Tanzimat düşüncesinin gelişimi

Konu sahibi son olarak 2617 gün önce görüldü
Tanzimat düşüncesinin gelişimi
tanzimat-e1320412816963.jpg


Türk tarihinde en çok tartışılan konuların başında, Tanzimat’ gelir.Bu dönemin nasıl başladığını, imparatorluk topraklarına neler getirmek istediğini, içeride ve dışarıda nasıl karşılandığını tartıştıktan sonra, gelecek sayıda da Tanzimat’ın uygulamalarını ele alacağız.

1-Tanzimat ne zaman başladı?

Tanzimat sözcüğü, Tanzimat’ın ilanından önce kullanılmaya başlanır, ‘Tanzimat Hayriyye’ deyisi, ‘Gülhane Hatt-ı Hümâyunu’nun ilanından daha bir yıl önce, devletin resmî yayın organı Takvim-i Vekayi gazetesinde yer alır,

tanzimatt-1.jpg


Tanzimat Fermanı,Gülhane'den sonra,Babıali'de de okunur. Gelibolu ve Edirne gibi yerler, yeni düzenlemelerin yapılması için 'pilot bölge’ olarak tespit edilmiştir. Ancak liberal-muhafazakâr çekişmesi yüzünden, yapılması düşünülen yeni düzenlemeler gerçekleştirilememiştir.
Akif Paşa, Sultana telkinlerde bulunarak Reşid Paşa’nın girişimlerine engel olacakta. II. Mahmud, tereddüde düşecek ve Reşid Paşa, Hariciye Nazırlığı üzerinde kalmak şartıyla, Londra Elçisi olacaktır.
Ali Akyıldız’a göre, yapılan köklü reformlarla, Tanzimat aslında, daha II. Mahmud döneminde gerçek anlamda başlar; ancak II. Mahmud’un imparatorluğun klasik yapısını tamamen değiştiren reformlarının Tanzimat’ın gölgesinde kalması yüzünden, bu durum anlaşılmaz.
Akyıldız, Tanzimat döneminde yapılanların, aslında II. Mahmud’un reformlarının ‘ayrıntıları’ olduğunu ve Tanzimat döneminin başlangıcının, 3 Kasım 1839’dakı Gülhane Hatt-ı Hümâyunu’nun ilanı değil, II.Mahmud dönemi olduğunu söyler.

2-Tanzimat nedir,ne değildir?

tanzimatt-2.jpg


Avrupa basınında yer alan haber ve resimlerde 1821'deki Yunan ayaklanması,hep 'romantik' bir direniş olarak aktarılıyordı.İşte Tanzimat'ın amaçlarından biri de bu ayaklanmaların önünü almaktı.Tanzimat Fermanı'nın hazırlanmasında,Mustafa Reşit Paşa'nın yakını olan Sadık Rıfat Paşa'nın da katkıları vardı. Kimilerine göre Tanzimat, Osmanlı topraklarında Batı taklitçiliğinin milâdıdır; Kimilerine göre de, Türk modernleşmesinin başlangıcıdır.
Tanzimat en dar anlamıyla, Sultan Abdülmecid’in 3 Kasım 1839’da Gülhane’de Mustafa Reşid Paşa tarafından okunan hattıdır. Okunduğu yere nispetle, ‘Gülhane Hatt-ı Hümâyunu’ veya genelde kullanılan ismiyle, ‘Tanzimat-ı Hayriyye’ ya da sadece ‘Tanzimat Fermanı’ diye anılır.
Tanzimat’ın iki esas gayesi vardı: Bunların ilki, Sırp ve Yunan ayaklanmalarında kendini bulan ve imparatorluğu temellerinden sarsan milliyetçi fikirlerin önünü almaktı. Bir ‘Osmanlı milleti’ oluşturmak fikri, bu endişeden kaynaklandı.
İkinci gaye, İstanbul’un otoritesini imparatorluğun tamamında hâkim kılmaktı. Bazı. araştırmacılar, Tanzimat Fermanı’nın yalnızca, Kavalak Mehmed Ali Paşa’nın isyanını bastırmak için, İngiltere’nin yardımını temin etmek adına, Mustafa Reşid Paşa tarafından hazırlanmış siyasî bir manevra olduğunu iddia ederler.
Ancak Mısır isyan tek başına Tanzimat’ın nedeni değil, sadece hızlandırıcısı olmuştur. Zira II. Mahmud’un son yılları incelendiğinde, Tanzimat ile gerçekleşen birçok konunun, bu yıllarda dillendirildiği ya da uygulamaya yönelik ilk adımlarının atıldığı görülür.

tanzimatt3.jpg


Osmanlı İmparatorluğu'nun Abdülmecid tarafından yenilendiği ibaresini taşıyan 1850 tarihli Tanzimat Fermanı madalyasının iki yüzü.

Tanzimat Fermanı hakkındaki bir yanlış değerlendirme de, fermanın hukuken bir ‘anayasa’ olduğu ya da padişahın yetkilerini sınırlandırarak parlamenter sisteme giden yolu tayin ettiği şeklindedir.
Halil İnalcık, fermanın eski ‘adaletnâme’ geleneğinin izlerini taşıdığını belirtir. Padişah kendi hukukî yetkileri dahilinde, İçtimaî ve İdarî yapıda düzenlemeler yapılması yönündeki emrini ilan etmiştir.
Fermanın hukukî açıdan padişah üzerinde bağlayıcı olduğunu söylemek de zordur. Padişahın fermanda belirtilen hususlara uyacağına dair yemini, Osmanlı’da ilk kez görülen bir olgu değildir.
Tanzimat’ın fikir babalarının Osmanlı idari yapılanmasına sağladıkları en büyük katkı, eski 'usûl-i meşveret’ geleneğinin kurumsallaştırmasıdır.
Tanzimat sürecini, önceki yeniliklerden ayıran ve onlara oranla daha başarılı kılan en önemli faktör, bu dönemde yenilik fikrinin kişilerin iyi niyetine bağlı bir faaliyet olmaktan çıkartılıp kurumsallaştırılmasıydı.

3-Tanzimat Fermanı nasıl ilan edildi?

1 Temmuz 1839’da, henüz 17 yaşında bulunan Abdülmecid, babası II. Mahmud’un yerine Osmanlı tahtına çıktı.
Londra’daki elçilik görevinden bu vesileyle İstanbul’a dönen Londra Elçisi ve Hariciye Nâzırı Mustafa Reşid Paşa, dört ay boyunca padişahla yakısı görüşmeler yaptı. Sonuçta, genç padişah, Tanzimat’ın ilanına muvafakat etti.
3 Kasım 1839’da, Saray’ın müştemilâtı içinde kalan Gülhane bahçesindeki meydana, Saray erkânı, ulema, şeyhler, memur ve subaylar, lonca başkanları, Rum ve Ermeni Patrikleri, Hahambaşı, sefaret temsilcileri davet edildiler.
Meydandaki çadırlarda yemekler yendikten sonra, herkes kendilerine gösterilen yerlere geçti. Fransa Kralı Louis Philippe’in İstanbul’da bulunan oğlu Prens Joinvılle de davetliler arasındaydı.
Meydana hâkim bir yerde, yüksekçe bir kürsü vardı. Sultan Abdülmecid de, Gülhane’deki kasra indi ve Mustafa Reşid Paşa’ya bir kırmızı atlas kese gönderdi.
Paşa kürsüye çıktı, atlas keseyi öpüp başına koyduktan sonra dikkatle açtı. İçinden çıkan hatt-ı hümâyunu tekrar öpüp başına koydu. Sonra da, yüksek sesle hattı okumaya başladı.

4-Tanzimat Fermanı neler içeriyordu?

Hatt-ı Hümâyun’da önce bir durum tespiti yapılıyor, hem devletin hem de milletin önceki güç ve ihtişamını kaybettiği vurgulanıyor; ancak memleketin uygun mevkii, yeterli kaynakları ve halkın kabiliyeti akıllı bir şekilde yönlendirilirse, beş-on yıl zarfında bu kötü durumdan kurtulmanın mümkün olduğu söyleniyordu.
Bunun için yapılması gereken, Allah’ın yardımı ve Hazret-i Peygamber’in inayetiyle yeni kanunlar çıkartmaktı.
Hattın ikinci bölümünde ise, bu yeni kanunlarda neler olacağı açıklanıyordu: Önce halkın can, mal ve namus güvenliği sağlanacaktı. Devletin vergi sorunlarına da çeki düzen verilmesi gerekliydi İltizamla vergi toplanması usulü terk edilecek ve herkesten emlak ve kudretine göre münasip bir vergi alınacak, hiç kimseden kanun harici bir şey talep, edilmeyecekti.
Askerlik konusunda da düzenleme yapılarak nizamsızlığın önlenmesi düşünülüyor; ticaret ve ziraatın bozulmaması için, şimdiye kadar uygulanan askere alma şeklinden vazgeçiliyordu. Ömür boyu askerlik vazifesi kaldırılarak, istihdam müddeti nöbetleşe olarak dört-beş seneyle sınırlandırılıyordu .
Son bölümde de, bütün bu vaatlerin nasıl gerçekleştirileceği ele alınıyordu. Buna göre, artık hiç kimse yargılanmaksızın açık veya gizli surette cezalandırılmayacaktı.

tanzimatt-4.jpg


Alayköşkü ve hemen karşısındaki Babıali girişinin bir 1.Yüzyıl minatüründeki görüntüsü.

Kimse kimsenin namusuna tasallut edemeyecek, herkes kendi mülkünde tam bir serbesti içinde yaşayacaktı. Müsadere uygulaması, yani devletin kişilerin malına hazine adına el koyması uygulaması kaldırılacaktı.
Memurların yargılanması için bir ‘ceza kanunnamesi’ hazırlanacak,rüşvetin her türlüsü şiddetle cezalandırılacak, bütün memurlara yeterli miktarda maaş tahsis edilecekti.
Verilen bütün bu haklardan müslim ve gayrimüslim herkes, eşit bir şekilde yararlanacaktı. Can, mal ve namus güvenliğiyle vergilere ilişkin düzenlemeler Meclis-i Ahkâm-ı Adliyye’de askerlik hususundaki düzenlemeler ise, Bâb-ı Seraskerî’de serbest bir şekilde görüşülecek, alınan kararlar padişahın tasvibinden sonra yürürlüğe girecekti.
Padişah, Hırka-i Şerit Odası’nda, bütün ulema ve vekillerin huzurunda fermanda belirtilen hususlara uyacağına yemin edecekti.

5-Devlet, Tanzimat’ı nasıl duyurdu?

tanzimatt-6.jpg


Yapımı gerçekleşmeyen Tanzimat Abidesi'nin bir çizimi.

Tanzimat Fermanı hem devletin resmî gazetesi Takvim-i Vekavî’de yayımlandı hem de her eyalet valisi ve sancak mütesellimine yeni bir hatt-ı hümâyun ile bildirildi. Ferman, önce şehir meydanlarında merasimle okunacak, sonra da her bir kaza ve kasabaya ayrı ayrı gönderilip her cümle halka izah edilecekti, Bâbıâli, bir yandan yeni bir sürecin başladığım göstermek istiyor, bir yandan da bu sürecin yanlış anlaşılmasının önünü almaya çalışıyordu.
Her yerde donanma alayları tertip edilerek, olayın bir bayram sevinci içinde kutlanmasına çalışıldı.
Fermanın okunduğu yerde, halkın ziyaretini açık bir ‘Tanzimat Anıtı’ yapılması da kararlaştırıldı. Ancak Gülhane Parkı’nın, Saray bahçesi olması nedeniyle, anıt için uygun kaçmayacağı düşünüldü. Yeni bir yer bulma girişimlerinden de sonuç alınamayınca, anıtın yapımı rafa kaldırıldı.

6-Tanzimat’ı toplum nasıl karşıladı?

Tanzimat Fermanı’nın ilanı, imparatorluk bünyesinde büyük yankı uyandırdı. Herkes fermanda belirtilen hususları kendi bakış açısından yorumlamaya girişti.Müslüman gayrimüslimlerle aynı kefeye konulmaktan hiç de hoşlanmadı.
“Padişah frenkleşti, Mehmed Ali Paşa Müslüman kaldı”, “Reşid Paşa, gavurlarla anlaştı” tarzında sözler, kahvelerde dilden dile dolaştı.
Eyaletlerdeki birçok vali, Tanzimatçıların hedeflediği merkeziyetçi yapı yüzünden fermana soğuk baktı,iltizâmın kaldırılması, bu sistemden beslenen mültezim ve ayanların Tanzimat’a muhalif kalmalarına yol açtı. Başta Fener Patriği olmak, üzere, Rum Ortodoksları da Tanzimat’a şüpheyle yaklaştılar.

tanzimatt-7.jpg


Batı kaynaklı bir çizimde,1804'teki Sırp İsyanı

tanzimatt-8.jpg


I.Meşrutiyet döneminde,1877 Şubat'ında seçmenler oy kullanıyor.

Patrik, kırmızı bir kese içinde muhafaza edilen ferman için, “İnşallah bir daha oradan hiç çıkmaz” diye beddua etmekteydi. Zira Tanzimat. Müslüman- gayrimüslim eşitliğinin yanı sıra, gayrimüslimler arasında da eşitlik vaat ediyordu, ki bu da Rum Ortodokslarınım diğerleri karşısındaki imtiyazlı konumunun sonu demekti.
Kavalalı Mehmed Ali Paşa, Tanzimat’ın ilânını, kendisine karşı yapılmış bir ‘şah hamlesi’ olarak değerlendirdi.

7-Tanzimat dünyada nasıl yankılandı?

İngiltere ve Fransa, Gülhane Hatt-ı Hümâyunu’nu olumlu karşıladı.İngiltere hükümeti, imparatorluk tebaası arasında eşitlik temin edilmesinin, Osmanlı’yı Rusya’ya karşı kuvvetlendireceğini, bunun da Rusların Ortadoğu’daki nüfuzuna son vereceğini ve İngiltere’nin bölgedeki etkinliğini güçlendireceğini düşünüyordu.
Bu dönemde İngiliz dışişlerini yönlendiren Lord Paimerston’a göre, Osmanlı, Gülhane’de sergilediği iyi niyetle, medenî dünyanın bir parçası olmayı hak etmişti. Fransa da, benzer bir yaklaşım içindeydi.
Avusturya’da iktidarı elinde bulunduran ve mutlakiyet taraftarı olan başbakan Prens Metternich ise, Tanzimat Fermanı’na olumsuz baktı.
Güneye inme politikası peşindeki Ruslara göre de, bu ferman Abdülmecid’in sadece kendi çıkarları doğrultusunda hareket eden nazırlarının işiydi ve Osmanlı üzerindeki Rus nüfuzunu azaltıp, İngiltere ve Fransa’nın işine yarayacaktı.

8-Osmanlıcılık nasıl ortaya çıktı?

Osmanlıcılık, bir anlamda, 19. Yüzyıl’ın ateşli milliyetçi düşüncelerine alternatif olarak oluşturulmaya çalışılan bir anlayıştı; o çağın ideolojisi milliyetçiliğin, Osmanlı’ya göre yorumlanarak uygulanmasıydı.
Bu anlayış, çeşitli toplulukları, etnik ve dinî yapılarını muhafaza ederek bir ‘üst kimlik’ etrafında bir araya toplamayı, yani ‘ittıhâd-ı anâsır’ı amaçlıyordu.
1804’te başlayıp kısa sürede milliyetçi bir renge bürünen Sırp isyanı ve 1821’den itibaren Osmanlı’yı uçurumun kenarına getiren Yunan isyanı, Osmanlıcılık siyasetinin resmî politika olarak uygulanmasını kaçınılmaz kılan iki büyük gelişme oldu.

9-Osmanlıcılık anlayışı neydi?

II.Mahmud’un, “Ben tebaamdan Müslümanları camide, Hıristiyanları kilisede ve Musevîleri havrada ayırt ederim” sözüyle ifade edilen Osmanlıcılık siyaseti, imparatorluğun son demlerine kadar devam etti. Tanzimat sürecinin temel gayesi de bir ‘Osmanlı milleti’ teşekkül ettirmekti.
Klasik dönemde, gayrimüslimler İslâm hukukuna göre, zımmî statüsünde değerlendirilmişler, devlete itaat etmeleri ve vergi vermeleri karşılığında, her türlü güvenliklerinin temini, askerlikten muafiyet ile dinî ve hukukî otonomi gibi imtiyazlara sahip olmuşlardı.
Tanzimat ile birlikte oluşmaya başlayan yeni hukuk anlayışı, imparatorluk sınırlarında yaşayan herkese, imparatorluğun İslâmî geleneklerine halel getirmeksizin, eşit hak ve mükellefiyetlerin tanınması esasına dayandırıldı.
Tanzimat döneminde gayrimüslimlerin İdarî kadrolarda istihdamı, bu kimselerin de gidebileceği okulların açılması gibi uygulamalar, hep bu yeni anlayışın ürünüydü. Ancak birliğin sağlanabilmesi ve herkesin kendisini ‘Osmanlı’ hissetmesi, kanun önünde eşitliğin temini ile mümkündü.
İşte bu amaçla, Tanzimat dönemi süresince geniş bir yasa düzenleme faaliyeti sürdürüldü.

10-Tanzimat ne zaman sona erdi?

Tanzimat’ın başlangıcı gibi, sona erişi de tartışmalıdır. Tanzimat, bir reform döneminin başlangıcı olarak kabul edilirse, sona erişi imparatorluğun sonuna kadar gider.
Çünku son dönemlere kadar, yenileşme ve Batılılaşma çabaları devam etmiştir. Yaptığı reformlara bakılırsa, II. Abdülhamid, Tanzimat’ı başlatan Sultan Abdülmecid’ten daha fazla Tanzimatçı bir padişah sayılabilir.
Tarihçilerin yaptıkları genel değerlendirme de ise;, Tanzimat dönemi, Sultan Abdülmecid (1839-1861) ile Sultan Abdülaziz (1861-1876) dönemlerini içine alır ve I. Meşrutiyet’in ilânı ile sona erer.

Bibliyografya

•Ali Akyıldız, “Sultan II.Mahmut’un Hastalığı ve Ölümü”, Türk Kültürü İncelemeleri Dergisi, 4, (İstanbul 2001), s.49-84
•Abdullah Saydam, “Tanzimat Devri Reformları”, Türkler, XII, ed. H. C. Güzel-K, Çiçek-S. Koca, Ankara 2002,s.782-804
•Coşkun Çakır, “Bir Reform Hareketi Olarak Tanzimat: Hazırlanması, İlânı, Tepkiler ve Uygulanması”, Türkler, XIV, ed.H.C. Güzel-K. Çiçek-S. Koca, Ankara 2002, s.698-715
•Stanford J, Shaw-Ezel K. Shaw, Osmanlı İmparatorluğu ve IV Eodern Türkiye,II,çev. Mehmet Harmancı, İstanbul 1982
•Kemal Bey diIli, “Küçük Kaynarca’dan Yıkılışa”, Osmanlı Devleti ve Medeniyeti Tarihi,I,İstanbul 1994
•İlber Ortaylı, İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı, İstanbul 2002
•Halil İnalcık, Osmanlı İmparatorluğu, İstanbul 1993
•Halil İnalcık, “Tanzimat Nedir?”, Tarih Araştırmaları, 1 (1941), S. 237-263
•Roderic H. Davison, Osmanlı’da Batı Tesiri, çev. Mehmet Budak, 1997
 
Geri