BirDevrinSonu
Üye
-
- Katılım
- Ocak 10, 2010
-
- Mesajlar
- 38,599
-
- Tepkime puanı
- 3,179
-
- Puanları
- 354
-
- Konum
- Napıcan ?
Tahta masa , boş su şişesi ve Aşkımız
Aşıklar parkı diye bir yerde buluşmuştuk o gün, ve ben o günden sonra anladım o parka neden o ismin verildiğini...Tahta bir masanın iki ucunda ,iki tahta bankta oturuyorduk...
Yüzün hüzülüydü, ve her zamanki ışık yoktu gözlerinde , hatta gözlerin yoktu yerinde , gözlerini sürekli kaçırıyordun...ben aklımımı kaçırıyordum...Ben her an sana susuyordum , sen susuyordun. Hayra alamet değildi bu sussuşun, biliyordum ve bu sessizliğin ardındaki fırtınadan korkuyordum...Bir müddet daha öylece durduk , sen sustun , ben suspustum...
Ben çok düşündüm diye başladığın bir cümlenin bir yerlerinde ayrılık lafı geçti , o an içim içimden geçti...Sen devam ediyordun konuşmaya , bense konuştuklarını duymuyordum , ben hiç bir şey duymuyordum. hayır , hayır gerçek değildi bu...Sanki karşımda siyah beyaz bir filmin ayrılık sahnesi oynuyordu.Sessiz bir filmdi bu ve her yer karanlıktı.Sahi kim söndürdü dünyanın ışıklarını...
Senin gözlerinden yaşlar akıyordu.Ben sana bakarken , yüreğim,gözlerimden akıyordu...Öyle bir çırpıda sıraladın , bu idamın sebeblerini...Ve ardından bir kaç hüzünlü veda sözünü , sanki bir oyundaki replikleri okur gibi...Oysa ben senin aşkını ,ilmek ilmek işlemiştim gönlüme, sevdamı dokumuştum sabırla , ipek bir halıyı dokur gibi....
Konuş diyordun , sende bir şeyler söyle...Hem bütün hayallerimi suküta uğratıyordun , hem konuş diyordun...
Hem söylediğin her kelimede , üstüme devirip bütün cümleleri...Hem de benden , öznesi,tümleci, yüklemi sen , bir cümle bekliyordun
- Haklısın...
Ama hayır böyle basit değil işte , sevmek, vazgeçmek , ölmek öyle kolay değil...Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu senin , yüreğin duymuyor mu söylediklerini...
Sen hiç bir savunmaya mahal bırakmadan , sorgulamadan ,yargılmadan infaz yapıyorsun.Masum bir aşkın ipini çekiyor ve benden bu cinayete , suç ortağı olmamı bekliyorsun... Niye sustun , içinde neyi susuyorsun...
Çek şu ecel gibi bakışlarını gözlerimden , gözlerinle , gözlerimden yüreğimi içiyorsun. Ve içi boş bir cümleyle boşaltıyorsun içimi...
Seni çok sevdim ,denedim ama...
Sonra tahta masanın üzerindeki su şişesine uzanıyorsun.Alıyorsun açmaya çalışıyorsun olmuyor.Şaşkınlıktan mı heyecandan mı bilmem ters yöne çeviriyorsun kapağı...Uzanıp şişeyi elinden alıyorum .Elin elime değiyor yanıyorum...Ellerimi alıyorsun elimden , neden...
Açıp uzatıyorum suyu , alıyorsun...Bakmıyorsun yüzüme , canımı alıyorsun...İçiyorsun bir yudum...
-Sağol... diyorsun
Hem bu aşkı en acımasız biçimde öldürüyor, hem de sağol diyorsun...Niye bana sensizliği öğretmeden gidiyorsun... Ölürüm sensiz , olsun...
- Canın sağolsun...
Şişeyi masaya bırakırken titriyor ellerin,deviriyorsun....İçimdeki dağ gibi bir aşkı , üstüme deviriyorsun...
Sonra şişeden boşalan suya bakıyorsun, ve gözlerinden beni akıtıyorsun ,ben sana bakıyorum ,kanım içime akıyor, canım içimden akıyor...şişe boşalıyor...
-Bitti diyorsun
- Sahi bitti mi diyorum
Kafanı kaldırmadan , hiç yere eğdirmediğim yüzünü kaldırmadan yerden , gözlerime bakmadan ve görmeden de bildiğin halime aldırmadan, kalkıyorsun masadan...sukutunda saplayıp içime en acı hüznü kalkıyorsun , yürüyorsun...gidiyormusun...
Bir an yumuyorum gözlerimi , kabus diyorum bu , şimdi gözlerimi açtığımda bitecek , geçecek bu can acısı geçecek
Gözlerimi korka korka açıyorum , bilsen nasıl yanıyor canım, nasıl acıyorum...Bak ! diyorum içimden , kaldır şu başını bak bir kez daha gözlerime...bakmıyorsun...
Sonra sessizce
-HOŞÇAKAL diyorsun
Sesin içimde çığlık oluyor , çığ oluyor devriliyor en kırılgan yerinde yüreğimin , kırılıyorum ...
Sen gidiyorsun , hoşçakal diyorsun giderken...sen gidiyorsun , içimi söküp gidiyorsun içimden ve bana kal diyorsun...Hem herşeyimi alıyor , geride hiç bir şeyi bırakıyor , beni hiç hiç bir şey kadar bırakıyor , hem de kal diyorsun...Kalıyorum , ardından baka kalıyorum...
Dönüp gidiyorsun , o her teli yüreğime saplanan saçlarını savurup ve yüreğimi var gücünle ayrılık duvarına vurup...acımıyorsun
Hayret tek bir söz bile gelmedi dilime , bak tek bir damla gözyaşı bile akmıyor gözümden. Bir ufacık sitem bile etmiyorum. Bakıyorum ardından bir oyunun son sahnesini seyreder gibi...Sanki birazdan oyun bitecek ...Sen şaka yaptım diyerek , o güneşi kıskandıran gülüşünü de yüzüne takıp döneceksin...Koşup boynuma sarılcaksın , hiç bir şey olmamış gibi...
Beynim durdu sanki , idrak edemiyorum , kabus ne hayal ne , gerçek hangisi...
Bu gidiş nerden nereye , bu ayrılıkta neyin nesi ... Bildiğim tek gerçek aşk ... Sensizlik ölümün bendeki ismi...
Aşıklar parkı diye bir yerde buluşmuştuk o gün, ve ben o günden sonra anladım o parka neden o ismin verildiğini...Tahta bir masanın iki ucunda ,iki tahta bankta oturuyorduk...
Yüzün hüzülüydü, ve her zamanki ışık yoktu gözlerinde , hatta gözlerin yoktu yerinde , gözlerini sürekli kaçırıyordun...ben aklımımı kaçırıyordum...Ben her an sana susuyordum , sen susuyordun. Hayra alamet değildi bu sussuşun, biliyordum ve bu sessizliğin ardındaki fırtınadan korkuyordum...Bir müddet daha öylece durduk , sen sustun , ben suspustum...
Ben çok düşündüm diye başladığın bir cümlenin bir yerlerinde ayrılık lafı geçti , o an içim içimden geçti...Sen devam ediyordun konuşmaya , bense konuştuklarını duymuyordum , ben hiç bir şey duymuyordum. hayır , hayır gerçek değildi bu...Sanki karşımda siyah beyaz bir filmin ayrılık sahnesi oynuyordu.Sessiz bir filmdi bu ve her yer karanlıktı.Sahi kim söndürdü dünyanın ışıklarını...
Senin gözlerinden yaşlar akıyordu.Ben sana bakarken , yüreğim,gözlerimden akıyordu...Öyle bir çırpıda sıraladın , bu idamın sebeblerini...Ve ardından bir kaç hüzünlü veda sözünü , sanki bir oyundaki replikleri okur gibi...Oysa ben senin aşkını ,ilmek ilmek işlemiştim gönlüme, sevdamı dokumuştum sabırla , ipek bir halıyı dokur gibi....
Konuş diyordun , sende bir şeyler söyle...Hem bütün hayallerimi suküta uğratıyordun , hem konuş diyordun...
Hem söylediğin her kelimede , üstüme devirip bütün cümleleri...Hem de benden , öznesi,tümleci, yüklemi sen , bir cümle bekliyordun
- Haklısın...
Ama hayır böyle basit değil işte , sevmek, vazgeçmek , ölmek öyle kolay değil...Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu senin , yüreğin duymuyor mu söylediklerini...
Sen hiç bir savunmaya mahal bırakmadan , sorgulamadan ,yargılmadan infaz yapıyorsun.Masum bir aşkın ipini çekiyor ve benden bu cinayete , suç ortağı olmamı bekliyorsun... Niye sustun , içinde neyi susuyorsun...
Çek şu ecel gibi bakışlarını gözlerimden , gözlerinle , gözlerimden yüreğimi içiyorsun. Ve içi boş bir cümleyle boşaltıyorsun içimi...
Seni çok sevdim ,denedim ama...
Sonra tahta masanın üzerindeki su şişesine uzanıyorsun.Alıyorsun açmaya çalışıyorsun olmuyor.Şaşkınlıktan mı heyecandan mı bilmem ters yöne çeviriyorsun kapağı...Uzanıp şişeyi elinden alıyorum .Elin elime değiyor yanıyorum...Ellerimi alıyorsun elimden , neden...
Açıp uzatıyorum suyu , alıyorsun...Bakmıyorsun yüzüme , canımı alıyorsun...İçiyorsun bir yudum...
-Sağol... diyorsun
Hem bu aşkı en acımasız biçimde öldürüyor, hem de sağol diyorsun...Niye bana sensizliği öğretmeden gidiyorsun... Ölürüm sensiz , olsun...
- Canın sağolsun...
Şişeyi masaya bırakırken titriyor ellerin,deviriyorsun....İçimdeki dağ gibi bir aşkı , üstüme deviriyorsun...
Sonra şişeden boşalan suya bakıyorsun, ve gözlerinden beni akıtıyorsun ,ben sana bakıyorum ,kanım içime akıyor, canım içimden akıyor...şişe boşalıyor...
-Bitti diyorsun
- Sahi bitti mi diyorum
Kafanı kaldırmadan , hiç yere eğdirmediğim yüzünü kaldırmadan yerden , gözlerime bakmadan ve görmeden de bildiğin halime aldırmadan, kalkıyorsun masadan...sukutunda saplayıp içime en acı hüznü kalkıyorsun , yürüyorsun...gidiyormusun...
Bir an yumuyorum gözlerimi , kabus diyorum bu , şimdi gözlerimi açtığımda bitecek , geçecek bu can acısı geçecek
Gözlerimi korka korka açıyorum , bilsen nasıl yanıyor canım, nasıl acıyorum...Bak ! diyorum içimden , kaldır şu başını bak bir kez daha gözlerime...bakmıyorsun...
Sonra sessizce
-HOŞÇAKAL diyorsun
Sesin içimde çığlık oluyor , çığ oluyor devriliyor en kırılgan yerinde yüreğimin , kırılıyorum ...
Sen gidiyorsun , hoşçakal diyorsun giderken...sen gidiyorsun , içimi söküp gidiyorsun içimden ve bana kal diyorsun...Hem herşeyimi alıyor , geride hiç bir şeyi bırakıyor , beni hiç hiç bir şey kadar bırakıyor , hem de kal diyorsun...Kalıyorum , ardından baka kalıyorum...
Dönüp gidiyorsun , o her teli yüreğime saplanan saçlarını savurup ve yüreğimi var gücünle ayrılık duvarına vurup...acımıyorsun
Hayret tek bir söz bile gelmedi dilime , bak tek bir damla gözyaşı bile akmıyor gözümden. Bir ufacık sitem bile etmiyorum. Bakıyorum ardından bir oyunun son sahnesini seyreder gibi...Sanki birazdan oyun bitecek ...Sen şaka yaptım diyerek , o güneşi kıskandıran gülüşünü de yüzüne takıp döneceksin...Koşup boynuma sarılcaksın , hiç bir şey olmamış gibi...
Beynim durdu sanki , idrak edemiyorum , kabus ne hayal ne , gerçek hangisi...
Bu gidiş nerden nereye , bu ayrılıkta neyin nesi ... Bildiğim tek gerçek aşk ... Sensizlik ölümün bendeki ismi...