bundan seneler önce gezi parkı eylemlerinde “buradayım, gitmeye de niyetim yok” diyen, erdoğan’ı eleştirme konusunda sanatta özgürlük olmadığını savunup “hapse atılırız diye korkuyoruz, susuyoruz” açıklamaları yapan beyefendi, son yıllarda kadınlara olan düşmanca tavrı, enteresan bir güç gösterisi arzusuyla ortalıklarda dolanan kibri ve de “erdoğan benim cumhurbaşkanım” söylemiyle zaten bu ünvanın gerekliliklerini bir bir yerine getirmişti. elbette ki bu ülkede herkes devlet tiyatrolarına emek veren, özel tiyatroları ayakta tutmak için çaba gösteren, tiyatronun yaşamasına katkı sağlayan birilerinin devlet tiyatroları genel müdürü olmayacağını biliyor, çok şükür bize aşıladılar bunu. erdoğan bey de hem kendine yakın hem de çeşit çeşit amerikan aksanı yaparak tiyatroculuğa göz kırpan bir taş fırın erkeğini atamış işte. kasap atanmadığı için şükretmemiz lazım belki de…