Eru
Altın Üye
-
- Katılım
- Mayıs 1, 2014
-
- Mesajlar
- 12,962
-
- Tepkime puanı
- 725
-
- Puanları
- 353
Termopylae Muharebesi, Akamenid İmparatorluğu'nun Yunanistan'a İkinci Pers İstilası sırasında gerçekleşen üç günlük bir muharebedir. Muharebe, Sparta kralı I. Leonidas'ın komutasındaki Grek şehir devletleri ittifakı kuvvetleri ile I. Serhas komutasındaki Pers kuvvetleri arasında cereyan etmiştir. Pers ve Grek kuvvetleri, MÖ 480 yılının Ağustos ya da Eylül ayında, Artemision Deniz Muharebesi'yle aynı günlerde, Ege Denizi sahiline yakın Termopylae Geçidi'nde karşılaşmıştır.
Yunanistan'a yönelen bu Pers istilası, I. Serhas'ın MÖ 490 yılındaki Atina kuvvetlerinin zaferiyle sonuçlanan Maraton Muharebesi'ne gecikmiş bir yanıt olmuştur. I. Serhas, Yunanistan'ı istila etmek için büyük bir ordu ve donanmayla harekete geçmiştir. Karşı tarafta Atinalı general Themistokles Grek İttifakı'na, Pers kuvvetlerini hem karada hem de denizde durdurmak için aynı anda Termopylae Geçidi'ni ve Artemision Boğazı'nı tutmayı önermiştir.
Bu strateji kabul görünce MÖ 480 yılının yazında 7 bin civarında askerden oluşan bir Grek kuvveti kuzeye doğru yürüyüşe geçmiştir. Antik kaynaklarda bir milyondan büyük olduğu öne sürülen bir Pers ordusu Ağustos ayı sonlarında ya da Eylül başlarında Geçide ulaşmıştır. Ancak bugün bu rakam fazlasıyla abartılı bulunmaktadır. Günümüz tarihçileri, 100 bin ile 300 bin arasında değişen bir rakamı kabul etmektedirler. Serhas, dört gün boyunca saldırıya geçmemiş, beşinci gün Geçit'e taarruz etmiştir. Grek savunması iki gün boyunca ard arda gelen Pers saldırılarını göğüsleyerek durumunu korumayı başarmıştır. İkinci günün sonunda Epialtes adında o civardan biri, Grek hatlarının gerisine çıkan küçük bir dağ geçidini Perslere göstererek Greklere ihanet etmiştir. Kuvvetlerinin arkadan çevrileceğini fark eden Leonidas 300 Spartalı, 400 Tebaili, 700 Therpianlı ve birkaç yüz savaşçı ile birlikte Geçit'te kalmış, Grek Ordusu'nun büyük bir kısmını geri göndermiştir. Kral Leonidas'la birlikte bu artçı birliği muharebe alanında imha olmuştur.
Kısa süre sonra Grek İttifakı Donanması Komutanı Atinalı Themistokles, Termopylae'deki yenilginin haberini almıştır. Grek stratejisi hem Termopylae'nin hem de Artemision Boğazı'nın tutulmasını gerektirdiği için ve bu arada Donanma'nın uğradığı kayıpları da dikkate alarak Salamis Körfezi'ne çekilme kararı alınmıştır. Pers Ordusu Boeotia'yı boydan boya geçerek yağmalamış ve daha önceden tahliye edilmiş olan Atina'ya girmiştir. Daha sonra Pers Donanması karşısında kesin sonuç arayan Grek İttifakı, MÖ 480 yılında Salamis Deniz Muharebesi'nde Pers Donanması'nı ağır bir yenilgiye uğratmıştır. Donanmayı kaybeden I. Serhas, Avrupa topraklarında tuzağa düşmekten çekinerek, açlık ve hastalıktan önemli bir kısmını kaybettiği ordunun büyük kısmıyla Asya'ya çekildi. Gerideki kuvvetlerinin komutasında General Mardonius'u bırakmıştır. Ertesi yıl Mardonius kuvvetleri Platea Muharebesi'nde yenilgiye uğradılar ve bu yenilgi, ikinci Pers istilasının sonunu getirdi.
Hem antik hem de günümüz yazarları Termopylae Muharebesi'nin kendi yurtlarını savunan kuvvetlerin bu nedenle sahip oldukları güce örnek olarak almaktadır. Bu muharebede Grek kuvvetlerinin gösterdiği direnç ve başarı, araziyi askeri bir unsur olarak iyi kullanmanın ve uygun donanımın, uygun askeri eğitimin bir örneği olarak ele alınmıştır.
Antik kaynaklar
Grek – Pers Savaşları üzerine birinci el kaynakların hemen hemen tümü Grek kaynaklarıdır. Pers tarihçilerin çalışmalarından hiçbiri günümüze ulaşmadı. Bunun sonucu olarak gerek Grek- Pers Savaşları, gerekse de Persler konusundaki bilgilerimizin az çok "taraflı" olduğunu kabul etmek gerekecektir.[7] Yunan – Pers Savaşları konusunda temel antik kaynak Karyalı tarihçi Herodot'dur. Sicilyalı tarihçi Diodorus, kısmen Eforus'tan yararlanarak Yunan – Pers Savaşları'yla ilgili bazı bilgileri MÖ 1. yüzyılda kaleme aldığı çalışmasında işlemiştir. Diodorus'un verdiği bilgiler Herodot'la büyük ölçüde uyumludur. Yunan – Pers Savaşları daha az ayrıntı verilerek birkaç antik tarihçi tarafından daha anlatılmaktadır. Bunların arasında Ctesias, Plutarkhos ve oyun yazarı Eshilos sayılabilir. Yılanlı sütun gibi bazı arkeolojik buluntular da Herodot'un anlatımlarını desteklemektedir.
Muharebeyle ilgili olarak Herodot'un anlatıları rengarenk süslemeler ve abartılarla doludur. Bu anlatılar başka kaynaklarca doğrulanmış değildir. Dahası muharebeyle ilgili bir dizi söylenceye kaynak oluşturur. Herodot'un Termopylae ile ilgili anlatıları açık biçimde Sparta "yiğitliğine" övgü şeklindedir. Antik Yunan kaynaklarında övgü dolu abartılara bir örnek de Plutarkhos'dan gelir. Kral Leonidas'ın karısı Gorgo eşine, eğer geri dönmezse ne yapması gerektiğini sorduğunda Leonidas'ın "iyi bir adamla evlen ve iyi çocukların olsun" dediğini ileri sürer.
Yakın geçmiş
Persler, Med İmparatorluğu'nu MÖ 550 yılında yıkarak bağımsızlıklarını kazandılar ve neredeyse çeyrek asır içinde sınırlarını büyük bir hızla genişleterek bir imparatorluk haline geldiler. Bu kısa süre içinde Lidya Krallığı'nı yıkarak batıda sınırlarını Ege kıyılarına uzattılar. Ardından kuzeyde Hazar Denizi kıyılarına, doğuda Hindistan'a kadar genişlediler. Çok kısa süre sonra Babil İmparatorluğu'nu yıkarak tüm Levant'ı, MÖ 525 yılında da Mısır topraklarını kontrolleri altına aldılar.[11] Bu denli hızlı genişleyen bir imparatorluğun hakimiyeti altına aldığı topraklardaki halklar, halen ayaklanma eğilimi içindeydiler.[12][13]
Grek şehir devletlerinden Atina ve Eretria, MÖ 499 – 494 yılları arasındaki, sonuçta yenilgiye uğrayarak şiddetle bastırılan İyon Ayaklanması'nı askeri yönden desteklemişlerdi. Bu tarihlerde Pers hükümdarı olan I. Darius tahtı pek de meşru olmayan yoldan ele geçirmişti, dahası hükümdarlığının büyük bir bölümünde ayaklanan tebasını bastırmakla geçirdi.[12] İyon Ayaklanması da bu ayaklanmalardan biriydi. Ayaklanma, imparatorluğun bütünlüğü için bir tehdit olmuştu. Dışarıdan da desteklenmiş olması durumu ciddi hale getiriyordu, gelecekte benzer bir durumun ortaya çıkması mümkündü. Atina ve Eretria'nın, Herodot'a göre cezalandırılması[14] ya da "kendi işleriyle uğraşmaları" yönünde caydırıcı bir biçimde uyarılmaları gerekiyordu.[15] Öte yandan bu haddini bildirme, İmparatorluk'un topraklarını Avrupa içlerine doğru genişletmek için bir bahane olacaktır. Dahası, Antik Yunan dünyasının siyasi bir birliğe sahip olmaması da I. Darius'un işini kolaylaştıracak gibi görünüyordu.[16]
Bu amaçla MÖ 492 yılında General Mardonius komutasındaki donanma ve ordu Trakya üzerine bir sefere girişti. Bu seferin amacı İyon Ayaklanması sırasında kontrolden çıkan Trak kabilelerini yeniden ele geçirmek ve Makedonya Krallığı'nı bağlı bir krallık haline getirmekti. Böylece Yunanistan'ın kara yaklaşımı esas sefer için güven altına alınacaktı.[17] General Mardonius, koşullar buna elverirse Yunanistan'a girecekti. Mardonius'un seferi başarılı gelişmiştir. Trakya yeniden Pers İmparatorluğu topraklarına dahil edilirken I. Aleksandros'un Makedonya Krallığı'ı Pers Sarayı'na bağlı bir krallık haline getirildi. Ancak daha sonra, yine aynı yıl içinde uğranılan bir deniz felaketi seferin, aslında ana hedefi olan Yunanistan'a ulaşamadan sona erdirilmesini zorunlu kılmıştır.[18]
Bir sonraki yıl, MÖ 491'de Darius tüm Grek kent devletlerine elçiler göndererek, sembolik olarak boyun eğmeyi ifade eden toprak ve su istemiştir.[19] Bir önceki sene Trakya'daki güç gösterisinin de etkisinde kalarak birçok kent devleti bu isteği yerine getirmiştir. Ancak Pers elçileri Atina'da toprak vermek anlamında bir çukura atılarak, Sparta'da ise su vermek anlamında bir kuyuya atılarak idam edildiler.[19][20] Elçilere karşı bu tutum açıkça Pers İmparatorluğu'na savaş ilan etmekti.[19]
Doğrudan Yunanistan'a bir saldırı için MÖ 490 yılında General Datis ve Artaphernes komutasında güçlü bir ordu ve donanma[21] Kilikya'dan denize açılmıştır. Donanma önce Nakşa'yı düşürmüş, sonra Kiklad Adaları'nin diğer kentlerini almıştır. Daha sonra Eretria'yı kuşatan Pers Ordusu kenti düşürdü.[22] Bir sonraki hedef Atina olacaktır. Pers Ordusu, Atina'ya 40 km. mesafedeki Maraton Ovası'na çıkarma yapmıştır. Bu arada Atina Ordusu da ovanın Atina yaklaşımını tutmuştur. Maraton Muharebesi'nde yenilgiye uğrayan Pers kuvvetleri bunun üzerine Asya kıyılarına geri çekildiler.[23]
Bu yenilgi üzerine Darius yeni ve daha büyük bir ordu ve donanma hazırlamaya girişti. Ancak MÖ 486 yılında Mısır'da çıkan bir ayaklanma yüzünden Yunanistan'ın istilası belirsiz bir tarihe ertelenmiştir.[13] Fakat Darius ayaklanmanın bastırılması için yapılan hazırlıklar sırasında ölmüştür. Tahta geçen oğlu I. Serhas Mısır'daki ayaklanmayı bastırdıktan sonra Yunanistan'ın işgali hazırlıklarını devam ettirdi.[24][25] Yunanistan'ın istilası hazırlıkları uzun soluklu bir planlama ve geniş çaplı hazırlıklar gerektirmektedir.[25] İstila güzergahı üzerindeki muazzam istihkam çalışmaları da önceden planlanmıştır. Serhas, ordusunu Çanakkale Boğazı'ndan duba köprülerden karşıya geçirmeyi, donanmayı da Aynoroz Yarımadası'ı dolaştırmadan, kazdıracağı bir kanaldan geçirmeyi hesaplamıştır. Yarımadayı dolaşmaktan kaçınılmak isteniyordu çünkü bir Pers donanması General Mardinous'un seferi sırasında MÖ 492'de burada bir fırtınaya yakalanmış hemen hemen tümüyle elden çıkmıştı.[26] Her iki istihkam projesi de günümüz devletlerini bile zorlayacak projelerdir.[26] Hazırlıklar MÖ 480 yılı başlarında tamamlanmıştır. Sard'da toplanan ordu Kuzeybatı Anadolu'ya yürüdü ve Çanakkale Boğazı'nı iki duba köprü üzerinden geçti.[27]
Atina da MÖ 480'li yılların ortalarından itibaren bir Pers savaşına hazırlanmaktadır. Bu hazırlıklar içinde en önemlisi Atinalı politikacı Themistokles'in önderliğinde büyük bir donanmanın hazırlanmasına MÖ 482 yılında başlanmasıdır. Perslerle çarpışabilmek için güçlü bir donanmaya ihtiyaçları olacaktı.[28] Daha doğrusu Themistokles'in görüşü buydu ve Atinalılara bunu empoze etmek için büyük çaba harcadı. Olayların sonraki aylardaki seyri Themistokles'in bu stratejik görüşünü haklı çıkaracak ve Yunanistan'a yönelen Pers saldırısı bu donanma sayesinde def edilecektir. Sonraki birkaç onyıl içinde de bu donanma, Atinayı deniz ticaretine dayanan bir imparatorluk haline geritrecektir. Ancak Atina'nın hem denizde, hem de karada savaşacak kadar insangücü yoktur. Bu nedenle Grek kent devletleriyle ittifaklar oluşturulması bir zorunluluk olarak gerekmektedir. Bu arada I. Serhas MÖ 481 yılında Grek kent devletlerine elçiler göndererek kendi iradesine boyun eğmelerini istedi. Ancak MÖ 491'de elçileri öldürmeleri nedeniyle Atina ve Sparta'ya elçi gönderilmemiştir.[29] Böylece bu iki en güçlü kent devleti etrafında bir toparlanma başlamıştır. Korint'te MÖ 481 yılı sonbaharının sonlarına doğru toplanan bir konferansla Grek kent devletleri arasında bir ittifak şekillenmiştir.[30] Bu ittifak, destek istemek için delege gönderme ve mutabık kalınmak koşuluyla katılan kent devletlerinden savunma noktalarına birlik sevk etmek yetkilerine sahipti. Grek dünyasının siyasi olarak bölünmüş yapısı içinde bu birleşme dikkat çekicidir. Özellikle de bazı kent devletleri teknik olarak halen savaş halindeyken.[31]
Kongre, MÖ 480 yılı baharında bir kez daha toplanmıştır. Teselya heyeti, Grek kuvvetlerinin Olimpos Dağı ile Ossa Dağı arasında yer alan "Tapınak Vadisi"'ni tutmalarını önermiştir. Böylelikle Pers ordusunun, daha Teselya sınırında Yunanistan'a girmesinin önleneceğini ileri sürmüştür.[32] Bu öneri, Pers ordusunun vadiyi bir geçit olarak kullanmaktan başka yolu olmadığına inanıldığı için kabul edildi ve Vadi'ye onbin hoplitten oluşan bir kuvvet gönderildi. Spartalıların komutanı Euaenetus, Atinalıların komutanı ise Themistokles'tir.[33] Tapınak Vadisi'nde kamp kurduktan birkaç gün sonra Makedonya Kralı I. Alexander'ın habercileri kampa gelmiştir. Haberciler, Pers Ordusu'nun ve Donanması'nın büyüklüğünü anlatarak "ayaklar altında çiğnenmemelerini, oradan ayrılmalarını" tavsiye etmişlerdir.[34] Bu arada Tapınak Vadisi'nin Teselya'ya ulaşan tek yol olmadığı, Makedonya'nın tepelik bölgesinden geçen bir başka yol daha olduğu keşfedildi.[35] Bu durumda Pers ordusunun vadiyi hiç kullanmadan Sarantoporo Geçidi üzerinden yürüyebileceği, Grek kuvvetlerinin gerisine sarkarak bu orduyu imha edeceği açıktır. Bunun üzerine vadiyi tutmak için gönderilen Grek kuvvetleri geri çekilmiştir.[35] Bu durum, Greklerin kendi kentleri ve yakın civarı dışında Yunanistan'ı ne kadar az tanıdıklarını, askeri harekatlara ne denli hazırlıksız kalkıştıklarını gösteren bir örnek olarak görülebilir.
Kısa bir süre sonra I. Serhas'ın ordusuyla Çanakkale Boğazı'nı geçerek Avrupa topraklarında ilerlediği haberi alındı.[32] Bunun üzerine Themistokles daha farklı bir strateji önermiştir. Pers Ordusu'nun Güney Yunanistan'a Boeotia, Attika ve Mora Yarımadası'na yürüyebileceği tek hat, sarp dağlarla deniz arasında kalan Termopylae Geçidi gibi oldukça dar bir geçittir. Bu geçit, sayıca Pers Ordusu'ndan çok daha az da olsalar hoplitlerce kolayca savunulabilir durumdadır.[36] Aynı zamanda Pers Donanması'nın Termopylae Geçidini denizi üzerinden pas geçmesini ve geriye asker çıkarmasını önlemek için Grek İttifakı Donanması'yla Artemision Boğazını kesmek gerektiğini ileri sürdü. Bu ikili strateji kongre tarafından onaylanmıştır.[36] Ancak Mora kentleri planı tam olarak benimsemediler. Her şey bir yana bırakılarak Korint Kıstağı savunulmalıydı. Böyle olunca kıstağın kuzeyinde kalan Atina'nın tüm kadın ve çocuk nüfusu Mora Yarımadası'nın Troezen kentine ve Salamis Adası'na tahliyesine başlanmıştır.
Muharebe öncesi
Trakya'yı geçen Pers Ordusu acele etmeden Makedonya içlerinde ilerliyordu. Ağustos ayında casuslar, Ordu'nun Yunanistan anakarasına yöneldiği ve yaklaşmakta olduğu haberini iletmişlerdir. Yılın bu zamanı, Grek ittifakının de facto askeri lideri olan Sparta'da Apollon onuruna düzenlenen[38] Carneia Festivali'nin[not 1] kutlandığı günlerdir.[39] Sparta yasalarına göre Carneia sırasında herhangi bir askeri faaliyet yasaklanmıştır. Maraton Muharebesi'ne de bu yüzden katılamamışlar, muharebe alanına her şey olup bittikten sonra intikal edebilmişlerdi.[40] Aynı zamanda Olimpik Oyunlar vardı ve dolayısıyla bu dönem, bir barış dönemi olmalıydı. Savaşa girmek bu yüzden Sparta Ordusu için kutsal değerlere iki kat saygısızlık olacaktır.[41] Bu durumda efor'lar iki eş kraldan biri olan I. Leonidas'ı Pers Ordusu'nun ilerlemesini Termopylae Geçidi'nde durdurmak için göndermeye karar verdiler. Bu hareket tarzında amaç, diğer Grek kent devletlerinin Kral Leonidas'ın Termopylae'ye yürüdüğünü görerek, Perslere boyun eğmek yerinde savaşa katılmalarını sağlamaktı. Esasen Carneia Festivali sona erdiğinde, Sparta'da bir garnizon bırakarak tüm kuvvetleriyle birlikte Termopylae'ye hareket edilecekti. Bu arada Leonidas kuvvetleri Pers ilerlemesini geciktirecekti.[39] Kral Leonidas, beraberinde götürmesine izin verilen 300 kraliyet muhafızı, bin kadar Fokidalı ve aralarında helotların[not 2] da olduğu bir birlik teşkil etmiştir.[41] Leonidas'ın planı, Termopylae üzerine yürürken geçtiği yerlerden de olabildiğince asker alarak ilerlemek ve esas Sparta Ordusu gelene kadar geçidi tutmaktı.
Herodot'un aktardığı şekliyle Termopylae söylencesi, Spartalılar'ın bir önceki yıl Delfi kahinlerine danışmalarıyla başlar. Kahinlerin onlara söyledikleri kısaca ya kentlerinin Persler tarafından yağmalanacağı ya da bir kralın kaybına yas tutacakları şeklindedir.[42] Herodot, Kral Leonidas'ın elindeki kuvvetlerin bir zafer kazanmak için yeterli olmadığını bildiğinden kehanete inandığını, böylece kendi ölümünü kaçınılmaz gördüğünü ve Sparta uğruna bilerek ölüme gittiğini anlatmaktadır.[43]
Kabaca Doris'in kuzeybatı köşesi
Termopylae yolunda Leonidas kuvvetleri, geçtikleri yerleşimlerden katılan askerlerle 7 binden fazla bir kuvvet haline gelmiştir. Leonidas, Termopylae Geçidi'nin en dar olan orta kesimini kamp ve savunma hattı olarak seçti. Burada kısa süre önce Fokidalılar bir savunma duvarı yapmıştı.[44] Bölge hakkında bilgi edinen Leonidas, Termopylae'nin dışından ve etrafından dolaşarak gerisine çıkan bir dağ patikası olduğunu öğrenmiştir. Bunun üzerine bin Fokidalı askeri bu geçidi tutmaları için gönderdi.[45]
Ağustos ayı ortalarında Pers Ordusu'nun, Malian Körfezi'nin karşı tarafında Termopylae yönünde ilerlemekte olduğu görülmeye başlanmıştır.[46] Pers kuvvetlerinin yaklaşması üzerine bir savaş konseyi toplanmıştır.[47] Bazı Moralılar Korint Kıstağı'na çekilerek orada savunma yapmayı, Pers Ordusu'nun Mora'ya girmesini engellemeyi önerdiler.[47] Yakın kent devletleri olan Fokida ve Lokris askerleri ise bu görüşe içerleyerek Termopylae'de savunma yapılmasını ve daha fazla kuvvet için kent devletlerine adam gönderilmesini önermiştir. Kral Leonidas gerginliği yatıştırdı ve Termopylae'de savunma yapılması konusunda herkesi ikna etti.[47]
Bu arada Serhas, Leonidas'a elçiler göndererek barış önerdi. Grekler özgür kalacak ve Perslerin dostu sayılacaktı. Dahası, şu an sahip olduklarından daha geniş topraklara yerleşebileceklerdi.[48] Serhas'a boyun eğmeyen kent devletlerinin topraklarından bir kısmı kendilerine verilebilirdi.[38] Leonidas bu koşulları geri çevirmiştir. Pers elçileri silahlarını bırakmalarını isteyince de ünlü sözünü söylemişti, "gelin, alın" Daha ünlü bir karşılık generallerinden birinden geldi. Leonidas elçilerin isteklerini geri çevirdiğinde elçi, Pers Ordusu'nun gücünü ifade etmek amacıyla Pers oklarının güneşi örttüğünü söylemiştir. Generalin karşılığı "O takdirde gölgede dövüşeceğiz demektir" olmuştur.[49][50] Pers elçilerinin elleri boş dönmesiyle artık savaş kaçınılmaz olmuştur. Ancak I. Serhas, Grek kuvvetlerinin çözülmesi olasılığını dikkate alarak saldırmak için dört gün bekledi.[51] Bu beklemeyle hem Donanma'nın Eğriboz Boğazı'na girmesi, hem de karşısındaki kuvvetlerin durumu hakkında daha ayrıntılı bilgi sağlamak için zaman kazanmıştır.[38] Bu ex-ante doğru bir taktikti, çünkü anlaşıldığı kadarıyla Leonidas'ın müdahalesi olmasaydı Grek kuvvetleri Korint Kıstağı gerisine çekilme kararı alacaklardı.
vikipedi
Yunanistan'a yönelen bu Pers istilası, I. Serhas'ın MÖ 490 yılındaki Atina kuvvetlerinin zaferiyle sonuçlanan Maraton Muharebesi'ne gecikmiş bir yanıt olmuştur. I. Serhas, Yunanistan'ı istila etmek için büyük bir ordu ve donanmayla harekete geçmiştir. Karşı tarafta Atinalı general Themistokles Grek İttifakı'na, Pers kuvvetlerini hem karada hem de denizde durdurmak için aynı anda Termopylae Geçidi'ni ve Artemision Boğazı'nı tutmayı önermiştir.
Bu strateji kabul görünce MÖ 480 yılının yazında 7 bin civarında askerden oluşan bir Grek kuvveti kuzeye doğru yürüyüşe geçmiştir. Antik kaynaklarda bir milyondan büyük olduğu öne sürülen bir Pers ordusu Ağustos ayı sonlarında ya da Eylül başlarında Geçide ulaşmıştır. Ancak bugün bu rakam fazlasıyla abartılı bulunmaktadır. Günümüz tarihçileri, 100 bin ile 300 bin arasında değişen bir rakamı kabul etmektedirler. Serhas, dört gün boyunca saldırıya geçmemiş, beşinci gün Geçit'e taarruz etmiştir. Grek savunması iki gün boyunca ard arda gelen Pers saldırılarını göğüsleyerek durumunu korumayı başarmıştır. İkinci günün sonunda Epialtes adında o civardan biri, Grek hatlarının gerisine çıkan küçük bir dağ geçidini Perslere göstererek Greklere ihanet etmiştir. Kuvvetlerinin arkadan çevrileceğini fark eden Leonidas 300 Spartalı, 400 Tebaili, 700 Therpianlı ve birkaç yüz savaşçı ile birlikte Geçit'te kalmış, Grek Ordusu'nun büyük bir kısmını geri göndermiştir. Kral Leonidas'la birlikte bu artçı birliği muharebe alanında imha olmuştur.
Kısa süre sonra Grek İttifakı Donanması Komutanı Atinalı Themistokles, Termopylae'deki yenilginin haberini almıştır. Grek stratejisi hem Termopylae'nin hem de Artemision Boğazı'nın tutulmasını gerektirdiği için ve bu arada Donanma'nın uğradığı kayıpları da dikkate alarak Salamis Körfezi'ne çekilme kararı alınmıştır. Pers Ordusu Boeotia'yı boydan boya geçerek yağmalamış ve daha önceden tahliye edilmiş olan Atina'ya girmiştir. Daha sonra Pers Donanması karşısında kesin sonuç arayan Grek İttifakı, MÖ 480 yılında Salamis Deniz Muharebesi'nde Pers Donanması'nı ağır bir yenilgiye uğratmıştır. Donanmayı kaybeden I. Serhas, Avrupa topraklarında tuzağa düşmekten çekinerek, açlık ve hastalıktan önemli bir kısmını kaybettiği ordunun büyük kısmıyla Asya'ya çekildi. Gerideki kuvvetlerinin komutasında General Mardonius'u bırakmıştır. Ertesi yıl Mardonius kuvvetleri Platea Muharebesi'nde yenilgiye uğradılar ve bu yenilgi, ikinci Pers istilasının sonunu getirdi.
Hem antik hem de günümüz yazarları Termopylae Muharebesi'nin kendi yurtlarını savunan kuvvetlerin bu nedenle sahip oldukları güce örnek olarak almaktadır. Bu muharebede Grek kuvvetlerinin gösterdiği direnç ve başarı, araziyi askeri bir unsur olarak iyi kullanmanın ve uygun donanımın, uygun askeri eğitimin bir örneği olarak ele alınmıştır.
Antik kaynaklar
Grek – Pers Savaşları üzerine birinci el kaynakların hemen hemen tümü Grek kaynaklarıdır. Pers tarihçilerin çalışmalarından hiçbiri günümüze ulaşmadı. Bunun sonucu olarak gerek Grek- Pers Savaşları, gerekse de Persler konusundaki bilgilerimizin az çok "taraflı" olduğunu kabul etmek gerekecektir.[7] Yunan – Pers Savaşları konusunda temel antik kaynak Karyalı tarihçi Herodot'dur. Sicilyalı tarihçi Diodorus, kısmen Eforus'tan yararlanarak Yunan – Pers Savaşları'yla ilgili bazı bilgileri MÖ 1. yüzyılda kaleme aldığı çalışmasında işlemiştir. Diodorus'un verdiği bilgiler Herodot'la büyük ölçüde uyumludur. Yunan – Pers Savaşları daha az ayrıntı verilerek birkaç antik tarihçi tarafından daha anlatılmaktadır. Bunların arasında Ctesias, Plutarkhos ve oyun yazarı Eshilos sayılabilir. Yılanlı sütun gibi bazı arkeolojik buluntular da Herodot'un anlatımlarını desteklemektedir.
Muharebeyle ilgili olarak Herodot'un anlatıları rengarenk süslemeler ve abartılarla doludur. Bu anlatılar başka kaynaklarca doğrulanmış değildir. Dahası muharebeyle ilgili bir dizi söylenceye kaynak oluşturur. Herodot'un Termopylae ile ilgili anlatıları açık biçimde Sparta "yiğitliğine" övgü şeklindedir. Antik Yunan kaynaklarında övgü dolu abartılara bir örnek de Plutarkhos'dan gelir. Kral Leonidas'ın karısı Gorgo eşine, eğer geri dönmezse ne yapması gerektiğini sorduğunda Leonidas'ın "iyi bir adamla evlen ve iyi çocukların olsun" dediğini ileri sürer.
Yakın geçmiş
Persler, Med İmparatorluğu'nu MÖ 550 yılında yıkarak bağımsızlıklarını kazandılar ve neredeyse çeyrek asır içinde sınırlarını büyük bir hızla genişleterek bir imparatorluk haline geldiler. Bu kısa süre içinde Lidya Krallığı'nı yıkarak batıda sınırlarını Ege kıyılarına uzattılar. Ardından kuzeyde Hazar Denizi kıyılarına, doğuda Hindistan'a kadar genişlediler. Çok kısa süre sonra Babil İmparatorluğu'nu yıkarak tüm Levant'ı, MÖ 525 yılında da Mısır topraklarını kontrolleri altına aldılar.[11] Bu denli hızlı genişleyen bir imparatorluğun hakimiyeti altına aldığı topraklardaki halklar, halen ayaklanma eğilimi içindeydiler.[12][13]
Grek şehir devletlerinden Atina ve Eretria, MÖ 499 – 494 yılları arasındaki, sonuçta yenilgiye uğrayarak şiddetle bastırılan İyon Ayaklanması'nı askeri yönden desteklemişlerdi. Bu tarihlerde Pers hükümdarı olan I. Darius tahtı pek de meşru olmayan yoldan ele geçirmişti, dahası hükümdarlığının büyük bir bölümünde ayaklanan tebasını bastırmakla geçirdi.[12] İyon Ayaklanması da bu ayaklanmalardan biriydi. Ayaklanma, imparatorluğun bütünlüğü için bir tehdit olmuştu. Dışarıdan da desteklenmiş olması durumu ciddi hale getiriyordu, gelecekte benzer bir durumun ortaya çıkması mümkündü. Atina ve Eretria'nın, Herodot'a göre cezalandırılması[14] ya da "kendi işleriyle uğraşmaları" yönünde caydırıcı bir biçimde uyarılmaları gerekiyordu.[15] Öte yandan bu haddini bildirme, İmparatorluk'un topraklarını Avrupa içlerine doğru genişletmek için bir bahane olacaktır. Dahası, Antik Yunan dünyasının siyasi bir birliğe sahip olmaması da I. Darius'un işini kolaylaştıracak gibi görünüyordu.[16]
Bu amaçla MÖ 492 yılında General Mardonius komutasındaki donanma ve ordu Trakya üzerine bir sefere girişti. Bu seferin amacı İyon Ayaklanması sırasında kontrolden çıkan Trak kabilelerini yeniden ele geçirmek ve Makedonya Krallığı'nı bağlı bir krallık haline getirmekti. Böylece Yunanistan'ın kara yaklaşımı esas sefer için güven altına alınacaktı.[17] General Mardonius, koşullar buna elverirse Yunanistan'a girecekti. Mardonius'un seferi başarılı gelişmiştir. Trakya yeniden Pers İmparatorluğu topraklarına dahil edilirken I. Aleksandros'un Makedonya Krallığı'ı Pers Sarayı'na bağlı bir krallık haline getirildi. Ancak daha sonra, yine aynı yıl içinde uğranılan bir deniz felaketi seferin, aslında ana hedefi olan Yunanistan'a ulaşamadan sona erdirilmesini zorunlu kılmıştır.[18]
Bir sonraki yıl, MÖ 491'de Darius tüm Grek kent devletlerine elçiler göndererek, sembolik olarak boyun eğmeyi ifade eden toprak ve su istemiştir.[19] Bir önceki sene Trakya'daki güç gösterisinin de etkisinde kalarak birçok kent devleti bu isteği yerine getirmiştir. Ancak Pers elçileri Atina'da toprak vermek anlamında bir çukura atılarak, Sparta'da ise su vermek anlamında bir kuyuya atılarak idam edildiler.[19][20] Elçilere karşı bu tutum açıkça Pers İmparatorluğu'na savaş ilan etmekti.[19]
Doğrudan Yunanistan'a bir saldırı için MÖ 490 yılında General Datis ve Artaphernes komutasında güçlü bir ordu ve donanma[21] Kilikya'dan denize açılmıştır. Donanma önce Nakşa'yı düşürmüş, sonra Kiklad Adaları'nin diğer kentlerini almıştır. Daha sonra Eretria'yı kuşatan Pers Ordusu kenti düşürdü.[22] Bir sonraki hedef Atina olacaktır. Pers Ordusu, Atina'ya 40 km. mesafedeki Maraton Ovası'na çıkarma yapmıştır. Bu arada Atina Ordusu da ovanın Atina yaklaşımını tutmuştur. Maraton Muharebesi'nde yenilgiye uğrayan Pers kuvvetleri bunun üzerine Asya kıyılarına geri çekildiler.[23]
Bu yenilgi üzerine Darius yeni ve daha büyük bir ordu ve donanma hazırlamaya girişti. Ancak MÖ 486 yılında Mısır'da çıkan bir ayaklanma yüzünden Yunanistan'ın istilası belirsiz bir tarihe ertelenmiştir.[13] Fakat Darius ayaklanmanın bastırılması için yapılan hazırlıklar sırasında ölmüştür. Tahta geçen oğlu I. Serhas Mısır'daki ayaklanmayı bastırdıktan sonra Yunanistan'ın işgali hazırlıklarını devam ettirdi.[24][25] Yunanistan'ın istilası hazırlıkları uzun soluklu bir planlama ve geniş çaplı hazırlıklar gerektirmektedir.[25] İstila güzergahı üzerindeki muazzam istihkam çalışmaları da önceden planlanmıştır. Serhas, ordusunu Çanakkale Boğazı'ndan duba köprülerden karşıya geçirmeyi, donanmayı da Aynoroz Yarımadası'ı dolaştırmadan, kazdıracağı bir kanaldan geçirmeyi hesaplamıştır. Yarımadayı dolaşmaktan kaçınılmak isteniyordu çünkü bir Pers donanması General Mardinous'un seferi sırasında MÖ 492'de burada bir fırtınaya yakalanmış hemen hemen tümüyle elden çıkmıştı.[26] Her iki istihkam projesi de günümüz devletlerini bile zorlayacak projelerdir.[26] Hazırlıklar MÖ 480 yılı başlarında tamamlanmıştır. Sard'da toplanan ordu Kuzeybatı Anadolu'ya yürüdü ve Çanakkale Boğazı'nı iki duba köprü üzerinden geçti.[27]
Atina da MÖ 480'li yılların ortalarından itibaren bir Pers savaşına hazırlanmaktadır. Bu hazırlıklar içinde en önemlisi Atinalı politikacı Themistokles'in önderliğinde büyük bir donanmanın hazırlanmasına MÖ 482 yılında başlanmasıdır. Perslerle çarpışabilmek için güçlü bir donanmaya ihtiyaçları olacaktı.[28] Daha doğrusu Themistokles'in görüşü buydu ve Atinalılara bunu empoze etmek için büyük çaba harcadı. Olayların sonraki aylardaki seyri Themistokles'in bu stratejik görüşünü haklı çıkaracak ve Yunanistan'a yönelen Pers saldırısı bu donanma sayesinde def edilecektir. Sonraki birkaç onyıl içinde de bu donanma, Atinayı deniz ticaretine dayanan bir imparatorluk haline geritrecektir. Ancak Atina'nın hem denizde, hem de karada savaşacak kadar insangücü yoktur. Bu nedenle Grek kent devletleriyle ittifaklar oluşturulması bir zorunluluk olarak gerekmektedir. Bu arada I. Serhas MÖ 481 yılında Grek kent devletlerine elçiler göndererek kendi iradesine boyun eğmelerini istedi. Ancak MÖ 491'de elçileri öldürmeleri nedeniyle Atina ve Sparta'ya elçi gönderilmemiştir.[29] Böylece bu iki en güçlü kent devleti etrafında bir toparlanma başlamıştır. Korint'te MÖ 481 yılı sonbaharının sonlarına doğru toplanan bir konferansla Grek kent devletleri arasında bir ittifak şekillenmiştir.[30] Bu ittifak, destek istemek için delege gönderme ve mutabık kalınmak koşuluyla katılan kent devletlerinden savunma noktalarına birlik sevk etmek yetkilerine sahipti. Grek dünyasının siyasi olarak bölünmüş yapısı içinde bu birleşme dikkat çekicidir. Özellikle de bazı kent devletleri teknik olarak halen savaş halindeyken.[31]
Kongre, MÖ 480 yılı baharında bir kez daha toplanmıştır. Teselya heyeti, Grek kuvvetlerinin Olimpos Dağı ile Ossa Dağı arasında yer alan "Tapınak Vadisi"'ni tutmalarını önermiştir. Böylelikle Pers ordusunun, daha Teselya sınırında Yunanistan'a girmesinin önleneceğini ileri sürmüştür.[32] Bu öneri, Pers ordusunun vadiyi bir geçit olarak kullanmaktan başka yolu olmadığına inanıldığı için kabul edildi ve Vadi'ye onbin hoplitten oluşan bir kuvvet gönderildi. Spartalıların komutanı Euaenetus, Atinalıların komutanı ise Themistokles'tir.[33] Tapınak Vadisi'nde kamp kurduktan birkaç gün sonra Makedonya Kralı I. Alexander'ın habercileri kampa gelmiştir. Haberciler, Pers Ordusu'nun ve Donanması'nın büyüklüğünü anlatarak "ayaklar altında çiğnenmemelerini, oradan ayrılmalarını" tavsiye etmişlerdir.[34] Bu arada Tapınak Vadisi'nin Teselya'ya ulaşan tek yol olmadığı, Makedonya'nın tepelik bölgesinden geçen bir başka yol daha olduğu keşfedildi.[35] Bu durumda Pers ordusunun vadiyi hiç kullanmadan Sarantoporo Geçidi üzerinden yürüyebileceği, Grek kuvvetlerinin gerisine sarkarak bu orduyu imha edeceği açıktır. Bunun üzerine vadiyi tutmak için gönderilen Grek kuvvetleri geri çekilmiştir.[35] Bu durum, Greklerin kendi kentleri ve yakın civarı dışında Yunanistan'ı ne kadar az tanıdıklarını, askeri harekatlara ne denli hazırlıksız kalkıştıklarını gösteren bir örnek olarak görülebilir.
Kısa bir süre sonra I. Serhas'ın ordusuyla Çanakkale Boğazı'nı geçerek Avrupa topraklarında ilerlediği haberi alındı.[32] Bunun üzerine Themistokles daha farklı bir strateji önermiştir. Pers Ordusu'nun Güney Yunanistan'a Boeotia, Attika ve Mora Yarımadası'na yürüyebileceği tek hat, sarp dağlarla deniz arasında kalan Termopylae Geçidi gibi oldukça dar bir geçittir. Bu geçit, sayıca Pers Ordusu'ndan çok daha az da olsalar hoplitlerce kolayca savunulabilir durumdadır.[36] Aynı zamanda Pers Donanması'nın Termopylae Geçidini denizi üzerinden pas geçmesini ve geriye asker çıkarmasını önlemek için Grek İttifakı Donanması'yla Artemision Boğazını kesmek gerektiğini ileri sürdü. Bu ikili strateji kongre tarafından onaylanmıştır.[36] Ancak Mora kentleri planı tam olarak benimsemediler. Her şey bir yana bırakılarak Korint Kıstağı savunulmalıydı. Böyle olunca kıstağın kuzeyinde kalan Atina'nın tüm kadın ve çocuk nüfusu Mora Yarımadası'nın Troezen kentine ve Salamis Adası'na tahliyesine başlanmıştır.
Muharebe öncesi
Trakya'yı geçen Pers Ordusu acele etmeden Makedonya içlerinde ilerliyordu. Ağustos ayında casuslar, Ordu'nun Yunanistan anakarasına yöneldiği ve yaklaşmakta olduğu haberini iletmişlerdir. Yılın bu zamanı, Grek ittifakının de facto askeri lideri olan Sparta'da Apollon onuruna düzenlenen[38] Carneia Festivali'nin[not 1] kutlandığı günlerdir.[39] Sparta yasalarına göre Carneia sırasında herhangi bir askeri faaliyet yasaklanmıştır. Maraton Muharebesi'ne de bu yüzden katılamamışlar, muharebe alanına her şey olup bittikten sonra intikal edebilmişlerdi.[40] Aynı zamanda Olimpik Oyunlar vardı ve dolayısıyla bu dönem, bir barış dönemi olmalıydı. Savaşa girmek bu yüzden Sparta Ordusu için kutsal değerlere iki kat saygısızlık olacaktır.[41] Bu durumda efor'lar iki eş kraldan biri olan I. Leonidas'ı Pers Ordusu'nun ilerlemesini Termopylae Geçidi'nde durdurmak için göndermeye karar verdiler. Bu hareket tarzında amaç, diğer Grek kent devletlerinin Kral Leonidas'ın Termopylae'ye yürüdüğünü görerek, Perslere boyun eğmek yerinde savaşa katılmalarını sağlamaktı. Esasen Carneia Festivali sona erdiğinde, Sparta'da bir garnizon bırakarak tüm kuvvetleriyle birlikte Termopylae'ye hareket edilecekti. Bu arada Leonidas kuvvetleri Pers ilerlemesini geciktirecekti.[39] Kral Leonidas, beraberinde götürmesine izin verilen 300 kraliyet muhafızı, bin kadar Fokidalı ve aralarında helotların[not 2] da olduğu bir birlik teşkil etmiştir.[41] Leonidas'ın planı, Termopylae üzerine yürürken geçtiği yerlerden de olabildiğince asker alarak ilerlemek ve esas Sparta Ordusu gelene kadar geçidi tutmaktı.
Herodot'un aktardığı şekliyle Termopylae söylencesi, Spartalılar'ın bir önceki yıl Delfi kahinlerine danışmalarıyla başlar. Kahinlerin onlara söyledikleri kısaca ya kentlerinin Persler tarafından yağmalanacağı ya da bir kralın kaybına yas tutacakları şeklindedir.[42] Herodot, Kral Leonidas'ın elindeki kuvvetlerin bir zafer kazanmak için yeterli olmadığını bildiğinden kehanete inandığını, böylece kendi ölümünü kaçınılmaz gördüğünü ve Sparta uğruna bilerek ölüme gittiğini anlatmaktadır.[43]
Kabaca Doris'in kuzeybatı köşesi
Termopylae yolunda Leonidas kuvvetleri, geçtikleri yerleşimlerden katılan askerlerle 7 binden fazla bir kuvvet haline gelmiştir. Leonidas, Termopylae Geçidi'nin en dar olan orta kesimini kamp ve savunma hattı olarak seçti. Burada kısa süre önce Fokidalılar bir savunma duvarı yapmıştı.[44] Bölge hakkında bilgi edinen Leonidas, Termopylae'nin dışından ve etrafından dolaşarak gerisine çıkan bir dağ patikası olduğunu öğrenmiştir. Bunun üzerine bin Fokidalı askeri bu geçidi tutmaları için gönderdi.[45]
Ağustos ayı ortalarında Pers Ordusu'nun, Malian Körfezi'nin karşı tarafında Termopylae yönünde ilerlemekte olduğu görülmeye başlanmıştır.[46] Pers kuvvetlerinin yaklaşması üzerine bir savaş konseyi toplanmıştır.[47] Bazı Moralılar Korint Kıstağı'na çekilerek orada savunma yapmayı, Pers Ordusu'nun Mora'ya girmesini engellemeyi önerdiler.[47] Yakın kent devletleri olan Fokida ve Lokris askerleri ise bu görüşe içerleyerek Termopylae'de savunma yapılmasını ve daha fazla kuvvet için kent devletlerine adam gönderilmesini önermiştir. Kral Leonidas gerginliği yatıştırdı ve Termopylae'de savunma yapılması konusunda herkesi ikna etti.[47]
Bu arada Serhas, Leonidas'a elçiler göndererek barış önerdi. Grekler özgür kalacak ve Perslerin dostu sayılacaktı. Dahası, şu an sahip olduklarından daha geniş topraklara yerleşebileceklerdi.[48] Serhas'a boyun eğmeyen kent devletlerinin topraklarından bir kısmı kendilerine verilebilirdi.[38] Leonidas bu koşulları geri çevirmiştir. Pers elçileri silahlarını bırakmalarını isteyince de ünlü sözünü söylemişti, "gelin, alın" Daha ünlü bir karşılık generallerinden birinden geldi. Leonidas elçilerin isteklerini geri çevirdiğinde elçi, Pers Ordusu'nun gücünü ifade etmek amacıyla Pers oklarının güneşi örttüğünü söylemiştir. Generalin karşılığı "O takdirde gölgede dövüşeceğiz demektir" olmuştur.[49][50] Pers elçilerinin elleri boş dönmesiyle artık savaş kaçınılmaz olmuştur. Ancak I. Serhas, Grek kuvvetlerinin çözülmesi olasılığını dikkate alarak saldırmak için dört gün bekledi.[51] Bu beklemeyle hem Donanma'nın Eğriboz Boğazı'na girmesi, hem de karşısındaki kuvvetlerin durumu hakkında daha ayrıntılı bilgi sağlamak için zaman kazanmıştır.[38] Bu ex-ante doğru bir taktikti, çünkü anlaşıldığı kadarıyla Leonidas'ın müdahalesi olmasaydı Grek kuvvetleri Korint Kıstağı gerisine çekilme kararı alacaklardı.
vikipedi