Tarhana ve Yoğurt

Konu sahibi son olarak 3681 gün önce görüldü
“Tarhana” da, yoğurt katığı ile yapılmış, bir yemek malzemesidir. Tarhana sözü, aslında türkçe değildir. Farsça, terhuvâne, terhine ve buna benzer sözlerden meydana gelmiştir. Tabii olarak, farsçadaki bu sözlerin karşılıkları ile, bizim tarhana deyimimiz ve yemeğimiz arasında, mahiyet bakımından, epey bir fark vardır. Tarhana Türkiye’de, Ahmed Vefik Paşa’nm da çok güzel bir şekilde tarif ettiği gibi, “yoğurtlu, etlü Omaç çorbası” dır. Redhouse ile Şemseddin Sami de, Paşanın bu anlayışını, hemen hemen hiç dokunmadan devam ettirmişlerdir. Hurmalı tarhana ile kızılcılcıklı tarhana çeşitlerine gelince, bunlar daha çok istanbul’a ait tarhana çeşitlerinden olsa gerektirler. Nitekim Paşa, hurmalı tarhana için, arapça “masl” sözünü karşılık olarak vermiştir. Arapça masl, aslında bizim kurut deyişimizin karşılığıdır. Nitekim Tarama Sözlüğündeki örneklere göre arapça bu söz, Türkler tarafından hep “kurut” olarak tercüme edilmiştir. Hurmalı tarhana ise, Araplara mahsus bir tarhana çeşidi olmalıdır. Kitaplarda hep, Arapçası ile beraber geçmektedir. Yine Ahmed Vefik Paşa’nın verdiği, “Göçe tarhana;” adlı tarhana çeşidinin mahiyetini de, şimdilik iyice araştıramadık. Derleme sözlüğünde Böce tarhanası adlı bir yemek vardır. Fakat bunun aslının göçe ile ilgisi olup olmadığı hakkında, şimdilik bir şey söyleyemeyeceğiz.


Tarhana sözü Türk sözlüklerinde, ilk olarak Kıpçak ve Mısır Memlûk Türklerine ait deyişler arasında, tarhanah şeklinde görülür. Anadolu beylikleri zamanında, arapçadan türkçeye tercüme edilmiş, İbn Baytar’ın tıp müfredatlarında da, tarhana sözü ile yemeğinin ile tarifi de görülür. Aslında olmamasına rağmen, Türk yazarları tarhanayı tarif ederlerken, buna yoğurt katığını da ilâve etmişlerdir. Ahmed Vefik Paşa tarhanayı tarif ederken, “Gebre aşı” deyişini de buna ilâve etmiştir. Bu ayrılıklar daha çok, tarhananın içine katılan ayrı maddelerden dolayı ileri gelmektedir. Ne olursa olsun, tarhananın da Türklerin, kurut dedikleri kışlık azık çeşitlerinden biri olduğundan, hiç bir şüphemiz yoktur.


Kaynak: Türk Kültür Tarihine Giriş ( Bahaddin Öğel)
 
Geri