teksas tombis
Bronz Üye
-
- Katılım
- Temmuz 25, 2015
-
- Mesajlar
- 4,356
-
- Tepkime puanı
- 4
-
- Puanları
- 293
-
- Yaş
- 42
Tasavvuf yolundan maksad...
Derin alim ve silsile-i aliyye büyüğü Abdullah-ı Dehlevi hazretleri buyuruyor ki;
Kur’ân-ı kerîmde ve hadîs-i şerîflerde öyle bilgiler vardır ki, bunlar te’vîl edilmeden anlaşılamaz. [Bir kelimenin, Allahü teâlâ ve Resûlullah tarafından, açık bildirilmemiş ma’nâlarından, islâmiyyete uygun olanı seçmeğe (Te’vîl) denir. Bunu herkes yapamaz.] Evliyânın sözlerini de te’vîl etmek, meâlen bildirmek lâzımdır. Te’vîl edilmezse, yanlış anlaşılır. Te’vîl edilince, Velîye iftirâ etmek tehlükesi olmaz. İftirâ etmek harâmdır. Evliyâ-yı kirâmın, sekr hâlinde [şu’ûrsuz] iken veyâ kavuşdukları ni’metleri anlatırken, yâhud talebesini teşvîk için veyâ maksadını anlatacak kelime bulamadıkları zemân, söyledikleri ba’zı kelimeleri te’vîle muhtâc olur. İmâm-ı Rabbânînin de, böyle kelimeleri vardır. Abdülhak-ı Dehlevî “rahime-hullah”, Abdülkâdir-i Geylânînin (Fütûh-ul-gayb) kitâbının fârisî şerhinde buyuruyor ki, (Âriflerin kalblerine ince ve anlaşılmaz bilgiler geldiği zemân, bunları anlatacak kelime bulamazlar. Böyle sözlerini işitince, (doğrusunu Allahü teâlâ bilir) demeli, inkâra kalkışmamalıdır). Tesavvuf yolundan maksad, Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdikleri doğru i’tikâda ve islâmın güzel ahlâkına ve fıkh kitâblarının gösterdiği işleri yapmağa ve bid’atlerden sakınmağa ve Allah dostlarının kalblerine gelen hâllere kavuşmakdır. Elhamdülillah bizim yolumuzda, bu ni’metler hâsıl olmakdadır. Allahü teâlâ bu yolun feyzlerini, bu fakîre de ve doğru yolu arayan bütün müslimânlara da nasîb eylesin! Bâtına [kalbe] gelen ni’metlerin sonsuz olduğu, bu zemân anlaşılır.
NOT;
Hakkari dağlarındaki bir çoban evliya olabilir ama İstabul'a vali veya şeyh efendi veya hocaefendi olamaz. Gerçekten evliya ise kendi de olmak istemez. Amma ve lakin islamın 20 ana ve kolları 80 ilim ile zamanın fen ilimlerini okumamış, kerametleri kendilerinden menkul ahir zaman şeyhleri, üstadları, hocaları çoktur, zır cahil takipçileri daha da çoktur.
Derin alim ve silsile-i aliyye büyüğü Abdullah-ı Dehlevi hazretleri buyuruyor ki;
Kur’ân-ı kerîmde ve hadîs-i şerîflerde öyle bilgiler vardır ki, bunlar te’vîl edilmeden anlaşılamaz. [Bir kelimenin, Allahü teâlâ ve Resûlullah tarafından, açık bildirilmemiş ma’nâlarından, islâmiyyete uygun olanı seçmeğe (Te’vîl) denir. Bunu herkes yapamaz.] Evliyânın sözlerini de te’vîl etmek, meâlen bildirmek lâzımdır. Te’vîl edilmezse, yanlış anlaşılır. Te’vîl edilince, Velîye iftirâ etmek tehlükesi olmaz. İftirâ etmek harâmdır. Evliyâ-yı kirâmın, sekr hâlinde [şu’ûrsuz] iken veyâ kavuşdukları ni’metleri anlatırken, yâhud talebesini teşvîk için veyâ maksadını anlatacak kelime bulamadıkları zemân, söyledikleri ba’zı kelimeleri te’vîle muhtâc olur. İmâm-ı Rabbânînin de, böyle kelimeleri vardır. Abdülhak-ı Dehlevî “rahime-hullah”, Abdülkâdir-i Geylânînin (Fütûh-ul-gayb) kitâbının fârisî şerhinde buyuruyor ki, (Âriflerin kalblerine ince ve anlaşılmaz bilgiler geldiği zemân, bunları anlatacak kelime bulamazlar. Böyle sözlerini işitince, (doğrusunu Allahü teâlâ bilir) demeli, inkâra kalkışmamalıdır). Tesavvuf yolundan maksad, Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdikleri doğru i’tikâda ve islâmın güzel ahlâkına ve fıkh kitâblarının gösterdiği işleri yapmağa ve bid’atlerden sakınmağa ve Allah dostlarının kalblerine gelen hâllere kavuşmakdır. Elhamdülillah bizim yolumuzda, bu ni’metler hâsıl olmakdadır. Allahü teâlâ bu yolun feyzlerini, bu fakîre de ve doğru yolu arayan bütün müslimânlara da nasîb eylesin! Bâtına [kalbe] gelen ni’metlerin sonsuz olduğu, bu zemân anlaşılır.
NOT;
Hakkari dağlarındaki bir çoban evliya olabilir ama İstabul'a vali veya şeyh efendi veya hocaefendi olamaz. Gerçekten evliya ise kendi de olmak istemez. Amma ve lakin islamın 20 ana ve kolları 80 ilim ile zamanın fen ilimlerini okumamış, kerametleri kendilerinden menkul ahir zaman şeyhleri, üstadları, hocaları çoktur, zır cahil takipçileri daha da çoktur.