Sürekli Genital Uyarılma Bozukluğu: Günde 100'ün Üzerinde Orgazma Sebep Olabilen Bir Bozukluk!

Konu sahibi son olarak 1037 gün önce görüldü
Genel Bilgiler: Patoloji ve Mekanizma

Sürekli Genital Uyarılma Bozukluğu (SGUB) yani Persistent Genital Arousal Disorder (PGAD) çoğu zaman cinselliğe olan düşkünlükle ilişkilendirilebiliyor; ancak gerçek bundan farklı. Aslında bu durum, cinsel bir uyaran veya cinselliğe dair bir istek olmaksızın ortaya çıkan bir uyarılma bozukluğu.

Bu bozukluk çok büyük ölçüde kadınlarda görülüyor. Bilim dünyası "kadın orgazmı" bilmecesini henüz tam anlamıyla çözememişken, bu bozuluğa dair soru işaretleri de oldukça fazla. Üstelik kadın cinselliğinin pek çok toplumda hala bir tabu oluşu, bu anomalinin anlaşılmasını güçleştirebiliyor. Kadınların bu konudaki anketlere katılmasından, sorulan sorulara doğru ve açık cevaplar verebilmesine kadar hemen her araştırma basamağında sorunlarla karşılaşılabiliyor.

Araştırmalara göre kadının cinselliğini tabulaştıran yaklaşımlar, bozukluğun seyrini de etkileyebiliyor. Hayatlarını bu bozukluk ile sürdüren kadınlar, toplumca seks düşkünü olarak algılanmaktan kaygılanabiliyor. Çevreye yönelik bu kaygıların dışında bir kadın olarak cinsel uyarılmayı utanç sebebi statüsünde değerlendirebiliyorlar. Tüm bu sosyal ve psikolojik etkenler bu bozukluğun olduğundan daha rahatsız edici bir hal almasına neden olabiliyor.

PGAD görülen hastalar, kendiliğinden gelişen uyarılmalar yaşıyor. Bu uyarılma hali saatler, hatta bazen günler sürebiliyor. Yapılan çalışmalara göre bu uyarılma hali tek bir orgazmla sona ermeyebileceği gibi bazen de uyarılmalara rağmen bireylerin orgazma ulaşamadıklarını gösteriyor. Bu bozukluk, sürekli uyarılmalardan ve orgazmlardan ibaret de değil. Genital bölgede rahatsızlık hissi oluşturan pek çok farklı durum da PGAD ile ortaya çıkabiliyor. Örneğin hastalar genital bölgede aşırı duyarlılık, klitoral karıncalanma, tahriş, vajinal kasılma, basınç hissi vb. sıkıntılar yaşıyor. Bu durum neredeyse her üç hastadan biri tarafından acı veren bir deneyim olarak ifade ediliyor. Üstelik bu deneyimler, günlük hayatımızın rutini haline gelmiş herhangi bir eylemi gerçekleştirirken ortaya çıkabiliyor.

Hastalar stres veya sinirlilik anında uyarılabileceği gibi sıradan bir otobüs yolculuğunda, giyinirken kıyafetlerin sürtünmesi sonucunda bunun gibi daha pek çok cinsellik içermeyen durum karşısında da uyarılabiliyor. İstemsiz olarak ortaya çıkan bu semptomlar hastaların "kendilerine yabancı" hissetmelerine sebep olabiliyor. Herhangi bir anda bu durumun ortaya çıkabileceğini bilmenin verdiği gerginliğin yanı sıra kontrol edemedikleri bir deneyim yaşamanın stresiyle de baş etmek durumunda kalabiliyor.

Bu anomali, kadınların hem günlük yaşantılarını hem de cinsel yaşantılarını büyük ölçüde etkileyebiliyor. Çalışmalara göre PGAD ile yaşayan hastaların daha az cinsel arzu duyduğunu ve daha az tatmin olduklarını gösteriyor. Bu durum çok daha ciddi sorunlara da neden olabiliyor ve anksiyete bozukluklarına, depresyona hatta intihar girişimlerine yol açabiliyor.

Belirti ve Semptomlar
Detaylarını belirtmiş olduğumuz semptomları toparlayacak olursak Sürekli Genital Uyarılma Bozukluğunda:

Orijinal 5 kriter olan:
Cinsel uyaran/istek/düşünce olmaksızın süregelen uyarılma durumu
Cinsel uyarılma halinin saatler veya bazen günler sürmesi durumu
Cinsel uyarılma halinin bir veya daha fazla orgazma rağmen sürmesi hali
Cinsel uyarılma halinin istenmeyen ve müdahaleci bir deneyim olarak görülmesi
Deneyime ilişkin en azından orta derecede veya daha fazla sıkıntı hissedilmesi

Bu kriterlere ek olarak:
Vajinal kasılmalar
Yanma hissi
Vajinal bölgede aşırı hassasiyet, basınç ve karıncalanma hissi4
Tahriş

Hastalık kaynaklı olarak ise:
Ciddi anksiyete bozuklukları
Depresyon
İntihara yatkınlık
Panik atak
Suçluluk ve utanç duygusu
Kendine ve bedenine yabancılaşma hali

Hastalıkla İlişkili Genler, Etken Faktörler ve Risk Faktörleri
Hastalığın nedeni tam anlamıyla bilinmese de farklı çalışmalar çeşitli potansiyel nedenler üzerinde duruyor. Örneğin yapılan bir araştırma, Sürekli Genital Uyarılma Bozukluğu ile yaşayan kadınların %50'sinin geçmişte cinsel istismara uğradığını, bu vakaların %53'ünde istismarın çocukluk döneminde tecrübe edildiğini ortaya koyuyor. Yine aynı araştırmada Sigmund Freud'un çocuklukta yaşanan cinsellik hakkındaki fikirlerine gönderme yapılıyor. Freud, cinsel olgunluğa erişmeden yaşanan cinsel deneyimlerin, olgunluk döneminde ve sonrasında cinsel donanımın gelişmesiyle birlikte yaşandığından daha güçlü ve o anda yaşanıyormuşçasına deneyimlenebileceğini dile getiriyor. Yani bu çocukluk deneyimi bilinçsizce tekrar tekrar yaşanabiliyor. Cinsel istismar ve PGAD arasındaki potansiyel ilişkinin böyle açıklanabilmesi mümkün görülüyor.

Bazı nörolojik araştırmalara göre genital uyarılmanın düzenlenmesini kontrol eden mekanizmalar sebepler arasında olabiliyor. Örneğin merkezi sistem anormalliklerinin veya sempatik sinir sisteminde gözlenen aşırı aktivitenin bozukluğa neden olabileceği belirtiliyor. Diğer çalışmalar ise kronik vulva ağrılarının veya disparoninin yani cinsel ilişkide penetrasyon sırasında duyulan acının nedenler arasında olabileceğine değiniyor. Bozukluğun; huzursuz bacak sendromu, fibromiyalji, kronik yorgunluk sendromu ve Parkinson gibi genel sendromlarla da ilişkili olabileceği düşünülüyor.

Teşhis Yöntemleri
Sürekli Genital Uyarılma Bozukluğu düşündüren semptomların var olması halinde öncelikle fiziksel muayene yapılıyor. Klitoral bölge ve çevresi inceleniyor ve labia major veya labia minor bölgede lezyon bulunup bulunmadığı kontrol ediliyor. Vulvar vestibülde sağlıklı ve normal bir mukoza olup olmadığı kontrol ediliyor. Üretra ve periüretral bölgenin değerlendirmeleri yapılıyor. Pelvik taban kasları inceleniyor ve derin palpasyon yapılarak bölgenin muayenesi yapılıyor. Elde edilen tüm verilerin değerlendirilmesiyle teşhis aşamasına geçiliyor.

Tedaviler veya İdare Yöntemleri
Pek çok nedenle gelişebilen PGAD için kapsamlı ve etkili bir tedavinin basitçe öne sürülmesi ne yazık ki kolay değil ancak bu çok yönlü bozukluğa yönelik farklı uygulamalar mevcut. Genital bölgeye buz torbası uygulaması, pelvik masaj, pelvik-perineal fizyoterapi gibi seçeneklerin önemi vurgulanıyor. Zaman zaman bazı anesteziklerin kullanılmakta olduğu biliniyor. Bilişsel davranış terapisi veya farkındalık eğitimi de Sürekli Genital Uyarılma Bozukluğu ile başa çıkmakta etkili olabiliyor.

Müddet Tahminleri (Prognoz)
Sürekli Genital Uyarılma Bozukluğu değerlendirildiğinde belirli bir süre ön görülmüyor; ancak aralıklı olarak, senelerce sürebileceği biliniyor. Bozukluğun tekrar etmesine yönelik endişe ve kaygı durumunun ise süreci uzatabileceği söyleniyor.

Görülme Sıklığı ve Dağılımı (Epidemiyoloji)
Görülme sıklığı ve dağılımı da aslında PGAD'a dair bilinmeyenler arasında yer alıyor. Yine de yapılan bir çalışmaya göre, bir cinsel sağlık kliniğine giden her doksan altı kadından birinin orijinal beş PGAD kriterini onayladığını, otuz iki tanesinin de bu kriterlerden birini veya birkaçını onayladığı görülüyor. Ek olarak bozukluğun kadınlarda erkeklerden daha yaygın olarak görüldüğü biliniyor.


Kaynaklar ve İleri Okuma
A. C. Pernot-Masson. (2020). Persistent Genital Arousal Disorder: A Neurodevelopmental Hypothesis. European Journal of Trauma & Dissociation, sf: 100159. doi: 10.1016/j.ejtd.2020.100159. | Arşiv Bağlantısı
S. Leiblum. (2008). Genital Arousal In Women: Problem, Pathology Or Normative Response. Sexologies, sf: S27. doi: 10.1016/S1158-1360(08)72578-7. | Arşiv Bağlantısı
S. Leiblum. (2008). Persistent Genital Arousal Disorder In Women: What Is Known And What Is Unknown. Sexologies, sf: S26-S27. doi: 10.1016/S1158-1360(08)72577-5. | Arşiv Bağlantısı
S. D. Cohen. (2017). Diagnosis And Treatment Of Persistent Genital Arousal Disorder. Reviews in Urology, sf: 265. doi: 10.3909/riu0784. | Arşiv Bağlantısı
M. Aswath, et al. (2016). Persistent Genital Arousal Disorder. Indian Journal of Psychological Medicine, sf: 341. doi: 10.4103/0253-7176.185942. | Arşiv Bağlantısı

R. Jackowich, et al. (2017). 056 Prevalence Of Persistent Genital Arousal Disorder Criteria In A Sample Of Canadian Undergraduate Students. The Journal of Sexual Medicine, sf: e368-e369. doi: 10.1016/j.jsxm.2017.04.055. | Arşiv Bağlantısı
 
Geri