Tekke Zaviye ve Türbelerin Kapatılması

Konu sahibi son olarak 2623 gün önce görüldü
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Tekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılması

Osmanlı toplum ve eğitim hayatında önemli bir yere sahip olan tekke ve zaviyeler zamanla yozlaşmış çağ dışı kurumlar haline gelmişti. Toplumda ayrılık unsuru oluşturan bu kurumların laik Türkiye Cumhuriyeti ile bağdaşma olanağı yoktu.

Bu nedenle, 30 Kasım 1925’te çıkarılan bir kanunla tekke, zaviye ve türbeler kapatıldı. Şeyh, derviş, mürid, dede gibi unvanlarda yasaklandı. Atatürk “Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler ve müridler memleketi olamaz. En doğru tarikat medeniyet tarikatıdır.” demiştir.
 
“Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması”, 30 Kasım 1925 tarihinde kabul edilip 13 Aralık 1925 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 677 sayılı kanun ile uygulamaya konmuş bir Atatürk Devrimi’dir.

Konya milletvekili Refik Bey (Koraltan) ve beş arkadaşının önerisiyle meclise sunulup kabul edilen Tekke ve Zaviyeler ile Türbelerin Seddine ve Türbedarlar ile Bazı Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun; bütün tarikatlarla birlikte şeyhlik, dervişlik, müritlik, dedelik seyitlik, çelebilik, babalık, emirlik, halifelik, falcılık, büyücülük, üfürükçülük, gaipten haber vermek ve murada kavuşturmak amacıyla muskacılık gibi, eylem, unvan ve sıfatların kullanılmasını, bunlara ait hizmetlerin yapılmasını ve bu unvanlarla ilgili elbise giyilmesini de yasaklamıştır. Ayrıca yasa ile Türkiye Cumhuriyeti içinde padişahlara ait ya da bir tarikata çıkar sağlamaya yönelik tüm türbeler kapatılmış, türbedarlıklar kaldırılmıştır. Yasaya aykırı davrananlara para ve hapis cezası getirilmiştir.

Yasa, 1982 anayasasında "inkılap kanunları" (anayasanın 174. maddesine göre anayasaya aykırılığı iddia edilip iptal edilemeyecek kanun) arasında kabul edilerek koruma altına alınmıştır [1].
 
Yasanın çıkma süreci

Yasanın çıkmasında, Doğu Anadolu bölgesinde gerçekleşen Şeyh Sait İsyanı'nın hızlandırıcı rolü oldu.

Bir Nakşbendiyye şeyhi olan ve 1925 yılında Mustafa Kemal ve arkadaşlarının İslâm dininin temelini yıkmaya çalıştıklarını iddia eden bir fetva yayınlayarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne karşı ayaklanan Şeyh Said, başlattığı isyanda gücünü tekke, zaviye ve dergâhlara yerleşmiş tarikatçılardan alıyordu.
İsyancıları yargılayan Diyarbakır İstiklal Mahkemesi, 28 Haziran’da okunan karar metninde “şeyhlerin tekke ve zaviyelerde kendilerine Allah süsü vererek halkı kendilerine taptırmak gibi fiiller işlediğinin anlaşıldığını" bildirmiş ve yargı bölgesi içindeki tekke ve zaviyeleri kapatmıştı.
Bu gelişme, tekke ve zaviyelerin kapatılmasına dair kanunun çıkışı hızlandırdı. Ankara İstiklal mahkemesi de tekke ve zaviyelerin kapatılması için hükûmete başvuru yaptığı gibi Konya milletvekili Refik Bey ve arkadaşları bu konuda bir yasa önergesi hazırlayıp Meclise verdiler.

Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal, 30 Ağustos 1925'teki Kastamonu söylevinde "Ölülerden medet ummak, medeni bir cemiyet için, şindir(lekedir). Efendiler ve ey millet, biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olamaz.
En doğru en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır." sözleriyle tüm yurtta tekke ve zaviyelerin kapatılacağının işaretini verdi Cumhurbaşkaı Ankara’ya döner dönmez bu konuda bir hükûmet kararnamesi yayımlandı.
2 Eylül 1925 tarihli kararname ile tekke ve zaviyelerin kapatılması kararı alındı.

Ceza yaptırımı içeren yasanın çıkması, Refik Bey ve arkadaşlarının hazırladığı 677 sayılı yasa önerisinin 30 Kasım 1925 günü mecliste tartışılması sonucu yürürlüğe girdi.
 
Yasada Değişiklikler

677 sayılı yasa, önce 1950 yılında çıkan 5566/1 numaralı yasa daha sonra 1990 yılında çıkan 3612/5 sayılı yasa ile değişikliğe uğradı.

Yasa değişikliği konusu, ilk defa 1947'de CHP'nin VII. Kurultayı'nda gündeme geldi. Kurultayda programın milliyetçilik maddesine ilişkin söz alan Hamdullah Suphi Tanrıöver, gençlere milliyet duygusunun verilmesi için türbelerin tamir edilmesini, açılmasını önerdi.​
Kanun değişikliği içeren yasa tasarısı, 21 Ocak 1950'de başbakan Şemsettin Günaltay tarafından meclise sunuldu; geniş bir mutabakatla 5 Mart 1950'de yasalaştı. Yeni yasa, türbelerin bir bölümünün Milli Eğitim Bakanlığı onayı ile açılmasına olanak sağladı. İlk olarak İstanbul'da Koca Mustafa Reşit Paşa türbesi, ardından Gazi Osman Paşa türbesi açıldı.​
Bunu Barbaros Hayrettin Paşa türbesi, Osmanlı sultanalrından Kanuni ve`Yavuz'un, Bursa'da Osman Gazi ve Orhan Gazi'nin türbelerinin ve Yeşil Türbe'nin açılışı izledi.​
Mimar Sinan'ın, Fatihin türbesi, içinde Abdülaziz ve II.Abdülhamit'inde yatmakta oldukları II. Mahmut Türbesi, Bolayır’da Şehzade Gazi Süleyman Paşa, Kırşehir’de Âşık Paşa, Konya’da Selçuklu sultanları, Akşehir’de Nasreddin Hoca türbeleri ilk partide açılan türbelerdendir.

1990’da çıkan yasa ise türbelerin açılması için Bakanlar Kurulu onayının alınması şartını ortadan kaldırdı; Kültür Bakanlığı’nın onayı yeterli görüldü.

Siyasilerin tarikat mensupları ile ilişki kurması sonucu tarikatların itibar kazanması ile yasa uygulanmaz duruma geldi. Tarikatlar, yasaklı olmalarına rağmen etkinliklerini sürdürebilmektedirler​
 
Ulu önder bu konuda hem farkındalık sahibi hem de öngörülü idi.Din gibi kutsal bir olgunun beşeri menfaatlere alet edilmemesi ve kişi vicdanına yönelik olması için en doğru olanı belirlemişti.
Yıllar boyu bunu din düşmanlığı olarak lanse etmeye çalışan bazı klik gruplar vardı.Yine 91 yıl sonra milletin bütünlüğü için nasıl bir tehdit olabildiği de görüldü.
 
Türbeler hala ziyaretçi akınına uğruyor. Oğlunun sınavı kazanmasını isteyen aileler, kızına koca bulmak isteyenler, para bulmak isteyenler, o yüzden Türbelerde izdiham oluyor. Allah ile kul arasına girilmez, kimseyi aracı koyamazsın, hep yüzü suyu hürmetine derler, bana göre bu aracı koymaktır.
Bir insanın ölüden medet umması kadar insan aklına hakaret eden başka bir hareket yok sanırım. Çaput bağlamak, kesme şeker dağıtmak, mum yakmak ve daha örneklerini sıralamakla bitmez.
Kapatılması doğruydu, fakat günümüzde hala giden insanlar var.
 
Çağdaş yaşama uymaması, tevekkül aşılamaları. Düşünebilen her insan, tekke, zâviye ve türbelerin kapatılmasının, aynı zamanda da unvanların ortadan kaldırılmasının "din düşmanlığı" adı altında olmadığını anlayabilir, diye umuyorum. Çalışan, yaşarken dünyadan uzaklaşmayan insanlar gerekiyor ülke için. Çalışmayıp, medet umanlar gerekmiyor. Yasa ile kapatılan yerler mânevî çıkar sağlamaya çalışan yerlerdir ve o unvanlara sâhip olan kişiler de kezâ öyle.
 
FAZZO9YB.jpg
 
Ay öf hep bi tartışma. :liv:
Hic sevmem.
 
Saygı karşılıklıdır.
 
kendine din adamı diyen kolpaların elini eteğini öpüp onlara peygambermiş gibi davrananlar yüzünden kapandı bu tekke ve zaviyeler.
Allah'a şirk koşuluyor diye insanları bilimden uzaklaştırıp kafalarına Allah inancı yerine "Tüm kâfilrlere ölüüüümmm" naraları yerleştirenler yüzünden kapatıldı bu tekke ve zaviyeler.
Namazını kıl, orucunu tut, hacca git, zekat ver, açları doyur, içinde insan sevgisi olsun sevabı cennete gidebilmek için yapma, o kıçını açmış o halde çenesine tekmeyi hakketti demediğin zaman. bu tekke ve zaviyelere ihtiyaç duymayacaksınız.
 
2013 açılmış bir konu ve 4 senedir hala çözülememiş.

Atatürk' ün bir gece de birçok şeyh ve din adamını astırdığı söyleniyor. Aklımda kalmış.
 
O kadar türbeye gittim hic türbede yatandan medet umdugumu hatirlamam. Öncelikle yatan için fatihami okurum, sonrasında ailem ve sagligim için, bir sıkıntım varsa orada yatan vesile edilerek onun hatri için gibisinden dua ederim en fazla. Bu sekilde duamizda efendimizi de dillendiririz mesela. Bu bir rituel ve iceriginde de bir yanlislik yok kafanizdan bir seyler uydurmayin. Caput cuput tamam yanlis lakin her türbede de yapilmiyor bu zaten.
Hidirellez de sacmalik o halde ama yapan binlerce insan var. Bu kadar olay olduğunu hic hatirlamiyorum.
 
Laik kalacak ülke bebeler. Hem vallahi hem billahi güçleri yetmeyecek bu Amerikan destekli devşirmelerin. Ülkeyi boldurtmeyecez.

Yukarıda anlatıldığına göre 1925 te kapatanlar 1950 de tekrar açmışlar. Getirdikleri devrim ve laikliği esneterek bir seçim yatırımı yapmışlar
 
Yıl olmuş neredeyse 2018 ama hala 90 senelik olayı mı tartışıyorsunuz?
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri