Tefsir hakkında bilgi. (1)

Konu sahibi son olarak 2788 gün önce görüldü
TEFSİR HAKKINDA BİLGİ.
.


Kur'anı kerimin mucize olma vasfı, yani insanların onun bir benzerini yapamama özelliğinden bahsederken, tabiatiyla bir de veciz ve özlü ifade hususiyetinin bulunduğunu zikretmek icab eder. Tabii bir söz ne kadar veciz olursa, ne kadar özlü olursa, onun anlaşılması da zor olabilir. İşte bundan dolayıdır ki Kur'anı kerimin bir yerinde kısa ve özlü olarak anlatılan bir konu, bir başka bir yerde açılmakta ve dolayısıyle usul alimlerinin ifade ettiği gibi, Kur'anı kerimin bir bölümü diğer bölümünü açıklamaktadır denilmektedir. Kur'anı kerimi onun için bir bütün olarak ele almak icab eder.

Tefsir alimleri Kur'anı kerimin anlaşılması konusunda ilk ve önemli kaynak olarak, bizzat yine Kur'anı kerimi kullanmışlardır. Kur'anın bir bölümü diğer bölümünü açıklar, tefsir eder kaidesine uygun olarak, Kur'anı kerimin bazı ayetlerinde, anlaşılması güç olan noktaların vuzuha kavuşturulması, anlaşılabilmesi için, bir başka ayeti kerimeye müracaat etmek zarureti hasıl olmaktadır. Hatta Peygamber Efendimizin eshabı, dil konusunda ifade özellikleri, arabçayı en mükemmel şekilde kullanma bakımından, son derece yüksek mertebede bulundukları halde, bazı ayeti kerimelerin anlaşılması hususunda güçlükle karşılaşmışlardı. Fakat onlar için fevkalade önemli bir garanti, son derece mühim bir fırsat vardı. Resulullah Efendimize sorma imkanı söz konusuydu onlar için. Anlamadıklarını Peygamber Efendimize sormuşlar, Resulullah Efendimiz de onlara, bu soruların cevabını en vazıh ve en açık şekilde açıklamış, ortaya koymuştur. .

Bilindiği gibi Kur'anı kerimin dünyadaki ilk muhatabı, Peygamber Efendimizdir. Kur'anı kerimi şu halde, Peygamber Efendimizden daha iyi anlıyan ve açıklıyan da bulunmamaktadır. Kur'anı kerimi anlama konusunda, Kur'anı kerimin kendisi ilk kaynaktır. Ama ondan sonra baş vurulacak en önemli kaynak, Resulullah Efendimizdir. Resulullah Efendimizin gerek kavil olarak, sözlü olarak, gerekse fi'li olarak, Kur'anı kerimi açıklıyan her türlü söz ve davranışlarından tamamen bigane kalarak Kur'anı kerimi açıklamak mümkün değildir. Bu bakımdan islam alimleri, Kur'anı kerimin anlaşılması konusunda ikinci ve önemli kaynak olarak Resulullah Efendimizin mübarek hadislerini ve Resulullah Efendimizin bizzat tatbikat ve uygulama ile ilgili sünnetini esas almışlardır.

Bu bakımdan Kur'anı kerimi anlama konusunda, bugün için başvurulacak en önemli kaynak, şüphesizdir ki Peygamber Efendimizin sünnetidir, hadisi şerifleridir. Bütün bunlardan sarfı nazar ederek Kur'anı kerimi anlamak, elbette ki mümkün değildir. Bunun içindir ki islam alimleri, kitaplarında Kur'anı kerimi tefsir ederken, son derece büyük bir hassasiyet göstererek, Kur'anı kerimin anlaşılmasında Resulullah Efendimizin sahih hadislerini kullanmışlar ve bunlardan azami derecede istifade etmişlerdir.

Peygamber Efendimizin sohbetinde bulunmak ni'metine ermiş olan bahtiyar kimselerin, Kur'anı kerimin anlaşılmasındaki rolünü ve önemini belirtmek gerekir. Kur'anı kerimi anlamak için, daha önce de belirttiğimiz gibi Kur'anı kerimin kendisi ve Peygamber Efendimizin gerek sözlü, gerekse uygulamalı açıklamaları, bizim için fevkalade özelliktedir. Bunun dışında, Kur'anı kerimin anlaşılması konusunda, elbette ki Peygamber Efendimizin sohbetinde bulunmuş, Onun açıklamalarını dinlemiş, ayeti kerimelerin özellikle iniş sebeplerine vakıf olan eshabı kiramın fevkalade önemli rolü vardır. Eshabı kiramın bu konudaki bize anlattıkları bilgilerden istifade etmeden, Kur'anı kerimin bir bütün halinde ve sıhhatli olarak anlaşılması mümkün değildir.

Bu bakımdan tefsir alimleri, Kur'anı kerimin anlaşılması konusunda önemli ve vazgeçilmez kaynak olarak eshabı kiramın sözlerini, kavillerini, açıklamalarını, onların bu konudaki tefsirlerini, kendileri için son derece ciddi bir menba olarak kabul etmişlerdir. Bu bakımdan, ayeti kerimelerin anlaşılması konusunda, zaman zaman tefsir alimleri, eshabı kiramın görüşlerine yer vermişler, onlara istinad ederek, onlara dayanarak açıklamalarını sürdürmekte fayda ve zaruret mütalaa etmişlerdir.
 
Geri