Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.
Not: This feature may not be available in some browsers.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Genel Bilgiler » Mikrobiyoloji laboratuvarı sadece mikrobiyolojik analizlerin yapıldığı bir yerdir. Bu laboratuvarda hangi dal olursa olsun başta patojenler de dâhil olmak üzere istenmeyen mikroorganizmaların analizi yapılır.
Sterilizasyon » Sterilizasyon basit olarak bir materyaldeki her türlü mikroorganizmanın uzaklaştırılması
materyalin tümüyle mikroorganizmalardan ari hale getirilmesi olarak tanımlanabilir. Materyalin özelliğine göre farklı yöntemlerle yapılan sterilizasyonda amaç mutlak olarak mevcut mikroorganizmaları öldürmek değildir. Filtrasyon uygulamalarında olduğu gibi mikroorganizmaları fiziksel olarak ayırma ile de sterilizasyon yapılabilir.
kültür besiyeri) mikroorganizmaların geliştirilmesi için formülize edilmiş ortamlardır. Bunlar
mikroorganizmaların geliştirilmesi
izolasyon
identifikasyon
sayım
duyarlılık testleri
sterilite testleri
klinik örneklerin incelenmesi
gıda
su ve çevre kontrolleri
biyolojik ürünlerin elde edilmesi
antibiyotik ve vitamin analizleri
endüstriyel analizler vb. gibi çok farklı amaçlara yönelik olabilir.
Besiyerleri çok farklı şekillerde hazırlanabilir ve kullanılabilir. Örneğin
süt bir "genel besiyeri" olup
mikroorganizmaların gelişmeleri için gerekli bütün besin maddelerini ve bunların kullanılabilmesi için yeterli suyu içerir. Üzüm suyunda da gelişme için gereken besin maddeleri ve su bulunmasına karşın
yüksek asitliği nedeni ile sadece bu asitlikte gelişebilecek olan mikroorganizmaların (bazı bakteriler ve özellikle mayaların) gelişimine uygundur.
Besiyerleri farklı mantıklar altında gruplandırılabilir. Örneğin
besiyerleri fiziksel özelliklerine göre sıvı ve katı olmak üzere 2 gruba ayrılırken bir başka bakış açısı ile orijinlerine göre bitkisel
hayvansal
sentetik
türev
karışık vb şekillerde sınıflandırılabilirler. Besiyerlerinin kullanım amacına (=fonksiyonlarına) göre sınıflandırılması ise bir anlamda besiyerlerinin formülasyonları ile doğrudan ilgilidir ve sınıflandırmada en çok kullanılan şekildir.
Besiyerlerinin kullanım amaçlarına göre sınıflandırılmalarında da farklı yaklaşımlar vardır. Bir kısım araştırıcıya/kullanıcıya göre belirli bir grupta yer alan bir besiyeri bir diğer kısmına göre ise başka bir grupta sınıflandırılmaktadır. Aşağıda
besiyerleri kullanım amacına göre en çok kabul gören sınıflandırma şekli ile gruplandırılmıştır. Bu sınıflama şeklinde besiyerleri öncelikle "genel besiyerleri" ve "özel besiyerleri" olarak 2 gruba ayrılmakta
özel besiyerleri ise kendi içinde alt gruplara ayrılmaktadır.
1. Genel Besiyerleri
Herhangi bir inhibitör madde içermeyen
besin maddelerince yeterli veya zengin
herhangi bir mikroorganizma grubunun gelişmesini özel olarak desteklemeyen
bazı zor gelişen (fastidious) mikroorganizmaların da dahil olduğu çok sayıda bakterinin gelişmesini sağlayan besiyerleridir.
Genel besiyerleri başlıca
çeşitli örneklerdeki toplam mezofil aerob bakteri sayımı
toplam psikrofil aerob bakteri sayımı
bozulma/hastalık etmeninin ön izolasyonu amaçları ile kullanılır.
- Başta gıda maddeleri olmak üzere pek çok örnekte "toplam mezofil aerob bakteri sayısı" ile "toplam psikrofil aerob bakteri sayısı" tayinleri önemli kalite kriterleridir. Toplam mezofil aerob bakteri sayısından kasıt 37 oC'da gelişebilen aerob bakterilerin sayısıdır. Kuşkusuz 37 oC'da gelişebilen aerob bakterilerin tümü bu tip besiyerlerinde gelişemez. Ancak pratik uygulamada genel besiyerlerinde gelişebilenler dikkate alınır.
- Nedeni hakkında bir ön fikir edinilemeyen bozulma/hastalık etmeninin izolasyonu için yine genel besiyeri kullanılır. Burada amaç
"bozulma/hastalık etmeninin her ne olursa olsun öncelikle izole edilmesidir" ve genel bir besiyeri kullanmak bir anlamda zorunludur. Bozulma/hastalık etmeninin zor gelişen bir mikroorganizma olabileceği varsayımı ile bu tip izolasyonlarda zor gelişen mikroorganizmaların da gelişebileceği besiyerleri kullanmak daha doğru olur.
Tüm bakterilerin geliştirilebileceği nitelikte bir genel besiyeri yoktur. Genel besiyerleri
zor gelişen bakterilerin sadece bir bölümünün gelişmesini sağlayabilir. İnkübasyon koşullarının değiştirilmesi ile psikrofillerin
mikroaerofillerin
aerotolerantların ve özel inkübasyon koşullarının sağlanması ile kısmen anaerobların geliştirilmesinde kullanılır.
2. Özel Besiyerleri
Bir tarife göre genel besiyerleri dışında kalan tüm besiyerleri "özel besiyerleri" grubuna girer.
2.1. Selektif Besiyerleri
Selektif besiyerleri
karışık bir mikrobiyel floradan gelişmesi istenmeyenleri baskılamak ve inhibe etmek
ancak gelişmesi istenenler için herhangi bir olumsuz etki yapmamak üzere formülüze edilirler. Bu amaçla çeşitli inhibitör maddeler kullanılır.
İnhibitör maddelerin konsantrasyonu ile inhibe edilmesi hedeflenen mikroorganizma(lar)ın cins ve türlerine göre değişmek üzere
selektif besiyerleri istenmeyen mikroorganizmalar için zayıf
orta veya yüksek selektivite gösterirler.
Selektif besiyerleri
belirli bir grup hatta yüksek selektivite gösterenlerde tek bir cins/tür mikroorganizmanın gelişmesine izin vereceğinden bu besiyerleri selektif izolasyon
selektif sayım ve hatta ön identifikasyon amaçları ile kullanılır.
Bir besiyerine selektivite kazandırılması her zaman inhibitör madde ilavesi ile yapılmaz. Geliştirilmesi istenilen mikroorganizmanın kullanabileceği
ancak refakatçi mikroflora tarafından kullanılamayan besin maddeleri besiyerine karbon ve azot kaynağı olarak verilerek selektivite sağlanabilir. Örneğin GSP Agar (Merck) besiyerinde glutamat ve nişastadan başka besin maddeleri yoktur. Nişasta ve glutamat Pseudomonas ve Aeromonas türleri tarafından besin maddesi olarak kullanılırken gıda maddeleri
atık sular ve gıda endüstrisi ekipmanında bu bakteriler ile birlikte bulunan bakteriler (=refakatçi mikroflora) bu maddeleri metabolize edemez ve dolayısıyla gelişemez ya da bu maddeleri çok kısıtlı olarak kullanabilenler ihmal edilebilecek kadar küçük koloni oluştururlar.
2.2. Diferansiyel Besiyerleri
Selektif besiyeri hazırlamak ve kullanmak; inhibitörlerin gelişmesi istenen mikroorganizmaya az da olsa bir miktar zarar verebilmesi
inhibitör kullanımı ile istenmeyen mikroorganizmaların inhibisyonun her zaman mümkün olmaması
bazı inhibitörlerin insan sağlığı için de zararlı olması vb nedenlerle her zaman istenilen sonucu vermemektedir. Mikrobiyolojide besiyeri olarak selektif ortamlar yerine diferansiyel besiyerlerinin hazırlanması ve kullanılması ile çoğu kez tatmin edici sonuçlar alınmaktadır.
Diferansiyel besiyerlerinde gelişmesi istenen mikroorganizma yanında diğer mikroorganizmalar da gelişebilir
ancak başta koloni morfolojisi olmak üzere çeşitli farklılıklar ile hedef mikroorganizma diğerlerinden ayrılır.
Bu tarif altında diferansiyel besiyerleri zayıf ve orta güçte selektivite gösteren selektif besiyerlerinin modifikasyonu olarak nitelendirilebilir.
Ayırt edici (fark ettirici) koloni özelliği
çeşitli pH indikatörleri
boya maddeleri
indirgeyiciler
diğer indikatörler vb maddelerin besiyerine ilavesi ile yapılır. En basit olarak besiyeri bünyesine
ancak ortamda bulunan diğer bakterilerin yararlanamayacağı bir karbohidrat ilave edilir ve mikroorganizmanın bu karbohidratı kullandığı çeşitli indikatörlerle belirlenir. Örneğin koliform grup bakteriler için laktozdan gaz oluşturulması tipik bir ayırt edici özelliktir ve gaz oluşumu durham tüpleri kullanılarak belirlenir. Pek çok mikroorganizma belirli bir karbohidratı kullanırken asit oluşturur ve bu asitlik pH indikatörü ile rahatlıkla belirlenebilir. Tersine olarak gelişmesi istenen mikroorganizma besiyerine katılan bir maddeden alkali ürünler oluşturabilir. Bu durum yine pH indikatörleri ile belirlenebilir. Ya da mikroorganizmanın jelatinaz
lipaz
lesitinaz vb enzim aktiviteleri besiyerinde oluşan çeşitli berrak zonlar ile belirlenebilir.
Diferansiyel besiyerinde gelişen mikroorganizmaların ayrımı koloni morfolojisi
enzimatik aktivitelerin belirlenmesi
gaz oluşumunun izlenmesi vb çıplak gözle yapılabileceği gibi bunlara ilave olarak fluoresansa dayalı olarak da yapılabilmektedir. MUG ilave edilmiş besiyerleri E. coli için yaygın bir şekilde kullanılırken
setrimid (=cetrimide) katılmış besiyerlerinde Pseudomonas aeruginosa yine UV ile ayırt edilmektedir.
Diferansiyel besiyerleri sadece selektif besiyerlerinin bir modifikasyonu değildir. Çeşitli genel besiyerlerine ilave edilen özel bazı katkılar bu besiyerlerine diferansiyel bir nitelik kazandırabilir. Hemoliz reaksiyonları için kullanılan kanlı agar besiyeri buna en tipik örnektir. CASO Agar (Merck) besiyerine MUG ilave edilerek yapılan besiyerinde toplam mezofil aerob bakteri sayımı yanında E. coli sayımı da fluoresans ile yapılabilmektedir.
Diferansiyel besiyerleri
amaca göre selektif izolasyon
selektif sayım ve ön identifikasyon amaçları ile kullanılmaktadır.
2.3. Zenginleştirme Besiyerleri
Karışık bir mikroflora içinde hedeflenen bir mikroorganizmayı geliştirmek
sayısını artırmak vb amaçlarla kullanılan zenginleştirme besiyerleri
önzenginleştirme besiyerleri ve selektif zenginleştirme besiyerleri olarak 2 alt gruba ayrılırlar.
Önzenginleştirme besiyerleri genel olarak hasar görmüş (= injured = yaralanmış) mikroorganizmaların aktivitelerini kazanmaları için kullanılan
bileşiminde inhibitör içermeyen ve dolayısı ile aktivite kazanması istenen mikroorganizma yanında refakatçi mikrofloranın da gelişmesini sağlayan sıvı besiyerleridir ve bu tarif altında "özel amaçla kullanılan genel besiyerleri" olarak nitelendirilebilir. Önzenginleştirmede kullanılan besiyerlerine en tipik örnek gıdalarda Salmonella aranmasına yönelik çalışmaların ilk aşaması olan "önzenginleştirme" amacıyla kullanılan Tamponlanmış Peptonlu Su besiyeridir. Bileşiminde litrede 10 g et peptonu
5 g NaCl ve 10 g fosfat tampon olan bu besiyerinde Salmonella yanında ortamdaki diğer bakteriler de gelişebilmektedir.
Selektif zenginleştirme besiyerleri ise özel amaçla kullanılan selektif sıvı besiyerleridir. Bunlara en tipik örnekler ise Listeria ve Salmonella aranmasında kullanılan besiyerleridir. Selektif zenginleştirme aşamasında karışık kültür olarak bulunan bakterilerden gelişmesi istenmeyenler çeşitli selektif inhibitörler ile engellenir. Selektif zenginleştirme aşamasını genellikle selektif bir katı besiyerine sürme yapılarak aranan bakterinin selektif izolasyonu aşaması izler. Bu çerçevede selektif zenginleştirmenin amacı
selektif izolasyonda başarı şansını artırmak için aranan mikroorganizmanın karışık kültür içindeki sayısını artırmaktır.
Selektif zenginleştirme aşaması her zaman önzenginleştirme aşamasını izlemez. Gıda maddelerinde Salmonella aranırken yukarıda da belirtildiği gibi işlem sırası önzenginleştirme/selektif zenginleştirme/selektif katı besiyerine sürme şeklinde iken Salmonella 'dan şüphe edilen gayta (=dışkı) örnekleri doğrudan selektif zenginleştirme /selektif katı besiyerine sürme aşamalarını izler. 2 farklı örneğe farklı işlem uygulanmasının nedeni gayta örneğinde aktif ve yüksek sayıda Salmonella olmasıdır. Gıda maddesi ise önzenginleştirme aşamasından geçirilerek bir anlamda önzenginleştirme kültürü Salmonella sayısı ve aktivitesi açısından gayta örneğine benzer bir hale getirilir.
2.4. İdentifikasyon Besiyerleri
Tam selektif ve diferansiyel besiyerlerinin ön identifikasyonda kullanılabileceğine yukarıda değinilmiş idi.
Tam selektif bir besiyerinde gelişen bir mikroorganizmanın identifikasyonu cins ve hatta bazı durumlarda tür bazında tamamlanabilir. Diferansiyel besiyerlerinde de aynı durum geçerlidir.
Bir mikroorganizma izolatının identifikasyonu için en çok kullanılan testler biyokimyasal nitelikli olanlardır. İdentifikasyon besiyerleri
mikroorganizmanın belirli bir besin maddesini (genellikle karbohidratlar) kullanıp/kullanmadığının saptanması
belirli bir besin maddesinden metabolizma sonunda tayin edilebilecek metabolitleri (örneğin triptofandan indol) oluşturup/oluşturmadığının belirlenmesi vb amaçlar ile kullanılır. Bakterinin hareketli olup olmadığının saptanması amacıyla kullanılan yarı katı (semi solid) besiyerleri de identifikasyon besiyerleri grubuna katılmaktadır.
3. Diğer Besiyerleri
Antimikrobiyel duyarlık testlerinde kullanılan agar disk difüzyon besiyerleri ile minimal inhibisyon konsantrasyonu testlerinde kullanılan sıvı ve katı besiyerleri
vitaminlerin ve amino asitlerin mikrobiyel yolla belirlenmesinde kullanılan besiyerleri
saf kültürlerin korunması (=kolleksiyonu) amacıyla kullanılan besiyerleri gibi özel amaçlara yönelik olarak kullanılan çeşitli besiyerleri de vardır.
hedef organizmanın gelişmesini optimize edecek konsantrasyonlarda gerekli besin maddelerinin dengelenmiş karışımını sağlamaktır. Bütün besin öğelerini oldukça fazla miktarda sağlayarak
olabildiğince zengin bir besiyeri yapma yaklaşımı ile optimal besiyeri elde edilemez.
#
Örneğin
aminoasitlerin dengelenmemesi ve bir amino asidin fazla olması
ilişkili bir amino asidin gelişme için kullanımını baskılayabilir. Glikoz dahil olmak üzere tüm besin öğeleri
konsantrasyonları arttıkça baskılayıcı etki yaparlar.
#
Besiyeri bileşimine giren maddeler gelişme açısından; a)Gelişme için gerekli olanlar
b)İnhibitörler
c)Diğerleri olmak üzere 3 gruba ayrılabilir. Gelişme için gerekli olan maddeler doğrudan mikroorganizmaların beslenme şekilleri ile ilgilidir ve besiyeri içinde bir anlamda zorunlu olarak bulunur.
#
İnhibitörler ise gelişmesi istenmeyen mikroorganizmalar için gerektiğinde selektif besiyerlerine ilave edilir. Bunların dışında yine gerektiğinde indikatörler
jelleştiriciler vb. pek çok madde de besiyeri bileşimine girer.
SU
Besiyeri hazırlamada kullanılan suyun damıtma veya deiyonizasyon ile taze hazırlanmış olması
başta bakır olmak üzere toksik metalleri içermemesi gerekir. İyon değiştirici reçineden geçirilerek elde edilen deiyonize (demineralize) su kullanıldığında bunun içinde yüksek sayıda mikroorganizma bulunabileceği dikkate alınmalıdır. Damıtık (distile) su için en ideali
cam sistemlerden elde edilen suyun kullanılmasıdır.
#
Gerek deiyonize gerek damıtık su elde edilmesinde saf su sisteminin ve benzer şekilde saf suyun depolandığı kapların belirli aralıklarla temizlenmesi gerekir. Bu kaplarda zamanla alg gelişimi olabilir ve alg metabolitleri bazı duyarlı mikroorganizmaların gelişimini baskılayabilir.
#
Taze hazırlanmış saf suyun pH'sı 6
5–7
5 arasında olmalıdır. Depolanmış saf su atmosferik karbondioksitin absorbe edilmesi sonucu asit pH gösterir. Eğer saf suyun pH'sı 5
5'in altında ise
bu su ısıtılarak CO2 uzaklaştırılır ve pH yeniden kontrol edilir. Eğer pH hala düşük ise
NaOH ile nötral pH'ya getirilir ve saf su sistemi kontrol edilir. Besiyeri hazırlamada kullanılan su asidik özellik gösteriyorsa ve besiyeri bileşimde bikarbonat tamponlar varsa
bunları etkileyerek hazırlanan besiyerinde bir takım olumsuzluklara yol açabilir.
#
Özellikle klinik ve veteriner mikrobiyolojiyi ilgilendiren bazı bakteriler
besiyeri hazırlamada kullanılan suyun içindeki safsızlıklara karşı çok duyarlıdır. Bu gibi bakterilerle çalışıldığında suyun çok özenle hazırlanması gerekir. Tersine olarak
gıda mikrobiyolojisini ilgilendiren ve günlük (rutin) olarak analizleri yapılan mikroorganizmalar bu tip maddelere genellikle duyarlı değildir. Dolayısıyla bu analizler için
doğal kaynak suları besiyeri hazırlanması amacıyla kullanılabilir.
#
Suyun çok kireçli olduğu bölgelerde damıtık su elde edilmesi bazen sorun olmaktadır. Bu gibi yerlerde besiyeri hazırlamada doğal kaynak sularının kullanılması mümkündür. Ancak
doğal kaynak suları bu amaçla kullanılıyor ise belirli aralıklarla (örneğin üç ayda bir) kullanılan suyun -ya da bu su kullanılarak hazırlanmış besiyeri örneklerinin- bir dış laboratuvara gönderilerek standart şekilde hazırlanmış besiyerine karşı performans denemesi yapılmalıdır. Bu deneme basit olarak
aynı gıda örneğinden iki farklı besiyerine ekim ve sayım sonuçlarının karşılaştırılması şeklindedir. Akü suyu
ütü suyu gibi adlarla satılan suların kaynağı ve elde ediliş şekli bilinmedikçe kullanılmalarından olabildiğince kaçınılmalıdır.
#
Kaynağı ne olursa olsun
besiyeri hazırlamada kullanılan suyun besin maddelerini ya da inhibe edici maddeleri içermemesi
en az 300.000 Wcm direnç ve en fazla 10 mS (microSiemens) kondüktivite (iletkenlik) göstermesi
25 °C'da rezistans 0
5 megohm/cm ya da kondüktans 2
0 umhos/cm'den daha az olması gerekir.
Burada değinilen fiziksel değerler farklı kaynaklardan elde edilmiştir. Buna göre
kullanılacak su
bu kriterlerden en az birisini sağlamalıdır. Birden fazla kriter test edildiğinde bunlardan birini sağlıyor
ancak diğer(ler)ini sağlamıyorsa bunun nedeni araştırılmalıdır.
#
Besiyeri hazırlamada kullanılan suda ayda bir olarak yapılacak ölçümlerde toplam bakteri sayısı 1.000 kob/mL'den
eğer su depolanmış ise 10.000 kob/mL'den az olmalıdır. Benzer şekilde toplam klor kalıntısı negatif ya da kullanılan testin belirleme sınırından daha az olmalıdır. Yılda bir kere toplam metaller (Pb
Cd
Cr
Cu
Ni ve Zn) için yapılan analizde
her bir metal 0
05 mg/L'yi ve metaller toplamı 0
1 mg/L'yi geçmemelidir. Bu kriterler sağlanamıyor ise
düzeltici ve tekrarını önleyici faaliyet (eylem) yapılmalı ve kayda geçilmelidir.
proteinlerin hidrolizi ile elde edilen ürünlere verilen genel isimdir. Bu terim ilk kez R. Koch'un çalışma arkadaşlarından Nägeli tarafından 1880 yılında kullanılmıştır. Nägeli
kemoorganotrof mikroorganizmaların kısmen parçalanmış (hazmedilmiş
sindirilmiş) protein içeren besiyerinde iyi geliştiklerini açıklayan ilk bilim adamıdır.
# Yaşayan tüm hücrelerde olduğu gibi mikroorganizmalar da azot
karbon
tuzlar ve diğer besin maddelerine gereksinim duyarlar. İstisnalar dışında
mikroorganizma gruplarının oldukça büyük bir bölümü
proteinleri azot kaynağı olarak kolaylıkla kullanamaz. Bu nedenle azotlu bileşikleri
çok daha kolay kullanabildikleri protein hidrolizatlarından sağlar.
# Peptonlar sadece azot değil
karbon kaynağı olarak da mikroorganizmalar tarafından kullanılır. Bunun yanında
peptonların bileşiminde bulunan bazı aminoasitler ve vitaminler de bazı mikroorganizmalar için gelişme faktörü olarak oldukça önemli işlev görür.
# Proteinler; kuvvetli asitler ve kuvvetli alkaliler ile ya da enzimatik olarak temel bileşenleri olan peptit ve aminoasitlere ayrışır. Bu amaçla en çok kullanılan proteolitik enzimler papain
pepsin ve pankreatindir.
# Peptonlar
birçok ticari firma tarafından çeşitli hayvansal dokulardan
sütten ve soyadan farklı yöntemlerle elde edilir ve farklı ticari isimlerle pazarlanır ve/veya dehidre besiyerleri içine katılır.
# Ham madde ve üretim yöntemi farklılığı doğal olarak peptonların bileşimlerinde de farklılıklar oluşturur. Dolayısı ile değişik amaçlar için farklı peptonlar kullanılır.
Proteinler
aminoasit zincirlerinden oluşmuş makro moleküllerdir. Aminoasitler birbirlerine peptit bağları ile bağlanırken 1 molekül su açığa çıkar. Peptit bağlarının kuvvetli asitler tümüyle kendisini oluşturan aminoasitlere dönüştürülmesi mümkün değildir. Bu işlem sırasında bazı aminoasitler (örneğin triptofan) tümüyle kaybolur
sistin
serin ve treonin zarar görürken
asparagin ve glutamin etkilenmez. Benzer şekilde
pepton bünyesindeki vitaminler ciddi ölçüde zarar görür. Bu işlem sırasında karbohidratlar ile aminoasitler arasında meydana gelen bir seri reaksiyon sonunda oluşan bazı kimyasallar
mikroorganizma gelişimi için toksik olur. Bu nedenle
kuvvetli asitler ile peptonların elde edilmesinde peptit bağlarının tümden değil
mikroorganizma için yeterli azot kaynağı sağlayacak düzeyde -sadece bir kısmının- kırılması hedef alınır.
#
Proteinlerin enzimatik olarak parçalanması -asit hidrolizine göre- pepton bileşimine daha az zarar verir. Kullanılan enzimler peptit bağlarına özel olup
sadece bu bağlarda parçalanmaya neden olur. Dolayısıyla
elde edilen peptonda kullanılan enzimin çeşidine göre protein parçalanma ürünü olan polipeptitler bulunur. Teorik olarak farklı enzimler kullanılarak
proteini oluşturan tüm aminoasitlere kadar parçalanma mümkün ise de bunun pratik bir önemi yoktur ve besiyeri bileşiminde kullanılacak proteinler sadece -amaca uygun şekilde- belirli düzeyde parçalanarak peptonlar elde edilir.
#
Günümüzde ticari olarak üretilen ve pazarlanan peptonların hemen hemen tümü enzimatik olarak elde edilmektedir. Sadece kazein
asidik reaksiyon ile hidrolize edilir. Bazik olarak elde edilen peptonun ticari üretimi yoktur. Son zamanlarda BSE tehlikesine karşı bazı ticari firmalar hayvansal dokulardan elde edilen peptonların BSE içermediğine ilişkin sertifika vermektedir.
#
Mikrobiyolojinin değişik alanlarında farklı peptonlar kullanılır. Besiyerlerinin bileşiminde farklı peptonlar kullanılabilirken
aşı üretimi için bitki kökenli peptonlar uygun değildir. Buna karşın
bitkisel peptonlar enzim üretiminde başarılı bir şekilde kullanılabilir.
#
Besiyeri formülden hazırlanmak zorunda ise
formülde verilen peptonun kullanılması gereklidir.
#
Peptonlar mikrobiyolojide tek başlarına besiyeri olarak kullanılabilen ender maddeler arasındadır. Pek çok bakteri
bileşimi sadece %1 pepton olan besiyerinde kolaylıkla geliştirilebilir.
#
Aksine bir belirtme yoksa
mikrobiyolojide "pepton" denildiğinde
pankreatin enzimi ile hidrolize edilmiş et peptonu (Peptone from meat
pancreatic) anlaşılır. Bu pepton ticari firmalar tarafından farklı isimlerle anılır.