T.C. Diyanet işleri tamamen kaldırılmalıdır.
T.C. Diyanet işleri başkan yardımcısı CEMEVLERİ CÜMBÜŞ EVİDİR dedi.
Erzincan Tezcan Lisesinde ilçe müftüsü ALEVİLER SATANİST VE GAVURDUR dedi.
Türkiye'de son zamanlarda HRİSTİYAN DİN ADAMLARINA yönelik toplu katliam boyutuna varan sistemli örgütlü saldırılar oldu!
Diyanet İşleri Başkanı bizzat 'Tarikat örgütlenmesi hukuken yasak ama fiilen var.' diyerek yasal ve hukuki durumları hiçe saydı.
Diyanet İşleri Başkanlığı için Ankara Bahçelievler’de devletin tahsis ettiği altlı üstlü iki daire bulunduğu hâlde bir süre önce Angora Evleri’nden 500 bin dolar civarında bir bedelle lüks bir villa satın alındı, (inancının farklılığına veya inançsızlığına değer vermediği bu halkın vergilerinden ödenek sağlayarak satın alındı) Sayın Diyanet İşleri Başkanı’nın bu villada oturmaktadır.
AİHM ve DANIŞTAY kararlarına rağmen okullarda hala diğer DİN'den, İNANÇTAN, ve ALEVİ çocuklarına zorla din dersi okutturuyorlar.
RECEP TAYYİP ERDOĞAN, Karacahmet cem evini yıkamadım içimde ukde kaldı demişti.
Türkiye'de hepimizin vergilerinden kesilen paralarla finanse edilen bir Diyanet İşleri Başkanlığı var.
Türkiye'de müslüman, hristiyan, yahudi, dindar, dinsiz bütün vatandaşların vergilerinin bir bölümü, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın personel maaşlarına, çeşitli harcamalarına, camilerin yapım, bakım, onarım ve çeşitli giderlerine harcanıyor.
Demokratik Sosyal bir Hukuk [!?] devleti olan bir ülkede sadece İslam Dinini, üstelik İslam dininin sadece Sünni yorumunun temsil ve sözcülüğünü, propagandasını ve ihtiyaçlarını üstlenen bir Diyanet İşleri Kurumu varsa, o ülkenin EŞİT ve DEMOKRATİK HUKUK DEVLETİ olduğu ileri sürülebilir mi?
**
Diyanet'in tüm vatandaşlardan toplanan vergilerle ayakta durmasına rağmen sadece Sünni Müslümanlara hizmet vermesi başlıca eleştiri kaynağı durumunda.
Demokratikleşme için din-devlet ilişkisini özgürlükçü konsepte sokmak, devletin yükünü azaltmak, inancı özgürleştirmek gerekiyor. Bunun için de tam tersi bir sürecin işlemesi lazımdır.
Türkiye'de 'tek din' vardır. Devlet eliyle bir dinin akredite edildiği, eğitimin yapıldığı, hizmetlerinin sunulduğu bir ülkede yaşıyoruz.
Yani laiklik kavramsalının izah edemeyeceği kavramla karşı karşıyayız. Diyanetin bugüne kadarki durumu da zaten budur. Bu muhtemel bir tehlike değil, içinde yaşadığımız tablodur.
Diyanet tamamen kaldırılmalı
Devletin tarafsızlığı ve inançların özgürlüğü açısından devletin kontrolünde bir inanç ve din kurumu olmamalıdır.
Diyanetin savunmacıları Diyanet olmazsa, işin cemaatlere kalacağını ve din kavgaları, tarikat kavgaları olabileceğini iddia etmelerine rağmen bu gün hem diyanet hem de cemaat ve tarikatlar devlet tarafından korunmakta,kollanmakta,beslenmekte ve teşvik edilmektedir.
Bir takım siyasi mevkilerin paylaşımında, ekonomik rant paylaşımlarında bu inanç grupları, dini gruplar zaten bu kavganın içindeler.
Çeşitli inançlara mensup insanların ve ateistlerin hizmet görmediği bir kurum, her anlamda ayrımcılık ve haksızlık ortaya çıkartır.
O nedenle Diyanet gibi bir kurumun tümden kaldırılması ve her inanç alanının başkasının özgürlüğünü tehdit etmediği müddetçe istediği gibi örgütlenmesi, eğitimini, ibadetini yapabilmesi gerekir.
Doğru olan, herkesin kendi inançları çerçevesinde örgütlenmesidir ve devletin hiçbir surette rol sahibi olmamasıdır