The Platform 2

Konu sahibi son olarak 3 gün önce görüldü
Bilimkurgu Gerilim Filmi “The Platform”un Devamı Geliyor: İşte İlk Bakış Görselleri

The Platform 2 duyuruldu. Netflix, İspanyol yapımı bilimkurgu gerilim filminin devamıyla ilgili ilk bakış görsellerini paylaştı.

The Platform 2 filmi Netflix tarafından duyuruldu. Dijital yayın devi, ilki oldukça ses getiren İspanyol bilimkurgu gerilim macerasının devamı için ilk bakış görsellerini de paylaştı.

Netflix, 2019 yapımı The Platform ile izleyicilerine distopya temalı bir yapım sunmuştu. Sessiz sedasız dijital yayın platformu kütüphanesindeki yerini alan film, kısa sürede tüm dünyada dikkatleri üzerine çekmeye başlamıştı.

Şimdi de ilk filmden tam 4 yıl sonra devamı geliyor. Sosyal medyada gizemli projeden ilk görüntüleri paylaşan Netflix, devam filminin bizi birkaç yıl önce izleyicileri çok başarılı bir şekilde rahatsız eden distopyaya geri götüreceğini duyurdu.

Kanal, Twitter paylaşımında şu sözlere yer verdi:

Hikâye henüz bitmedi…


Netflix tarihinin en popüler İspanyol filmi olan ve yine Galder Gaztelu-Urrutia tarafından yönetilen The Platform’un devam filmine ilk bakışınız burada.

“Hikâye henüz bitmedi…” başlığıyla yayınlanan görüntülerde, iri bir adam ve küçük bir kızdan oluşan iki kişi ilk filmin geçtiği beton hücrede mahsur kalmış durumda. The Platform’un devamı niteliğindeki filmin konusu (ve diğer hemen her şey) şu anda gizemini korusa da Netflix, yönetmen Galder Gaztelu-Urrutia’nın projeyi yönetmek üzere geri döneceğini ve görüntülerde Hovik Keuchkerian ve Milena Smit’in rol alacağını doğruluyor.

Galder Gaztelu-Urrutia’nın David Desola ve Pedro Rivero’nun senaryosundan yönettiği ilk film, izleyicileri “Dikey Öz Yönetim Merkezi” olarak adlandırılan bir binanın sakinlerinin cehennemi varoluşuyla tanıştırıyor. Büyük, beton bir kulenin sakinleri, başlangıçta en üst katta yiyecekle doldurulan, kulenin katları boyunca kademeli olarak inen ve her birinde belirli bir süre duran bir platform aracılığıyla besleniyorlar. Varlıklılar ve yoksunların bir mikrokozmosu olan filmde, üst katlardaki sakinler yiyebildikleri kadar yerken alt kattakiler sadece artıkları alabiliyor ve kısa süre içinde çatışma başlıyor.

İlk film eleştirmenlerin beğenisini kazandı ve şu anda eleştiri sitesi Rotten Tomatoes’ta %79’luk bir beğeni oranına sahip. Film izleyiciler tarafından da büyük ilgi gördü, yayınlandığı ilk dört hafta boyunca 56 milyon hanede izlendi ve Netflix’te en çok izlenen orijinal filmlerden biri oldu. The Platform 2’nun da benzer bir başarı gösterip göstermeyeceği yakında belli olacak.

The Platform 2 için şimdilik bir yayın tarihi paylaşılmadı.

The-Platform-2-662x352.jpg

The-Platform-2-Netflix-662x352.jpg

The-Platform-2-geliyor-662x352.jpg



 
ben bu filmi izleyemedim. çok konuşulduğu için merak etmiştim ama açtıktan bir süre sonra fazla darlanmıştım, fenalıklar basmıştı ve kapamıştım. bi de utanmadan ikincisini mi yapıyorlar… neyse kılıçdaroğlu kazansın da öyle izleyeyim belki ruhuma bahar gelince filmde de darlanmam.
 
Merak ettim de bu filmde herkes
bir mesaj çıkarıyor falan
ben anlamadım
yani :d
 
Merak ettim de bu filmde herkes
bir mesaj çıkarıyor falan
ben anlamadım
yani :d

The Platform, hristiyan teolojisinin bir yorumu özelliğini taşıyan planlı ve güçlü bir kurgu. Politik göndermeleri var mı? Elbette. İnsanların toplu faaliyetlerinin mutlaka politik ve sosyolojik bir yanı vardır sonuçta. Fakat, buradaki kurgu, hristiyan öğretisi temel alınmadan anlaşılabilir durmuyor.

En üst katta içinden saç kılı çıkan tatlı sebebiyle şefin aşçı yamaklarını payladığı ufacık bir sahne var. Bu sahne dolayısıyla filme dair farklı okumalar yapılıyor. Çünkü söz konusu tatlı, filmin sonlarında platform aracılığıyla mesaj olarak üst kata gönderilmesi planlanan tatlıyla aynı. Hâlbuki o sahnede tatlı, haz veren şeyleri simgeliyor. İçinden saç kılı çıkması, haz veren şeylerde mutlaka bir kusur vardır demek istiyor ve haz veren şeylere düşkünlükteki günah olgusunu belirtiyor.

En üst kattaki mutfağın ahçıbaşısı, elinde M. De Cervantes'in Don Quijote'siyle yani kutsal kitap alegorisiyle gelen ana kahraman - ki o da hem peygamber hem de mesih, yani seçilmiş kişi oluyor - ve filmin devamında sıradışı bir biçimde ortaya çıkan çocuk, bu üçü birlikte hristiyan teolojisindeki tanrı yorumunu simgeliyor. Nedir o yorum: Baba, oğul ve kutsal ruh üçlemesi. Ahçıbaşı, tanrının otorite sahipliğini ve titizliğini anlatıyor. Ana kahraman, tanrının yeryüzündeki ölümlü suretini ve burada insanları yola getirmek için verdiği erdem mücadelesini anlatıyor. Babası bilinmeyen çocuk, tanrının hem tanrı katındaki hem de yeryüzündeki varlığının simegesi olarak sunuluyor ve bu bakımdan hem tanrı ideallerini hem de günahsızlığı tasfir ediyor. Platformla yukarıya gönderilmesi, tanrı katına ancak günahsızlıkla erişilebileceğinin bir anlatısı oluyor. Elbette diğer bir yönüyle de İsa Peygamberin tanrı katına yükselişini tasfir ediyor.

Sahnelerin önceliği ve sonralığı dert edilmeden izlendiğinde anlaşılabilir yapıt. Mesajları da "salvation" (kurtuluş) anlayışına dayanan hristiyan öğretisiyle aynı şeyleri söylüyor - ki zaten öğretinin alt metin okuması şeklinde filmleştirilmiş bir hâli.

Mesajı şu, tanrı kusursuz bir biçimde herkese yetecek nimetler sunuyor ama insanın açgözlülüğe düşkünlüğü ve hiyerarşik yapısından sıyrılamaması dünyayı kaotik bir şekle sokuyor. Tanrısal olan şeyler kusursuz, ama insan doğasına dair şeyler kusurlu diyor kısaca. Zaten son sahnede ölümü ve arafı simegeleyen sıfırıncı kat, bütünüyle düz bir zemin olarak sunuluyor. Burada alta ve üste dair olgular artık geçerliğini yitiriyor.
 
Geri