Tanrı mi acımasiz Insanlar mi..

  • Kullanıcı Yabani
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Forumsal Sözlük
🟢 Konu yazarı şu anda aktif
ZZJdMz.jpg
[/url][/IMG] sizce dunyada bu kadar kotuluk neden var yaratan ne kadar merhametli bu acilarin sorumlusu kim insan mi tanri mi sapik birinin kucuk bir cocuga once tecavuz edip sonra vahsice kesmesinin aciklamasi nedir inancimiza gore bu dunyaya imtihan olmaya geldik o zaman bu ikiside boyle imtihan olmustur neden kizalim ki iyilik gibi kotulugu de yaratan o onsuz bir yaprak daha bile kipirdamiyorsa bu yasanan vahsetler savaslar sapikliklar nedir herseyimizi bilen sah damarimiz kadan bize yakin olan aklimizda gecen herseyi okuyan tanri neden bunlara engel olmuyor olamiyor.. bazen dusunuyorum insanlarin cogu tanridan daha merhametli.
 
Tanrı insanlar kadar acımasız değil bence.
 
Senin tanrını bilmem, Ama Allah merhametlidir. Merhametli olmasa şu an senin kafana bir kaya düşmesini sağlardı. Allahın verdiği beyni pisliğe kullanan insanlardır acımasız olan. Melek gibi insanları da göz önünde bulundur.
 
Her türlü kötülüğü yapıp, suçu her zaman Yaratıcıya atmıştır insanoğlu.
 
Yaratıcının hangi kötülüklere engel olduğunu ya da olmadığını nereden biliyorsunuz? Belki de bilmediğimiz birçok kötülüğe engel oluyor ancak insanlar o kadar kötü ki bir yerde de yaşanması gereken şeyler var. Tüm bunlar insanların doymak bilmez açgözlülüğü ve nankörlüğünün eseriyken yaratıcıyı suçlamak neden? Bize akıl vermiş diyoruz, irade vermiş. Bizim irademize karıştığı noktada irade bizim olmaktan çıkmayacak mı? Ayrıca bu noktada var olan cennet ve cehennem söz konusu. Yapılan kötülüklere dünyada engel olunsa var olan kat kat cehennemin ne anlamı kalırdı? (Zamanında helak edilen kavimler olduğunu da biliyoruz) Denildiği gibi inananlar için bu dünya imtihan yeri. Çekilen tüm sıkıntılara karsılık sabredip, isyana ve şirke düşmeyenler için vadedilen bir cennet var ortada ki bu cennet cekilen 40 50 yıllık sıkıntının aksine sonsuz mutluluk vaad ediyor. Aksi yönde ilerleyenlerin ise sonsuz acı ile karşılaşacağı bildiriliyor. Peygamberlerin hayatlarına baktığımızda bile türlü çileler çektiklerini ama yine de imanlarından vazgeçmediklerini görüyoruz. Sorgulama işin tam da burasında. Kimi varlıkla sorgulanıyor, kimi yoklukla. Kimi zorlukla, kimi rahatlıkla. Ayrıca din biraz da kalpten gelen bir şey. Bilim gibi akıl ile açıklanamayacak, sorgulamanın dışında tutulması gereken şeyler var. Sahsen inanmayanların varsa eğer tanrınız neden engel olmuyor diye düşünene kadar bunca kötülüğün yapanın yanına kar kalacağını düşünerek nasıl hayatta kalabildiğini hiç anlayamıyorum. İnanmanın bana bir zararı yok. İçimi rahatlatıyor çoğu zaman bir yaratıcının olduğunu düşünmek. Eylemlerimi kontrol altında tutmamı da sağladığı zamanlar oluyor mesela.
 
Ve tanri insani yaratti diye baslar.
 
Tanri'nin insanlara ait olgulari tasidigini sanmiyorum. Tanri yaratir, mudahale etmezgillerdenim.
 
Tanrı olmadığına göre acımasız olan insanlardır.
 
İnsanlar acımasızdır elbette. Fakat acımasızlığı var eden ve bahşeden Yaratıcı'dır. Sonuç olarak her şeyi engelleyebilecek kudrete sahip olmadığını iddia edecek yoktur.
 
Yaratıcının hangi kötülüklere engel olduğunu ya da olmadığını nereden biliyorsunuz? Belki de bilmediğimiz birçok kötülüğe engel oluyor ancak insanlar o kadar kötü ki bir yerde de yaşanması gereken şeyler var. Tüm bunlar insanların doymak bilmez açgözlülüğü ve nankörlüğünün eseriyken yaratıcıyı suçlamak neden? Bize akıl vermiş diyoruz, irade vermiş. Bizim irademize karıştığı noktada irade bizim olmaktan çıkmayacak mı? Ayrıca bu noktada var olan cennet ve cehennem söz konusu. Yapılan kötülüklere dünyada engel olunsa var olan kat kat cehennemin ne anlamı kalırdı? (Zamanında helak edilen kavimler olduğunu da biliyoruz) Denildiği gibi inananlar için bu dünya imtihan yeri. Çekilen tüm sıkıntılara karsılık sabredip, isyana ve şirke düşmeyenler için vadedilen bir cennet var ortada ki bu cennet cekilen 40 50 yıllık sıkıntının aksine sonsuz mutluluk vaad ediyor. Aksi yönde ilerleyenlerin ise sonsuz acı ile karşılaşacağı bildiriliyor. Peygamberlerin hayatlarına baktığımızda bile türlü çileler çektiklerini ama yine de imanlarından vazgeçmediklerini görüyoruz. Sorgulama işin tam da burasında. Kimi varlıkla sorgulanıyor, kimi yoklukla. Kimi zorlukla, kimi rahatlıkla. Ayrıca din biraz da kalpten gelen bir şey. Bilim gibi akıl ile açıklanamayacak, sorgulamanın dışında tutulması gereken şeyler var. Sahsen inanmayanların varsa eğer tanrınız neden engel olmuyor diye düşünene kadar bunca kötülüğün yapanın yanına kar kalacağını düşünerek nasıl hayatta kalabildiğini hiç anlayamıyorum. İnanmanın bana bir zararı yok. İçimi rahatlatıyor çoğu zaman bir yaratıcının olduğunu düşünmek. Eylemlerimi kontrol altında tutmamı da sağladığı zamanlar oluyor mesela.

hic ic acici degil yazdiklarin insanlar cennete girmek icin o kadar aci mi cekmek lazim orayi gectim bu dedigin musluman olanlar icin ya musluman olmayipta aci cekenler ne olacak zaten inanmadigi icin cehennem bekliyor ustunede dunyada cektigi cabasi ben bir muslumanim sorguluyorum sadece ama yazdiklarin tatmin etmedi malesef .
 
Bu konunun özü aslında felsefenin en temel tartışma konularından biridir.

"Dünyada var olan kötülüğün büyüklüğü ile her şeye gücü yeten sonsuz iyilik sahibi Tanrı anlayışının uyuşmaması"

Üzerine bayağı okuma yapmıştım zamanında ama tabii mükemmelliyetçi kişiliğim sebebiyle hiçbirini yeterince beğenmemiş, tembelliğim sebebiyle de üstüne kafa yormamıştım. (geçenlerde biri kendini eleştirebilen insanlara bayıldığını söylemişti, o arkadaş burada mı?)

Felsefe tarihinde bu konuyla alakalı en ünlü paradokslardan biri şöyle;

1) Tanrı kötülüğü bitirmek istiyor ama gücü yetmiyor. (Bu düşünce çarpılma itemiyle birlikte geliyor, dikkat etmek gerekir)
2) Kötülüğü bitirmek gibi bir derdi de yok, öyle bir gücü de yok. (Benden ne farkı var lan o zaman?)
3) Gücü yetiyor ama kötülüğü bitirmek istemiyor. (Biri sonsuz merhamet ve iyilik mi demişti?)

Bu açmazların üzerine düşünceler üretmek, farklı fikirler sunmak ve belki de çürütmek mümkün elbette ama öyle kolay değil.

Dünyadaki kötülüğü var eden şey, varlığını da yaratıcıya borçlu olduğumuz "özgür irade".

Sonuçta bizler fıtratında hiç kötülük olmadan, saf iyilikle de yaratılabilirdik. Fakat bunun için deniyor ki; öyleyse insanı yaratmaya ne gerek var? Aynı şeyi ben de soruyorum, gerçekten Tanrım, ne gerek vardı insanı yaratmaya? Sonsuz kudretinle, cinlerinle meleklerinde, insanoğlunu yaratmadan evvel var olduğun o büyük sonsuzlukta, nerden esti bir canlı yaratıp "dur bakayım hangisi bana koşulsuz şartsız iman edecek, hangisi bana karşı gelecek" demek? Tanrı'nın canı sıkılır mı?

Burada şöyle bir sorun da ortaya çıkıyor; bizler var olmadan önce bize tasvir edildiği kadarıyla, sıfır kötülüğün olduğu, her şeyin en güzeline sahip, sınırsızlıklarla dolu bir cennet vardı. Tüm varoluş bundan ibaretti.

Şimdi insanı yaratıp, ona bir de özgür irade verip, kötülüğün ortaya çıkmasına yol açan bir Tanrı'ya sınırsız merhamet ve iyilik sahibi denilebilir mi? Kötülüğün varlığının sebebi bir yerde kendisi.

Kafa kurcalayıcı bir nokta da şu ki; örneğin 75 yıllık hayatının tamamını, günü gününe hepsini, kötülük yaparak geçirmiş birini düşünelim. Bu insanın öldükten sonra sonsuz bir cehenneme girmesi adil mi? Suç ile cezanın örtüşmesi gerekmez mi?

Ben en büyük günahlardan birini işleyip, bir insanın buradaki 75 yıllık hayatına son veriyorum, ama bu benim sonsuz ahiret hayatımı yakıyor. 75 yıl vs sonsuz ateş?

Ve bu yine aynı noktaya çıkar, bunu reva gören Tanrı sonsuz merhamet ve iyilik sahibi olabilir mi?

Bunlar tabii binlerce yıllık düşüncelerin birikimi, benim şahsen düşünüp bulduklarım değil, karşıt fikirler de mutlaka var.

Cevap verecek birileri olursa bu anlayışla versin, şahsıma sallamasın. (futbolcu sana söylüyorum, karesi beyliği sen anla)
 
hic ic acici degil yazdiklarin insanlar cennete girmek icin o kadar aci mi cekmek lazim orayi gectim bu dedigin musluman olanlar icin ya musluman olmayipta aci cekenler ne olacak zaten inanmadigi icin cehennem bekliyor ustunede dunyada cektigi cabasi ben bir muslumanim sorguluyorum sadece ama yazdiklarin tatmin etmedi malesef .


Napsak ki cübbeliye mi bağlansak. :bekle
 
Bu konunun özü aslında felsefenin en temel tartışma konularından biridir.

"Dünyada var olan kötülüğün büyüklüğü ile her şeye gücü yeten sonsuz iyilik sahibi Tanrı anlayışının uyuşmaması"

Üzerine bayağı okuma yapmıştım zamanında ama tabii mükemmelliyetçi kişiliğim sebebiyle hiçbirini yeterince beğenmemiş, tembelliğim sebebiyle de üstüne kafa yormamıştım. (geçenlerde biri kendini eleştirebilen insanlara bayıldığını söylemişti, o arkadaş burada mı?)

Felsefe tarihinde bu konuyla alakalı en ünlü paradokslardan biri şöyle;

1) Tanrı kötülüğü bitirmek istiyor ama gücü yetmiyor. (Bu düşünce çarpılma itemiyle birlikte geliyor, dikkat etmek gerekir)
2) Kötülüğü bitirmek gibi bir derdi de yok, öyle bir gücü de yok. (Benden ne farkı var lan o zaman?)
3) Gücü yetiyor ama kötülüğü bitirmek istemiyor. (Biri sonsuz merhamet ve iyilik mi demişti?)

Bu açmazların üzerine düşünceler üretmek, farklı fikirler sunmak ve belki de çürütmek mümkün elbette ama öyle kolay değil.

Dünyadaki kötülüğü var eden şey, varlığını da yaratıcıya borçlu olduğumuz "özgür irade".

Sonuçta bizler fıtratında hiç kötülük olmadan, saf iyilikle de yaratılabilirdik. Fakat bunun için deniyor ki; öyleyse insanı yaratmaya ne gerek var? Aynı şeyi ben de soruyorum, gerçekten Tanrım, ne gerek vardı insanı yaratmaya? Sonsuz kudretinle, cinlerinle meleklerinde, insanoğlunu yaratmadan evvel var olduğun o büyük sonsuzlukta, nerden esti bir canlı yaratıp "dur bakayım hangisi bana koşulsuz şartsız iman edecek, hangisi bana karşı gelecek" demek? Tanrı'nın canı sıkılır mı?

Burada şöyle bir sorun da ortaya çıkıyor; bizler var olmadan önce bize tasvir edildiği kadarıyla, sıfır kötülüğün olduğu, her şeyin en güzeline sahip, sınırsızlıklarla dolu bir cennet vardı. Tüm varoluş bundan ibaretti.

Şimdi insanı yaratıp, ona bir de özgür irade verip, kötülüğün ortaya çıkmasına yol açan bir Tanrı'ya sınırsız merhamet ve iyilik sahibi denilebilir mi? Kötülüğün varlığının sebebi bir yerde kendisi.

Kafa kurcalayıcı bir nokta da şu ki; örneğin 75 yıllık hayatının tamamını, günü gününe hepsini, kötülük yaparak geçirmiş birini düşünelim. Bu insanın öldükten sonra sonsuz bir cehenneme girmesi adil mi? Suç ile cezanın örtüşmesi gerekmez mi? Ben en büyük günahlardan birini işleyip, bir insanın buradaki 75 yıllık hayatına son veriyorum, ama bu benim sonsuz ahiret hayatımı yakıyor. 75 yıl vs sonsuz ateş? Ve yine aynı noktaya çıkar, bunu reva gören Tanrı sonsuz merhamet ve iyilik sahibi olabilir mi?

Bunlar tabii binlerce yıllık düşüncelerin birikimi, benim şahsen düşünüp bulduklarım değil, karşıt fikirler de mutlaka var.

Cevap verecek birileri olursa bu anlayışla versin, şahsıma sallamasın. (futbolcu sana söylüyorum, karesi beyliği sen anla)
konuyu keske sen acsaydin daha aciklayaci oldu ben hep duz yazarim ama konuyu yeterince anlamli etti :hi:
 
konuyu keske sen acsaydin daha aciklayaci oldu ben hep duz yazarim ama konuyu yeterince deforme etti :hi:

Ben konu açmaktan çok açılmış konulara gelip bildiklerimi yazmaktan ve beğeni toplamaktan hoşlanıyorum. Böylece hem karizmam artıyor, hem de Tuğçe beni daha çok beğeniyor:benmi:

İşin şakası bir yana, boş boş takılıyordum, yazayım dedim. Teşekkür ederim.
 
Geri