tayyip erdoğan siyaseti kök analizi

  • Kullanıcı dursun
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Devlet Adamları ve Siyasiler
Konu sahibi son olarak 4442 gün önce görüldü
· Mehdi döneminde insanlığın bir bilinç sıçraması yaşayacağı kuşkusuzdur.
· Nostradamus, 1999'un yedinci ayında gökten Dehşet Kralının geleceğini ve dünyanın sonuna neden olacağını yazmıştı. George Bush tüm bu söylemlere uymaktadır.
· Geçmişte tüm peygamberler döneminde tanrı yolunda olduğunu iddia edenler kendilerini Yahudi ilan etmiştir. Mısır Firavunu da bunlardandır. Tüm dinler ve kutsal kitaplar bu şeytani anlayıştaki yahudileri Tanrı yolunu reddedenler olarak resmeder. İbrahim’i ateşe atanlar da, İsa’yı öldürmek isteyenler de Yahudi felsefesine sahip dünyacı insanlardı. Günümüz siyonizmi de bunlardan farksızdı. Hristiyan birliği Siyonizme destek vermiş ve aynı anlayışla haçlı birliği oluşturmuşlardı.
· Muhammet Mehdi’nin gelişini Müslümanların başında halife ve halifelik yokken geleceğini söylemiştir. Ve aynen bu durumlar yaşanmaktadır. Muhammet İstanbul’u işaret etmiştir.
· Erdoğan, zalim krallar gibi değildir. Korkulacak olan da hiç değildir. Kendisinden emin olunan, fayda gösteren, kendisinden faydalanılan insandır. Dürüst ve adil olandır. İnsanlığın huzuruna baş koymuş kararlı ve inançlıdır. Erdoğan’ın bir eline ay bir eline güneşi verseler o doğruluktan vazgeçmez.
· Mehdi tüm dünyaya yayılan sistem karşıtı gösterilerin fikir ve isim babası olurken, haksızlığa adaletsizliğe ve savaşa karşı güçlü bir halk savaşı başlayacaktır. İnsanlar mevcut düzenin kötülüklerinden çok sıkıntı çekmiştir. Dayatılan bu sistem birinci dünya savaşından sonra küreselleşmiştir. Karanlık sistem (kötü düzen) yıkılırken sıkıntılı süreçler göreceğiz. Taşlar yerine otururken herkes kendi çevresiyle zıtlıklar yaşayacak ve herkes cephesini belirleyecektir. Hakkı isteyenler(yeni sistemin savunucuları) ile batılı isteyenler (eski sistemin savunucuları) tam olarak ayrılacaktır.
· Mehdi İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi tekrar en saf haliyle yazdıracaktır. Kutsal kitaplara uygunluğuyla dikkat çekecektir.
· İnsanlığı sahiplenen ve hizmetkar olan her yönetimin kendiliğinden yayılmacı bir politika anlayışı vardır. Çünkü tanrının elçiliğini yürüten halifelik görevini alan adil bir düzeni sağlayan haliyle kutsal bir görev yürütür. Bu arada eski düzenin sahipleri Bir paranoya ile ümitle korku arasında kalır. Çünkü şeytani egemenlikleri yıkılmaktadır. Türkiye yeni bir sürece girmiştir. Bu sürecin ilk ışığı Erdoğan ile başlamıştır.
· İslam (Tanrı inancı)denildiğinde Türkiye ve Erdoğan akla geliyor. Doğruluk ve evrensel değerlere sahiplenme Türkiye’de gözleniyor. Dünyada mazlum halklara sorgusuzca yapılan saldırı ve kötülükler artık sorgulanıyor. Türkiye, dünyada yapılan haksız tavır ve savaşlar konusunda uyarılarda ve yapıcı tavsiyelerde bulunuyor.
· Erdoğan’ı sandıkta deviremeyeceğini anlayanlar türlü planlar kurdular. Küresel güçlerin Türkiye de ki uzantıları operasyonlarla devirmeyi amaçlasalar da başaramadılar.
· Türkiye’yi ve Erdoğan’ı meşru olmayan bir zemine düşürmeye çalışıyorlar. Yolsuzluk, teröre destek verme, el kaide ile işbirliği gibi temalar ile Türkiye itibarsızlaştırılacak. Dünya kamuoyunda kötülenecek ve neredeyse saldırı hazırlıkları bile yapılacak.
· İslamiyeti toparlamaya çalışan, islamı sorunlarından kurtaran iftiralarla ve suçlamalarla islamı karalayanlar evrensel islamı kabullenemiyorlar. Seçilmiş ve gönderilmiş olan Erdoğan islamı açığa çıkarmaktadır.
· Erdoğan seçilmiş ve sınamalardan geçirilmiştir.tehdit de etseler o doğru yoldan ayrılmaz. Baskılara boyun eğmez. Tanrıdan korkan adamdır. Bir eline dünyayı bir eline ayı verseniz doğru yoldan vazgeçmez.
· Tayyip Erdoğan’a saygısızlık etmek için her yolu kullanıyorlar. Toplum gözünde itibarsızlaştırmak için aşağılayıcı ve dalga geçer gibi sözler kullanıyorlar. Bu tür davranışlarla itibarsızlaştırdıklarını zannediyorlar. CHP tarafından, örgütlere, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a "Başbakan" ve "Sayın" kelimeleri ile hitap edilmemesini içeren bir genelge gönderildi.
· Erdoğan ve hükümetini terörle bile ilişkilendirecekler. Meşru olmayan bir zemine oturtacaklar.
· Erdoğan Tusiad’a hepimiz bu gemideyiz. Batarsak hepimiz batarız dedi. Türkiye’nin yükselişi istemeyen güçlü şirketler yeni doğan şirketleri kendine bir tehdit olarak görmektedir. Çünkü tekellerinde tuttukları gelirleri paylaşmak istemiyorlar. Eski vesayet düzenini özlüyorlar. Bu nedenle büyüyen ve gelişen Türkiye hoşlarına gitmiyor. Onlar kendi çıkarlarını düşünüyorlar. Yoksa ne halk ne de evrensel değerler onlar için önemlidir.
· Tayyip Erdoğan için ‘Şu adamı konuşturmayın. Medyaya çıkarmayın, kendi medyanızda onun konuşmalarını yayınlamayın. Bazı kelimelerini olumsuz algı yaratarak kullanın.’diyorlar.
· Türkiye’de yaşananlar Abdulhamit döneminin bir rövanşıdır. Bu rövanşın öncü lideri Recep Tayyip Erdoğan’dır.
· Zafer, yüksek riskin yanındadır. Başarı sıkıntının içindedir. Esenliğin öncesinde hayati tehlike vardır. Zıtlıklar keskin sonucu getirir. Tehlike ile yükseliş beraber hareket eder. Bu Tanrı’nın kuralıdır. Hayati risk taşıyan konularda hak yoldan ayrılmayan Erdoğan her sıkıntıdan başarıyla çıkmıştır. 28 şubat, 17 aralık, darbe girişimlerinde halktan ve haktan ayrılmadıkları için Tanrı onu ve ekibini daima başarılı kılmıştır. Terörün bitirilmesine yönelik çözüm sürecinde de elini taşın altına koydu. Tüm tehditlere karşı hak davadan ayrılmadı.
· Doğal afetler Erdoğan yüzünden oluyor. Erdoğan geldi kıtlık geldi diyorlar. Erdoğan uğursuz onun sebebiyle yeryüzünde sıkıntılar yaşanıyor diyecekler. Uğursuz ve afetlerin nedeni aslında kendileridir. Geçmiş peygamberlere de aynısını dediler. Geçmiş kafir kavimlerde benzer olayları yaşadı. Musa dönemi de buna örnektir.
· Yönetici peygamberlerden olan Süleyman ve Musa’ya örnek olarak Erdoğan da gösterilmektedir.
· Bediüzzaman 1914 yıllarında ‘Benden yüz yıl sonra gelecek olana uyun.’ Demişti. Ama Fetullah Gülen Bediüzzaman’ın öğüdünü tutmadı. Erdoğan’ı karşısına aldı ve Bediüzzaman’ın çizgisinden çıktı. Din adına hizmet görevi yürüttüklerini söyleyenler menfaatleri uğruna islam çizgisinden çıkmıştır. Ama hiçbir şey geç değildir.
· Erdoğan’ın Siirt’ten seçtirilmesindeki hikmet nedir. Tanrı neden Erdoğan’ı siirt’e seçtirdi. Bu halkın kökeni nedir. Ne güzel halktır ki Siirt halkı Erdoğan’ın ilk başa gelmesinde rol aldılar.
· Tayip Erdoğan sebebiyle yağmur yağmıyor. Afetler çoğaldı.diyorlar. Musa’ya da aynısını söylemişlerdi. Dünyanın her yerinde afetler görmekteyiz. Eskiden böyle kıtlık olmazdı, Erdoğan geldi yolsuzluk da kıtlık da yaşanmaya başladı diyorlar. Hayır onlar Erdoğan’ın doğru yoluna direndikleri için afetlere maruz kalıyorlar. Tanrı onlara doğruluğu seçmeyip hukuksuzluğu ve taşkınlığı seçtiklerinden dolayı ceza vermektedir.
· 'Küresel egemenlere göre, Erdoğan kırmızı çizgileri geçti. Dünyanın egemenlerinin, reel politik kurallarını çiğnedi, dediklerini yapmadı. Artık Erdoğan için çok geç. Doğrunun ne olduğunu hiçbir önemi yok. Dünyanın kuralları değişmez. Kazançtan olmaktansa, bir adamı kurban etmek evladır. Küresel güçler taraf belirleyin diyor. Kurtarın kendinizi, bu tarafa geçin.diyorlar. 'Ama gerçek şu ki, bu durum Erdoğan'ın şahsi akıbetinden ziyade, inançlı Anadolu halkıyla ilgili tarihi bir karar anı. Asıl amaç islam’ın temsil yeri Anadolu halkına karşı bir mücadele başlatmaktı. Bizler, böyle bir krizi hak etmek için bir şey yapmasak ta şiddetli bir krizin içindeyiz. Türkiye’ye karşı ekonomik bir savaş yürütülüyor.
· Karanlığın ışığı boğmaya çalıştığı bir anda ortaya çıktı. Kefenini yanına almış son süvari. Doğruluğun önderi, şeytana karşı savaşan kral. Beklenen lider Recep tayip Erdoğan. Mazlumlara sahip çıkan, hakkın adamı, halkın adamı, doğrulukla ilerleyen barışa çağıran lider.
· Paralel yapı saf değiştirdi. Türkiye’nin gündemini yöneten, kasetler yapan, medya haberleri organize eden, yargıya yön veren davalar açan bu paralel yapının temeli cemaat gibi görünse de cemaatin birlikteliğini kullanan daha güçlü küresel güce hizmet eden bir yapıdır. Önce Erdoğan ve AKP’nin tarafında olan bu yapı 2014’de saf değiştirmiştir. Suriye, mısır ve diğer kıtalarda yaşananlardan sonra Erdoğan’ın ileri gittiği, haddini aştığı görülmüş ve ona dur denilmiştir. Küresel güçlerin isteğiyle saf değiştiren paralel yapı hükümeti hedef alarak yolsuzluk ve çeşitli suçlamalarla hareket etmiştir. Bu durum Muhammed’in şu hadisine benzer. ‘Deccal’in karşısına bir genç çıkar. Adı adıma babasının adı babamın adına uyar. Deccal’e sen deccalsin der. Deccal önce onu öldürür. Sonra diriltir. Sonra tekrar öldürmeye yeltenir ancak başarılı olamaz.’ Aynen hadiste anlatıldığı gibi doğruluğu ve kendinden emin olamyı nitleyen adıyla Erdoğan bir genç olarak küresel bozguncuların (yönetimin karşısına) Deccal’in karşısına çıkar. Deccal önce onu öldürür. Ceza evine attırır. Seçimle gelmesini dahi engeller. Sonra izin verir. Paralel yapı sürekli ona çalışır. Genç dirilmiştir. Sonra tekrar öldürmek ister. Paralel yapı Erdoğan’ı itibarsızlaştırmaya çalışır. Ama hadiste muvaffak olamaz der. Yani buna muvaffak olamayacaklar.
· Yargı darbesiyle AK Parti hükümetini devirmek için art arda operasyonlar yapan paralel yapının yüksek yargı üyesi hakim ve savcılara yönelik talimatlarını içeren ses kaydı ortaya çıktı. Başbakan Erdoğan'dan 'Uzun' diye söz edilen kayıtta "MOSSAD, CIA ve diğerleri Uzun'u götürmek istiyor" deniliyor. Kayıtta, AK Parti'nin seçimlerden galip gelmesi halinde yargı darbeleriyle götürülmesinin hedeflendiği şöyle dile getiriliyor: "Ok yaydan çıktı bir kere. Bu safhadan sonra geri dönüş 'yok olmamız' anlamına gelir. Onun için tüm imkanlar kullanılarak taarruz tek yoldur. Önümüze kim çıkarsa ezip geçeceğiz. Seçimlerde yüzde 65 ile bile gelseler, dosyalarla götürmek zorundayız. 44 yılda ördüğümüz hırkayı 'buyrun siz giyin' diyecek değiliz." Kayıtta, istenilen sonucun alınması için "Komünist, faşist, Alevi ve CHP'li farketmez herkesle ittifak edin" talimatı veriliyor.
· Başbakan'a "Usta" denilmesinin ardında kendisinin bu dönemi "Ustalık dönemi" diye nitelemesi kadar gerçekten de ustalık isteyen birçok meseleyi ülke istikrarına zarar vermeden çözmüş olması da var. Yani bu sıfat bir hakikati olmayan bir propagandadan ibaret değil. Türkiye Başbakan'ın kararlılığı, dik duruşu, stratejik adımlarıyla birçok aşılmaz denilen engeli aştı, aşınmaz denilen tortuları aşındırdı, yıkılmaz denilen duvarları ve tabuları yıktı.
· Erdoğan: Şebekelerin, çetelerin milli iradeyi gasp etmesine izin vermeyeceğiz. Dershaneler meselesinde, Suriye meselesinde, terör meselesinin nasıl halledeceğine siyaset değil de yargı mı karar verecek. Biz yargının bağımsızlığı mücadelesini referandumda sağladık. Yargı sadece bağımsız değil tarafsız olacak dedik. Bağımsızlığı iste ama tarafızlığına gelince orada tarafım de. Onu kimse yutmaz. Biz yargı ile değil yargı içine sızmış yargı mensuplarına baskı yapan örgütle mücadele ediyoruz. Kimse siyasi iradenin yargıya müdahale ettiğini iddia etmesin. Siyasi kararları verecek olan siyasi iradedir. Siyasi iradenin milli iradenin çalınmasına izin vermeyeceğiz
· Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yakın tarihte bilhassa laiklik ilkesi konusundaki yanlış uygulamaların, toplumda kutuplaşma ve gerginliklere neden olduğunu belirterek, "İnanıyorum ki, Hükümetimizin öncülüğünde başlatılan demokratik reformlar kökleştikçe, hukuk devleti ilkesi, insan hak ve hürriyetleri pekiştikçe, devlet ile millet arasındaki mesafe bütünüyle kapanacak, insanımızın özgürlük alanı genişleyecek, toplumsal aidiyet daha da güçlenecektir" dedi.
· Başbakan Erdoğan'ın Almanya dönüşü çalışma odasında bulunan böceklerle ilgili yaptığı “casusluk” yorumunun sırrı çözüldü. Casusların, bilgileri ve devlet sırlarını yabancı istihbaratlara servis ettiği ortaya çıktı.
· Üç yıldan beri uzun boylu adamın ölmesini bekliyoruz diyenler var” sözleri üzerine Tayyip Erdoğan'ın sağlık güvenliği hat safhada. İçtiği su dahi takip ediliyor.
· Erdoğan’ın sonuna kadar yanında olanlar kazanacak. Muhammet bir hadisinde ‘Sonuna kadar yanında olanlar kazanır.’dedi. Yoldan sapanlar çok olacak.
· Devrin Ebu cehilleri Erdoğan’a muhalif olanlardır.
· Her gelen peygamber mehdi’nin kendi adında geleceğini ve kendi soyundan geleceğini söylerken peygamber vasıflarına sahip doğruluğu, adaleti ve barış için çalışan bir kurtarıcı olacağına dikkat çekmişlerdir. İsa tekrar geleceğini müjdelerken, Davut, Davut soyundan birinin geleceğini ve yeryüzünü karanlıktan aydınlığa çıkaracağını söylemiştir. Muhammet de aynı şekilde babasının ve kendi adında birinin geleceğini söylerken peygamber vasıflarına sahip bir mehdinin yani kurtarıcının geleceğini söylemiştir. Tüm peygamberler aynı şeyi söylemiştir. Dinler tarihini inceleyenler tüm peygamberlerin hep aynı kişiden bahsettiğini delillerle ve muhteşem benzerlikleriyle ortaya koyarlar. Bütün bunlar beklenen İsa ile beklenen mehdi’nin ve beklenen davut’un aynı kişi olduğunu gösterir. Diğer kutsal metinlerde de Mehdinin gelişi kendi dönemlerinin tabirleriyle ve kişileriyle anlatılmıştır.
· ‘Ve: Biz, Allah'ın Resulu Meryem oğlu Mesih İsa'yı gerçekten öldürdük" demeleri nedeniyle de (onlara böyle bir ceza verdik.) Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar. Ama onlara(onun) benzeri gösterildi. Gerçekten onun hakkında anlaşmaya düşenler, kesin bir şüphe içindedirler. Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiçbir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak öldürmediler.’ (4/157) ( bu ayetlerde İsa’nın Yahudiler tarafından öldürülmediği ve ona benzer birinin öldürüldüğü söylenmektedir. Onlar sadece gördükleriyle bir zanna uymuşlardır. Gerçekte Tanrı İsa’nın zalimler eliyle öldürülmesine izin vermemiştir. Ama İsa başka bir yere göç etti ve mutlaka her peygamber gibi öldü. Kuran ve hadislerde göğe alındı ifadeleri kullanılmamıştır. Her peygamber öldüğünde göğe alınmıştır. Hepsi de göğün farklı farklı katlarında bulunmaktadır. Aynı bedenle aynı İsa tekrar gelecektir diye batıl bir inanış vardır. Gerçek öyle değildir. Her peygamber kendisi gibi barışı, sevgiyi ve dini temsil edecek bir kurtarıcı peygamber geleceğini söylerken kendini örnek göstererek kendi adını vermiştir. Aslında geçmişteki her peygamber bunu yapmıştır. Buradan anlaşılan dünyayı son olarak düzeltecek olan kurtarıcı kral peygamberin hep peygamberler soyundan olacağı ve peygamber vasıfları taşıyacağıdır. Yoksa gökten İsa’nın Şam’a ineceği değildir. O dönemde şam bir başkent büyük bir şehirdir. Hem kültür şehri hem de dönemin merkezidir. Şimdi de ortadoğunun merkezlerine bakmamız gerekir. Dönemin en büyük kültür ve gelişmiş merkezi İstanbul’dur.
· Hz İsa Yahudilerin onu öldürme teşebbüsünden sonra oradan ayrıldı. Ve Allah ona insanlardan uzak başka bir yerde bir süre yaşam daha verdi. Yani yaşamaya devam etti. Allah yanına aldı derken Allah zalimlere bırakmadı kuluna hayat verdi ve normal ölümüyle onu kendine kavuşturdu. Yani yanına aldı anlamındadır. Yoksa HZ İSA uzaya havasız çıkıp tanrının yanına gitti anlamında değildir. Peygamberimiz döneminde Allah yanına aldı bir deyimdir. Yani kendisine ulaştırdı, rahmetine mazhar oldu anlamındadır. Günümüz insanları kutsal terimleri tam bilmeden cahilane yorumlamaktadırlar.
· Hz. İsa kuranda çarmıha gerilerek öldürülmediği söylenir. Allah’ın onu yanına aldığı söylenir. Ancak bu bedenen değildir. İsa ömrünü bir süre daha gizli sürdürür. Sonra eceliyle vefat eder. Allah onu zalimlerin eline bırakmaz ve katına yükseltir. İsa ölmeden önce tekrar geleceğini söylerken aslında kendisinin geleceğini değil aynı görevde aynı özelliklerde kurtarıcı bir peygamberin geleceğini söylemiştir. Aynı durum kuran için de geçerlidir.
· Mehdi hayatta ve şu anda dünyada yaşıyor. Mehdi’nin zuhur etmesiyle hayatta olması farklı şeydir. Peygamber nasıl 40 yaşından sonra peygamberliğe başladıysa mehdi de dünyayı düzeltmeye başladığında ortaya çıkmış demektir. Mehdi karanlık küresel düzeni yıkarak dünyayı yeniden düzene sokmak ve insanlığı barışa kavuşturmak için çalışmaya başlayacaktır. Bu günümüzde Türkiye, tüm bu anlatılanlara uymaktadır.
· Son peygamber 7 uyurların yani ashabı keyfin Mehdi’nin yanında yardımcıları olarak bulunacağını söylemiştir. Yani o dönemin 7 insanı bu dönemin yedi insanının görevlerini yürütmektedir. Bunlardan birkaçını söylemek gerekirse Abdullah gül, Ahmet davutoğlu, Egemen bağış gibi kişilerden oluşan ve dünyanın değişmesinde etkili rol oynayan kişiler yedi uyurları temsil etmektedir. Muhammedin hadisleri her yönüyle günümüze uymaktadır.
· Muhammet gece saat 3’te geldi. Tayyip Erdoğan güneş doğarken geldi. Dünya tam bir günü tamamladı. 6 günde de yaratılmıştı şimdi 7. gün tamamlandı.
· Erdoğan kral peygamberdir. Manevi ve felsefi yönde hikmet dolu bir peygamberden ziyade dünyayı düzelten bir yönetici durumundadır. Diğer değişle bir halifedir. Allah’ın emirleri doğrultusunda insanı ve insani değerleri koruyan tanrının emirlerine (barış, demokrasi, adalet, özgürlük, eşitlik, hoşgörülü ve paylaşımcı) uyan bir kraldır. Felsefi ve dinin özünü anlatan hikmet dolu peygamberler çoktur mesela en sonuncusu Muhammed’tir. Zaten peygamberimiz de hikmet öğreten ve Cebrail’den vahiy okuyan peygamber gelmeyeceğini söylemişti.
· Dürüst ve adil, kurtarıcı ve önderdir. İnsanlığın sorunlarına eğildi. İyi bir düzen için çalıştı.
· Manşetlerle, yalanlarla çarpışa çarpışa bugüne geldi. Zalimlere karşı sert insanlara karşı yumuşaktı.
· İnsanlar artık yalanlara prim vermiyor. İlk duyduklarına göre degil olaylara daha itidalli bakabiliyor.
· Erdoğan’a her gittiği ülkede sayısız kadınlar teklif ettiler. O hepsinide reddetti.
· Rabbin kralı ve yanındaki arkadaşları ilk yönetime geldiğinde tehdit edilmişlerdi. Sizi öldürürüz dediler. Bizim dediklerimizi yapacaksınız dediler. Bu işin şakası da yok sonu da yok dediler. Onlar kefenimizi yanımıza aldık diyerek doğru yoldan dönmediler. Rab de onlarla oldu. Ölümü göze alarak insanlığa hizmete koşanlar ne şerefli bir yoldaydılar. Aynı yedi uyurlar gibi. Bir önceki kuşaktakiler bu karanlık güçlerin etkisi altında ezilmişlerdi. Adnan Menderes ve birtakım inananlar öldürülmüşlerdi. Kötülerin gücü ilk rabbin kralıyla kırılmaya başlamıştı. Halkın seçimiyle yönetime her gelen bu bozguncuların güçlü etkisi ve tehdidi altında ezilmişlerdi.
· İbrahim’in soyundan olan insanlara ve insanlığa hizmet eder. Barış ve adalet için çalışır. İnsanlığı koruyan ve yaşam standardını arttıran öğüt ve çabalarda olur. Rabbin kralı Erdoğan bu özellikleriyle kutsal bir çizginin içindedir. Tanrı'dan olan Tanrı'nın işlerini yapar. O’na boyun eğer ve sözlerini dinler. Hakkın ve kukun dışına çıkamaz. Doğruları söylemekten çekinmez. Zalime ses yükseltir. İşte Tanrı'dan olmayanlar onu dinlemiyor ve o’na muhalefet ediyor. Erdoğan’ın İbrahim'in soyundan olduğunu anladıkları halde yine de onu öldürmek istiyorlar. Çünkü Tanrı’nın düzeni onların çıkarına gelmiyor. İyi bir düzenden nefret ediyorlar. Onların babası İblis'tir ve babalarının arzularını yerine getirmek istiyorlar. O başlangıçtan beri katildi. Gerçeğe bağlı kalmadı. Çünkü onda gerçek yoktur. O yalancıdır ve yalanın babasıdır.
· Erdoğan Konjektürel siyaset yapmadı, günü kurtarma siyaseti yapmadı. İnsan odaklı bir politika izledi. Hep halktan yana oldu ve dürüst davrandı. Sosyal dönüşümler iyi yönetildi. Oluşacak zorluklar karşısında sabırlı ve dirençli oldu. Dik durdu ama diklenmedi. Doğruyu söylemekten çekinmedi.
· Erdoğan ‘‘Çanakkale Zaferi, bir etnik kökenin, bir kavmin, ırkın zaferi değildir. Çanakkale Zaferi, Türkiye’nin, Anadolu’nun ve Trakya’nın olduğu kadar dünya üzerindeki tüm kardeş milletlerin, kardeş halkların, tüm kardeşlerin zaferidir.’’dedi.
· Tayyip Erdoğan’ın yanındakiler ve onun ekibi ve destek verenler son Peygamber Muhammed’in sahabelerinin soyundan gelmektedir.
· Kılıçtaroğlu, ben peygamber soyundanım derken Tayyip Erdoğan2ın Muhammet soyundan olduğunu biliyordu. Bu bilgiyi önceden karalamak için böyle bir söylemde bulundu. Aldatma ve bilgi kirliliği için söylediği bu söyleme kendisi bile inanmamaktadır.
· Time dergisi 2012 yılının kişisi olarak ABD Başkanı Barack Obama'yı seçti. Dergiye göre, ABD Başkanı Obama, yılın en güçlü adamıymış. Listeye Tayyip Erdoğan’ı bilerek koymamışlar. Tarafgirlikle hazırlanmış uydurma listelerinde ilk ellide bile Erdoğan yok. Halbuki güçlü zalimlere başkaldıran ve mazlumların yanında olan Erdoğan yeryüzünün en güçlü adamıdır.
· Obama'nın kültürü ABD halkının taleplerine uygun olarak eşcinsellerin evlenmesine izin verdi. Bunu hak vermek olan gören anlayış aslında çirkinliğe ve gelecekte toplum yıkına onay vermektedir. Hiçbir inanış ve toplum bunu kabul etmez. Tarihte birtakım sapkın toplumların benzer bir örneğini görmekteyiz. Bu ve buna benzer bazı sosyal kararlarda Obama’nın tutumları doğru bir çizgide olmadığı gerçeğini göstermektedir.
· Başbakan Erdoğan'ın yenilikçilik çabasıyla, 2002'den bu yana yaptığı reformlar, alimler ve bilim adamları tarafından hayranlıkla karşılanmaktadır. Başbakan Erdoğan bu reformları, yaşamın içinden gelen ve hayata dokunan bir siyasi güç olarak başardı. AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan'ın mücadelesi, bir yenilginin galibiyete dönüştürme mücadelesinden başka bir şey değildir.
· Erdoğan’ın Ak Parti'deki mücadelesinin siyasi hevesin ötesinde bir dava niteliği gerçektir. Halka ve insanlığa hizmet yolunu seçmiştir. Erdoğan Tanrının ve insanlığın tarafında bir dava adamıdır. Çocukluğundan beri dünyayı değiştirme arzusu olduğu ve tanrıya derinden saygı duyduğu bir gerçektir. Ve tanrının ona zamanın ve coğrafyanın Türkiye'sinde bu fırsatı tanıdığını ve bunun gerçekleşmeye başladığını artık kendiside anlamaya başladı.
· Başbakan Erdoğan’ın ofisinde 3 adet dinleme cihazı bulunmuştur. Evinde ve çevresinde dinleme böceklerine rastlanmıştır. Eski rejim yanlıları ve Ergenekoncular onu dinliyorlar. Onun için her türlü tuzak hazırlasalar da O’nu alt etmeyi başaramayacaklar.
· İnsanın toprağı ve özü iyi olan Mehdi’yi sever. Toprağı ve özü kötü olan onu sevmez. İyiler Erdoğan’ı sever, kötüler ondan nefret eder. Kalplerin tercihi cennete veya cehenneme götürecektir.
· Türkiye gerçeklerinden uzak bir yorum yapan ABD'de Washington Times gazetesi muhalif anlayışla hareket etmektedir. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a yersiz eleştirilerde bulunan gazete uydurma haberlerle bölge halkını yanlış yönlendirmektedir.
· ABD’de Newyork Times, İngiltere’de Guardian, Avrupa’da bazı yayın kuruluşları Tayyip Erdoğan’a iftira atarak ve hakkında olumsuz şeyler söyleyerek halkın nazarında destek bulmasını engellemek istiyorlar. Aynı şeyler Türkiye’de de yapıldı. Erdoğan manşetlerle çarpışa çarpışa büyüdü. Ve insanlar yalancıların ve uydurmaların farkına vardı. Artık kimlerin doğru yolda kimlerin batıl yolda olduğunu halk görmeye başladı.
· Başbakan Erdoğan, 6-11 Ocak tarihlerinde Gabon, Nijer ve Senegal'i kapsayan Afrika turuna çıktı. Verdiği mesajlar barış ve birlik çağrıları çok önemliydi. Bu topraklara çıkar için gelmediklerini bildirdi. Başbakan Türkiye ile Afrika ezeli ve ebedi tarih havzasından geçtiğini belirten Erdoğan, "Biz Afrika'ya baktığımızda diğerleri gibi yeraltı zenginliklerini değil dost ve kardeşlerimizi görüyoruz" dedi. Dünyaya doğru algıyı öğretmeye başladı. Ve uyanışı harekete geçirmektedir.
· Halifelik nerede biterse orada başlayacaktır.
· Erdoğan inanan ülkeleri birliğe çağırdı. Hepiniz mevcut olan kötü düzenle mücadele ederken neden birlik olamıyorsunuz. Amacınız dünya değil ahiret ise birlik olun dedi. Birbirinizi tehdit olarak görmeyin. Tanrının istediği birlik olup mevcut bozuk düzeni beraber yıkalım dedi. Birbirinize kızmayın, düşmanlıklarınızı kaldırın birlikte insanlığı kurtaralım ve tanrıya ibadet edelim dedi.
· Rabbin Kralı dedi ki. ‘Bize hiç kimse diz çöktüremez, Bizi hiç kimse teslim alamaz. Biz hiçbir zaman korkmadık. Korkmayacağız.’
· İstiklale ve hürriyete yer yüzündeki her millet aşıktır. Ve bunun tutkusundadır.
· İnsanlığın sorunlarının çözümüne hiçbir faydası olmayanlar peygamberlik rolündeki insanların insanlık için çalışmalarını engellemeye çalışıyorlar.
· Tayyip Erdoğan iflah olmaz bir iyimser, insanlığın kurtuluşuna inanan barış ve adaletin geleceği umudunu yitirmeyen bir önder.
· Tayyip Erdoğan hakkın savunuculuğunu yaparken karşısında ki muhalif anlayışta olanlar batılın savunuculuğuna soyundular.
· Rabbin kralının etkisiyle tüm yönetimler sorunların çözülmesine yönelik çalışmalar yapmaya mecbur kalacaklar. İnsanlığın sorunlarını çözmeye yönelik çalışmalar küreselleşecektir.
· Gündemdeki konulara bakış açılarındaki farklılık dikkat çekicidir. Vesayet olayları menfaat süzgecinden geçirir ve kendilerini tehdit edecek, halk adına her iyi gelişmeyi kötü görürdü. Muhalefetin her meseleye nasıl tepeden baktığını, olayları menfaatleri açısından yorumladığını, nasıl toplum mühendisliğine soyunduğunu herkes iyice anladı.
· Tanrı halkına sahip çıktı ve kulunu bu milletin başına gönderdi. Halkta onu hemen sıkıca tuttu. Erdoğan, milleti ile birlikte yürüdü.
· Menfaatçi muhalifler, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın üslubunda toplumu kucaklama havası olmadığını iddia ederek, ''90'ların mazlumu olarak kendisini takdim eden Sayın Başbakan, 2000'li yılların zalimidir'' dedi. Onlara söyle deriz. Zalimler kördür ve gerçekleri tersinden görürler. Onların geçmişte yaptıkları ve halka uyguladıkları zulümü herkes bilir. Fitne fesat ile terörün devam etmesini onlar sağlamışlardı. Şimdi adil düzen ve gelişim onların hoşuna gitmiyor. İnançsızlar iyi düzeni, kendilerine baskı olarak görüyorlar. Çünkü insanların özgürlüklerini kısıtlayarak yaşamlarını sürüyorlardı. Aldatarak ve yönlendirerek kendi guruplarının çıkarlarını gözetiyorlardı. Bu azınlığa da halk yakıştırması yapıyorlardı.
· Onlar Türkiye’de hala muhalefette ki iktidardır. Artık değişime güç yetiremiyorlar. Ancak şiddeti seçmeye başladılar. Türkiye’de muhalefet DHKP-C gibi ırkçı temelli gibi terör olaylarıyla karşılaşması gayet doğaldır. Erdoğan’a muhalifler sokak söylemiyle, bağırarak hesap ver tavırları da popülizme başvurduklarını göstermektedir.
· Devletin derin yapılanması yönetimde bir seçkinler grubu oluşturmuştu. Bu grup halktan kopuk ve halkı ezdiğini bir gerçekti. Kendisini ezilen geniş halk kitleleri ile özdeşleştiren Erdoğan bu seçkinler grubuna karşı mücadele etmiştir. Vatandaşı ezmeyen bir yönetim var. Sayın Başbakan halkın ve hakkın, bağımsızlığın, özgürlüğün mücadelesini veriyor.
· Allah Tayyip Erdoğan’ı getirince halk ardında durdu. Türkiye’nin muhaliflerinde ve onların üslubunda toplumu kucaklama havası yok. Kin, öfke, nefret söylemi var. Terörün bitmesini istemiyorlar. Barış havasından rahatsızlar.
· Sayın Başbakan Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en çok çark eden Başbakanı'dır. Diyorlar. Zaman içinde her şey değişiyor. Barışı baştan reddedenler, bugün yine barış girişimi olunca onun teröre karşı önceki tehditlerini öne sürüyorlar
· Recep Tayyip Erdoğan'ın gitmesi için ellerinden geleni yapıyorlar. Başkanlık sistemini O tekrar gelecek diye eleştiriyorlar. Önce bir düşünün o sizler gibi ülkeyi yemeye mi geliyor. Yoksa halkına insanlığa hizmet için mi geliyor. Devletin ve halkın tek kuruşuna dokunmadı. Sürekli araştırdılar bir şey bulamadılar. En küçük yolsuzluk yaşanmadı. Ancak muhalifler kuru inatta ısrar etti.
· Suriye tezkeresi çıkardın niye Suriye’ye vurmuyon diyorlar. Kendi güvenliğimiz tehdit edilince kendimizi koruma amaçlı tezkere çıkarıldığını anlayamıyorlar. İlla gidin Suriye’yi vurun ve müdahale edin diyorlar. Amaçları Türkiye’yi kötü duruma düşürmek. Böyle bir davranışın uluslar arası kamuoyunda yanlış ve ters algılanacağını herkes bilir. Ama amaçları ülkeyi kaosa sürüklemek. Erdoğan’ın yönetimi gitsin de ne olursa olsun diyorlar.
· Erdoğan yumuşak güç ve adil geçişler sağlıyor. Bundan sonra Erdoğan olmadığı an Arap baharının en şiddetlisini Türkiye yaşar.
· 1940'lı yılların tek partili rejiminde diktatör bir Türkiye vardı. o dönemin kalıntıları artarak 1960 ve 1980 darbelerini yaptılar. Sırf inanan büyük çoğunluk halka karşı.
· DHKP-C'ye yönelik operasyonda, örgütün suikast timinden Başbakan'ın evinin krokisi ve savcı, polis ile AKP yöneticilerine eylem planları çıktı.
· Ergenekon davasında savcının mütalasının ardından adalet bakanlığına ve akp binasına lav silahlarıyla saldırılar yapıldı.
· İmralı barış süreciyle, Erdoğan bütün riskleri üzerine aldı. İnşallah başaracağız diyor. Amaç ne barış ve kardeşlik. İnsanlığa bir hizmet. Yapmamız gereken arkasında dimdik durmak. Toplumu yatıştırıcı güveni inşa eden söylemler ile bu sürec yönetilecek. Bu halk, oyunlara kışkırtmalara gelmeyecektir..

· Cuma hutbesini okuyan El-Badrani, Irak'taki Şiiler'e seslenerek, Maliki yönetimine destek vermemelerini istedi. Ordu ve polisi göstericilere karşı güç kullanmamaları konusunda uyaran El-Badrani, Başbakan Erdoğan'a hitaben, ''Ey Erdoğan, sıkıntımızda yanımızda durman gerekir. Biz seninle aynı davanın adamlarıyız ve ayrılmaz bir bütünüz. Davamız bir, düşmanımız bir. Bizi görmen gerekir. Biz sen ve senin gibi şereflilerin boynunda emanetiz'' diye konuştu.
· İran'la nükleer enerji konusunu görüşmek üzere Kazakistan'nın Alamati şehrinde bir araya gelen BM Güvenlik Konseyi'ne daimi üye 5 ülke ve Almanya'nın oluşturduğu '5+1' grubu iki günlük toplantının ardından masadan yine kalkan taraf oldu. Yapıcı bir tavırla İran’a yaklaşmayanlar suçlama ve tehdit söylemlerini sürdürüyorlar. İran’a ‘Faaliyetlerini yavaşlat, yaptırımları hafifletelim’ diyen anlayış küresel vesayetin ta kendisidir. Bu anlayış küresel cuntanın anlayışıdır. Sayısız kitle imha silahlarına sahip olan egemen ülkelerin hükmetme mücadelesidir. Savaş siyasetiyle ayakta kalan ve yönetenler artık kaybedecektir. Yeryüzünü zorbalıkla yönetenlerin tek tutunduğu silah üstünlüğü yeryüzünün kaynaklarını sömürme mücadelesinden gelmektedir. Irak ve Afganistan gibi yeni hedef İran’dır. Bu iştaha risk alamıyorlar. Ancak buna da mecbur olduklarını düşünüyorlar. Arap baharı ve küresel krizin ardından İran’a saldırmayı göz dağı ve fırsat gibi görmek isteyenler de olabilir. Ancak önemli bir gerçeği unutuyorlar. Meşru bir zemini de ve doğru bir çizgide bulunan Türkiye var. Türkiye’nin her ulusta küresel bir desteği var. Türkiye haktan korktuğu için zalime dahi ses yükseltip hesap soracaktır. Yeryüzü geri dönülemez bir yola girmiştir. Ne Erdoğan ne de Türkiye bu doğruluk, barış ve adalet çizgisinden dönmeyecektir. Zalim vesayette kötü yolundan dönmeyeceğine göre dünyayı gergin günler beklemektedir. Böyle bir durumda Türkiye yeni hedef olacaktır. Yakında Türkiye düşmanlığı başlayacaktır. Ancak bu düşmanlık hakkı ve gerçekleri söyleyen Erdoğan konuştukça Türkiye güç ve destek kazanacaktır. Erdoğan şimdiden batının siyasetini, birleşmiş milletleri eleştirmektedir. Tüm bunların temelinde herkesi doğru bir çizgiye getirmektir. Ancak zalimler doğru yola gelmeyecekler. Bunun üzerine şiddet doğacaktır. Ancak şiddet doğmaya yakın Türkiye hakkın yanında olduğu için destekçileri çoğalacaktır. Ve bu süreçlerde afetler de tavan yapacaktır. Çünkü Tanrı değişimi engellemek isteyen şiddetçilere izin vermeyecektir.
· Avusturya'nın başkenti Viyana'da Medeniyetler İttifakı 5. Yıllık Forumu'na katılan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler'e yüklendi. Erdoğan, "BM'nin işi ne? BM Güvenlik Konseyi'nin temelinde bir sıkıntı var. BM'nin şiddetle bir reforma ihtiyacı vardır" dedi.
· Rabbin kralı Erdoğan, medeniyetler ittifakının zor bir süreç olduğunu biliyordu. En başından insanların kardeşliğini ve birliğini sağlama çabasında oldu. Tüm din eski medeniyetlerin ittifak edip aynı çatıda birleşmesini istiyordu. Çünkü hepsi aynı amaçtaydı. Ancak yönetimlere sahip olanlar birbirlerini ötekileştirmişlerdi. Hepsi insan haklarının korunması, barış, adalet, adil bir düzen istiyordu. Tüm medeniyetler tanrının kutsal emirleri olan insan öldürmeyeceksin, çalmayacaksın, haksızlık etmeyeceksin görüşündeydi. Ancak ittifakın kendilerine bir şey kazandırmayacağına inananlar her türlü ayrımcılığı körüklemişti. Şimdi de yine saltanatlarını kaybedecekleri korkusuyla barışa, kardeşliğe birliğe yanaşmayan aynı nesil direnmektedir. Bu ittifak mehdi dönemi, altın çağ, esenlik krallığını getirecektir. Tanrının tüm kutsal kitaplardaki vaat ettiği dönem bu dönemdir. İsa yeryüzünde medeniyetleri birleştirme çabasında olurken farklılıkların zenginlik olduğunu, birbirlerimizi tehdit olarak görmememiz gerektiği anlayışını öğretmektedir. Her kesime, ırka dine ve ulusa sahip çıkmakla hepsini bir anlayışa getirmiştir. Medeniyetler ittifakı gerçekten de tam bir mehdi dönemi çabası tam bir İsa niyetinde hareket ve anlayıştır. Ve tanrının kulunu kullanarak bu çabası asla boşa çıkmayacaktır. Bu savaş ve egemenlik konusunda şeytan ısrar ederse mutlaka tanrının öfkesiyle karşılaşacaktır ki kutsal kitaplar bunlar hakkında net bilgiler vermiştir. Mayaların Popol vuh, Tevrat ve peygamberin hadislerinde çok net bilgiler vardır.
· Rabbin kralı’nın Avrupa’da bir konuşması: Filistin ve Suriye'de döken kana dünyanın sessiz kaldığını belirten Erdoğan, "Dünya'nın tepkisiz kalması adalet duygusunu ciddi şekilde zedeliyor. Aynı şekilde Avrupa'da yükselen ırkçılığın Medeniyetler İttifakı karşısında ciddi bir sorun alanı olduğunu belirtmek durumundayım. Müslüman ülkelerde yaşanan olaylara kayıtsız kalmaya ek olarak ülkeleri dışında yaşayan müslümanlara yönelik kırıcı, incitici tavırlar ne yazık ki vicdanları yaralamaya devam ediyor. Ötekinin kültürünü hissiyatını anlamak için mücadele edilmesi gerekirken önyargılardan hareket edilerek ötekinin dışlandığına ve horlandığına sıkça şahit oluyoruz. Tıpkı Siyonizm gibi tıpkı Antisemitizm gibi tıpkı Faşizm gibi İslamafobiyanın bir insanlık suçu olarak görünmesi kaçınılmaz hal almıştır. Bunlar yaralar açar uçurumları derinleştirir" diye konuştu. Hiçbir dinin terörü benimsemediğinin altını çizen Erdoğan, "Mali'de yaşanan olayı dine dayatırsak tarihi bir yanılgının içerisine düşeriz. Hiçbir şekilde semavi din terörü benimsemez. İslam barış anlamana gelir. Bir barış dini olana İslam'ın terörü teşvik etmesi asla mümkün değildir ve bunu kabul edemeyiz. Mali'de bir terör unsuru oluşmuş olabilir. Ama bunu dine dayatamayız. Medeniyetler ittifakı aradaki uçurumları kapatmak için oluşturulmuş anlamlı çabalardan biridir" dedi. BM'ye yüklenen Erdoğan, "Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi dünyanın tümünü temsil ediyor mu? BM Güvenlik Konseyi'nin temelinde bir sıkıntı var. Burada üç kıtayı görüyoruz. Asya, Avrupa ve Afrika var. Bunların dışında daimi temsilcileri yok. Dini noktada bu 5 tane üye dünyadaki tüm inançları temsil ediyor mu? Asla temsil etmiyor! Eğer Medeniyetler İttifakı diyorsak önce Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin daimi üyeri arasında bir ittifakı oluşturmamız lazım. Burada ittifak yok. Üyelerden bir tanesi hayır dediği zaman mesele tıkanıyor. Bu sorunun masaya yatırılması lazım. Suriye problemi neden halledilmiyor? İki üye bu işe hayır dediği için halledilmiyor? Birleşmiş Milletler dünya barışını sağlamak için kurulmadı mı? Madem ki dünya barışına hizmet etmek için kurulmuştur. O zaman BM'nin şiddetle bir reforma ihtiyacı vardır. Bunu dünyadaki tüm ülkeler sağlayacaktır. El ele vereceğiz ve bu işi çözeceğiz. Filistin'e BM'de gözlemci devlet statüsü verilmesi çok önemli bir aşamadır. Bu desteği veren tüm ülkeleri gönülden alkışlıyorum ve destekliyorum. Bu dünya barışı adına kırılma noktasıdır. BM'ye bu yakışırdı" diye konuştu.
· Rabbin kralı Erdoğan'a yönelik suikastin son anda önlendiği bildirildi. 6 DHKP-C üyesi son anda yakalandı. Başbakan'ın evinin yakınlarında keşif yapan DHKP-C üyeleri silahlarıyla birlikte yakalandı.
· Tevrat'ta bahsi geçen İsrail Diyarı ( Eretz Yisra'el) Türkiye topraklarıdır.
· ''Türkiye'nin bugün sadece ekonomisi ile değil, artan yumuşak gücüyle de yükselen küresel güçlerden biri olarak dünyaya 360 derecelik bir açıdan baktığını'' ifade eden Erdoğan, şu görüşleri dile getirdi: ''Yükselen Asya ile stratejik ilişkiler kuruyoruz. Şanghay İşbirliği Örgütü ile diyalog ortaklığı tesis ettik ve ASEAN ile kurumsal ilişkiler kurduk. Arap Ligi'nde gözlemci üye olmanın yanı sıra Hindistan ve Çin ile birlikte Afrika Birliği'nin üç stratejik ortağından biri olduk. Karayip Devletleri Birliği'ne gözlemci üye olduk. Amerika Devletleri Örgütü ve Mercosur ile diyalog ve işbirliği mekanizmasını tesis ettik. Bu ilişkileri, AB ile ortaklığımızın alternatifi olarak değil, bu stratejik ilişkiyi güçlendirici unsurlar olarak görüyoruz. 2009-2010 yıllarındaki BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliğimizin ardından, 2015-2016 döneminde yeniden adaylığımızı koyarak küresel vizyonumuzu bölgemizde ve ötesinde bir kez daha hayata geçirmek istiyoruz.''
· Yuhanna İncili, birçok Yahudi karşıtı bölüm içermesinden ve Yahudilere yönelik çok sayıda aşağılayıcı atıfta bulunmasından ötürü özellikle antisemitik olarak öne çıkar. Selaniklilere 1. Mektup 2:13-16, defalarca antisemitik amaçlar için kullanılmıştır. Ayet, kişinin kendi yurttaşlarının elinde çektiği sıkıntılardan bahseder. Yahudiye'de İsa'ya bağlı olan toplulukların, İsa'yı öldüren Yahudilerden baskı gördüğü, Tanrı'nın bu tür insanların hoşnutsuz olduğu, bunların tüm insanlara düşman olduğu anlatılır
· Ey dik kafalılar, Siz tıpkı atalarınıza benziyorsunuz, her zaman Rabbe karşı direniyorsunuz. Atalarınız peygamberlerin hangisine zulmetmediler ki? Adil olanın geleceğini önceden bildirenleri de öldürdüler.
· Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, darbeciler tarafından asılan merhum Başbakan Adnan Menderes'e ilişkin yaptığı hatırlatma, “Erdoğan, göstericileri, Gezi Parkı'nda asmakla tehdit ediyor” dezenformasyonuna dönüştü. Ve küresel Türkiye karşıtları bu durumu Erdoğan aleyhine kullanmaya başladı. Erdoğan’ı karalamak için türlü yollar arıyorlar.
· Bilinen ilk kıyamet senaryosu, M.Ö. 2800 yılına ait bir Asur tabletinde yer alıyor. Kil tablet, gerçekleşmemiş kıyamet senaryosunu şöyle anlatıyor: "Dünyamız, son günlerde yozlaştı. Dünyanın hızla sonuna yaklaştığını gösteren işaretler var. Rüşvet ve yolsuzluk, aldı yürüdü. Çocuklar, artık ana babalarına itaat etmiyor. Tüm bunlar, Dünya'nın sonunun geldiğini gösteriyor. Ancak tablette yazanların aksine sonu gelen Dünya değil, Asur İmparatorluğu oldu. Yakın Doğu'da büyük bir imparatorluk kuran Asurlular, M.S. 612'de Babil ordusu tarafından tarihin karanlık sayfalarına gömüldü.
· 1300,1499,1881,1910 yılları dünya için kötüye gidiş dönemleri oldu. Dünya belirli dönemler yaşadı. Sürekli yükseliş trendinde olan dönemler, sağlam direnlerin olduğu dönemler görüldü. İnsanlık tarihi dip te yaptı zirve de yaptı.
· 1910'da Dünya'nın yakınından geçen Halley kuyrukluyıldızı 1914 dünya savaşının habercisiydi.
· İsa'nın 2012-2020'de geri gelerek kötülüğe karşı savaş açacağını ve bu savaşı kazanacağını artık peygamber gelmeyeceğini ve kıyametin bekleneceğini söyleyebiliriz.
· Yahudilerin kutsal kabul ettiği Talmud kitabına göre ise Mesih, Adem'in yaradılışından 6 bin yıl sonra gelecek ve sonraki bin yıl içinde dünya yok olacak. Bildirilen süre tamamen doğrudur.
· 2012 yılından 30 yıl sonra insanlar kazandıklarını dağıtmaya çalışacaklar. Dünya malı önemsenmeyecek ve kimse de dünyanın ardına düşmeyecek. Onlar verdikçe dünya onlara akın akın gelecek.
· Kıyamet gününü kimse bilemez. Zamanı meçhuldür. O zamanda kendiliğinden ve aniden bir şeyler olur. Evrendeki yasalar ve düzen bozulur. Varlık, evren ve dünya yıkıma uğrar. İnsanlık 2012’den sonra bin yıl garantidedir. Ondan sonra 433 yıl kıyamet ihtimalindedir. Sonrasındaki her gün kıyamet olabilir. Ancak insanlık kıyamete hiç beklemedikleri anda, ansızın karşılaşacaktır.
 
'Erdoğan, zalim krallar gibi değildir. Korkulacak olan da hiç değildir. Kendisinden emin olunan, fayda gösteren, kendisinden faydalanılan insandır. Dürüst ve adil olandır. İnsanlığın huzuruna baş koymuş kararlı ve inançlıdır. Erdoğan’ın bir eline ay bir eline güneşi verseler o doğruluktan vazgeçmez.'

ajbajshjkasskjksjkjskalsk
 
Yazıyı saçmalıkları gizlemek için mi özellikle uzun tutmuşlar ?
 
· Türkiye’de yaşananlar Abdulhamit döneminin bir rövanşıdır. Bu rövanşın öncü lideri Recep Tayyip Erdoğan’dır.

Sadece bu cümleden yola çıkılarak sayfalar dolusu kitap yazılabilir.
 
· Rabbin kralı ve yanındaki arkadaşları ilk yönetime geldiğinde tehdit edilmişlerdi.

· Rabbin kralı Erdoğan bu özellikleriyle kutsal bir çizginin içindedir.

Ben çok inançlı bir insan sayılmam da, şirk çok büyük günah diyolar, haberiniz olsun.
 
Bu sapıtmış zihniyete göre tayyip sözde Hz.Mehdi ..
Tayyip'i sevmeyenleri müslüman olmamakla suçlayan bu tayyiptapıcılar ALLAH'tan başkasına kulluk etmenin hesabını nasıl verecekler hiç düşünmüyorlar ..
 
Sübhanallah kardeşim ibretlik bir paylaşım.
 
Geri