TBMM Başkanvekili Tekin Bingöl'den kadın vekiller çağrısı

🕒 Konu sahibi 2 saat önce aktifti

Tamar Tanrıyar hakkında CHP'li isimlere dair iddialarının ardından soruşturma başlatılmıştı​

tekin bingöl



CHP Ankara Milletvekili ve TBMM Başkanvekili Tekin Bingöl, kadın milletvekillerini hedef alındığını söyleyerek milletvekillerini uyardı. Açıklamasında, "Hiç kimsenin, kadınları aşağılayan, hedef gösteren ve onurlarını zedeleyen bir dili meşrulaştırmasına ben bu Meclis'in başkanvekili olarak üzerime düşen sorumlulukla buna müsaade etmem" ifadelerine yer veren Bingöl, kadınların emeği ve fikri üzerinden değil cinsiyetleri üzerinden hedef alındığını vurguladı, bu yaklaşımın toplumsal huzuru zedelediğini söyledi. Tamar Tanrıyar, CHP Kadın Kolları Genel Başkanı ve Osmaniye Milletvekili Asu Kaya ile CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu hakkında iddialarda bulunmuş, Tanrıyar hakkında soruşturma başlatılmıştı. Tutuklu Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım da "etkin pişmanlık" ifadesinde CHP Muğla Milletvekili Gizem Özcan iddialar öne sürmüştü. Özcan, Yalım'ın ek ifadesi hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.






Bingöl, yaptığı yazılı açıklamada şunları söyledi:

"Günlerdir bazı çevrelerce kadın milletvekillerimizi hedef alan, haysiyet sınırlarını aşan ve kamu vicdanını derinden yaralayan yakışıksız bir kampanya yürütülmektedir. Kadın milletvekillerimize yöneltilen bu çirkin ve sapkın dil, ne yazık ki ne ilk ne de son örnektir. Kadını emeğiyle, fikirle değil; cinsiyeti üzerinden hedef alan bu çarpık zihniyet, toplumsal huzuru ve ortak vicdanı zedelemektedir. Hiç kimsenin, kadınları aşağılayan, hedef gösteren ve onurlarını zedeleyen bir dili meşrulaştırmasına ben bu Meclis'in başkanvekili olarak üzerime düşen sorumlulukla buna müsaade etmem.

"Doğrudan millet iradesine zarar veriyor"​

Ancak mesele yalnızca kadın milletvekillerimize yöneltilen saldırılarla sınırlı değildir. Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında görev yapan herhangi bir milletvekilinin; itibarsızlaştırma kampanyaları, doğruluğu teyit edilmemiş iddialar ve sistematik linç girişimleriyle hedef haline getirilmesi de doğrudan millet iradesine zarar vermektedir. Çünkü milletvekilleri yalnızca birey olarak değil, kendilerine oy veren milyonların temsilcisi olarak bu çatı altında bulunmaktadır.

"İddiaları ortaya atanlar, bunları yaygınlaştıran bir medya anlayışı tarafından destekleniyor"​

Bu haysiyetsiz iddiaları ortaya atanların, ne hazindir ki onları sorgulamadan büyüten ve yaygınlaştıran bir medya anlayışı tarafından desteklenmesi ise meselenin vahametini daha da artırmaktadır. Hakikati araştırmak yerine iftirayı manşetlere taşıyan, kadınların onurunu ve itibarını hedef alan bu sorumsuz yaklaşım; siyaset kurumunun saygınlığına ve toplumsal vicdana da zarar vermektedir.

"Kaç gündür ilgili makamların gereken adımları atmasını bekledim"​

Kaç gündür sabırla ilgili makamların bu çirkinlikler karşısında açık bir tavır almasını, sorumlular hakkında gereken adımların atılmasını ve kamu vicdanını rahatlatacak açıklamaların yapılmasını bekledim. Ancak ne yazık ki bu süreçte derin bir sessizlik hâkim olmuştur.

Siyaset elbette rekabettir; zamanı gelmiş, bu Meclis çatısı altında çok sert tartışmaların, yoğun mücadelelerin ve güçlü siyasi rekabetlerin yaşandığı da olmuştur. Ancak bazı değerler vardır ki tartışmaya kapalıdır, dokunulmazdır ve ortak bir ahlak zemini olarak her koşulda korunmak zorundadır. Milletin iradesini temsil eden bu yüce çatı altında, kişilik haklarını hedef alan linç kültürüne değil; hukuka, vicdana ve demokratik saygıya alan açmak hepimizin ortak görevidir.


"Sessiz kalmak, böylesi ahlaksız saldırıları dolaylı biçimde meşrulaştırmaktır"​

Meclis Başkanvekili olarak; siyasi görüşü, partisi ve düşüncesi ne olursa olsun, Meclisimizin çatısı altında görev yapan tüm milletvekillerimizi daha güçlü bir ortak vicdanla hareket etmeye, kadınların onurunu ve toplumsal saygınlığını hedef alan bu çirkin iftiralara karşı açık ve kararlı bir duruş sergilemeye davet ediyorum. Sessiz kalmak, böylesi ahlaksız saldırıları dolaylı biçimde meşrulaştırmaktır. Bugün mesele herhangi bir siyasi aidiyetin değil; insan onurunun, kadınların itibarı ile demokratik hukuk devletinin korunması meselesidir."
 
Geri