelerinin başına 'güzel kardeşim' getirmeye başlarlar. Tartışma ilerledikçe ve kahramanımız köşeye sıkıştıkça 'güzel kardeşim'e yüklenen ton da iyice sertleşir, başına 'bak şimdi' gelmeye başlar.

Bak şimdi güzel kardeşim'in asıl manası; "bak çocuğum benim dediğim kabul edilecek yoksa senin ağzına burnuna sıçarım"dır. Korkarım ben bu adamlardan, tehlikelidirler. Polis ya da benzeri 'otorite business' alanlarında karşılaşmanız daha olasıdır.
 
Konuya Açıklık Getirmek İsteyenler

Bunlara bişey anlatılmaz, bin pişman ederler adamı. Hemen açık oturum tribine girip ağdalı ağdalı "Şimdi şöyle bişey de var... Şimdi konuya çok yönlü bakmak da lazım... Anlayışlı olmak laaazım..." Biliyoruz ulan dallamalık etme, şurda bi muhabbet yaptırmadın adama, kayıp deha...
 
Çıkçıklayanlar

Dilimizi alt ve üst ön dişlerimizin arasına koyup, nefesimizi kesik kesik içinize çekmeyle çıkan bu ayıplama ünlemi sesinin nihai bi yazılışı yoktur. Toplum içinde bir olayı yada bi kişiyi ayıplamak için kullanılır. Genelde kırk yaşın üstündeki insanların çıkardığı bu sesin esas amacı tam olarak ayıplamak değil, ayıplarken etraftaki insanların da aynı görgü kuralı ihlaline bakmaları ve onların da ayıplamalarıdır. Otobüs, vapur, sokak, iş yeri gibi bir çok yerde çıkarılabilen bu ses, cümleler dolusu nasihat sarfiyatını ortadan kaldırmıştır.
 
Anlatabiliyor muyum'cular

Bu gruptakiler, sen gözlerini dikkatle ona çevirmiş dikkatli dikkatli dinlerken her cümlenin sonuna "Anlatabiliyor muyum?" ekleyerek, "Aslında ben gayet güzel açıkladım ama bakalım bu ahmak anlayabildi mi, pek de sanmıyorum ama..." demek isterler. Hem senin tüm dinleme isteğini kırar, hem de, "Allah allah ben neden anlamayayım ki bunu!" diye kendinden şüphe etmene sebep olurlar.
 
Hazır Ayaktayken Buyurganları

Oturuyoruzdur mesela güzel güzel, telefon çalar kalkar gidersin, hemen zıplar: "Hazır ayaktayken şu küllüğü döküver." Eyvallah dersin hiç şüphelenmezsin.

Bi saat geçer mutfağa gitmeye niyetlenirsin, "Hazır mutfağa gidiyosun bana da bi su getir." Anlarsın ki bu adam hiç yerinden kalkmıyo, hep seni bekliyo emir buyurmak için. Böyle de naif bir kalıp uydurmuş karakterini gizliyor.

Bi saat daha geçer, tuvalete gitmeye niyetlenirsin, "Hazır..."

Hazır işemeye gidiyorum seninkini de götüriyim mi?
 
Karşıdan Karşıya Geçen Kadınlar

Memleketimiz karşıdan karşıya geçmesini bilmeyen, kadınlı erkekli insanlarla doludur ancak şimdi anlatacağımız kadın grubu spesifik özellikleriyle diğerlerinden ayrılarak buraya katılmaya hak kazanmıştır.

Evlerinden nadir olarak çıkan bu kadınlar, yüksek ihtimalle akrabaya ya da eşe dosta çay içmeye, belki de pazardan üç beş birşey almaya gidiyorlardır. Sokak raconlarından ve trafik kurallarından bihaber oldukları için, üstelik evde oturdukları zamanları devamlı yerli dizi, yemek tarifi vs. izleyerek geçirdikleri, trafik programlarına rağbet etmedikleri için; ışık, yaya geçidi, dönemeç gibi kavramlardan haberdar değillerdir. Direk fırlarlar caddeye. Amaçları karşıya geçmektir, bu amacın önüne set çekecek ya da geciktirecek kurallar onlar için söz konusu değildir. Korna çalarsınız, elinizi "Ne yapıyorsun be kardeşim, ezileceksin." der gibi havaya kaldırırsınız ancak; "Kırk yılda bir evimden çıkıyom, sizin kurallarınızla kendimi sıkamam gari." bakışları ile sizi ezer, yerle bir ederler.

Özellikle pazar kurulan alanlarda sık karşılaşabileceğimiz bu hanımlara dikkat edelim. Madem onlar bize uymaya niyetli değil, biz onlara uyum gösterelim; durup dururken katil olmayalım.
 
Geri