-
- Katılım
- Nisan 16, 2019
-
- Mesajlar
- 55,994
-
- Tepkime puanı
- 34,894
-
- Puanları
- 353
Dünya sıralamasında ilk on içinde birbiri peşi sıra dizilmiş, parmakla sayılacak kadar az sayıdaki büyük teknoloji şirketlerinin küresel ölçekte karar alma mekanizmaları üzerinde korkutucu boyutta bir güç yoğunluğu oluşturduğu gerçeği var. Otomasyon nedeniyle büyük ölçekli işsizlik, algoritmalara eklenen önyargılar veya kişisel verilerin manipülasyon amaçlı kullanılması yapay zekânın sürekli tehdit tahtında oturmasını sağlıyor.
Asıl önemli tehdit ise dijital alanda tekel konumuna ulaşan ve günümüzde sosyal medya pazarına hakim büyük teknoloji şirketlerinden geliyor: Sonuçta yapay zekâyı en yoğun kullanan onlar.
Twitter; Meta bünyesinde Facebook, WhatsApp, Instagram ve Google'dan YouTube, sosyal medya pazarının neredeyse tüm kontrolünü ellerinde bulunduruyorlar.
Bu teknoloji şirketleri küresel boyutta geniş kişisel veri havuzuna sahipler. Kullanmakta oldukları yapay zekâ algoritmaları ile sahip oldukları sosyal medya platformlarının dezenformasyon amaçlı kullanımına izin veriyor olmaları beraberinde ırkçılığı, komplo teorilerini, siyasi aşırılığı ve şiddeti körüklerken dezenformasyon amaçlı bot hesaplara da güç sağlıyor.
Hemen belirtelim: Burada sözü edilen yapay zekâ, insan zekâsının sahip olduğu bilinç ve duygusallığa sahip değil.
Peki yapay zekâ, insan zekâsının sahip olduğu bilinç ve duygusallığa sahip olabilecek mi? Olursa insan için tehdit oluşturur mu?
Bu konuda bilim insanları arasında görüş birliği yok. Bazıları yapay zekânın bilinç kazanabileceğini ve bunun varoluşsal bir tehdit olabileceği konusunda ısrarlı olurken tersi yönde düşünenler bunun çok uzak bir olasılık olduğunu ileri sürüyorlar.
Teknoloji Şirketlerinin Gücü
Görünen o ki, yapay zekâ henüz ciddi bir tehdit değil, en azından şimdilik! Ancak yapay zekânın gücünü elinde tutan teknoloji şirketleri için durum bir hayli karışık.
Dünya sıralamasında ilk on içinde birbiri peşi sıra dizilmiş, parmakla sayılacak kadar az sayıdaki büyük teknoloji şirketlerinin küresel ölçekte karar alma mekanizmaları üzerinde korkutucu boyutta bir güç yoğunluğu oluşturduğu gerçeği var.
Dahası bu şirketler yalnızca günümüzün teknolojisine hakim değiller; aynı zamanda kuantum bilgi sistemleri gibi geleceğin teknolojilerinin de öncü çalışmalarının sahibi durumundalar.
İçimizi kemiren tehdit unsurunun nasıl ortadan kalkacağı ise bilimsel, yönetsel ve hukuksal açıdan alınacak önlemlere ve yaptırımlara bağlı.
Bir de bizlerin bilime ve bilimsel çalışmalara vereceği öneme ve katkıya!
Tehdit, yapay zekâ mı yoksa teknoloji şirketleri mi?
Asıl önemli tehdit ise dijital alanda tekel konumuna ulaşan ve günümüzde sosyal medya pazarına hakim büyük teknoloji şirketlerinden geliyor: Sonuçta yapay zekâyı en yoğun kullanan onlar.
Twitter; Meta bünyesinde Facebook, WhatsApp, Instagram ve Google'dan YouTube, sosyal medya pazarının neredeyse tüm kontrolünü ellerinde bulunduruyorlar.
Bu teknoloji şirketleri küresel boyutta geniş kişisel veri havuzuna sahipler. Kullanmakta oldukları yapay zekâ algoritmaları ile sahip oldukları sosyal medya platformlarının dezenformasyon amaçlı kullanımına izin veriyor olmaları beraberinde ırkçılığı, komplo teorilerini, siyasi aşırılığı ve şiddeti körüklerken dezenformasyon amaçlı bot hesaplara da güç sağlıyor.
Hemen belirtelim: Burada sözü edilen yapay zekâ, insan zekâsının sahip olduğu bilinç ve duygusallığa sahip değil.
Peki yapay zekâ, insan zekâsının sahip olduğu bilinç ve duygusallığa sahip olabilecek mi? Olursa insan için tehdit oluşturur mu?
Bu konuda bilim insanları arasında görüş birliği yok. Bazıları yapay zekânın bilinç kazanabileceğini ve bunun varoluşsal bir tehdit olabileceği konusunda ısrarlı olurken tersi yönde düşünenler bunun çok uzak bir olasılık olduğunu ileri sürüyorlar.
Teknoloji Şirketlerinin Gücü
Görünen o ki, yapay zekâ henüz ciddi bir tehdit değil, en azından şimdilik! Ancak yapay zekânın gücünü elinde tutan teknoloji şirketleri için durum bir hayli karışık.
Dünya sıralamasında ilk on içinde birbiri peşi sıra dizilmiş, parmakla sayılacak kadar az sayıdaki büyük teknoloji şirketlerinin küresel ölçekte karar alma mekanizmaları üzerinde korkutucu boyutta bir güç yoğunluğu oluşturduğu gerçeği var.
Dahası bu şirketler yalnızca günümüzün teknolojisine hakim değiller; aynı zamanda kuantum bilgi sistemleri gibi geleceğin teknolojilerinin de öncü çalışmalarının sahibi durumundalar.
İçimizi kemiren tehdit unsurunun nasıl ortadan kalkacağı ise bilimsel, yönetsel ve hukuksal açıdan alınacak önlemlere ve yaptırımlara bağlı.
Bir de bizlerin bilime ve bilimsel çalışmalara vereceği öneme ve katkıya!
Tehdit, yapay zekâ mı yoksa teknoloji şirketleri mi?