Tartışma Eksen'i ( İman Edenler )

Konu sahibi son olarak 46 gün önce görüldü
"Ey iman edenler! Allah'a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği Kitab'a ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse sapıklığın en koyusuna düşmüş olur." (Nisa, 4/136)

Ayette belirtildiği üzere Cenab-ı ALLAH iman edenlere iman etmelerini buyuruyor .. Peki iman etmiş bir kimse neden tekrar iman etmek durumunda bırakılıyor ..?
 
Ey iman edenler ( gerçekten iman edin )

Ey iman edenler ( dosdoğru iman edin )

Ey iman edenler ( sözde değil özde iman edin )

Diye devam eder, benim anladığım.

Doğrumuyum bilmiyorum
 
Bu kez konu zor mu geldi yoksa :)
Ulu Google'ye başvurun, araştırın, irdeleyin, düşünün ..
 
yahudiysen hristiyansan (o da iman) islama gel demiş olabilir zannımca
 
Başka bir dinde allah a iman etmen/inanman senin sınavın hak yol islam deme şekli.
 
Güzel gidiyorsunuz ama daha da eşeleyin ..
 
Rivayet edildiğine göre Yahudi hahamlarından bir topluluk, Resulullah'a gelmişler: "Ey Allah'ın Resûlü biz, sana, kitabına, Musa'ya, Tevrat'a ve Üzeyr'e iman ediyoruz ve bunlardan başka kitapları ve peygamberleri tanımıyoruz." demişlerdi. Peygamberimiz (asm) de: "Hayır, Allah'a, bütün peygamberlerine, Muhammed'e ve kitabı Kur'an'a ve ondan önceki her kitaba iman ediniz." buyurdu. "Yapmayız" dediler. Bu âyet nazil oldu ve hepsi iman ettiler.


Elmalılı Hamdinin tefsirinden bir bölüm bu .
 
Burda ki mantık çok basit ey iman edenler diyor ey iman etmişler demiyor eksen ey iman edenler bana inanan ve sığınanlar benim için iman edenler peygamber (sav) ve onunla indirdiğim kitabada uyun ve iman etmeye devam edin diyor bunu herhangi bir google sayfasından almadım kendi yorumumdur
 
"Ey iman edenler! Allah'a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği Kitab'a ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse sapıklığın en koyusuna düşmüş olur." (Nisa, 4/136)

Konu fikrini veren Yaren kardeşime öncelikle teşekkür ederim zira o da farkında olmadan aslında bir başka konu için güzel bir delil verdi elimize ..

Nedir o delil ..?

Son zamanlarda özellikle sadece Kuran ayetleriyle hüküm verenler, İslam'ı yorumlamaya çalışanlar çıktı meydanlara ..
Adamda ne arapça var ne kelam ne fıkıh ama bolca kafasına göre yorum var ..
Alıyor eline Kuran mealini başlıyor anlayabildiği kadarıyla ayete mana vermeye ..

Şimdi bir çoğumuz şu yukarıda vermiş olduğum ayeti başka hiç bir dayanağımız olmadan okuduğumuz zaman mana tıkanması yaşamıyor muyuz ?
Oysa elimize tefsir aldığımız da ayetin nasıl da açıklandığı ve taşların nasıl da yerine oturduğunu fark edeceksiniz ..

Bu ayette ki olayda efendimize biat etmek isteyen bir takım kitap ehli kimselerin adeta İslam'dan elbise seçer gibi şartlar seçmelerinden kaynaklanmıştır ..
Kitap ehli'de ALLAH'a iman etmiş kimselerdir ( Yahudiler Hristiyanlar )
Biz de İmanın şartları ise bellidir .. Kitaba inanıp peygamberlere inanmamak İmanı tamamlamamaktadır dolayısıyla İmanın şartlarının hepsine inanmayan kimse İman etmiş sayılmaz ..

İşte bu ayeti Tefsir alimleri o günün tarihi olayları içerisinde araştırıp yorumlamışlar ve gerçeğe ulaşmışlardır .. Öyle oturduğumuz yerden çıplak gözle meal yorumlamaya kalkışırsak bir çok ayette kala kalırız ..

Öte yandan bu ayetin yalnızca Yahudi ve Hristiyanları değil Müslümanları da uyardığını yorumlayanlar da olmuştur ki hiç mantıksız değildir ..
 
Peki kendini tamamen dış dünyaya kapamış,hiç bir şeyden haberi olmayan ilkel kabilelerde yaşayanlar ne olacak abi :)?
 
Peki kendini tamamen dış dünyaya kapamış,hiç bir şeyden haberi olmayan ilkel kabilelerde yaşayanlar ne olacak abi :)?

İki peygamberin devirleri arasında, önceki peygamberin getirdiği dinin unutulmasından başlayarak sonraki peygamberin gelişine kadar geçen zamana “fetret devri” ve bu zamanda yaşamış ve iki peygambere yetişememiş kimseye de ehl-i fetret denilir.
Kendinden önceki peygamberin dininin unutulduğu ve kendinden sonraki peygambere de yetişemediği için bu ismi almıştır.
Ehl-i fetret, namaz, oruç, zekât gibi ibadetlerle ve dinin diğer emirleriyle mükellef değildir. Bu hususta ittifak vardır. Ahirette onlara bu ibadetleri yapmadıklarından dolayı hiçbir hesap ve ceza olmayacaktır. Çünkü bunların bilinmesi bir peygamberin tebliğine bağlıdır. Hâlbuki bu kişiler, bir peygambere ulaşamamışlardır. Bu yüzden ibadet ve emirlere muhatap değildirler. Fakat bu kimselerin, Allah’a iman etmekle mükellef olup olmayacakları hususunda ihtilaf vardır.

İmam Maturidiye göre; Ehl-i Fetret, ibadet ve emirler ile mükellef değil ise de, Allah’a iman ile mükelleftir. Çünkü Cenab-ı Hak, onlara aklı vermiş ve şu âlemi, varlığına ve birliğine delil olacak sayısız mahlûklarla doldurmuştur. Bir iğnenin ustasız, bir harfin katipsiz ve bir memleketin sahipsiz olamayacağını bilen insan, şu âlemdeki sanat eserlerinden sanatkarları olan Allah’a ulaşmalıdır. Ve ona iman etmelidir. Akıl, bir peygamberin davetini işitmese de bunu tek başına yapabilecek bir kabiliyettedir. Dolayısıyla fetret asrında yaşamış insanlar, eğer Allah’a iman etmeden ölürlerse, İmam Maturidiye göre bunlar kâfir olarak ölmüş sayılırlar.

İmam Eş’ari ise: Ehl-i fetretin, Allah’a imanla da mükellef olmadığı görüşündedir. Çünkü İmam Eş’ariye göre: İnsanları peygamber vasıtasıyla imana davet eden Allah-u Teâlâ, fetret ehline bir peygamber göndermemekle, onları imana davet etmemiştir. O halde sorumlu olmamaları gerekir. Zira sırf akıl ve fikir, Allah’ı bilmede yeterli değildir. Dolayısıyla İmam Eş’ariye göre: fetret devri insanları, iman etmemekten dolayı cehenneme girmeyeceklerdir.

Peygamber Efendimizin gelişinden sonraki insanların durumu hakkında ise; İmam Gazali şöyle bir tasnif yapar ki, bu tasnif, günümüzdeki Hristiyan ve Yahudilerin akıbetlerini merak edenler için de bir cevap niteliğindedir. İmam Gazali şöyle demektedir: Peygamber Efendimizin (sav) gönderilmesinden sonra, inanmayan insanlar üç sınıftır:

1. Sınıf: Peygamber Efendimizin davetini duymamış ve kendisinden haberdar olmamış kimselerdir. Bu sınıf kesin olarak cennet ehlidir.

2. Sınıf: Peygamberimizin davetini, gösterdiği mucizelerin durumunu ve güzel ahlakını duymuş olmakla birlikte iman etmemiştir. Bu sınıfta kesin olarak cehennem ehlidir.

3. Sınıf: bu iki derece arasında bulunan sınıftır. Hz. Peygamberimizin ismini duymuşlarsa da vasıf ve hususiyetlerini duymamışlardır. Daha doğrusu bunlar Hz. Peygamberi tâ küçüklüklerinden beri, ismi- Muhammed olan ve –hâşâ- peygamberlik iddiasında bulunan yalancı bir peygamber olarak tanımışlardır. Peygamber Efendimiz hakkında, menfi propagandadan başka hiçbir şey duymamışlardır. İmam Gazali bu sınıfta olanlar hakkında kesin konuşmamakla birlikte şöyle devam eder: Kanaatime göre bunların durumu, 1. grupta olanların, yani Peygamberimizi hiç duymamış olanların hali gibidir. Çünkü bunlar Peygamberimizin ismini, haiz bulunduğu vasıfların zıtlarıyla birlikte duymuşlardır. Bu ise hakikati araştırmak için insanı düşünmeye ve araştırmaya sevk etmez.
Bugün gerek Hristiyan ve Yahudi âleminde ve gerekse başka ülkelerde İmam Gazalinin tasnifindeki üç gruba giren insanları bulmak mümkündür.

Zira teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, Afrika’nın balta girmemiş ormanlarında yaşayan ilkel kabilelerin varlığı malumdur. Bunlar ne bir televizyon görmüş, ne de bir telefon tutmuştur. Dolayısıyla bunlar İmam Gazalinin tasnifinde, efendimizin ismini hiç duymamış kimselere dahil olurlar ki, İmamı Gazali’ye göre bunlar cennet ehlidir.
Dünyanın birçok yerinde ve ülkemizde 2. gruba giren insanlar da vardır. Bunlar Efendimizin peygamberlik sıfatlarını işitmişler, ama buna rağmen iman etmemişlerdir. Hatta teknolojinin gelişimi ve bilgiye ulaşmanın kolaylığı ile, bu grup en kalabalık grup olmaktadır. Bunlar kuranın birçok ayetinin ifadesiyle cehennem ehlidir. Çünkü İslam, kendinden önce gelen bütün dinleri neshetmiş ve hükümden kaldırmıştır.
Bununla birlikte zamanımızda İmam Gazalinin tasnifinden 3. gruba giren insanlar da yok değildir. Hristiyan veya Yahudi âleminin ücra bir köşesinde, toplum hayatından uzak olarak yaşayan ve çocukluğundan beri kendisine peygamberimizin kötü tanıtıldığı insanlar olabilir. İmam Gazali hazretleri bu kimseler hakkında kesin bir hüküm söylememekle birlikte bu kimselerin cennet ehli olan 1.sınıfa benzediklerini bildirmektedir. En iyisi Allah bilir.
 
Hayır .. Eğer o mantıkla bakacak olursak zaten kendisine iman etmiş bir peygamberi bile ( Hz.Eyüp Aleyhisselam ) müthiş sıkıntılara sokup çıkarmış, bir başka peygamberi balığın karnına hapsetmiş,bir başka peygamberi de en azılı putperestlerden birinin oğlu yapmışken bu isimler yine de ALLAH'ı arayıp bulabilmişlerdir .. Bunlar senden benden zeki kimseler değillerdi ..
Aklın vergisi düşünmektir ..
Ben bile İncil ve Tevratı okumam araştırmam gerektiğini düşünüyorsam onlarında Kuran'ı okumaları gerektiğini hayli hayli düşünmeleri gerek ..
 
"Yüce ALLAH bir kulunu severse, o kulun yalvarmasını işitmek için, kendisini belaya uğratır." Hz.Muhammed (s.a.v.)(Ramuz el-Ehadis)
uuuu beybi!
 
Geri