Susmak Gerekir Bazen

Konu sahibi son olarak 4337 gün önce görüldü
Susmak gerekir bazen,
Saatlerce konuşmamak,
Kendini anlatmaya çalışmamak,
Yada kimseyi anlama çabasına girmemek; gerekir işte...
Bazen yazmak gerekir,
Noktalamaları umursamadan,
Kafiyeleri önemsemeden,
Sadece içindekileri anlatmak,
Ya kalem yardımıyla bir parça kağıda,
Ya klavye yardımıyla beyaz bir sayfaya...
Sayfanın beyaz olması mühimdir,saflığı temizliği anlatır beyaz,
İçindeki kötülüklerin bile kaybolma ihtimali vardır beyazda...
Saçmalamak gerekir bazen,
Mantıktan uzaklaşıp dengesizce davranmak,
İçindeki deliyi özgür bırakmak...
Bazen çok şey gerekir insana,
Önemli olan, o an sana ne gerektiğini anlamak.
 
Bugün bana yazmak gerekiyor,
Saatlerce yazmak.
Ağzımı hiç açmadan, konuşmadan,
Telefonlara bile bakasım yok, o derecede susmak istiyorum...
Niye olduğunu bilmediğim saçma sapan yorgunluklarım var,
Adını koyamadığım kime olduğunu bilmediğim,
Manasız ve bir o kadar da anlamsız kırgınlıklarım...
 
Neden bilmiyorum ama bu suskunluk kafamı şişiriyor.Bu kadar mı gürültülü olur bir insanın beyni ? Bazen alıp karşıma birisini içimdeki herşeyi anlatmak istiyorum. Ruhumu daraltan içimi kasıp kavuran ne kadar saçma sapan sancı varsa hepsini ona anlatıp sonra da çekip gitmek ve bir daha o kişiyi hiç görmemek geliyor içimden...Sonra düşünüyorum da çevremde kime yapabilirim böyle bir kötülüğü ? Sanırım hiç kimseye. Peki ya tanımadığım birisiyle konuşsam ? İnsan tanımadığı birine herşeyini anlatabilir mi ? Sanmıyorum...
Günümüzde birilerine selam verirken bile acaba benden bir şey ister mi korkusuyla yaşarken oturup birine içini daraltan herşeyi anlatmakta neymiş...
Manyakmısın oğlum bak işine.
 
Kimine göre sertim,
Kimine göre güler yüzlü,
Kimine göre çok çalışkanım,
Kimine göre vurdumduymaz,
Kimine göre iyi biriyim,
Kimine göre kötü,
Kimine göre vs vs..
Beni ilgilendiren tek şey ise ;
Büyüdüğü zaman, oğlum için; ne ifade edeceğim...
 
Yanımda, hemen başucumdasın,
Yine de seni özlemekle meşgulüm.
Neden aramak gibi saçma bir uğraş içerisine girmeyi planlamıyorum,
Çünkü ben seni nedensiz sevmekle mutluyum.
 
Gecenin bir yarısı gelmeyen bir uyku, neyin inadı gözlerimdeki anlayabilmiş değilim. Yazdıklarımın güzel şeyler olduğunu iddia etmiyorum ama belki uyku hapı etkisi yaratır diye hayal ediyorum...Sanırım biraz fazla hayalperest oldum.
Gece gece neyin peşindeyim ben ? Gelmeyen uykumun mu ? Yoksa beynimin içindeki damarları zorlarcasına kafamı kurcalayan soruların mı ? Bazen ne kadar çok cevapsız soru var diye şikayet edesim geliyor şikayet bile edemiyorum...
Sonra sus diyorum kendime sadece düşün!
Bakıyorum o da olmuyor.
 
Bir sonbahar akşamında katledilmiş dizeleri şairin,aşk denen girdabın tam ortasında, seslenirken sevgiliye.
Kaleminden dökülen her kelime bir kurşun misali saplanırmış yüreğine,ağlamak istermiş onuda beceremezmiş.

Mişli geçmiş zamanda kalmış aşk,
Kürdili hicazkâr makamında,
Gelecek zamandan bir parça çalarak
Sevdalının ömründen ömür alarak...
 
Ne kadar saçma şeyler yazıyorum; şiir desem değil, düz yazı desem hiç değil ama ne bileyim iyi geliyor işte...
Bağırıp çağırmaktan kavga etmekten birilerine kötü söz söyleyip kalp kırmaktan, başkalarının emeğini çalmaktan iyidir...
 
Ömrümün kanayan yarası
Bir Mayıs akşamı çık gel
ne bir ses ne de ben geldim demene gerek yok
çık gel ..
masa da çayın , kalbimde yerin hazır ..
 
Sensiz mavisi bıçaklanmış akşam üstüyüm,Ateşten bir denizim kıyılarım yok,Sensiz kar altında dağlarım anlıyor musun,Kadınım baharım aç elini aç elini...
 
Evlatlar babalara verilmiş kutsal birer emanettir kıymetini bilmek gerekir.
 
Birlikte kaç mevsim geçse de seviyorum seni, her an biraz daha özlüyorum. Birlikte geçiremediğimiz zamanı hesap etsem kaç yıl çıkar ortaya bilmiyorum,birlikte geçiremediğimiz zaman adına özlüyorum seni.
 
Duvar olsam sen isyanını yazsan, belki birkaç slogan üzerime,
Duvar olsam bir dost gelip sırtını yaslasa korkusuzca...
Duvar olsam sevdiklerimin etrafında korusam onları sonsuza kadar,
Duvar olsam sadece taştan ve hiçbirşey hissetmesem...
 
Yazdıklarım güzel olsun diye çabalamıyorum içimden geçsinler yeter.
 
Geceyi seviyorum, bana sabah olacağını hatırlatıyor. Umutla gülümsüyorum; her karanlık gecenin mutlaka aydınlık bir sabahı vardır diyerek...
Şarkının da dediği gibi; güzel günler göreceğiz çocuklar...
 
Kendimi sana bırakıp çekilsem bir köşeye,sendeki beni seyretsem, biraz bencilce bir istek kabul ediyorum.Bazen benim de egolarımın tatmin olmaya ihtiyacı oluyor. Sonra geçip gidiyor öyle ansızın...
Kabul etmeliyim yaşlanıyorum, sakallarıma düşen aklar hatırı sayılır bir şekilde bunu gösteriyor.Beyazlar canımı sıkmıyor, hatta bazen; güzel olduklarını bana yakıştıklarını bile düşünebilirim ama sanırım ölüme yaklaşıp, seni bırakıp gitme ihtimali hüzünlendiriyor. Neyse...

NoNiCK
 
Kal diyecektim,
Bir fincan kahve içelim,
Kırk yıl sana uzaktan bakma ihtimali vardı,
Varsın kalmasın hatırımız diye susuverdim.
 
Gel hadi yine birkaç kelime edelim seninle güzel dostum, öyle havadan sudan konuşalım kimseye anlatamadığım dertlerimi anlatayım sana farkında değilsin ama bir nefes kadar yakınındayım yine...
 
Geri