TALHA B. UBEYDULLAH (r.a)

  • Kullanıcı aRMiNa
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Sahabe ve İslam Alimleri
Konu sahibi son olarak 2620 gün önce görüldü
TALHA B. UBEYDULLAH (r.a)

anarule.gif

Talha b. Ubeydullah b. Osman b. Amr b. Sa'd b. Teym b. Mürre b. Katb b. Lüeyy b. Gâlib el-Kuraşî et-Teymî. Künyesi, Ebu Muhmmed'dir.
Talha, Cennetle müjdelenen on kişiden biri, İslâm'a giren ilk sekiz kişiden ve Hz. Ebubekir aracılığıyla müslüman olan beş kişiden biridir. Ayrıca, halife seçimini gerçekleştirmeleri için oluşturulan altı kişilik Ashab-ı ,Surâ arasında yer almış meşhur bir sahâbdir. Annesi, es-Sa'be bint Abdillah b. Mâlik el-Hadramiyye'dir (İbn Hişam, "es-Sîretü'n-Nebeviyye", I, 251, Mısır 1955; el-Askalânî, "el-İsâbe fî Temyîzi's-Sahâbe", III, 290;İbnü'l-Esîr, "Üsdü'l-Ğâbe fî Ma'rifeti's-Sahâbe", III, 85 vd. 1970).
Rivayete göre, Talha b. Ubeydullah, Busra panayırında bulunduğu bir sırada, oradaki bir manastırın rahibi: "Sorun bakayım, bu panayır halkı arasında, ehl-i Harem'den bir kimse var mı?" diye seslenir. Talha da: "Evet var! Ben Mekke halkındanım" diye cevap verir. Bunun üzerine rahip: "Ahmed zuhur etti mi?" diye sorar. Talha: "Ahmed de kim?" der. Rahip: "Abdullah b. Abdulmuttalib'in oğludur. Bu ay O'nun çıkacağı aydır. O, peygamberlerin sonuncusudur. Haremden çıkarılacak; hurmalık, taşlık ve çorak bir yere hicret edecektir. Sakın O'nu kaçırma" der.
Rahibin söyledikleri Talha'nın kalbine yer eder. Oradan alelacele ayrılarak Mekke'ye döner ve yakında herhangi bir olayın meydana gelip gelmediğini sorar. Abdullah'ın oğlu Muhammedü'l-Emîn'in peygamberliğini ilan etmiş oldûğunu ve Ebubekir'in de O'na tabi olduğunu öğrenir. Hemen Ebubekir'in yanına vararak rahibin anlattıklarını haber verir. Sonunda her ikisi birlikte Resulullah (s.a.v.)'a giderler. Talha oracıkta müslüman olur. (İbn Sa 'd, "et- Tabakâtü'l Kübrâ", III, 215, Beyrut; el-Askalânî, a.g.e., III, 291).
Birçok müslüman gibi, Talha b. Ubeydullah da İslam'a girdikten sonra müşriklerin eziyetlerine maruz kalmış, ama yolundan dönmemiştir. İslam'ın azılı düşmanlarından Nevfel b. Huveylid, Talha'nın müslüman olduğunu duyunca, Ebubekir'le onu bir iple biribirlerine bağlamış, uzun süre iplerini çözmemiş, Teymoğulları da bu duruma seyirci kalmışlardır. (İbn Hişam, a.g.e., I, 709; el-Askalânî, a.g.e., III, 291; İbnü'l-Esîr, a.g.e., III, 86).
Talha ile Zübeyr müslüman olunca, Resulullah (s.a.v.) onları kardeş ilan etti. Hicretten sonra da Medine'de, Talha ile Ubeydullah b. Ka'b'ı, başka bir rivayete göre ise Talha ile Saîd b. Zeyd'i kardeş ilan etmişti.
Talha, Bedir savaşına iştirak etmemesine rağmen Resulullah (s.a.v.) kendisine ganimetten pay vermiştir. Kimi rivayetlere göre, bu sırada ticaret için Şam'da bulunuyordu. Akla daha yatkın olan bir başka rivayete göre ise, Kureyş kervanı hakkında bilgi toplamak üzere, Resulullah (s.a.v.) tarafından Şam yoluna gönderilmişti. Nitekim, dönüşte Talha'nın ganimetten pay istemesi bunu gösteriyor (İbn Sa'd, a.g.e., III, 216; İbnü'l-Esîr, a.g.e., III, 86).
Bedir'den sonraki birçok savaşa katılmıştır. Uhud günü Peygamber (s.a.v.)'i kahramanca müdafaa etmiş, O'na bir şey olmasın diye atılan oklara, indirilen kılıç darbelerine karşı vücudunu siper etmiştir. Sonuçta birçok kılıç ve ok yarası almış, aldığı yara neticesi bir kolu çolak kalmış, yine Resulullah'ı müdafaadan geri durmamıştır (İbn Hişam, a.g.e., II, 80; İbnü'l Esîr, a.g.e., III, 86; el-Askalânî, a.g.e., III, 291).
Hz. Osman'ın şehid edilmesinden sonra, müslümanların büyük bir kısmının Hz. Ali'ye bey'at ettiğini biliyoruz. Bu bey'atte bulunanlardan biri de Talha b. Ubeydullah'tır. Ancak, bey'atten kısa bir süre sonra, Talha ile Zübeyr ibnü'l-Avvam'ın, Hz. Ali'ye karşı çıkan Hz. Âîşe'nin yanında yer almışlardır. Neticede ez-Zübeyr, Hz. Ali'ye karşı çıktığına pişman olarak savaş meydanını terketmiştir. Talha ise mücadeleye devam etmiş, nihayet Cemel günü (h. 36), Mervan b. Hakem tarafından öldürülmüştür. Vefat ettiği zaman tahminen 60-64 yaşlarındaydı (İbn Hişam, a.g.e., 1, 251; İbn Sa'd, a.g.e., III, 224; İbnü'l-Esır, a.g.e., 111, 87; el-Askalânî, a.g.e., 111, 292; İbn Cerîr, Tarîhü'l-Ümemi ve'lMülûk, XI, 50' Beyrut).
Talha, Peygamber Efendimizin bacanağıydı. Hanımlarından dört tanesi Resulullah (s.a.v.)'ın zevcelerinin kız kardeşleriydi. Bunlardan Ümmü Gülsüm, Hz. Âîşe'nin; Hamne, Zeynep bint Cahş'ın; el-Fâria, Ümmü Habibe'nin ve Rukiyye, Ümmü Seleme'nin kızkardeşi idi (el-Askalânî, a.g.e., III, 292).
Talha b. Ubeydullah'ın, onbiri erkek, ikisi kız olmak üzere onüç çocuğu vardı. Erkek çocukların herbirine bir peygamber ismi vermişti. Bunlar: es-Seccâd diye bilinen ve Cemel vak'asında babasıyla birlikte öldürülen Muhammed, İmran, Musa, Ya'kub (Harre günü öldürüldü), İsmail, İshak, Zekeriyyâ, Yusuf, İsâ, Yahya, Salih idi. Kızları ise Aişe ve Meryem idi (İbn Sa'd, a.g.e., III, 214; İbn Hişam,.a.g.e., 1,-307).
Talha, doğrudan Resulullah (s.a.v.)'dan rivayette bulunduğu gibi, Hz. Ebubekir'le Hz. Ömer'den de hadis nakletmiştir. Kendisinden de, oğulları; Yahya, Musa ve İsa ile Kays b. Ebi Hâzım, Ebu Seleme b. Abdirrahman, el-Ahnef, Mâlik b. Ebî Âmir ve başkaları rivayet etmişlerdir (İbn Sa'd, a.g.e., III, 219; el-Askalânî, a.g.e., 111, 290).
Talha; orta boylu, geniş göğüslü, geniş omuzlu ve iri ayaklı idi. Esmer benizli, sık saçlı fakat saçları ne kısa kıvırcık ne de düz ve uzundu. Güler yüzlü, ince burunlu idi. Saçlarını boyamazdı. Yürüdüğü zaman sür'atli yürür, bir yere yöneldiği vakit tüm vucudu ile dönerdi (İbn Sa'd, a.g.e., 111, 219; el-Askalânî, a.g.e., 111, 291).
Ashâbın zenginlerindendi. Zengin olduğu kadar da cömertti. Cömertliği sebebiyle kendisine "el-Fayyâd" denirdi. Vefat ettiği zaman, miras olarak bir hayli gayrimenkul, nakit para ve değerli eşya bırakmıştır. Rivâyete göre gayri menkullerinin tutarı otuz milyon dirhem, nakitlerinin tutarı iki milyon ikiyüz dirhem ve ikiyüz bin dinar idi. Sadece Irak'tan gelen yıllık geliri yüzbin dirhem civarındaydı (İbn Sa'd, a.g.e., 111, 221 vd.; İbnü'l-Esîr, a.g.e., 111, 85).


 
Talha bin Ubeydullah Radiyallahu Anh



Nesebi Ubeydullah bin Osman bin Amr’dır. Kureyş’in Teymi kabilesindendir. Nesebi altıncı atasında Mürre bin Ka’b’da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birleşir. Ebu Bekir (Radiyallahu Anh)’ın devetiyle Müslüman olanların dördüncüsü olarak İslamiyetin ilk günlerinden itibaren o mübarek kafiledeki yerini almıştır.

Kavminin ileri gelenlerinden olması, kendisinden Kureyş’in işkencelerini bertaraf etmedi. ‘Kureyş Aslanı’ lakaplı Nevfel bin Huveylid, Talha ve Ebu Bekir (Radiyallahu Anhuma)’yı önce ayrı ayrı, daha sonra da birbirlerine bağladı. Bundan dolayı bu iki yüce sahabiye ‘bitişikler’ adı verilmiştir.

Müslüman oldu diye oğluna eziyet eden annesi Saba binti el-Hadrami, daha sonra İslamiyeti kabul ederek hicret şerefine mazhar olmuştur. Talha bin Ubeydullah (Radiyallahu Anh)’da hicret etmiş ve şair Ka’b bin Malik (Radiyallahu Anh) ile kardeş yapılmıştır.

Cevamiu’s-Sire 112

Talha bin Ubeydullah (Radiyallahu Anh) zengin bir tacirdi.

Gerek kendi akrabalarına ve gerekse ihtiyaç sahibi Müslümanlara çokça yardımda bulunur, elinde bir şey kalmayıncaya kadar tüm servetini dağıttığı olurdu. Bu özelliklerinden dolayı Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona ‘Talhatu’l-Hayr’, ‘Talhatu’l-Feyyaz’ ve ‘Talhatu’l-Cüd (cömertlik)’ lakaplarını takmıştı.

Taberani Mucemu’l-Kebir 1/111, 112, Heysemi 9/148

Talha bin Ubeydullah (Radiyallahu Anh) Aşere-i Mübeşşere’dendir. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) daha kendileri yaşarken Ebu Bekir, Ömer bin el-Hattab, Osman bin Affan, Ali bin Ebi Talib, Talha bin Ubeydullah, Zübeyr bin Avvam, Sa’d bin Ebi Vakkas, Abdurrahman bin Avf, Ebu Ubeyde bin el-Cerrah ve Said bin Zeyd (Radiyallahu Anhum)’ların cennetlik olduğunu bildirmiştir.

Tirmizi 3992, İbni Mace 133

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali, Talha, Zübeyr ve Sa’d ile beraber Hira Dağı üzerinde bulunuyorken dağ sallandı. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

“Ey Hira sakin ol! Senin üzerinde bir Nebi, bir sıddik ve birde şehitten başkası yok” buyurmuştur.

Müslim 2417/50

Talha bin Ubeydullah (Radiyallahu Anh) İslam’ın ilk gazvesi Bedir’e, Said bin Zeyd ile beraber Şam istikametinde görevli olduğundan katılamamış, ancak bundan sonraki tüm savaşlarda bulunmuştur. Özellikle Uhud savaşındaki yararlılığı ve fedakarlığı onun cesaret ve fedakarlığının bir vesikasıdır.

Bu savaşta bozguna uğrayan İslam ordusunun hilafına Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanından ayrılmamış, onu bizzat kendi vücudunu siper yaparak korumuş ve üzerine çullanan müşriklerden kurtarmıştır.

Bu muhafızlığı esnasında Talha’nın eli sakatlanarak çolak kalmıştır.

Buhari 3483, Nesei 3135

Bir rivayete göre vücudunda 70 civarında ok, mızrak ve kılıç darbesi vardı. Uhud savaşından söz edildiğinde Ebu Bekir (Radiyallahu Anh):

“O, tamamıyla Talha’nın günüydü” derdi.

İbni Kesir Büyük İslam Tarihi 7/400

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu savaşta:

“Talha (cenneti) vacip kıldı” buyurmuştur.

Tirmizi 3983, Ahmed 1/165

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun için:



“Herkim yeryüzünde yürüyen bir şehide bakmaktan haz duyarsa Talha’ya baksın!” buyurmuş ve Ahzab suresi 23. ayetteki ahdini yerine getirenlerin kim olduğu sorusuna:

−“Talha bin Ubeydullah onlardandır” buyurarak onu taltif etmiştir.

Tirmizi 3984, 3987, İbni Mace 125, 126

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den 38 hadis rivayet etmiştir.

Cevamiu’s-Sire 261

Talha bin Ubeydullah (Radiyallahu Anh), Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in vefatından sonra Ebu Bekir (Radiyallahu Anh)’ın emrinde malı ve canı ile önce dinden dönenlerle, sonra İranlılar ve Rumlarla savaştı. Ömer (Radiyallahu Anh) ile de İslam ordusunda cihad etti.

Ömer (Radiyallahu Anh), vefatı anında yeni halifeyi seçmek için cennet ile müjdelenen 6 kişiden oluşan bir şura oluşturmuştu ki, bu şuranın içinde Talha (Radiyallahu Anh)’da bulunuyordu.

Buhari 3460, Müslim 567/78

Halife seçilen Osman (Radiyallahu Anh)’ın hilafeti çalkantılarla geçmiş ve şehadetiyle neticelenmişti. Ali (Radiyallahu Anh)’ın hilafetinde ise fitnecilerin oyunları tutmuş ve Müslümanlar bölünmüştü.

Cemel Vakası patlak verdi ve Talha (Radiyallahu Anh), Aişe (Radiyallahu Anha)’nın safında bulunarak Ali (Radiyallahu Anh)’a karşı çıktı ise de Ali (Radiyallahu Anh)’ın yaptığı bir ihtar ile içtihaden yaptığı hatasını anlayarak geri çekildi ve savaştan ayrıldı.

Bu haldeyken hicretin 36. yılında Mervan bin Hakem tarafından atılan bir okla vurularak Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in haber verdiği şehadet mertebesine ulaştı.

Taberani Mucemu’l-Kebir 1/113, Heysemi 9/150

Savaşı kazanan Ali (Radiyallahu Anh) Talha (Radiyallahu Anh)’ın yanına geldi. Ölmüş olduğu halde onu oturttu. Bir yandan ağlayarak:

“Keşke ben bundan yirmi yıl önce ölmüş olsaydım” diye söyleniyor, bir yandan da Talha (Radiyallahu Anh)’ın sakalındaki ve yüzündeki tozları siliyordu.

Taberani Mucemu’l-Kebir 1/113, 114, Heysemi 9/150

Talha (Radiyallahu Anh)’ın cenaze namazını da bizzat Ali (Radiyallahu Anh) kendisi kıldırmıştı.

Allah ondan razı olsun ve bizi kendisine komşu kılsın.
 
Geri