BİR PROJE
Kuzey Afrika’daki; Fas, Cezayir, Tunus, Libya, Mısır ve Ortadoğu’daki ülkeler (Orta Doğu, ya da Ortadoğu, güneybatı Asya'da, tarihsel ve kültürel yakınlığı olan ülkelerin oluşturduğu coğrafi bölge. Akdeniz'den Pakistan'a kadar uzanır ve Arap Yarımadası'nı kapsar. Orta doğu kavramı Avrupa merkeziyetçi yaklaşıma dayanır ve Britanyalıların 19. yüzyıla kullanmaya başladıkları bir kavramdır. Bu tanımlamada İngiltere ve Avrupa ülkeleri merkez kabul edilmiş; doğu, Uzak Doğu, Yakın Doğu, Orta Doğu gibi kavramlar buna göre tayin edilmiştir.
[FONT="]Bu tanıma göre Orta Doğu ülkeleri Suriye, Irak, Katar, Kıbrıs, Ürdün, İsrail, Lübnan, İran, Filistin, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Umman, Kuveyt, Bahreyn, Yemen, Mısır, Afganistan, Pakistan, Tunus, Cezayir, Libya, Sudan, Fas'tır.[/FONT]
[FONT="]Ortadoğu kavramının öncülü Fransızların, Osmanlı Devleti‟nin toprakları için kullandığı “Yakın Doğu” tabiridir. 20. yüzyılın başlarına kadar sık, sık kullanılmıştır. İngiltere‟nin 19. yüzyıldan itibaren Hindistan ve Çin‟in zenginliklerine yayılması da “Uzak Doğu” kavramının kullanılmasına neden olmuştur. Bu iki kavram batılı devletler için yeni bir bölgesel tanımlama ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Bu doğrultuda İngilizler, Yakın Doğu terimine karşılık, Osmanlı Devleti toprakları içerisinde kalan ve Uzak Doğu‟ya geçişte önemli bir atlama taşı olan bölge için “Ortadoğu” terimini kullanmaya başlamıştır. [/FONT]
[FONT="]Ortadoğu, Doğu ile Batıyı, Akdeniz ile Hint Okyanusu‟nu, Rusya ile sıcak denizleri birbirine bağlayan, aynı zamanda Doğu ile Batı arasındaki bütün ticarî ve kültürel bağlantıların yapıldığı bir bölgedir. Yeryüzünün en önemli kara ve suyollarını kumanda etmesinin kendisine kazandırdığı eşsiz jeopolitik değer, Ortadoğu‟yu tarihin ilk dönemlerinden bu yana dünya egemenliği peşinde koşan güçlerin birincil hedefi haline getirmiştir.“Kara altın” olarak tanımlanan petrolün 20. yüzyılın ilk yarısından itibaren değer kazanmasıyla Ortadoğu‟nun, dolayısıyla buradan geçen kara ve deniz yollarının stratejik önemi dünyanın hiçbir yeriyle kıyaslanamayacak derecede artmıştır.[/FONT]
[FONT="]Yakın Doğu ve Orta Doğu kavramlarının karşılaştırılması [/FONT]
[FONT="]Orta Doğu, batılı devletler tarafından bazen Yakın Doğu olarak adlandırılır. Oysaki Yakın Doğu, Orta Doğuyla beraber Balkanları da kapsamaktadır. [/FONT]
[FONT="]Bu adlandırmadaki değişiklik, Osmanlı İmparatorluğunun yıkılmasıyla başlamıştır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Balkanların Osmanlı egemenliği altında olması ve farklı bir kültür motifini barındırması nedeniyle, Balkanlar ve Doğu Akdeniz sahilleri "Yakın Doğu", mezapotamya dâhil olmak üzere Mezopotamya ile Hindistan arasındaki bölge "Orta doğu" olarak adlandırılmaktaydı.[/FONT]
[FONT="]Balkanlarda özgür devletlerin ortaya çıkması "ötekiler" kavramını ortadan kaldırmış ve Yakın Doğu kavramının yaygın olarak kullanılmamasına yol açmıştır. Yakın doğu kavramının kullanılmamaya başlanmasıyla Orta Doğu kavramı, Hindistan arasındaki bölge için kullanılmaya başlanmıştır. “Alıntı”)[/FONT] [FONT="]ile şu anda bizim sınırımızda komşumuz olan ülkeler; Irak ve Suriye’nin ayrıca, Arabistan, Yemen’in ([/FONT][FONT="]Kuveyt, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Umman[/FONT][FONT="]) başına gelenler. Asya tarafında olan ülkeler ise; İran, Afganistan ve Pakistan, bunların yönetimi ve istedikleri gibi idare edilmelerini sağlamak için (Arap “Ortadoğu” Baharı) projesi ile siyasetlerini değiştirip, onların hem yönetim ve hem de, onları her çeşit sömürü ile ele geçirmek için düğmeye basılmıştır. Fakat bunların içerisindeki en zor ele geçeceğini düşündükleri ülkeler ise en başta Türkiye ve İran olduğu için bu ülkelere ayrı bir proje uyguluyorlar. Farkındaysanız İran için nükleer güç üretmekle suçlanarak uğraşılıyor. Türkiye için ise, bambaşka bir projeleri var. Bizimle tarih boyunca uğraştılar; Osmanlı İmparatorluğumuzu yıktılar ve kurtarıcımız başta Atatürk ve arkadaşları ile Türk milletimizin uğraş, çaba ve direnmeleri ile kazanılan zafer neticesinde bağımsız “Türkiye Cumhuriyeti”ni kurduk biz. Şimdi ise şu her gün görüntü ve yazı basın ile her haberlerde; Şehit, yaralı haberler ve siyasi suçlamalar olan önemli tutuklamalar ile karşımıza çıkarıyorlar ve vatandaşın moralini bozuyorlar, sanki beyinlerimize yerleştiriyorlor. Artık bizi savaş ve baskı ile yenemeyen o şahsiyetsiz perde arkası düşman patronlar, şimdi içeriden (Atatürk’ün; “Gençliğe Hitabesi’’n de, bildirdiği gibi içerden ve terör ile savaştırıp (Türk, kürt savaşı) yaptırıp vatandaşları karşı karşıya getirip ayaklanmalar yaptırmak ve tıpkı diğer kuzey Afrika ve Orta Doğu ülkelerinde olduğu gibi karıştırıp ülkemizi ele geçirmek istiyorlar. [/FONT]
[FONT="]Zaten yönetimi ele geçirdikleri gibi çok da güçlü ve kalkınmakta olan bir ülke görünümü vermek istedikleri için bazı yardımlar ve sözde desteklemelerde oluyor. Sonra proje tamamlandığında birden fiş çekilecek ve cereyanlar kesilecek. Ben ancak şahsen şöyle dua ediyorum ancak; Allah tüm Türk milletinin ve İslâm Âlemini yardımcısı ve yanında olsun! Geleceğimiz aydın, özgürce bağımsız olsun! Âmin![/FONT]
Kuzey Afrika’daki; Fas, Cezayir, Tunus, Libya, Mısır ve Ortadoğu’daki ülkeler (Orta Doğu, ya da Ortadoğu, güneybatı Asya'da, tarihsel ve kültürel yakınlığı olan ülkelerin oluşturduğu coğrafi bölge. Akdeniz'den Pakistan'a kadar uzanır ve Arap Yarımadası'nı kapsar. Orta doğu kavramı Avrupa merkeziyetçi yaklaşıma dayanır ve Britanyalıların 19. yüzyıla kullanmaya başladıkları bir kavramdır. Bu tanımlamada İngiltere ve Avrupa ülkeleri merkez kabul edilmiş; doğu, Uzak Doğu, Yakın Doğu, Orta Doğu gibi kavramlar buna göre tayin edilmiştir.
[FONT="]Bu tanıma göre Orta Doğu ülkeleri Suriye, Irak, Katar, Kıbrıs, Ürdün, İsrail, Lübnan, İran, Filistin, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Umman, Kuveyt, Bahreyn, Yemen, Mısır, Afganistan, Pakistan, Tunus, Cezayir, Libya, Sudan, Fas'tır.[/FONT]
[FONT="]Ortadoğu kavramının öncülü Fransızların, Osmanlı Devleti‟nin toprakları için kullandığı “Yakın Doğu” tabiridir. 20. yüzyılın başlarına kadar sık, sık kullanılmıştır. İngiltere‟nin 19. yüzyıldan itibaren Hindistan ve Çin‟in zenginliklerine yayılması da “Uzak Doğu” kavramının kullanılmasına neden olmuştur. Bu iki kavram batılı devletler için yeni bir bölgesel tanımlama ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Bu doğrultuda İngilizler, Yakın Doğu terimine karşılık, Osmanlı Devleti toprakları içerisinde kalan ve Uzak Doğu‟ya geçişte önemli bir atlama taşı olan bölge için “Ortadoğu” terimini kullanmaya başlamıştır. [/FONT]
[FONT="]Ortadoğu, Doğu ile Batıyı, Akdeniz ile Hint Okyanusu‟nu, Rusya ile sıcak denizleri birbirine bağlayan, aynı zamanda Doğu ile Batı arasındaki bütün ticarî ve kültürel bağlantıların yapıldığı bir bölgedir. Yeryüzünün en önemli kara ve suyollarını kumanda etmesinin kendisine kazandırdığı eşsiz jeopolitik değer, Ortadoğu‟yu tarihin ilk dönemlerinden bu yana dünya egemenliği peşinde koşan güçlerin birincil hedefi haline getirmiştir.“Kara altın” olarak tanımlanan petrolün 20. yüzyılın ilk yarısından itibaren değer kazanmasıyla Ortadoğu‟nun, dolayısıyla buradan geçen kara ve deniz yollarının stratejik önemi dünyanın hiçbir yeriyle kıyaslanamayacak derecede artmıştır.[/FONT]
[FONT="]Yakın Doğu ve Orta Doğu kavramlarının karşılaştırılması [/FONT]
[FONT="]Orta Doğu, batılı devletler tarafından bazen Yakın Doğu olarak adlandırılır. Oysaki Yakın Doğu, Orta Doğuyla beraber Balkanları da kapsamaktadır. [/FONT]
[FONT="]Bu adlandırmadaki değişiklik, Osmanlı İmparatorluğunun yıkılmasıyla başlamıştır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Balkanların Osmanlı egemenliği altında olması ve farklı bir kültür motifini barındırması nedeniyle, Balkanlar ve Doğu Akdeniz sahilleri "Yakın Doğu", mezapotamya dâhil olmak üzere Mezopotamya ile Hindistan arasındaki bölge "Orta doğu" olarak adlandırılmaktaydı.[/FONT]
[FONT="]Balkanlarda özgür devletlerin ortaya çıkması "ötekiler" kavramını ortadan kaldırmış ve Yakın Doğu kavramının yaygın olarak kullanılmamasına yol açmıştır. Yakın doğu kavramının kullanılmamaya başlanmasıyla Orta Doğu kavramı, Hindistan arasındaki bölge için kullanılmaya başlanmıştır. “Alıntı”)[/FONT] [FONT="]ile şu anda bizim sınırımızda komşumuz olan ülkeler; Irak ve Suriye’nin ayrıca, Arabistan, Yemen’in ([/FONT][FONT="]Kuveyt, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Umman[/FONT][FONT="]) başına gelenler. Asya tarafında olan ülkeler ise; İran, Afganistan ve Pakistan, bunların yönetimi ve istedikleri gibi idare edilmelerini sağlamak için (Arap “Ortadoğu” Baharı) projesi ile siyasetlerini değiştirip, onların hem yönetim ve hem de, onları her çeşit sömürü ile ele geçirmek için düğmeye basılmıştır. Fakat bunların içerisindeki en zor ele geçeceğini düşündükleri ülkeler ise en başta Türkiye ve İran olduğu için bu ülkelere ayrı bir proje uyguluyorlar. Farkındaysanız İran için nükleer güç üretmekle suçlanarak uğraşılıyor. Türkiye için ise, bambaşka bir projeleri var. Bizimle tarih boyunca uğraştılar; Osmanlı İmparatorluğumuzu yıktılar ve kurtarıcımız başta Atatürk ve arkadaşları ile Türk milletimizin uğraş, çaba ve direnmeleri ile kazanılan zafer neticesinde bağımsız “Türkiye Cumhuriyeti”ni kurduk biz. Şimdi ise şu her gün görüntü ve yazı basın ile her haberlerde; Şehit, yaralı haberler ve siyasi suçlamalar olan önemli tutuklamalar ile karşımıza çıkarıyorlar ve vatandaşın moralini bozuyorlar, sanki beyinlerimize yerleştiriyorlor. Artık bizi savaş ve baskı ile yenemeyen o şahsiyetsiz perde arkası düşman patronlar, şimdi içeriden (Atatürk’ün; “Gençliğe Hitabesi’’n de, bildirdiği gibi içerden ve terör ile savaştırıp (Türk, kürt savaşı) yaptırıp vatandaşları karşı karşıya getirip ayaklanmalar yaptırmak ve tıpkı diğer kuzey Afrika ve Orta Doğu ülkelerinde olduğu gibi karıştırıp ülkemizi ele geçirmek istiyorlar. [/FONT]
[FONT="]Zaten yönetimi ele geçirdikleri gibi çok da güçlü ve kalkınmakta olan bir ülke görünümü vermek istedikleri için bazı yardımlar ve sözde desteklemelerde oluyor. Sonra proje tamamlandığında birden fiş çekilecek ve cereyanlar kesilecek. Ben ancak şahsen şöyle dua ediyorum ancak; Allah tüm Türk milletinin ve İslâm Âlemini yardımcısı ve yanında olsun! Geleceğimiz aydın, özgürce bağımsız olsun! Âmin![/FONT]