Tanrı Zaten Affeder Konsepti

Konu sahibi son olarak 7 gün önce görüldü
Öğrenmenin yaşı yok diyorlar. Nasıl yok? Her şeyi yaşında öğrenmeli insan.
Youtube'a ''yalan dünya'' yazdığımda sayfa boyunca dizi bölümlerinin çıkıp Neşet Ertaş'ın çıkmaması çok acı. Ben şimdi buradan ülkenin durumuna girerdim ama şuan konu bu değil.

Hayatım boyunca bu siz ne diyorsunuz, he kader kader dediğiniz soyut anlamın kurucusu zat-ı muhteremin arkamdan bıçaklamalarıyla uğraştım. Yani şimdi şöyle bi baktığında hep bi aksilik, hep bi şanssızlık, hep terso durumlar beni buldu. Hani Barcelona deplasmanında 3-0 yenilmişsin de rövanşta bir umut olur ya içinde, işte o umutla yaşıyorum ben. Nevizade' de bağırıyoruz maç öncesinde. Maçtan sonra yine bağırıyoruz. "ulan 17. dakikada Burak o pozisyonu iyi değerlendirseydi, hani belki.." diyen adamlardanım. Sonra arkadan biri bağırıyor "saçmalama lan!" diye. İşte o adam hayatı boyunca hep kazananlardan olacak. Bende işte o içimdeki umutla hep kaybeden.. Sonuçta maça giderken "koy şuna, koy şuna" deyip, maç çıkışında "abi hani böyle yeniliyoruz falan ama ben yenildikçe daha çok bağlanıyorum bu takıma" diyen bir adamım neticesinde. O yüzden çok da oryantalist takılmaya gerek yok. Bu oryantalist kelimesini de az önce televizyonda duydum, satayım dedim hemen.

Haksızlıklarla savaşmaktan erken büyüdüm. Yani şöyle bi baktığımda hayatımda "lan sahi bak şu olmuştu" diyebileceğim tek bir şey yok. Bi ara bir şeyler olup, adam oldum dediğim zamanlar oldu aslında fakat çok geçmeden zat-ı muhterem oraların adamı olmadığımı gösterdi.
Hayatın kurallarını değiştirecek kadar güçlü değilim evet ama kurallara boyun eğmeyecek kadar güçlüyüm. Sende eğmeyenlerdensen, sende kaybedeceksin. Sahip olduğun hiçbir şey seni tatmin etmeyecek, nasılsa kaybedeceğim diyeceksin. "lan her şey yolunda gidiyor, hayırdır ya" deyip, sonra iki güne "hee bak gördün mü, ben dediydim" derken buluyorum kendimi. Her şey yaşanır, gelişir ve biter. Hakkın yenir ve sen orada öyle dımdızlak kalakalırsın. İşte tam bu sırada gül, zaten sonrasında beni arayıp "içelim mi birader" diyeceksin. Ama gül. Çünkü gülmek en güzel devrimdir, anlayabilene.

Bir keresinde babam "senden bi bok olmaz" demişti. Hayatımda duyduğum en doğru cümleydi bu. Haksızlığa boyun eğmediğim için hayatım boyunca benden bi bok olmayacaktı, bunu biliyordum. Fakat bunu neden bu kadar erken öğrendim? Öğrenmenin yaşı yok diyorlar. Nasıl yok? Her şeyi yaşında öğrenmeli insan. Sonrasında erkenden yaşlanıyor çünkü.
Benim hayatım bu oğlum işte; kağıt, elli kuruşluk kalem, biraz da zenginsem eğer rakı. Bu kadar oğlum işte.​

[YOUTUBE]T1lM1ojCNrc[/YOUTUBE]​
 
Ölüme üzülmemizin tek nedeni, geride kalan olmamız. Ama daha dün mutfak masasının önünde ışıl ışıl gülümseyen birinin hırkası sandalyede öylece dururken. Üzgünüm, ben bu kadar derine dalamayacağım. Çünkü daha yirmi üç saat kırk iki dakika önce bir adam derinlere daldı, bende dalarsam geride kalan olamam. Kimi insanlar sadece geride kalan olmak için gelmiştir dünyaya, bu böyledir.

Küçükken cici baba dediğin adamdan şimdilerde rahmetli diye bahsediyorsan, sen büyümüşsün demektir.

Geride kalanların gözlerinden öperim, geride kalmayanların da geride bırakmayanları çok olsun.​
 
- sonra bi sabah uyandığında..
- yeter oğlum akşamdan beri ya. ne depresif adammışsın arkadaş. geldik şuraya iki bişey içelim, kafamızı dağıtalım diye, sen kafamızın içine ettin. yok tarçınlı sahlebim, yok muzlu pastam.
- sonra bi sabah uyandığında eğer evde yoksam yedek anahtar odadaki çekmecenin içinde diyecektim.​
 
Güldük filan ama adam gibi mutlu olamadık. Belki de adam olamadık. Belki adam olsaydık adam gibi mutlu olurduk. Gerçi ben aynı anda hem mutlu hem adam olan birini görmedim. Mutlu değilim,adam mıyım bilmiyorum. Bizim bir tanıdık var, adamın hası ama hiç mutlu değil. Bazen soruyorum mutlu olacak mıyız diye, yok oğlum diyor ne mutluluğu adam olalım yeter. Sonra bunları duyduğuma mutlu oluyorum. Mutlu değilim en azından adamım diyorum. Sevdik de hiç sevilmedik diyemiyorum ya ondan. Böyleymiş meğerse.​
 
Unutmak kelimesi undan çıkmış. bildiğimiz un yani, hamur işi, öyleymiş. unutmak için un ufak etmek gerekiyomuş. birini bütün olarak unutamazmışsın zaten, öyle pat diye unutamazmışsın. öyle yavaş yavaş gidermiş, yavaş yavaş unuturmuşsun. gözleri, kaşı, burnu ile kulağı, sesini yavaş yavaş. unuttuğun zaman da o kişi olmazmış. hatırlamazmış. sonra unuttuğunu unuturmuş..​
 
Hayatın kurallarını değiştirecek kadar güçlü değilim evet ama kurallara boyun eğmeyecek kadar güçlüyüm.
Bunu hissettiysen öğrenmeyi tam da yaşında becermişşin demektir.
Tanrı her şeyi affediyor zaten,sen yeter ki hem "adam" hem"mutlu" ol.:)
Güzel sayfa,okumak eğleceli.
 
İnsanın hayatında öyle bir an gelir ki önünde uzayıp giden karanlık yolda ilerlemekten başka çaresi kalmaz, geri adım atamayacak kadar yorgundur çünkü ve yerinde duramayacak kadar da yıkkın. Hayatta çoğu zaman asıl ihtiyacımız olan şey de budur işte; sağlam kalan parçalarımızı toplayıp kör karanlıkta yolumuza devam etmek.
 
Yarın bayram namazından sonra yanına geleyim de biraz konuşalım be babam.
Kaderde sensiz bayram da geçirmek varmış. Burukluk başladı şimdiden, sanki yanımızdaymışın gibi annem takım elbiseni hazırladı ütüledi, sanki sabah uyandırıp hadi namaza gidelim diyecekmişin gibi geliyor bana.
Ah be baba ah
 
Geri