Tahta Salıncakta Bıraktım Ömrün Kalanını

R
  • Kullanıcı Rüya Perisi
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Aşk ve Sevgi
Tahta salıncakta sallıyorum geçmişimi Anneannesarsılıyorum. Kaç güz birikmiş öykümdesayamıyorum. Mumlar eritmiş yüreğimle geldim; elimde bir demet çiçekhani senin verdiğin… Hem çiçeklerin konuşuyor

Anneanne! Senin tek tek seçtiğin güzîdelerin
isimlerini söylüyorlar bana. Gül”gözyaşı” diyor adına; lâle”hasret”; karanfil”gece”; zambak”gurbet”… Bu çiçekler isim değiştirmiş elimde! Sızım sızım kalmış hâtıraları.

Avlu çiçekleri en çok toprağında mutlu
öğrendim bunu… Ya o erik ağacıfısıldar mı mâsumluğumu? Elimde küçük süpürgeyle kalakaldım ortada. Görmeyeli dillenmiş her zerre ve üstelik ellerim de büyümüş ve kezâ aynadaki sûretim de…

Köşe bucak aradım dedemin siyah taşını
bulamadım. Bulamadıkça ısınamadım Anneanne! Soğuk suyunda yüzünü yıkadım rûhumunarttı soğukluğum. Mevsim hep kış ve dizlere kadar kar… Oysayazı da vardı çocukluğumun!

Çiçekleri hatırlamıyorum o kar soğuğunda. Masal gibiydi dedem
hayâtıma girdi ve gitti… Söylediği son gazeldi… Üşüttüm içimi…


Yaz ve bahar… Dur durak bilmezdin! Güz ve kış… Mevsim dinlemezdin! En çok da miskinliği sevmezdin. Herkesin yapacağı işi olurdu mutlaka…

İşte yine bayram… Geliyorum Anneanne! Düşümde büyütüp büyüyememişliğimi
bahçenin mis kokusuna bırakıyorum kalbimi… Varsın ayaza gelsin bayramlar bundan böyle. Anılar defterinde dipnotumuz olsun yazlar… Ve o büyük portalar…

Kendimi önemli hissettiğim kocaman tahta kapı
gıcırtısıyla merhaba diyor bana ve koşuyorum son hız ömrümün düş evine…

Düşüveriyorum da
yaralarım kanıyor dizlerimde. Portaların gizemi hâlâ gülüşlerimde. Düşe kalka geldim Anneanne; çocukluğumun çok bilmiş dilliliğiyle değilse delâl oldum da geldim…

Yine çok kalamayacağız. Bitmeyen işlerimiz var evde… Ben ise
senin evinin gizinde bir tek enstantenedeyim. Kilitliyim esrârına tavan arasının; yeni yeni süpürgelerden başka neler konur acaba?

Sen yine harıl harıl… Kolay gelsin Anneanne! Öyle ya
kırkyama seccâdelerinde rûhunu yamalıyorsun ilâhî buluşma gününe! Benimki lâcivert ve boyuma göre… Niye lâcivert diye sormamışım hiçalmışım elime öylece… Şimdilerdesenin kırkyama parçaların gibi kareler biriktiriyorum ömrümde rengârenk. Zeminhâlâ lâcivert… Sâhitılsımı neydi lâcivertin?

Gün
koyulaşıyor anılar şehrimde… İçime hüzün bulaşıyor Anneanne! Koşuyorum incir ağacı altından son hızla. Koyulanıyorkıvâma eriyor rengim. Gecede demleniyor sessizliğim…

Bir bakraç eriğin hayâlinde sallanıyorum salıncakta… Bize en güzel ikrâmın
tahta salıncağın ve çiçeklerindi… Yıllar sonra iseasıl ikrâmın küçük gözlerinde ışıl ışıl mütebessimliğinin olduğunu haykıracakmışım meğerse!

Yok
Anneanne; sus gerçekleri!...

Acılar gerçek ve gerçekler acıladı içimi…

Sus gerçekleri Anneanne! Ben
düşlerimde yine o küçük kızyine aynı gül kokulu bahçe ve erik ağacımı büyütüyorum… Süpürüyorum küçük ellerime yaraşır küçük süpürgeyle kapı önlerini ve sallıyorum salıncağımda yârelenmemiş c/ismimi…

Yaşamak çekiliyor içimden
sus gerçekleri!.. Hem üzülme sen de; gül bahçendeki gübre kokularıbesler belki çiçeklerinin geniş zamandan silinemeyecek râyihalarını. Hem evin… Gençliğin… Gelinliğin… Dört mâsumu cennete gönderişin…Ve refîk-i hayâtın ve hâtıraların harâbeye dönse deharap etme kalbini! Kırıla kırıla onarılacağız Anneanne; mis kokulu avlun içimizde… Gerçek çekilsin debiz gönlümüzde yeşertelim verdâlarını aşkın!..

Âh Anneanne! Kim bilir nelere akmada göz pınarların? İnsan
susamaz ki içine! Susturamaz sızılarını…

Ve ben
küçümenliğimle muntazır kaldım ırmak gibi akışında leyl ü nehârın. Hep o tahta salıncakta bıraktım ömrün kalanını…

*

Zeynep Dilyâre


 
Geri