Timber

Konu sahibi son olarak 1148 gün önce görüldü
Bir rüya gördüm..
48 saattir pc mden söküp atamadığım virüsün bir anda yok olduğu ve
normal hayatıma döndüğüm bir gündü :s:
Defol git bi virüs ya
atmıcam format at mıy cam...

*Rad Rater :(
 
Filtresiz erken hasatim gelmisken mutfaga gireyim..
Markete gidip sos alanlari anlamiyorun
yemek hazirlamanin en guzel yani sosu ortaya cikqrmak degil mi
domates soymayi yuzmek saniyosunuz vallahi
 
İzlediğimi pişman olduğum yüzlerce film, okuduğuma pişman olduğum düzinelerce kitap, dinlediğime pişman olduğum tonlarca şarkı var...
Keşke hiçbirini yapmamış olsaydım, her birini ilk kez, içlerinde ki müthiş gizemle taptaze yaşamayı o kadar çok isterdim ki...
 
Ne biçim göz varmış forumda
acayip hasta oldum :/
ben sıcak yatağımda ayva kompostomla filmimin keyfini cıkarayım
siz titreyin :(
 
imreniyorum
30una gelmiş adam
iskandinav olmasa da güney avrupa ülkelerinden hallice bir bordro
sıkı bir daire açmış kendisine, Edward Norton unki kadar olmasa da tatlı bir eşya donanımına da sahip
Yaşıyor gönlünce
o yaşımda öyle olabılırmıyım acabaaa
 
Nihayet 5 Ordular Savaşına biletimi alabildim
Geçen yıl bu sıralar Trump ta smaug un çorak topraklarını izlediğimde
durmadan müthiş bir huzursuzlukla film başlayalı çok oldu ama merak ettiğim konulara (kitapları okuduğumdan oluşan merak) henüz cevap bulamamaktan şikayetçiydim. Ayrıca sanırım ilk kez bu filmde yeni bir karakter girmeksizin filmi izliycez...
 
3 saatlik harika bir seyirdi.
Bir çok bir çok açıdan eleştirecek yanı var
ama gerçekten büyük keyifle izledim seriyi...
Sonu gelmemesi Silmarillion la devam etmeleri dileğiyle...
 
şimdi yeni bir aşk dolaptan alınan dünkü yemeği ısıtıp sofraya koymak gibi geliyor bana
nerdesin tılsımlı gün, doğ güneş, es yel. Tanrım baştan yarat beni
 
[YOUTUBE]0xXD9-1mLBY[/YOUTUBE]

Who you when i m not looking
do you pour a little something on the rocks?
Who you when i m not around
do you listen to music queitly..
 
Bir insanı sevmek onu çok iyi tanımıyorsanız mümkündür demiş Bukowski
Yüzüklerin efendisinde de Bilbo Baggins
'İçinizden en az yarısını, arzuladığımın yarısı kadar bile tanımıyorum; ve yarınızdan azını hak ettiğinizin ancak yarısı kadar sevebiliyorum.' diyor...

Bende öyle...
Tanımadığım insanlara onları sevebilme ihtimalimle bakıyorum hep...
Tanıdıkça uzaklaşıyorum... Daha çok tanıyıp daha az sevmekten ürküyorum...
 
over_the_hills_and_far_away_by_klapouch-d5pjexk.jpg


Upuzun yollar aşasım var...

6b46a6f0e9e66fa0fe7bad5ef8225165-d4t06nr.jpg

Nerde olduğumu bilmeden geceleyesim...
 
"İnsan ötekine yaklaşırken kendi öznesini yitirir, çünkü kendi varlığını başka bir canlıda bulur; ikinci olarak, öteki ile beraber, ötekini asıl gerçek olarak dikkate almadığından bu yolla sublasyona uğrar,ancak kendini karşısındakinde bulur."
diyip aşkı bu konuya hiç bulaştırmama ancak Hegel in marifeti olabilirdi...


(Efendi-Köle Diyalektiği) (Düşüncenin kökenini izleyen bilim)
 
Zaman ziyan etmeyi seviyorum
kafamı, ruhumu bomboş hissetmek
yiyecek bişeyler, sıcak tutacak bir ceket, pufla yumusatılmış bir koltuk
..
yaşlılıktan bu yüzden korkmuyorum sanırım
ben 7 han 3 spor otomobil 2 apartman istemiyorum ki
Türkiye güzeli seçilmiş bir eş, Amerika da doktora yapan bir çocuk, ultra hd komsularda istemiyorum
Ben gülümsemek istiyorum hepsi bu
 
Yol şarkılarının çalındığı tekleyen bir radyoyla kış aylarının karlı asvaltında, sağlam bir tekmeyle uçuruma yuvarlasan gözünü arkada bırakmayacak bir kamyonette, yolculuk yapar gibiyim.

Bağımsız hissetmek dünyayı örten herşeyden, hiç bitmeyeceğini bildiğin ama mesafe katettiğin bir yolculukta durmaksızın yol almakta denebilir buna...

sonsuza kadar iyi anlaşacabileceğin kafada insanların söylediği şarkıları kemiklerine kadar hissetmek ve o soğuk kamyonette yolun iki yakasını kaplayan tabelalardan seken rüzgarların yarı çatlak kapısından girdiğini hissetmek...

Dünya beni çağırıyor...
 
Anlamını değerini tam olarak ne hissedebileceğini hiç bilmediğin bir doyum hissi.
Canının fena halde yanması gereken durumlarda bile umursamaz davranan insanların hali şaşırtıcı gelmez öyle bir anda ya. Yanlışlıkla çatsa biri önümüzde ki birkaç ayı kodeste geçiririm.
 
Küçük bir suyla birlikte uzaklara akan tohumu düşünüyorum...
Çooook uzun yıllardır oracıktan hiçbiryere ayrılmamış bir ağacın dallarından kopmuş...
El değmemiş doğayı süsleyen yüzlerce yaprak, dal, kaya parçasının her birinden
Suyun üzerinde dans edercesine sıyrılmış
Ve büsbütün yepyeni bir toprakta yeniden hayat bulacağı, filizleneceği
Dallanıp budaklanacağı, oyuklarına sincapların yuva kuracağı
Karıncaların engin dallarına tırmanacağı..
Meyveler ve çiçekler açacağı bir geleceğe akıyor...
Akıyor... Akıyor...
 
200px-Melih_Cevdet_Anday.jpg



ADAK

Dönebilir miydik donuk güllerle,
Nemli göklerindeyken mevsim,
Adanacak gün yitiverdi böyle.

Yolda arpalar gibi döküldükçe,
Tartıya kalmaz sözcüklerim,
Dönebilir miydik donuk güllerle!

Ayrık gibi sürer geçmiş gelende,
Ben yağmurun kum saatiyim,
Adanacak gün yitiverdi böyle. .

Testide şarap köpürürcesine,
Arınacak nem kaldı benim,
Dönebilir miydik donuk güllerle!

Nice göğün düşüp öldüğü yerde,
Taşın ilkçağıdır yüreğim,
Adanacak gün yitiverdi böyle.

Çıtırtılarla bölünüyor gece,
Kuru böcekten bir bir değişim.
Dönebilseydik yabanıl güllerle?
Adanacak gün yitiverdi böyle

Melih Cevdet Anday
 
.​

Şimdi sen;
Parmaklarımı, avuçlarımı doldurasıya dolup taşacak buğday taneleri
nasıl ki kendiliğinden doluşmaz avuçlarıma...

Şimdi sen;
Soğuktan titreyen bir uykuda
eksikliği damla damla yastığa sızan
bir kat...
 
Geri