Hezarpare
Üye
-
- Katılım
- Ekim 14, 2013
-
- Mesajlar
- 1,402
-
- Tepkime puanı
- 36
-
- Puanları
- 304
-
- Yaş
- 41
-
- Konum
- Kırşehir
Paris’in geniş caddeleri, göz alabildiğine bir açıklık, dışa dönüklük hissi oluşturuyor. Champs-Élysées Caddesi, üzerinde sıralanan kafeler ve mağazalarla şehrin en ışıltılı yerlerinden; yağmur yağdığında ise adeta bir tabloya dönüşüyor.
Farklı ülkelerden çok sayıda insan evlenmek için aşk şehri Paris’i seçiyor. Şehrin bilinen yerlerinde büyük prodüksiyonlarla hatıra fotoğrafı çektirmekse bu törenlerin vazgeçilmezleri arasında yer alıyor.
Paris’te nereye giderseniz gidin Eyfel Kulesi hep yanı başınızda. 1889’dan beri şehrin semalarına yükselen demir kafesten kuleyi, kimi zaman yer üstüne çıkan metroyla kenti gezen turistler şaşkınlıkla izliyor.
Paris, bugün sadece kenti gezebilecek parasal güce ve düşünüşe sahip insanları ağırlamıyor. Afrika’dan Çin’e dek pek çok halktan insan artık kentin sakinleri arasında yer alıyor.
Paris biraz da çatı katları demektir. Gökyüzü ile şehir arasında uzanan çatılar, bohem hayatın da simgeleri arasında sayılıyor ve turuncu bacalarıyla şehir manzarasının anahtarlarını oluşturuyor.
Montmartre’ın zirve noktasında yer alan Sacré-Cœur Bazilikası, Eiffel Kulesi’nden sonra şehrin en yüksek yeri. Bazilikanın tepesine çıkmak için yüzlerce basamağı tırmanmanız gerekiyor. Fakat göreceğiniz manzara buna değer.
Paris’i boydan boya kesen Seine Nehri şehrin denizidir. Yemek ve eğlence yaşamının mekânlarında biri de olan akarsu üzerindeki 37 köprüyle, “Paris bir köprüler kentidir” denmesini sağlıyor.
Fransız bayrağının renkleri olan mavi, beyaz ve kırmızı, giysilerden metroya kadar gündelik hayatın çeşitli alanlarında kendini gösteriyor.
Luxemburg Bahçesi kentin hem dinlence, hem de yürüyüş bakımından en önemli yerlerinden biri. Parisliler özellikle öğle arasında ellerinde kitapları ve yemekleriyle gelip burada kendileriyle, okudukları kitapla ve doğanın sessizliğiyle baş başa kalabiliyor.
Paris’in her köşesinde hafıza mekânları olarak da tanımlanan müzeler ve anıtlarla karşılaşabilirsiniz. Fransız Devrimi’nin sembolik mekânlarından Bastille’deki metro istasyonunun duvarlarında yer alan tarihi şahsiyetler gündelik yaşamın içine karışıyor.
Şehrin en yüksek yeri olan Montmarte, 20. yüzyılın başında burada yaşayan beş parasız ve birbirlerinin kafa dengi sanatçıların sürdürdüğü bohem hayatla ün salmış bir mahalle. Picasso, Monet, Modigliani ve Degas gibi ressamların çoğu buradaki ucuz evlerde yaşadıklarından Montmarte’a “ressamlar tepesi” dendiği de oluyor. Günümüzde değişik ülkelerden gelen sanatçılar çok kısa sürede sizin karikatürünüzü ya da portrenizi yapabiliyorlar.
Âşıkların parmaklıklarına aşklarını simgeleyen kilitler astıkları tahta köprü Pont des Arts, Seine üzerindeki en ünlü köprülerden biridir. Bu onu pek çok edebiyat, sinema gibi sanat eserlerinin de ekseni haline getiriyor. Yakın zamanda asılan aşk kilitlerinin ağırlığına dayanamayarak köprünün kısmen çökmesi hayli tartışma yarattı.
Leonardo Vinci’nin “Mona Lisa” adlı tablosu, dünyanın en ünlü sanat eserlerinden biri. Tablonun yer aldığı Louvre Müzesi’nde onun fotoğrafını çekmek ya da onun önünde kendi fotoğrafını çekmek için yarışan turist toplulukları, müzenin açılışından kapanış saatine dek birbirini izler.
Notre Dame Katedrali Fransız, gotik mimarisinin güzide örneklerinden biri, dahası ilk gotik katedrallerdendir. Seine Nehri kıyısındaki yapı, barındırdığı heykeller, ışığını sihirli hale getiren vitraylarıyla da büyük ilgi görüyor. Katedral dünya edebiyatının ve sahne sanatlarının da mekânlarından biridir.
. kaynak .
Farklı ülkelerden çok sayıda insan evlenmek için aşk şehri Paris’i seçiyor. Şehrin bilinen yerlerinde büyük prodüksiyonlarla hatıra fotoğrafı çektirmekse bu törenlerin vazgeçilmezleri arasında yer alıyor.
Paris’te nereye giderseniz gidin Eyfel Kulesi hep yanı başınızda. 1889’dan beri şehrin semalarına yükselen demir kafesten kuleyi, kimi zaman yer üstüne çıkan metroyla kenti gezen turistler şaşkınlıkla izliyor.
Paris, bugün sadece kenti gezebilecek parasal güce ve düşünüşe sahip insanları ağırlamıyor. Afrika’dan Çin’e dek pek çok halktan insan artık kentin sakinleri arasında yer alıyor.
Paris biraz da çatı katları demektir. Gökyüzü ile şehir arasında uzanan çatılar, bohem hayatın da simgeleri arasında sayılıyor ve turuncu bacalarıyla şehir manzarasının anahtarlarını oluşturuyor.
Montmartre’ın zirve noktasında yer alan Sacré-Cœur Bazilikası, Eiffel Kulesi’nden sonra şehrin en yüksek yeri. Bazilikanın tepesine çıkmak için yüzlerce basamağı tırmanmanız gerekiyor. Fakat göreceğiniz manzara buna değer.
Paris’i boydan boya kesen Seine Nehri şehrin denizidir. Yemek ve eğlence yaşamının mekânlarında biri de olan akarsu üzerindeki 37 köprüyle, “Paris bir köprüler kentidir” denmesini sağlıyor.
Fransız bayrağının renkleri olan mavi, beyaz ve kırmızı, giysilerden metroya kadar gündelik hayatın çeşitli alanlarında kendini gösteriyor.
Luxemburg Bahçesi kentin hem dinlence, hem de yürüyüş bakımından en önemli yerlerinden biri. Parisliler özellikle öğle arasında ellerinde kitapları ve yemekleriyle gelip burada kendileriyle, okudukları kitapla ve doğanın sessizliğiyle baş başa kalabiliyor.
Paris’in her köşesinde hafıza mekânları olarak da tanımlanan müzeler ve anıtlarla karşılaşabilirsiniz. Fransız Devrimi’nin sembolik mekânlarından Bastille’deki metro istasyonunun duvarlarında yer alan tarihi şahsiyetler gündelik yaşamın içine karışıyor.
Şehrin en yüksek yeri olan Montmarte, 20. yüzyılın başında burada yaşayan beş parasız ve birbirlerinin kafa dengi sanatçıların sürdürdüğü bohem hayatla ün salmış bir mahalle. Picasso, Monet, Modigliani ve Degas gibi ressamların çoğu buradaki ucuz evlerde yaşadıklarından Montmarte’a “ressamlar tepesi” dendiği de oluyor. Günümüzde değişik ülkelerden gelen sanatçılar çok kısa sürede sizin karikatürünüzü ya da portrenizi yapabiliyorlar.
Âşıkların parmaklıklarına aşklarını simgeleyen kilitler astıkları tahta köprü Pont des Arts, Seine üzerindeki en ünlü köprülerden biridir. Bu onu pek çok edebiyat, sinema gibi sanat eserlerinin de ekseni haline getiriyor. Yakın zamanda asılan aşk kilitlerinin ağırlığına dayanamayarak köprünün kısmen çökmesi hayli tartışma yarattı.
Leonardo Vinci’nin “Mona Lisa” adlı tablosu, dünyanın en ünlü sanat eserlerinden biri. Tablonun yer aldığı Louvre Müzesi’nde onun fotoğrafını çekmek ya da onun önünde kendi fotoğrafını çekmek için yarışan turist toplulukları, müzenin açılışından kapanış saatine dek birbirini izler.
Notre Dame Katedrali Fransız, gotik mimarisinin güzide örneklerinden biri, dahası ilk gotik katedrallerdendir. Seine Nehri kıyısındaki yapı, barındırdığı heykeller, ışığını sihirli hale getiren vitraylarıyla da büyük ilgi görüyor. Katedral dünya edebiyatının ve sahne sanatlarının da mekânlarından biridir.
. kaynak .