TERAZİ VE VENÜS’ÜN MİTOLOJİSİ
Kadife gibi mavi gökyüzünde parlayan terazi sembolü ile Terazi burcu insan yapımı tek nesneyle sembolize edilen burçtur. Bu kadar zarif ve diplomatik bir gezegen olan Venüs tarafından yönetilen bir burcun neden böyle mekanik bir aletle temsil edildiğini merak ediyor olabilirsiniz. Bu terazi sonbahar ekinoksunun gücünün dengesini tasvir edebilen bir imgedir. Gece ve gündüz tam olarak eşittir. Doğum haritasında yedinci evle temsil edilen Terazi burcunun terazisi tüm ilişkilerindeki duyarlılığının mükemmel bir temsilidir. Bu mekanik alet çok hassastır. Terazi de sakin zeki ve estetiktir. Boğa kadar erotik olmasa ve Balık burcu kadar duygusal olmasa da Terazi güzelliğin klasik idealizmi ile ilgilenir. Teraziler iç dünyamn maneviyatı ile dış dünyanın ma-teryalistliğinin mükemmel bir dengesini oluşturur. Sosyal olan Teraziler hareketlerinin sonuçlarına önem verir çünkü yedinci eve gelindiğinde insan artık kendini aşmıştır ve özel olan diğer kişilerin ihtiyaçlarının ve arzularının farkına varmıştır. Başkalarında kendimizi çok daha iyi görebiliriz ve buna göre Terazi insanların birbirleriyle olan bağlantılarını netleştirmektedir. Terazi için her türlü bağlı ilişkiler önemlidir.
Terazi burcunun sembolü olan terazi Mısırlılar için kutsal bir anlam taşırdı. Biliyoruz ki Mısırlıların inanışlarına göre biri öldüğünde kanun tanrıçası Maat ölen kişinin ruhunu terazinin bir tarafına ve bedenini de bir tarafa koyardı. Eğer ruh teraziyi biraz bile havaya kaldırsa yaşam sonrasına gitmeye hazır olmadığını varsayardı. Böyle bir ruhun başka bir bedende tekrar dünyaya gelmesi gerekirdi ve yeni bedeninde artık ruhunun ağırlıklarından kurtulup yaşam sonrasına geri gidebilirdi.
Mısırlılar Terazi burcunun bir takımyıldızı olduğunu keşfeden ilk medeniyettir. Zodyak belirlenirken Babiller Terazi’yi bilmiyorlardı çünkü onların burçlar kuşağında sadece on bir burç vardı. O yıllarda Terazi Akrep’in bir parçasıydı. Yunanlılar adalet tanrıçası Aestraea tarafından tutulan teraziyi aynı takımyıldızı içinde görüyorlardı ama Astraea Başak burcunu temsil ediyordu. Mısırlılar Terazi takımyıldızının baharda akşam gökyüzünde ufuktan yükselen çok güzel bir yıldız grubu olarak gördüler. O yüzden Terazi’ye yeni yıl bebeği olarak Kutsal bebek ya da Chonsu adının verdiler. (Mısırlılar için yeni yıl 1 Ocak değildir.) Koç’un bölümünde tartıştığımız gibi bahar Koç ile başlar çünkü Koç şafak vakti ufuktan doğar. Terazi alfa burç geriye gidildiğinde Koç’un zıt burcu olarak her akşam tam on iki saat sonra günbatımında ufuktan yükselir.
Eskiden güzel sanatlarda Terazi’nin yöneticisi Venüs toprak ana olarak sembolize edilirdi. Doğurganlığın simgesiydi. Hangimiz tarih öğretmenlerimizin bize öğrettiği Willendorf’un Venüs’ünü unutabilir ki? Bu Venüs en eski Venüs figürüdür tahminen M.Ö. 30.000 ile 25.000 tarihleri arasında Avusturya’nın bir köyü olan VVillendorf mağarasında keşfedilmiştir.
TANRIÇA OLARAK VENÜS
Yunanlı yazar Hesiod (M.Ö. 800 civarı) Theogony adlı çalışmasında Venüs’ün görüntüsünün aşk ve güzellik olduğunu vurgular. Güzel bir Rönesans dönemi ressamlarmdan Botticelli’nin Venüs’ün Doğuşu adlı eseri aşk ve güzelliğin ünlü tanrıçasının görünümünü modern bir biçimde yansıtmıştır. Venüs yüzyıllar boyu ressamların şairlerin ve müzisyenlerin ilgisini çekmiştir. Bunun nedeni büyük ihtimalle aşk ve cinselliğin insanoğlunun en derin ihtiyacı olmasından kaynaklanıyordur.
Hesoid Theogony’ye dünyadaki karmaşanın bir tanımını yaparak başlar. Bu hikaye on iki Titanların doğumlarım kronolojik bir sıraya koyar. Titanların ebeveynleri Uranüs (gök) ve Gaia’dır (toprak). Bu mitolojik çift tüm yaşamı meydana getirmişlerdir. Uranüs zalim bir insan ve kötü bir babadır (tüm döllerini Gaia’nm içinde saklama alışkanlığı vardır) Gaia çocuklarından babalarını bu huyundan vazgeçirmelerini ister. En genç oğlu Satürn (Cronus) annesinin sözünü dinler ve babasını bir orak ile katleder. Başarıya ulaşmak için de babasının üreme organlarını okyanus dahil denize ve gökyüzüne fırlatır.
Yaratım sudan başladığı zaman denizin beyaz köpükleri arasından Venüs bu tohumlardan doğar. Bir istiridyenin içinde büyümüştür. Yunanistan’da ad Afrodit olarak geçer ve söylentiye göre denizden ışıl ışıl görüntüsüyle çıktığı zaman ayaklarının altında yeşil çimenler biterdi. Venüs’ün üç hizmetkarı vardır. Eros (aşk) Himeros (özlem) ve Pathos (pişmanlık). Giydirilip kuşatılan ve şımartılan Venüs Olimpos Dağı’na kadar götürüldü ve diğer ilahi varlıklara katıldı.
VULKAN VENÜS VE MARS
Bir diğer mitoloji de Venüs’ün kocası Vulkan ile olan ilişkilerinden söz etmektedir. Vulkan iyi biriydi ama madenleri yöneten ve çekiciliği olmayan bir zanaatkardı. İşiyle çok ilgili olan Vulkan karısını ihmal ederdi. Venüs çok güzeldi ama yine de bu güzelliğinin tasdik görmesini istiyordu ama Vulkan o kadar meşguldü ki Venüs ihtiyaç duyduğu ilgiyi göremiyordu. Venüs kendim çok ihmal edilmiş hissetti ama bu çok uzun sürmedi.
Kibar ve yeniliklere açık olan Venüs atılgan bir savaşçı ve maço olan Mars’tan etkilenmeye başladı. Zıtların çekimi burada da kendini gösterdi. Vulkan karısının Mars’a aşık olduğundan şüpheleniyordu. Onları birlikte yakalamak için bir tuzak hazırladı. Önce Vulkan Venüs’e birkaç gün evde olmayacağını söyledi. Evden gittiği anda sevgilisini çağıracağını düşünüyordu.
Sevgilileri birlikte yakalamak için altından bir kelepçe hazırladı. Daha sonra bu kelepçeler her zaman yataklarının yanında gizli bir yerde saklı duracaktı ve sevgililer birlikteyken onları yakalayabilecekti.
Venüs kocasının gittiğinden emin olduktan sonra Mars’ı evine çağırdı. Onlar sevişmeden önce Vulkan çıkageldi ve çıplak sevgilileri kelepçeledi. Altın ağm içine hapsolduklarında bile sevişmeye devam ediyorlardı. Daha sonra Vulkan Olimpos’taki tüm tanrı ve tanrıçaları bu rezaleti görmeleri için davet etti. Venüs’ün tarafını tutan tanrıçalar bu daveti reddettiler ama tanrıların hemen hepsi seyretmek için geldiler. Ama tanrıların katılımı Vulkan’ın istediği etkiyi yaratmadı. Merkür Mars’a (Apollo) seve seve onunla yer değiştirebileceğini söyledi çünkü Venüs’le aşk yapmak onun için çok güzel olurdu. Neptün ise Vulkan’dan bu rezalete bir son vermesini ve aşıkları hemen serbest bırakmasını emretti ve böylece serbest kaldılar.
Günümüz astrologları doğum haritasında sevgi dolu ve yenilikçi Venüs seksi Mars ile belirli bir açıya geldiklerinde cinselliğin ön plana çıktığını belirtiyorlar. Bu iki kozmik aşıklar kesinlikle aşkı alevlendiriyorlar ve bir çekim alanı yaratıyorlar. Terazi’nin bölümünde de söylediğim gibi Venüs ve Mars tek başlarına bir ilişkiyi sürdüremezler zaten bu onların işi de değildir. Bunun için diğer gezegenlerin de yardımları gereklidir. Bu arada ilk aşık olduğumuzu hissettiğimizde genellikle bu Venüs ve Mars’a bağlıdır. Venüs sadece aşk kapasitesini yönlendirmez aynı zamanda gezegenler doğru açılara geldiklerinde kendine değer vermeyi de yönlendirir. Hedonistçi olan Venüs geleceği fazla düşünmez çünkü Venüs sadece güzel vakit geçirmek ister. Eğer Venüs var olmasaydı aşk ilişkileri ya da tutkular olmayacakta. Belki de bebekler bile olmayacaktı. Venüs her birimizin kendimizi sevmesini de sağlar bazı uzmanlara göre ilişkilerin devam etmesi için bu şarttır.
Plato aşk ve arkadaşlık ilişkilerini ayırt eden ilk filozoflardan biriydi. Aile dışındaki insanların iki türlü sevgi ihtiyaçları olabilirdi. Platon Sempozyum’unda Homer ve Hesiod gibi Venüs’ten söz etmiştir. Bu tanrıçanın iki türlü sevgide kişiselleştirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Cinsel (romantik) ve cinsel olmayan (platonik) sevgi. Platon’un bakış açısına göre İkincisi daha önemliydi. Plato aym zamanda kadın ve erkek arasında manevi bir arkadaşlık ilişkisinin olamayacağını çünkü her zaman cinsel bir çekim olabileceğini söylemişti. Bu durumda “sadece arkadaşız” söylemlerinin doğru olamayacağım savunuyordu. Bu durumda platonik aşk sadece erkekler arasmda olabilirdi. Aslında Platon’a göre homoseksüellik aşkın en yüksek düzeyiydi çünkü cinselliğe dayalı bir sevgi değildi. Özellikle erkekler arasındaki cinsel ilişkinin isteğe bağlı olacağını ama erkek ve kadm arasındaki ilişkinin kesinlikle cinsellikle sonuçlanacağım düşünüyordu. Elbette bu çok tartışmaya açık bir konudur ve bu klasik sorular evrene pek uygun değildir ama düşünülmesi bile ilginçtir.
Vulkan’ın aşk kelepçeleri mitolojisinde de gördüğümüz gibi Venüs mükemmel değildi. Evliydi ama Mars ile bir ilişkiye girmişti. Venüs aynı zamanda kendine güvensiz kıskanç ve kinciydi. Paris’in Yargısı hikayesinde Venüs’ün karakterinin iki yanım da göreceğiz. Birincisi Afrodit’in tanımıdır ve Afrodit’in kendine olan güvensizliklerini gösterir. Diğeri ise Psyche’nin tanımıdır ve pozitif yönünü gösterir evliliğe önem verir ve eşitliğe inanır. Paris’in Yargısı’mn birçok versiyonu vardır ama genel olarak hepsi aynı konuyu özetler.
PARİS’İN YARGISI
Paris’in Yargısı Venüs ile Terazi’nin psikolojik durumunu anlatan en önemli mitolojilerden bir tanesidir. Hikayede Thetis ve Peleus’un düğün töreni için hemen hemen tüm tanrı ve tanrıçalar davet edildi. Uyuşmazlıklar tanrıçası Eris davet edilmemişti çok sinirlendi ve düğün yerine üzerine ADALETE yazan altın bir elma fırlattı. Hera Athena ve Afrodit elma için mücadele ettiler. Çok sinirlenen Zeus Hermes’i (Merkür) üç tanrıçaya eşlik etmesi için görevlendirdi. Artık bölücü tartışmalarını başka bir yerde yapmalarını istedi ve böylece bu üçlü Troy’a gittiler. Çok yakışıklı bir ölümlü Truvalı prens olan Paris hangi tanrıçanın en adaletli olduğunu tespit etmesi için görevlendirildi ve altın elmayı hangisinin alacağına karar verecekti.
Hera Zeus’un karısıydı ve evlilik ile bebek doğumunu yönetiyordu. Hera Paris’e dünyayı vaat etmişti. Athena irfanın uygulamalı sanat dallarının ve savaşın bakire tanrıçasıydı. Athena diğer mitolojilerde Terazi’nin adalet arayışının nedeni olarak belirtilir. Aynı zamanda Terazi’nin soğukkanlı ve zeki davranışlarının neticesi de Athena olarak gösterilir. Athena Paris’e güç vaat etti. Eğer Paris kendisini seçecek olursa zafer kazanacağını söyledi. Afrodit (Helena) aşk tanrısıydı ve Paris’e dünyanın en güzel kadınına sahip olacağını vaat etti. Paris hiç tereddüt etmedi. Kararı belliydi. Kariyer ve güç yerine güzelliği tercih etti. Ödülü ise nefes kesen Helen oldu ama ne yazık ki Helen zaten Sparta kralı Menelaus ile evliydi. Paris’in Helen konusundaki ısrarı Truva savaşım başlatmıştı.
EROS VE PSYCHE
Eros ve Psyche’nin mitolojisinde Afrodit’in kendisinden daha güzel bir kadının varlığını öğrendiğini öğreniyoruz. Bu kadın Pysche idi. Afrodit çok kıskanmıştı ve kendi yerini korumak istiyordu. Sadece güzelliğini değil pratik yönünü de korumak istiyordu. Güzellik uğruna yapılan rekabet hayranlarının azalmasına neden oluyordu. Afrodit yardım için oğullarından biri olan Eros’u çağırdı (Cupid olarak bilinen Eros ölümlülere ok atarak aşık olmalarını sağlıyorlardı). Afrodit Eros’a Psyche’i öldürmesini emretti.
Eros Psyche’i bulmaya koyuldu ve onu yakalayarak gözlerinin bağlayıp bir kayaya bağladı. Annesinin talimatlarındaki gibi tam onu öldürecekken kazara sihirli oku kendisine saplanınca bu periye aşık oldu. Onu çözdü onunla evlendi ve gizlice kalesine götürüp orada yaşadılar.
Onun güvenliğinden endişe eden Eros Pysche’nin kendisini tanımaması için onu her yere gözü bağlı olarak götürüyordu. Onun aşk tanrısı Cupid olduğunu öğrenmesini istemiyordu. Psyche’nin kız kardeşleri ona kocasının kimliğini öğrenmesi için baskı yapıyorlardı kimbilir belki de kocası bir canavardı çünkü yüzünü saklamasının başka bir açıklaması yoktu. Psyche sonunda gözündeki bağlar olmadan Eros ile yüzleşti. Karısının ihanetinden afallayan Eros camdan dışarı uçup gitti ve böylece aşkları bitti. Psyche kocasının kaybolmasından dolayı çok azap çekti ve Afrodit’e ona kocasını geri yollaması için yalvardı. Afrodit Psyche’ye merhamet gösterdi ama Eros’u geri getirmek için Psyche’ye koşul olarak yapılması neredeyse imkansız görevler verdi. Afrodit Pysche’nin bu görevlerin tamamını yapamayacağından emindi. Ancak Pysche Hayvan krallığının yardımlarıyla görevleri harfiyen yerine getirdi (Sindirella gibi). Afrodit’in Eros’u geri getirmekten başka seçeneği kalmamıştı.
Her birimiz aşık olduğumuzda Eros ve Psyche’nin mitolojisini yeniden sahneye koyarız. Pysche gibi yeni bir aşk ile karşılaştığımızda gözümüz kör olur ve sevgilimizin kusurlarmı görmeyiz ama eninde sonunda gerçek gün ışığı gibi ortaya çıkar. Hayal kırıklığımızın dereceleri her zaman neticeleri belirler ve kalmak ile gitmek arasındaki seçimimizde etkili rol oynar (kimse aşkın kolay olduğunu söyleyemez).
TERAZİ VE BOĞAYI YÖNETEN VENÜS
Önceden de söylediğimiz gibi Venüs sadece Terazi ve Boğa’yı yönetmez. Venüs’ün özelliklerini Terazi’ye ve Boğa’ya farklı biçimde yansıtması büyüleyicidir. Sabit bir toprak burcu olan Boğa’da Venüs’ün hükmedici yanını görüyoruz. Boğalar görmedikleri dokunmadıkları tatmadıkları duymadıkları ya da koklamadıkları hiçbir şeye güvenmezler çünkü pratik burçturlar: Boğalar daha fazla bilgi edinmek için duyularını kullanırlar ve rahatlık ve haz onları motive eder. O yüzden biri ya da bir şey onlara güzel görünürse o zaman onun peşinden giderler.
Bunun tersine Venüs’ün Terazi’nin üstündeki etkileri daha hassas manevi ve entelektüeldir. Terazi için güzel ve itinalı görünmek çok önemlidir. Davranış biçimleri de çok önemlidir özellikle aşk konusundaki davranış biçimlerine çok önem verir. Terazilerin yaşadıkları ilişkilerin yarısı beyinleriyle yönetilir. Terazilerin aşk ve güzellik idealleri çok yüksektir çoğu zaman bu sınıra ulaşmak zor olabilir. Terazi için Venüs muhteşem bir film yıldızı dergi kapaklarım süsleyen bir modeldir. Buna rağmen Terazi tam bir evlilik burcudur sevdikleri kişiyle evlendikleri gün onların en mutlu günleridir.