IkRa
Üye
-
- Katılım
- Nisan 10, 2019
-
- Mesajlar
- 102
-
- Tepkime puanı
- 10
-
- Puanları
- 268
-
- Konum
- aLem-i ervaH
İslâm devletlerinde hükümdara verilen unvan.
“Pâdişâh, hâkan, han, hükümdar†mânâlarındadır.
Sultan tâbiri, Müslüman hükümdarlarının özellikle Sünnî bölümüne âit tek unvandır.
Kelime, Süryânice'den alınmış olup, iktidar sâhibi demektir.
Daha sonraları hâkimiyet, kanıt ve burhan mânâsına da alınmıştır.
Sultan unvânını ilk defâ 2.
asrın ilk senelerinde, Gazne’de hükümdar tespit edilen Mahmud İbn-il Buyruk Sebüktekin kullandı.
Hilâfet, Emevî ve Abbâsî sultanlarında bulunduğundan, bunlara mecâzen halîfe, başka devasa İslâm devletlerinin emirlerine, hükümdarlarına sultan denildi.
Sultanlık Gaznelilerden, Selçuklulara ve onlardan da Osmanlılara geçti.
Selçuklu Sultanı Tuğrul Beye, Abbâsî hilâfet merkezini Şiî Büveyh erkek çocuklarının tahakkümü altından kurtardığından Abbâsi halifesi doğrulusunda Karaların ve Denizlerin Sultanı unvanı verilmişti.
Haçlılara karşı kahramanca müdâfaasıyla şöhret bulan Kılıç Arslan, Sultan-ı İklim-i Rum lâkabıyla meşhurdur.
Osmanlı Sultanları, Orhan Gaziden îtibâren kitâbelerinde hep sultan tâbirini kullandılar.
Sikke üstünde ilk defâ sultan sıfatını kullanansa Birinci Murâd Handır.
Emir Süleyman’ın sikkelerinde yalnız “Emir Süleyman†ibâresi görülür.
Çelebi Sultan Mehmed, Sultan ve Sultan-ı Âzam, Es-Sultan-ül Melik-ül Âzam ibâresi tespit edilen ve Akçe-i Osmanî olarak bilinen gümüş sikkeleri kestirdi.
İkinci Murâd Hanın bâzı sikkelerinde Sultan ünvânı yer aldığı gibi, halefleri de paralarında bu tâbiri bol miktarda kullanmışlardır.
Sultan Çelebi Mehmed’e kadar Osmanlı pâdişâhları için resmî kayıtlarda Sultan adına “Bey†ünvânı kullanılmaktadır.
Sultan sözcüğü Sultan-üs-Selâtin, Sultan-ül-Mücâhidin, Sultan-ül-Guzât, Emir-ül-Kebir unvanları lüzum tâzimen, lüzum umûmi sûrette pâdişâhlar ile ilgili kitaplara ve kitâbelere yazılmıştır.
Abbâsî Halifesi, Sofya’nın fethi üstüne Murâd Hüdâvendigâr’a yazdığı mektupta “Sultan-ül-Guzât, El-Mücâhidin†diye hitap ediyor idi.
Batı dillerinde salt mânâda Sultan sözcüğü, yalnız İstanbul’da ikamet eden pâdişâh mânâsına gelir.
Türkler ise kendisi hükümdarlarına yalnız kullanırken Sultan değil, Padişah derler.
Sultan kelimesini, fakat adla birlikte, Sultan Osman, Sultan Abdülaziz şeklinde kullanır ya da Murad Han, Abdülmecid Han derler.
Yalın sözcük olarak “Pâdişâhâ kullanırlardı.
Pâdişâh, Türk imparatoru sıfatıyla hâkan, İslâm imparatoru sıfatıyla sultandı.
Pâdişâhların kız ve erkek çocukları, anneleri ve kadınları için de adından ardından, Hadice Turhan Sultan’da bulunduğu gibi sultan ünvânı kullanılırdı.
“Pâdişâh, hâkan, han, hükümdar†mânâlarındadır.
Sultan tâbiri, Müslüman hükümdarlarının özellikle Sünnî bölümüne âit tek unvandır.
Kelime, Süryânice'den alınmış olup, iktidar sâhibi demektir.
Daha sonraları hâkimiyet, kanıt ve burhan mânâsına da alınmıştır.
Sultan unvânını ilk defâ 2.
asrın ilk senelerinde, Gazne’de hükümdar tespit edilen Mahmud İbn-il Buyruk Sebüktekin kullandı.
Hilâfet, Emevî ve Abbâsî sultanlarında bulunduğundan, bunlara mecâzen halîfe, başka devasa İslâm devletlerinin emirlerine, hükümdarlarına sultan denildi.
Sultanlık Gaznelilerden, Selçuklulara ve onlardan da Osmanlılara geçti.
Selçuklu Sultanı Tuğrul Beye, Abbâsî hilâfet merkezini Şiî Büveyh erkek çocuklarının tahakkümü altından kurtardığından Abbâsi halifesi doğrulusunda Karaların ve Denizlerin Sultanı unvanı verilmişti.
Haçlılara karşı kahramanca müdâfaasıyla şöhret bulan Kılıç Arslan, Sultan-ı İklim-i Rum lâkabıyla meşhurdur.
Osmanlı Sultanları, Orhan Gaziden îtibâren kitâbelerinde hep sultan tâbirini kullandılar.
Sikke üstünde ilk defâ sultan sıfatını kullanansa Birinci Murâd Handır.
Emir Süleyman’ın sikkelerinde yalnız “Emir Süleyman†ibâresi görülür.
Çelebi Sultan Mehmed, Sultan ve Sultan-ı Âzam, Es-Sultan-ül Melik-ül Âzam ibâresi tespit edilen ve Akçe-i Osmanî olarak bilinen gümüş sikkeleri kestirdi.
İkinci Murâd Hanın bâzı sikkelerinde Sultan ünvânı yer aldığı gibi, halefleri de paralarında bu tâbiri bol miktarda kullanmışlardır.
Sultan Çelebi Mehmed’e kadar Osmanlı pâdişâhları için resmî kayıtlarda Sultan adına “Bey†ünvânı kullanılmaktadır.
Sultan sözcüğü Sultan-üs-Selâtin, Sultan-ül-Mücâhidin, Sultan-ül-Guzât, Emir-ül-Kebir unvanları lüzum tâzimen, lüzum umûmi sûrette pâdişâhlar ile ilgili kitaplara ve kitâbelere yazılmıştır.
Abbâsî Halifesi, Sofya’nın fethi üstüne Murâd Hüdâvendigâr’a yazdığı mektupta “Sultan-ül-Guzât, El-Mücâhidin†diye hitap ediyor idi.
Batı dillerinde salt mânâda Sultan sözcüğü, yalnız İstanbul’da ikamet eden pâdişâh mânâsına gelir.
Türkler ise kendisi hükümdarlarına yalnız kullanırken Sultan değil, Padişah derler.
Sultan kelimesini, fakat adla birlikte, Sultan Osman, Sultan Abdülaziz şeklinde kullanır ya da Murad Han, Abdülmecid Han derler.
Yalın sözcük olarak “Pâdişâhâ kullanırlardı.
Pâdişâh, Türk imparatoru sıfatıyla hâkan, İslâm imparatoru sıfatıyla sultandı.
Pâdişâhların kız ve erkek çocukları, anneleri ve kadınları için de adından ardından, Hadice Turhan Sultan’da bulunduğu gibi sultan ünvânı kullanılırdı.
Son düzenleme: