Takvim - namaz vakitleri

  • Kullanıcı W
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Genel Tartışma
🕒 Konu sahibi 2 saat önce aktifti
Merhaba arkadaslar, kafami karistiran, net bir cevabini bulamadigim bir seyi paylasmak istiyorum.

Bilindigi gibi namazin sartlarindan 1'i vakittir, vakit olmayinca namaz da Kabul olmaz. Fakat vakit konusu biraz karisik Hollanda'da.

Soyleki 1983 yili takvimine bakinca degistirilmis bir diyanet takvimi goruyoruz. Diyanetin o yillarda almis oldugu bir karar ile imsak ve yatsi namazlari arasinda bir ucurum olusuyor 2 takvim arasinda.
Fazilet takvimi ( suleymanci cemaati) ise degistirilmemis hali ile duruyor. Fakat fazilet takvimine gore ise bazi gunler yaz mevsiminde yatsi namazi hic yok cunki gokyuzu ciplak gozle bakildiginde tan hadisesi denilen sey olusmuyor. Yani gokyuzundeki kizillik sabah namazi vaktine kadar kaybolmuyor.

Simdi sorum su, hangisine uymamiz gerekiyor ? bunun vebali gunahi kime ? :hıı:



 
Merhaba arkadaslar, kafami karistiran, net bir cevabini bulamadigim bir seyi paylasmak istiyorum.

Bilindigi gibi namazin sartlarindan 1'i vakittir, vakit olmayinca namaz da Kabul olmaz. Fakat vakit konusu biraz karisik Hollanda'da.

Soyleki 1983 yili takvimine bakinca degistirilmis bir diyanet takvimi goruyoruz. Diyanetin o yillarda almis oldugu bir karar ile imsak ve yatsi namazlari arasinda bir ucurum olusuyor 2 takvim arasinda.
Fazilet takvimi ( suleymanci cemaati) ise degistirilmemis hali ile duruyor. Fakat fazilet takvimine gore ise bazi gunler yaz mevsiminde yatsi namazi hic yok cunki gokyuzu ciplak gozle bakildiginde tan hadisesi denilen sey olusmuyor. Yani gokyuzundeki kizillik sabah namazi vaktine kadar kaybolmuyor.

Simdi sorum su, hangisine uymamiz gerekiyor ? bunun vebali gunahi kime ? :hıı:




İbâdetlerin kabul olması için, doğru vakitlerinde yapılması şarttır.
İslâm âlimleri ve İslâm astronomi mütehassısları, kıymetli kitâblarında, namaz ve oruc vakitlerinin tayinine âid hesâb usûlünü ve kâidelerini bildirmişlerdir. Bu usûl ve kâideler, asırlardan beri kullanılagelmiştir. Tereddüde, şübheye düşülecek hiçbir husus bırakmamışlardır.
Oruc ve namaz vakitlerinin bugünki gibi farklı farklı bildirilmesi durumunda, doğru vakitlere göre ibâdetlerimizi yapmamız îcâb ettiği, İslâm âlimlerininin buyurdukları şübhesiz bir kâide ve hükümdür. Doğru tekdir. Ölçüsü de, İslâm âlimlerinin buyurdukları usûl ve kâidelerdir. Bu usûl ve kâidelere uygun hesâbların yapılması halinde, aynı neticelerin çıkacağı da, ilmî bir hakîkattir.
İbâdetlerin vakitlerini tayin ve tesbit etmek, yani anlayıp anlatmak, din bilgisi ile olur. Fıkh âlimleri, müctehidlerin bildirdiklerini (Fıkh) kitâblarında yazmışlardır.

Namazın sahîh olması için, hem vaktinde kılmak ve hem de vaktinde kıldığını bilmek, şübhe etmemek lâzımdır ve farzdır. İbni Âbidîn'in (Redd-ül-muhtâr)ının, Matbaa-yı âmire hicrî 1307 baskısının, 342. sayfasında ve bunun Ahmed Davudoğlu tercümesinin 2. cildinin 40. sayfasında ve (Feth-ul-kadîr)de bir fıkh kâidesi yazılıdır: (Namazın sahîh olması için, vakti girdikten sonra kılınması ve vaktinde kılındığını bilmek şarttır. Vaktin girdiğinden şübhe ederek kılıp, sonra vaktinde kılmış olduğunu anlarsa, bu namazı sahîh olmaz).

Din işlerinde islâm âlimlerinin ve astronomi mütehassısının tasdîk etdiği nemâz vaktlerini değişdirmemelidir.

2-

1983 tarihinden sonra görülen imsâki değişikliklerin iki nedeninden birincisi fecr için -19˚ esas alınmaması, ikincisi ise temkin zamanından ihtiyat zannedilerek vazgeçilmesi olmuştur.

a) İrtifa ile ilgili aksama;

Sabah namazının vakti, dört mezhepte de, (leyl-i şer'î) sonunda, yâni (Fecr-i sâdık) denilen beyazlığın şarktaki üfk-ı zâhirî hattının bir noktasında görülmesinden, (leyl-i şemsî)nin sonuna, yâni güneşin üst kenârının, o mahaldeki üfk-ı zâhirî hattından doğuncaya kadardır. Beyazlık, üst kenârı bir mahallin üfk-ı zâhirî hattına 19 derece yaklaşınca, bir noktada görülür. Oruç da bu vakit başlar.

Daha sonra, irtifâ' -18 olunca, beyazlık bu üfuk hattı üzerine yayılır. Sabah namazını bu vakit kılmak ihtiyâtlı olur.
Şimdi, oruç tutmaya bu vakitlerden sonra başlıyanların orucları sahih olmamaktadır.

1983 senesinden beri, ba’zı takvîmcilerin, Avrupa kitâblarına uyarak, imsâk vaktlerini, -16 dereceden hesâb etdikleri görülüyor. Bu takvîmlere uyanlar, sahûr yemeğini, islâm âlimlerinin yazdıkları vaktlerden 15-20 dakîka sonraya kadar yiyorlar. Bunların orucları hiç sahîh olmuyor.

(Rıyâd-un-nâsıhîn)de diyor ki: (Bekara sûresindeki bir âyet-i kerîmede meâlen (2/187), (Beyâz iplik siyâhdan ayırd edilinceye kadar yiyiniz, içiniz!) buyurulmuşdur. Bu ipliklerin, gündüzün beyâzlığı ile gecenin siyâhlığı olduklarını anlatmak için, dahâ sonra (Fecrin) kelimesi nâzil oldu. Gündüzün beyâzlığı ile gecenin siyâhlığı, iplik gibi birbirinden ayrılınca, oruca başlanacağı anlaşıldı) -19˚ buradan gelmekdedir.

.(Mecma’ul-enhür)de ve (Hindiyye)de diyor ki, (Hanefî mezhebi âlimlerinin çoğuna göre, üfkun bir yerinde beyâzlık başlayınca, (İmsâk vakti)olup, oruca başlanır. Bundan [15] dakîka sonra beyâzlık üfk üzerine ip gibi yayılınca, sabâh nemâzı vakti başlar. Böyle yapmak ihtiyâtlı olur.[Ya’nî, tedbirli, iyi olur]).

Ramezânın, bayramın ve hac zemânının gelmesini ve iftâr ve nemâz vaktlerini anlamakda ve bütün din işlerinde, mezhebsizlerin sözlerine uymak câiz değildir.]

İbni Âbidîn, dördüncü cild, üçyüzbirinci sahîfede, kâdî, ya’nî hâkimleri anlatırken buyuruyor ki, (Fâsıkın müftî olması uygun değildir. Bunun verdiği fetvâlara güvenilmez. Çünki fetvâ vermek, din işlerindendir. Din işlerinde fâsıkın sözü kabûl edilmez. Diğer üç mezhebde de böyledir. Böyle müftîlere birşey sormak câiz değildir.


Kırmızılığın yayılması, güneşin üst kenârı, üfk-ı zâhirî hattına 16 derece yaklaşıncadır. Fecr ve imsak vakti için -16 derece irtifâ'ı kabûl etmek, islâm âlimlerine uymamak olur.

Avrupalılar, bu vakte fecr diyorlar.Müslümanların, din işlerinde, hıristiyânlara değil, islâm âlimlerine uyması lâzımdır.

Ayeti kerimede geçen siyah iplikle beyaz ipliğin birbirini ayırmasını beklemek gerekse idi yaşlılar bu ayrımı yapmak için öğleye kadar yerlerdi ki ancak ayırsınlar. Din işlerinde İslam alimlerinin bildirdikleri esas alınmaz ise hem ibadetler sahih olmaz hem de bu konuda yetkili olmayan her kişi fikir üretir. Abdülaziz BAYINDIR bu işi daha ileri götürerek -9 irtifaya kadar orucun yenebileceğinden bahsederek meşhur olmaya çalışmıştır. ((Bayındır sapığı, “Seher vakti, Güneş ufkun 18 derece altına gelince başlar. Uzak yıldızlar kaybolur. Astronomlar gözlemi bırakırlar. Bu saatte sahur yemeği yenir. Güneşin doğu ufkuna -9 derece yaklaşınca sabah namazı vakti girer ve oruç yasakları başlar.” Demekdedir.))
 
Merhaba arkadaslar, kafami karistiran, net bir cevabini bulamadigim bir seyi paylasmak istiyorum.

Bilindigi gibi namazin sartlarindan 1'i vakittir, vakit olmayinca namaz da Kabul olmaz. Fakat vakit konusu biraz karisik Hollanda'da.

Soyleki 1983 yili takvimine bakinca degistirilmis bir diyanet takvimi goruyoruz. Diyanetin o yillarda almis oldugu bir karar ile imsak ve yatsi namazlari arasinda bir ucurum olusuyor 2 takvim arasinda.
Fazilet takvimi ( suleymanci cemaati) ise degistirilmemis hali ile duruyor. Fakat fazilet takvimine gore ise bazi gunler yaz mevsiminde yatsi namazi hic yok cunki gokyuzu ciplak gozle bakildiginde tan hadisesi denilen sey olusmuyor. Yani gokyuzundeki kizillik sabah namazi vaktine kadar kaybolmuyor.

Simdi sorum su, hangisine uymamiz gerekiyor ? bunun vebali gunahi kime ? :hıı:




b) Temkin zamanının kaldırılması;
1983 senesine kadar, Türkiyede temkin zamanını ve güneşin ufkun altındaki irtifâ’larını (yükseklik açılarını) kimse değiştirmemiş, bütün Âlimler, Velîler, Şeyh-ülislâmlar, Müftîler, bütün müslümânlar, asrlar boyunca namazlarını şer’î vaktlerinde kılmışlar ve oruclarına şer’î vakitlerinde başlamışlardır. Şimdi de, bütün Müslümanların bu icmâ-i müslimînden ayrılmamaları lâzımdır.



(Kedûsî)nin (İrtifâ’ risâlesi)ni terceme eden, Fâtih medresesi ders-i âmlarından, ya’nî islâm ilmleri ordinaryüs profesörü Hezargradlı Hasen Şevkı efendi, dokuzuncu bâbında, imsâk vaktini bulmağı bildirince diyor ki, (Bulduğumuz imsâk vaktleri temkinsizdir. [Ya’nî güneşin merkezinin gurûbî sâate göre, hakîkî üfka -19 derece irtifâ’a yaklaşdığı [riyâdî] vaktdir.] Oruc tutacak kimsenin, bundan iki temkin mikdârı [onbeş dakîka] evvel imsâk etmesi lâzımdır. Böylece, orucu fâsid olmakdan kurtulur.)

İstanbulda temkin sekiz dakîka hesâb edilmekde, ihtiyâten on dakîka kabûl olunmakdadır. Ahmed Ziyâ beğ de, (Rub’-ı dâire ile bulunan hakîkî fecr vaktinden temkinin iki misli çıkarıldıkdan sonra, ezânî şer’î imsâk vakti başlar) diyor.

İki temkinden birisi, hakîkî vakti şer’î vakte çevirmek içindir. İkincisi, gurûbî sâati, ezânîye çevirmek içindir.

Bunun için, Osmânlı âlimlerinin zemânında, meselâ Osmânlı âlimlerinin en yüksek makâmı olan (Meşîhat-i islâmiyye)nin hâzırladığı 1334 [m. 1916] senesinin (İlmiyye sâlnâmesi) ismindeki takvîmde ve 1982 ye kadar hâzırlanan takvîmlerin hepsinde ve İstanbul üniversitesi Kandilli rasadhânesinin 1958 târîh ve 14 sayılı (Evkat-ı şer’ıyye) kitâbında imsâk vaktleri, hakîkî vaktlerinden iki temkin zemânı evvel başlamakdadır. Oruca, bu takvîmlerdeki şer’î imsâk vaktinden beş dakîka bile sonra başlayanın orucu sahîh olmaz.



Temkîn Zamânı: Herhangi bir namazın, astronomik formüllerle, hakîkî ufka göre bulunan vaktinden (astronomik hesâbla bulunan vaktinden), doğru vakit olan şer’î vaktini bulmak için “Temkin Müddeti” kullanılır. Yani, Temkin Müddeti: Hakîkî ufka göre, astronomik formüllerle bulunan vakitleri, İslâm âlimlerinin eserlerinde namaz vakitleri için buyurdukları, semâ küresindeki alâmetlerin olduğu, şer'î vakitlere getiren müddettir.


Namaz vakitleri hesâbında mutlaka, zarûrî olarak kullanılması gereken temkinin lügat ma’nâsına bakarak, bunu bir ihtiyat zamanı zan etmek ve efkâr-ı umûmiyeyi bu şekilde şartlandırmak da doğru değildir.
Yani irtifaları şer’i ufuklara göre düşünmek temkin olmaktadır. Vazgeçilebilecek bir zaman dilimi değildir.

İbni Âbidîn, oruclunun yapması müstehab olan şeyleri bildirirken ve Tahtâvî (Merâkıl-felâh) hâşiyesinde, nemâz vaktlerinde diyorlar ki, (Bir kimse, güneşin üst kenârının, zâhirî üfuk hattından gurûb etdiğini görmedikçe iftâr yapamaz. Alçakda bulunan kimse, gurûbu dahâ önce görünce, yüksekdekinden önce iftâr yapar. Güneşin üfk-ı zâhirî hattından gurûbunu göremiyenler için gurûb, şarkdaki tepelerin kararmasıdır.) Ya’nî şer’î üfukdan olan gurûbdur. Nemâz vaktleri ve iftâr yapmak hesâb edilirken, (Temkin) kullanmak, ya’nî irtifâ’ları şer’î üfuklara göre düşünmek lâzım olduğu, buradan anlaşılmakdadır.




4-
Doğru İmsâk Vakti Hakkında Açıklamalar
Türkiye takvîminin hâzırladığı, İnternette de neşr olunan vakitlerde ve imsâkiyelerde, temkin zemânı ile namaz vakitlerine âid olan Güneşin Şer’î ufukdan, irtifâ’ zâviyeleri yani, ufukdan yükseklik açıları hiç değiştirilmemiş, namaz ve oruc vakitleri, doğru olarak bildirilmişdir. Dört mezhebde de imsâk vakti, (şer’î gece)nin sonunda başlar. Yani, (Fecr-i sâdık) denilen beyazlığın doğudaki ufk-ı zâhirî (Görünen ufuk) hattının bir noktasında görülmesi ile başlar. Oruc da, bu vakitte başlar. Yani, güneş ufk-ı zâhirî hattına 19 derece yaklaşınca başlar.
İslâm astronomi mütehassısı Ahmed Ziyâ Bey (Rub’-ı dâire) kitâbında diyor ki, (Avrupalılar fecr-i sâdıkın başlaması olarak, ufuk üzerinde beyazlığın tamamen yayıldığı vakti hesâb ediyorlar. Bunun için, fecr hesâblarında, güneşin irtifâ’ını (-18) derece alıyorlar. Biz ise, ufuk üzerinde beyazlığın ilk görüldüğü vakti hesâb ediyoruz. Bunun için de şemsin (Güneşin) irtifâ’ının, (-19) derece olduğu vakti buluyoruz. Çünkü islâm âlimleri, imsâk vaktinin, beyazlığın ufk-ı zâhirî üzerinde yayıldığı vakit değil, BEYAZLIĞIN UFUK ÜZERİNDE İLK GÖRÜLDÜĞÜ VAKİT olduğunu bildirdiler.)
Maarif Nezâretince hicrî 1316 (mîlâdî 1898) senesinde bastırılan (Muhtasar ilm-i hey'et) isimli kitâbda (-19 derece üzerine Vakt-i fecir (imsâk vakti) hesâb edilir. Fecirden temkin tarh olunmakla ‘çıkarılmakla’ imsak bulunur)demekdedir. Bütün vakitlerde de 10 dakika temkin kullanılmakdadır.
Diyanet İşleri Başkanlığının kuruluşundan, 1983 senesine kadar, imsâk vaktinde (-19) derece irtifâ’ın kullanılması îcâb ettiğine dair vesîkalardan birkaçı,
“Astronomi Mütehassısları” ile “Diyânet İşleri Riyâseti Hey’et-i Müşâveresi”nin müştereken hâzırladığı ve neşr ettiği, Mîlâdî 1926 tarihli (Takvîm-i Ziyâ)’nın ilk ve son sayfalarında, “İş bu takvîm, Diyânet İşleri Riyâseti Heyet-i Müşâveresi tarafından tetkîk edilip, riyâset-i celîlenin tasdiki ile tab’ edilmişdir.” yazılıdır.
1958 senesinde, Diyanet İşleri Başkanlığınca neşr edilen namaz vakitlerinin yanlış olduğunu yazan bir gazetenin köşe yazarına verilen cevâbda aynen, “... İmsâk vaktine gelince; Yazınızda, ‘gerek İngilizler, gerek Amerikalılar, gerek Fransızlar bu vakti güneşin 18 derece ufkun altında bulunduğu zaman olarak kabul etmişlerdir’ diyorsunuz. Acaba Hıristiyan olan bu üç milletin imsâk vaktinde hangi ibâdetleri var ki imsâk vakti için böyle bir dereceyi esas olarak kabul etsinler. Böyle yapmış olsalar dahi, islâm hey’etşinâsları (İslâm astronomi mütehassısları) tarafından mezkûr vakit (imsâk vakti) islâmî kâidelere göre takdir edilmişken, bu hususta yabancılara uymak mecburiyeti nereden çıkıyor? İmsâk vakti mebde-i fecrin tulû ânıdır (yani doğu ufkunda beyazlığın bir nokta hâlinde görüldüğü zemândır). Hey’etşinâsân-ı sâbıkamız (evvelce gelen bütün İslâm astronomi mütehassıslarımız) bu ânın 19 derece inhitât-ı şemse tevâfuk eylediğini (ufkun altında 19 derece olduğunu) kabul etmişlerdir. Demek ki islâm hey'etşinâslarının (İslâm astronomi mütehassıslarının) imsâk vakti için kabul ettikleri derece 18 derece değil, 19 dur. Namaz vakitlerinin bu dereceye göre hesâblanması lâzımdır ve takvîmimizdeki hesâblar buna göredir. ” diye bildirdikden sonra, “İmsâk vaktinin formülünü bildiriyoruz. Hesâbı buna göre yapınız veya yaptırınız. Neticede takvîmde yazılı vakit doğru olarak çıktığı görülecek ve boş yere zihinlerin bulandırıldığı anlaşılacaktır.” denildikden sonra, misâl olarak imsâk vakti hesâbı logaritmik ve trigonometrik formüllerle yapılarak, temkin müddeti kadar evvele alındıktan sonra bulunan imsâk vakti, bu mezkûr yazı ile gazete yazarına gönderilmişdir. Türkiye takvîminde ve internetteki sitelerimizde yayımlanan imsâk vakitleri, aynen burada bildirildiği gibi, ufkun altında 19 derece kullanılarak ve temkin müddeti kadar evvele alınarak hesâblanmakdadır.
1983 senesine kadar, Türkiyede temkin zamanını ve güneşin ufkun altındaki irtifâ’larını (yükseklik açılarını) kimse değiştirmemiş, bütün Âlimler, Velîler, Şeyh-ülislâmlar, Müftîler, bütün müslümânlar, asrlar boyunca namazlarını şer’î vaktlerinde kılmışlar ve oruclarına şer’î vakitlerinde başlamışlardır. Şimdi de, bütün Müslümanların bu icmâ-i müslimînden ayrılmamaları lâzımdır.
(Diyânet İşleri Başkanlığı’nın, http://diyanet.gov.tr/tr/icerik/basin-aciklamasi/8204?getEnglish=8204 sitesinden alınmıştır.)
“1949 yılında Diyânet İşleri Başkanı Ahmet Hamdi Akseki’nin talimâtıyla Kandilli Rasathânesinin kurucusu Prof. Fatin Gökmen Başkanlığı’nda Kâmil Mîrâs, İstanbul Müftüsü Ömer Nasuhi Bilmen, Eyyüp Müftüsü İsmail Habib Erzen ve Muvakkıt Yusuf Ziya Gökçe’den oluşan komisyon da imsâkin belirlenmesi için 19º yi esas almıştır.” denilmekdedir.
(Diyânet İşleri Başkanlığı’nın, http://www.adanamuftulugu.gov.tr/?Syf=18&Hbr= 13576 sitesinden alınmıştır.)
“Diğer taraftan bu alanın en önemli uzmanlarından biri olan Prof. Fatin Gökmen bu hususta şöyle söylemektedir:‘…muhtelif yerlerde uzun müddet yapılan rasatlar neticesinde her yerde ve her zamanda şafak-ı ahmerin gaybûbeti güneşin tahtel-ufuk 17 derece inhıtâtında ve şafak-ı abyazın gaybûbetiyle imsâk vakti olan fecrin tulûu dahi 19 derece inhıtâtında vukû bulduğunu tespit eylemişler, sonra gelen râsıtlar dahi bu tespiti tasdik ve teyit ederek 17 ve 19 dereceler üzerinde müttefik kalmışlardır.’ [Prof. Fatin Gökmen, Sebilürreşad, Cilt. III, sayı. 61] şeklinde bildirilmekdedir.

AÇIKLAMA: (Bahr)kitâbında [ve ibni Âbidînde] denildiği gibi, iftârda acele etmek, yıldızlar görülmeden önce, iftâr etmek demekdir).

İftârı akşam nemâzından önce yapmak müstehab ise de, bir ibâdeti bozmak şübhesinden kurtarmak için müstehab terk edilmelidir. Önce akşam nemâzını kılmalı, sonra iftâr etmelidir. Böylece iftâr yine, yıldızlar görünmeden önce olur. Ya’nî, acele edilmiş olur ve oruc, bozulmak tehlükesinden kurtulur. Akşam nemâzını vakti çıkmadan, tekrâr kılmak mümkindir. Takvîm, sâat, kandil, top ve ezân yanlış olunca, oruc kurtulmaz. İbni Âbidîn, nemâz vaktlerini anlatırken buyuruyor ki, (İftâr etmek için, güneşin batdığını iki âdil müslimânın haber vermesi lâzımdır. Bir olursa da, be’s yokdur). [Görülüyor ki, takvîmi hâzırlayanın ve iftâr topu atanın, ezân okuyanın âdil olmaları lâzımdır.]
 
Merhaba arkadaslar, kafami karistiran, net bir cevabini bulamadigim bir seyi paylasmak istiyorum.

Bilindigi gibi namazin sartlarindan 1'i vakittir, vakit olmayinca namaz da Kabul olmaz. Fakat vakit konusu biraz karisik Hollanda'da.

Soyleki 1983 yili takvimine bakinca degistirilmis bir diyanet takvimi goruyoruz. Diyanetin o yillarda almis oldugu bir karar ile imsak ve yatsi namazlari arasinda bir ucurum olusuyor 2 takvim arasinda.
Fazilet takvimi ( suleymanci cemaati) ise degistirilmemis hali ile duruyor. Fakat fazilet takvimine gore ise bazi gunler yaz mevsiminde yatsi namazi hic yok cunki gokyuzu ciplak gozle bakildiginde tan hadisesi denilen sey olusmuyor. Yani gokyuzundeki kizillik sabah namazi vaktine kadar kaybolmuyor.

Simdi sorum su, hangisine uymamiz gerekiyor ? bunun vebali gunahi kime ? :hıı:




Ramazan ayinda sahuru Sabah namazından 18 ( 20 ) dakika önce yimeyi içmeyi kesmeli...
Resimde vermiş olduğumuz nakil diyanetin eski kaynaklarından bir bölümdür. Burda Peygamber " Aleyhisselam " efendimizin tatbikiyle 1983 öncesindeki takvimlerin doğru olduğu bildirilmektedir. Dolayısıyla Türkiye Takvimi ve Fazilet takvimleri gibi ehli sünnet camialarının takvimlerine itibar edilmesinin doğru bir karar olduğu anlaşılmaktadır . Bu iki takvim diyanetin 1983 öncesi doğru vakitleri bildirmektedir.
18765663_1185161084944184_2692369837722328392_n.jpg
 
önceden resimli bir şekilde bilgi vermişdim . Malesef yönetim siliyor .
 
Ben isimi garantiye almak icin Suleymancilarin takvimine uyuyorum. Bizimkilerde Diyanetin takvimini kullanir, ama bana yillardir mantikli gelmiyor. Uyardim kendilerini. Birde bi Namazvakti.com sitesine gir ve Hollanda'da yasadigin sehri arat, daarna gaat een schermpje komen met uitleg over de verkeerde tijden/imsak.
 
Ben isimi garantiye almak icin Suleymancilarin takvimine uyuyorum. Bizimkilerde Diyanetin takvimini kullanir, ama bana yillardir mantikli gelmiyor. Uyardim kendilerini. Birde bi Namazvakti.com sitesine gir ve Hollanda'da yasadigin sehri arat, daarna gaat een schermpje komen met uitleg over de verkeerde tijden/imsak.

Evet ben de bu sene suleymancilarin takvimine gore tuttum. Maar zo'n groot verschil mag toch niet kunnen denk ik.
 
Waterlelie Het mag ook niet, kan ook niet. Mantigi yok bunun. Senin diyanetten bi hocaya sorabilme sansin varsa sor gercekten. Ik wil ook het antwoord hierachter weten.
 
konuyu açandan Allah bin kere razı olsun, günahlarını affetsin. cidden bu konuyu gördüğüme ve birilerinin de bu gerçeği gördüğüne çok sevindim. konuya dönecek olursak türkiye takvimi ve fazilet takvimi dışındaki takvimlere itibar etmeyiniz, bu ikisinde yazan saatler doğrudur.
 
Bu benim de dikkat ettiğim konulardan birisidir. Kendi bildiklerim ile takvim tamamen ters. Bu konu en çok ramazanda gün yüzüne çıkıyor iyi de oluyor herkes gözden geçiriyor (insanlar namazı pek önemsemeyip oruca daha çok önem verdiklerinden galiba:) ) Neyse süleymaniye vakfının saatlerine baktım o daha mantıklı ve doğru gibi geldi bana.Galiba en güzeli , vakitlerle ile alakalı ayetleri okuyup takvim ile karşılaştırmak.Eğer doğru olmadığına kanaat getiriyor iseniz daha doğru olduğunu düşündüğünüz şeyi yapın.Sonuçta biz diyanetten değil kendi yaaptığımız şeylerden sorumluyuz. Bu konu hakkında detaylı bilgisi olan beni de aydınlatsın lütfen.
 
Bu benim de dikkat ettiğim konulardan birisidir. Kendi bildiklerim ile takvim tamamen ters. Bu konu en çok ramazanda gün yüzüne çıkıyor iyi de oluyor herkes gözden geçiriyor (insanlar namazı pek önemsemeyip oruca daha çok önem verdiklerinden galiba:) ) Neyse süleymaniye vakfının saatlerine baktım o daha mantıklı ve doğru gibi geldi bana.Galiba en güzeli , vakitlerle ile alakalı ayetleri okuyup takvim ile karşılaştırmak.Eğer doğru olmadığına kanaat getiriyor iseniz daha doğru olduğunu düşündüğünüz şeyi yapın.Sonuçta biz diyanetten değil kendi yaaptığımız şeylerden sorumluyuz. Bu konu hakkında detaylı bilgisi olan beni de aydınlatsın lütfen.

BU konuyu kopyalayıp yapıştırmışdım .İsterseniz bakın
http://www.forumsal.net/ramazan-ve-kurban-ozel/640003-oruc-ve-imsakiye-1-a.html
 
Bu benim de dikkat ettiğim konulardan birisidir. Kendi bildiklerim ile takvim tamamen ters. Bu konu en çok ramazanda gün yüzüne çıkıyor iyi de oluyor herkes gözden geçiriyor (insanlar namazı pek önemsemeyip oruca daha çok önem verdiklerinden galiba:) ) Neyse süleymaniye vakfının saatlerine baktım o daha mantıklı ve doğru gibi geldi bana.Galiba en güzeli , vakitlerle ile alakalı ayetleri okuyup takvim ile karşılaştırmak.Eğer doğru olmadığına kanaat getiriyor iseniz daha doğru olduğunu düşündüğünüz şeyi yapın.Sonuçta biz diyanetten değil kendi yaaptığımız şeylerden sorumluyuz. Bu konu hakkında detaylı bilgisi olan beni de aydınlatsın lütfen.

beğenip geçtiniz gibime geliyor :hello:
 
Bu benim de dikkat ettiğim konulardan birisidir. Kendi bildiklerim ile takvim tamamen ters. Bu konu en çok ramazanda gün yüzüne çıkıyor iyi de oluyor herkes gözden geçiriyor (insanlar namazı pek önemsemeyip oruca daha çok önem verdiklerinden galiba:) ) Neyse süleymaniye vakfının saatlerine baktım o daha mantıklı ve doğru gibi geldi bana.Galiba en güzeli , vakitlerle ile alakalı ayetleri okuyup takvim ile karşılaştırmak.Eğer doğru olmadığına kanaat getiriyor iseniz daha doğru olduğunu düşündüğünüz şeyi yapın.Sonuçta biz diyanetten değil kendi yaaptığımız şeylerden sorumluyuz. Bu konu hakkında detaylı bilgisi olan beni de aydınlatsın lütfen.
Birde kafama takilan baska soru, ramazan bayramini diger islam ulkelerinden ya 1 gun once ya 1 gun sonra yapiyor olmamizdi. Ondaki amac neydi acaba ?
 
Birde kafama takilan baska soru, ramazan bayramini diger islam ulkelerinden ya 1 gun once ya 1 gun sonra yapiyor olmamizdi. Ondaki amac neydi acaba ?
Soruna direkt cevap olmasa da:


Sual: Hilal gözetlemede dinin hükmü nasıldır?
CEVAP
Mustafa Sabri Efendi buyuruyor ki:
(Şaban ayının 29 çektiği hesap ile kesin olarak bilinse, gerçekten de 29 olarak çekse, Ramazanın girişini tespit için hilal gözetlense, hilal doğduğu halde, hava bulutlu olduğu için görülemese, Şaban otuz gün olarak kabul edilir. Yine bunun gibi, Ramazan ayının 29 çektiği hesap ile kesin olarak bilinse, gerçekte de 29 çekse, hava bulutlu olduğu için Ramazanın 29unda hilal görülmese, Ramazanı otuza tamamlamak dinimizin emridir. Hadis-i şerifte, (Hilali görünce, oruç tutun, tekrar görünce orucu bırakın) buyuruldu.) [Meseleler]

Duruma göre de Ramazan-ı Şerif'in bitiminden sonraki gün, bayramın ilk günü bayram namazı kılınır. Yine bunda da takvimden şaşmamak lazım.
 
Geri