#tabuttanhisler

Konu sahibi son olarak 1444 gün önce görüldü

Yapmak istediklerimin arasında kayboldum derken kendimi akışa kapılmayacak kadar da dirayetli buldum.
Hepsi olmayacaksa hiçbiri olmasın mükemmeliyetçiliğinden sıyrılamadım ama, “Hepsi diye bir şey yoktur, o halde kurtul şu hiçlikten” diyemedim kendime.
 
Herkes gittiğinde anlayacaksın değerimi. Dön diye yalvaracaksın bana, işte o zaman olmayacağım yanında.
 
"En azından…“ diye başlayan cümleler gelecek bunun arkasından biliyorum. O zaman da acımıştı, o zaman da sağmıştım ruhumu. Yalnız kendine öncülük ettiğin "bir teselli yuvası” diyeceksin bu asfaltlara, bu kaldırımlara, bu duvarlara ve duvardan da sert insanlara. Gökyüzünü arayacak gözlerin, karanlık. Ne şanssızlık! Acı insanın başına neden kötü havalarda gelir?

Kabul etme süreci diyorlar buna. Elbette sen “Yüz yetmiş kilometre hızla gidiyordum; ama burası otoban değilmiş” demekte özgürsün. Müthiş bir kaza, fevkalade bir enkaz. "En azından…“ diye teselli bulacaklar onlar da, "canına bir şey olmamış.” Ruhunun bir karadeliğe gitmiş olması önemli değil. Benim için de önemli değil. İnsan neyle yaşar sorusunun cevabını yapıştırıp Tolstoy'u mezarında döndürecek değilim.

Ama insan neyle yaşayamaz biliyorum: Benimle.
Yalnız kalamadığımda iyi biri olamıyorum. Bugün ahlak kavramını araştırdım. O yüzden iyiliği de anlamıyorum. Günleri kurtarıyorum.

Dedim ki: “Sizi kendimden sakınıyorum.” Bu asfaltlara, bu kaldırımlara, bu duvarlara, benden bile sert insanlara. Gökyüzünü aradı gözlerim. Yüzü yokmuş karşıma çıkmaya.

Birinin başına gelmem gerek.
Bela okunmamış birinin başına.
 

Birilerinin zihininde bundan sonra hep kötü bir insan olarak kalacağım. Birilerinin zihninde yokum bile. Diğerleri ne kadar tatlı biri olduğumu söylüyor. Halbuki sadece kafam çok karışık.
 

An geliyor, insanları kendimi sevdiğim kadar sevmiyorum. Son bir an oluyor, her şeyin içinde nizamı bozan, en yakışıksız ve önemsiz şey sanki benim. Bazen ben olmasam da her şey olurmuş hüznü, bazen “bu tepeye bir kürek kum taşıdımsa bir parça iyi ki'siyim bu dünyanın” heyecanı. Heyecan peşinde divane olarak koştuğum doğrudur. Çünkü yaşam düze meyilli bir çizgi. Hiç o zikzaklar, iniş çıkışlar olmamış gibi ihtiyar, meymenetsiz sadeliğine geri dönüveriyor. İnsanın kendi eforu olmayınca yaşam pek sıkıcı bir şey.
 

Samimiyet kelimesi üzerine uzun zamandır düşünmüyordum, çünkü inanmadığım kavramları bir kenara bırakmayı öğrenmek hayatımı kolaylaştırmıştı.
Sonra bu kelime ve olumsuzu hakkında tekrardan düşünme fırsatı elde ettim. Uğraşlarımı içimden gelmeyerek, bir yaşam meşgalesi gerekçesiyle mi yapıyordum? Birilerine yararım dokunsun diye mi, kendimi köpürtmek uğruna mı, zamanın geçişini kolaylaştırmak için mi, varmak istediğim bir yer mi var, varsa niye var, yoksa neden gibi soru katmanlarıyla yoğruldum, yoruldum.
Ve şu kanıya vardım: Yaptıklarımı yapmam için sandığımdan daha uzun bir sürem olsaydı daha gevşek, daha sallayarak, daha az önemseyerek geçirirdim bu zamanları.
Hayır bu kanıdan sonra şuna vardım: İçimden gelerek yaptığım tek şey uyumak, yalnız kalmak, hiçbir şeyle ilgilenmemek. Bir bunalım fişeği olarak değil, beni iyi hissettirerek. Gerçekten imkanı olsaydı, içimden yalnızca bu gelirdi.
Samimiyetle (bayılıyorsunuz bu kelimeye), her gayretim delirmemek için. Delirmemek için yaşıyorum.

(Kitaptan:
“Yapmak için çok zaman olduğu söylenseydi, kanıtlansaydı, hiçbir şey yapmaya çalışmazdım. Bütün ötekileri de yapmaya zamanım olduğundan, önce bir şeye başlamak istediğim için dinlenirdim. Bu hayat şeklinin biteceğini ve yaşadıktan sonra, her geceden beklediğimden biraz daha derin, biraz daha unutkan bir uyku içinde dinleneceğimi bilseydim, yapacağım, herhangi bir şeyden başka birşey olmazdı hiçbir zaman.“)
 

Bir yerlere dökülmesi, yayılmaması ama işlemesi gereken şeyleri içimde bir yük gibi taşıyordum. Taşıyordum da kızgın bir soba üzerinde fokurdayan yaşlı ibrik gibi, alınıp boşaltılmıyordum. Kendime yanıyor, kendime doluyor, hayatı kendime bir yük gibi giyiyor, bunları işleyeceğim yerin insanlarda olmadığını biliyor ama o varlığın ne olduğunu bir türlü bulamıyordum.
 
Kendine bu kadar yüklenme . Hadi uyu artık saat kaç olmuş ? Dertlerin bile dinlenmeye ihtiyacı var.
 
Ey kendim, 4 sene önce neyin kafasındaymışsın be.
Değmedi bebeğim değmedi.
 
Geri