Talmud

Konu sahibi son olarak 2788 gün önce görüldü
Talmud

Yahudilerin Tevrâttan sonraki kudsî kitaplarıdır. (Sözlü emirler) dedikleri kitaptır. Talmud, iki kısmdan meydana gelmiştir. Bunlar Mişna ve Gamârâdır:

Mişna: İbrânîce tekrar demektir. Sözlü emirlerin, kanûn hâline getirilmiş ilk hâlidir.

Gamârâ: Yahudilerin Filistin ve Bâbilde iki mühim dînî mektepleri vardı. Bu mekteplerde, Amoraim (îzâhcılar) denilen hahamlar, Mişnanın mânasını açıklamaya, tezâdları düzeltmeye, örf ve âdetlere dayanarak verilen hükmlere kaynak aramaya, olmuş veya olmamış, yâni teorik mes'eleler üzerinde hükmler vermeye çalıştılar.

Hahamlar, Talmudda, bir kimse kötü bir şeye niyyet etse, onu yapmasa bile günahkâr olacağını bildirmişlerdir. Onlara göre, hahamların nehy ettiği birşeyi yapmaya niyyet eden kişi, necis, pis olur. Bu inançların kaynağı olan Talmuda müslümanlar (Ebül-Encâs=Necâsetlerin babası) demiştir. (Hebrew Literature sayfa 17). Yahudiler, Talmuda inanmıyanı, onu kabûl etmiyeni, yahudi saymazlar. Bunun için yahudiler, sâdece Tevrâtı kabûl eden ve ona bağlanan Karâim yahudilerini yahudi kabûl etmezler.

Yahudi din adamları, Kudüs ve Bâbil Talmudları arasında büyük farklar, tezâdlar olduğunu itiraf etmekten sakınırlar.

Bâbil Talmudu, ilk defa mîlâdî 1520-1522 de, Kudüs Talmudu ise, 1523 senesinde Venedikte basıldı. Bâbil Talmudu, Almanca ve İngilizceye, Kudüs Talmudu da, Fransızcaya terceme edilmiştir.

Bâbil Talmudunun % 30'unu, Kudüs Talmudunun % 15'ini hikâyeler ve kıssalar teşkil eder. Bu hikâyelere (Hagada)derler. Yahudi edebiyatının esasını bu hikâyeler teşkîl eder. Mekteplerinde bunları okuturlar. Yahudi mekteplerinde, hattâ üniversitelerinde Tevrât ve Talmudun öğrenilmesi ve öğretilmesi mecbûrîdir.

Fransa, Polonya ve İngiltere gibi, hıristiyan beldelerde, Talmudlar toplattırılmış ve yakılmıştır. Yahudilerin evlerinde bile Talmud bulundurmaları yasak edilmiştir. Talmud hükmlerini açıklayan en mühim kişiler, Yahudi dönmeleri Nicolas Donin ile Pablo Christianidir. Pablo Christiani, mîlâdî onüçüncü asırda , Fransa ve İspanyada yaşamıştır. 1263 senesinde İspanyanın Barcelona şehrinde yapılan münâzarada hahamlar, Talmudun katı prensiblerine ve yazılarına karşı vârid olan suâllere (Cevap veremediler), bunları müdâfeadan âciz kaldılar.

(El-Kenz-ül-Mersüd fî Kavâid-it-Talmud)kitabının beyanına göre, Talmudda, Îsâ aleyhisselâmın Cehennemin derinliklerinde, zift ve ateş arasında olduğu, Hz. Meryemin asker Pandira ile zinâ ettiği, kiliselerin necâset dolu [pislik] olduğu, papazların köpeklere benzediği, hıristiyanların öldürülmesi lâzım olduğu gibi husûslar yazılıdır.

[m. 1520] de Papanın izni ile Bâbil Talmudu, üç sene sonra da Kudüs Talmudu basılmış, bundan otuz yıl sonra yahudiler için felaketler zuhûr etmiştir. 9 Eylül 1553 de Romada ele geçirilen bütün Talmud nüshaları yakılmıştır. Bu hâl, diğer İtalya şehirlerinde de tabîk edilmiştir. 1554 senesinde Talmud ve diğer İbrânîce kitaplara sansür konulmuştur. 1565 de Papa, Talmud kelimesinin kullanılmasını dahî, yasak etmiştir.

1578-1581 seneleri arasında Talmud, Basel şehrinde yeniden basılmıştır. Bu baskıda, bazı risâleler çıkarılmış, hıristiyanlığı kötüleyen birçok cümleler kaldırılmış, birçok kelimeler de değiştirilmiştir. Bu tarihten sonra, Papalar yine Talmudları toplatmışlardır.

Endülüs Emevî Sultânlarının dokuzuncusu İkinci Hakem, haham Joseph Ben Masesa emrederek, Talmudu Arapcaya terceme ettirmiştir. Okunduktan sonra, bu tercemeye (Keseye konan pislik) ismi verilmiştir.

Talmuda göre kadın, dînî mekteplere alınamaz. Çünki hafîf akıllıdır ve ona din eğitimi şart değildir. (Kim kızına Tevrât öğretirse, ona kötü bir şey öğretmiş olur) cümlesi haham Eliazerindir. (Mişna, Naşim (kadınlar), Sotak kısmı 216). Yahudi haham Mûsâ bin Meymun, bundan maksadın Tevrât değil, Talmud olduğunu zikretmiştir.

Talmud, müneccimliğin insan hayatına hükm eden bir ilim olduğunu bildirmektedir. Talmud, (Güneş tutulması, milletler için kötü bir alâmettir) demektedir. [Evil-Sign] Ay tutulmasının ise, yahudiler için kötü bir alâmet olduğu yazılıdır. Talmud, sihir ve kehânetlerle doludur. Birçok şeyleri ifrîtlere (Demons) bağlamışlardır. Haham Rav Hunr (Her birimizin sağında onbin, solunda onbin ifrît [şeytan] bulunur) demektedir. Haham Rabba ise, (Havradaki vaaz sırasında zuhûr eden izdiham, ifrîtler sebebi iledir. Elbiselerin eskimesi, ifrîtlerin sürtünmelerindendir. Ayakların kırılması, yine ifrîtler sebebi iledir) demektedir. Talmudda, şeytanların, öküzlerin boynuzlarında raks ettikleri, şeytanın Tevrât okuyanlara zarar veremiyeceği, Cehennem ateşinin, Benî İsrâîlin günahkârlarını yakmıyacağı yazılıdır.

Hahamların öğrettiği şeylere itiraz edenlerin cezâlandırılacağı, bir yahudi, bir yabancı yanında bir yahudinin aleyhine şâhitlik yaparsa, lânetleneceği, bir yahudinin yabancıya karşı yaptığı yeminin hükmü olmadığı, yine Talmudun beyanlarındandır.

Talmudun Hoşem hamişpat, Yoreh deah, Sultan Arah kısmlarında, (Yahudi olmıyan kimselerin kanını akıtmak Allaha kurban takdim etmektir), (Yahudilik maksad ve gayesi için işlenen bütün günahlar, gizli olmak şartı ile mubâhtır), (Yalnız yahudi olanlara insan gözü ile bakılır. Yahudi olmayanlar birer hayvandır), (Allah dünyanın bütün servetini sâdece yahudilere tahsîs etmiştir), (Hırsızlık etmeyiniz emri sâdece yahudiler içindir. Diğer milletlerin canları ve malları helâldır), (Yahudi olmıyanların ırzı, nâmusu helâldır. Zinâ etmiyeceksin emri yahudiler içindir), (Yahudi olmayanın, malını çalan ve işini elinden alan bir yahudi, iyi bir iş yapmıştır), (Emirlerimizi, yahudi olmıyan birine haber vermek, bütün yahudileri katledilmeleri için ihbâr etmekle aynıdır. Yahudi olmıyanlar, kendileri için öğrettiğimiz şeylerden mâlûmat sahibi olunca bizi sürgün ederler), (Ziraatten daha aşağı bir iş yoktur) gibi cümleler vardır.








Bugün elimizde bulunan İncîllerin tahrif edildiği gibi, Ahd-i Atîk’inde değiştirildiği, hıristiyanlar tarafından da, tasdik edilmiştir.

Yehûdîler, papazlar ve Berehmen denilen Hind din adamları, çok tatlı konuşuyor, kötülüklerden uzak görünüyorlar. Bunların sözlerine, görünüşlerine aldanmamalı, yaptıkları işlerine bakmalıdır. Doğru, Ehl-i sünnet âlimlerinden, bunlar bulunamaz ise bunların yazmış olduğu hâlis ve afîf kitâblarından okuyup öğrenilir.



(Hıristiyan din ve fen adamları ile, hıristiyanlık inançları ve kitap-ı mukaddes üzerinde münâzaralar yapan ve bunların tahrîf edilmiş olduğunu isbât eden güney Afrikalı yazar) Ahmet Didad anlatıyor;

https://www.youtube.com/watch?v=h9fFwl5odns Papazlar bu nedenle onun lanetlendiğini, başına kötü işler geldiğini savunur.

Didad diyor ki ; (Birgün, hıristiyan komşularıma ricâ ettim. (Ben şimdi kitap-ı mukaddes ile meşgûl oluyorum. Size ondan bir parça okumak istiyorum) dedim. Benim Kitap-ı mukaddes ile alâkadâr olduğuma pek memnûn kaldılar. (Gâlibâ hidâyete kavuşuyor) diye sevindiler. Sür'ât ile etrâfımda toplandılar. Ellerine birer Kitap-ı mukaddes verdim ve (İşâyâ)kitabının 37. bâbını açmalarını ricâ ettim. (Şimdi ben size kendi elimdeki Kitap-ı mukaddesten bu bahsi okuyacağım. Lütfen beni tâkîb edin ve doğru okuyup okumadığıma dikkat edin) dedim. Hepsi beni dikkat ile dinlemeye ve okuduğum parçayı ellerindeki Kitap-ı mukaddesten tâkîb etmeye başladılar. Okuduğum parça şöyle idi:

(Vâki' oldu ki, Kral Hizkiya bunu işitince, esvâbını yırttı ve çul sarınıp Rabbin evine girdi. Ve Kral, evi üzerinde olan Elyakimi ve Kâtib Şebnayı ve kâhinlerin ihtiyârlarını çula sarılmış olarak, Amatsun oğlu Peygamber İşâyâya gönderdi. Ve ona dediler: Hizkiya şöyle diyor:Bugün sıkıntı, tektîr ve rüsvâlık [aşağılık] günüdür. Çünkü çocuklar doğum vaktine geldi, fakat doğuracak kudret yok. )

Bir müddet daha okudum. Ben devam ederken onlara, (Nasıl, harfi harfine doğru okuyor muyum?) diye soruyordum. Onlar da (tâm tamına, harfi harfine doğru okuyorsun) diye tasdik ediyorlardı.

Birdenbire kendilerine:(Şimdi size bir şey söyliyeceğim:Sizin elinizde dinlediğiniz kısm Ahd-i atîkin [Tevrâtın] İşâyâ kitabının 37. bâbıdır. Benim okuduğum parça ise yine Ahd-i atîkin İkinci Melikler [Krallar] 19. bâbıdır. Yâni, iki kitabın bu iki bahsi harfi harfine birbirinin aynıdır. Demek ki, bunlardan biri tamamen diğerinden çalınmıştır. Ama hangisi, hangisinden aşırmış, bunu ben bilmiyorum. Bu husûsta karar vermek size âiddir. Fakat, sizin kutsal zannettiğiniz bu kitaplar birbirinden çalınmıştır. İşte isbâtı!) dedim. Bir kıyâmettir koptu. (Böyle şey mümkün değildir!) feryâdları yükseldi. Hemen elimdeki Kitap-ı mukaddesi aldılar. Dikkat ile tedkîk ettiler. Okuduğum bahsin hakîkaten İkinci Meliklerin 19. bâbının, ellerinde bulunan İşâyânın 37. bâbının harfi harfine aynı olduğunu görünce, ağızları açık kaldı. Onlara, (Bana darılmayın ama, bir Allah kitabında böyle yazı aşırma [intihâl] keyfiyeti olur mu? Ben nasıl olur da, böyle kitaplara inanırım?) dedim. Hepsinin başı öne düşmüştü. İster istemez bana hak veriyorlardı.)
 
Geri