Terminall

Konu sahibi son olarak 4609 gün önce görüldü
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Durup baktım etrafıma. Bu yol nereye gider, bu yolcular nereye gider? Bu yol ve yolcular nereye kadar gider ? Biraz durgun, biraz yorgun ama hiç argın olmayarak seyre dalmışızdır giden yolcu peronunda. Biz yalnızız zannetsek de bizi uğurlayan birileri vardır muhakkak karşılayan birileri olduğu gibi. Bazıları kimi gönderdiğini bilmez, bazıları kimi taşıdığını bilmez ama hepsinin tek ideali gitmek istemediğimiz yere bizi bir an önce götürmek. Gitmek istemediğimiz için mi ayaklarımız bizi geri geri çekiyor yoksa hazır olmadığımız için mi ayaklarımızı ileri atamıyoruz. Niye yolcu edenlerin gözleri buğulu ki, gitmek istediğimiz yer bizi bekleyen yer değil midir? Daha doğrusu asli görevimiz oraya gitmek değil midir ? Aklımıza ve kalbimize birçok şeyi yerleştiriyoruz, hepsini taşımaktan hiç vazgeçmiyoruz, tâ ki mecbur kalıp bir gün her şeyi bırakarak yalnızca bu yolculuğa çıkana kadar.

Gitmek için gelmiş olmak da lazım, gidebilmek için gitmeye hazır olmak gibi. Peki hazır mı geldik yoksa hazırlanmak için mi geldik? Gelişimiz sevdiklerimizi mutlu ederken biz farkında değilizdir tıpkı gidişimizin sevdiklerimizi ve sevenlerimizi üzüp de bizim farkında olmadığımız gibi. Hep derler ya farkında olarak yaşayalım diye sanki gidişimizin ve gidişatımızın farkında oluyoruz.

Hepimizi bir yare visal etmeye hazırlanan şu hayat içerisinde sığınacak bir yer bulmak için gitmeye mi çalışıyoruz acaba? Geride bıraktığımız yer asıl kalbimizin sükunet bulacağı yer mi, yoksa asıl sükunet, gittiğimiz yerde bize hiçbir şeyimiz olmadan her şeyi sunacak yer midir? Şüphesiz alacağız yalnızlıklarımızı koynumuza; kimseye saygı duymadan, bize duyulan saygılardan habersiz çıkacağız yolculuğumuza. Serkeş hayatın bize sunduklarının hepsini gönlümüzün dumanlarıyla yok ederken kutlayacağız asıl varlığımıza kavuşuşumuzu.
Gözlerimizdeki yârin siluetleri içinden akıp giden her demin acısını sonuna kadar içimize çekerken merhaba diyeceğiz sağımız ve solumuzda bizimle bu yolculuğu bekleyenlere.
Bekleyenler, gönderenler ve yollar anlamazlar yolcunun sinesini yakan yarin nazarından ayrılan göz bebeklerin ne istediğini.

Yollar vardır gayet sade ve elemli. Yollar vardır belirsiz ve şehvetli. Yolların nereye gittiği kadar, yolcuların o yollarda gitmesi kadar bu yolların menzili de muhakkak önemlidir. Yolcular vardır mecnun ve sadakatli, yolcular vardır Şems’li ve Mevlanalı, yol(cu)lar vardır sebepsiz ve menzilsiz. Yollar önümüze serilmiş ama tek seçeneğimiz olan yolu seçmek bize kalmış. Seçme şansı olmayan güllerin dolaştığı eller gibi seçmeye çalışırız dikenli güllerle bezeli çileli yolları. Yolumuzun doğruluğunu yolculuğa karar verince mi yoksa menzile varınca mı anlayacağız?

Bir çoğumuzun muhakkak azığı kendi gücüyle taşımayacağı kadar ağırdır. Gittiğimiz yerde işimize yarayacağını düşündüğümüz kadar eşyayı taşıyamasak bile yanımıza alırız. Ama götürebildiğimiz tek şey bizim için bakan bir çift gözün ılık damlalarıdır. Ve tâ en derinlerden sonra onun ılıklılığıyla başlarız seferimize. Yanımıza çok azık almaktansa yalnızlığımızı yudumlayacak bir çift söz yeter. Sizi bu yolda yalnız bırakmayacak ne kadar sözünüz var ?
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri